resm

Bulgaristan Erdoğan’a Güveniy...

10 Ağustosta Türkiye Devletine Başkan seçiliyor. Türkiye Cumhuriyeti’nde, yerli ve uluslararası medyada, Bulgaristan’da, Balkanlar’da, Türkista...

recep-tayyip-erdogan

Bulgaristan’da STK’lard...

Bulgaristan'da faaliyet gösteren beş sivil toplum kuruluşu, "Balkanlar Erdoğan'a Güveniyor Platformu" altında birleşerek Cumhurbaşkanı adayı ve Başbak...

trthd

Türkiye’de Cumhurbaşkanı Seçi...

Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili aşağıda kayıtlı hususların görev bölgemizdeki (Filibe (Plovdiv), Kırcaali, Pazarcık, Hasköy (Haskovo), Smolyan, E...

IMG-20140716-WA0004

BULTÜRK’DEN “HOŞ GELDİN...

İsmail ERDEM BULTÜRK YK üyeleri ve sempatizanlarından oluşan bir heyet yeni atanan Bulgaristan Başkonsolosu Sn. Angel Angelov'un daveti üzerine İst...

Yaşam

kapikule-sira-cilesi

Gurbetçiler Bayram Yolunda

Trakya Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü Müslüm Yalçın, Pazar günü itibariyle 5 bin aracın girişinin yaptığını söyledi. Araçlara iyi hizmet ver...

Kültür-Sanat

bulgaria_map

Bulgaristan’a mülteci akımında yine artış var

Mülteciler Ajansı Başkanı Nikolay Çirpanliev Bulgaristan’a giren mülteci sayısında yeniden artış yaş...

Eğitim

ogrenci-sinav

İngiliz üniversiteleri Bulgaristan’dan öğrenci alıyor

“Sunday Times” gazetesinin haberine göre İngiltere’de Bristol Üniversitesi, Manchester Üniversitesi ve Londra İmparatorluk Koleji dahil olma...

Ekonomi

tekstil

Tekstil ve giyim üretimi ve ihracatı artıyor

Ulusal İstatistik Enstütüsü ve Eurostat tekstil ve giyim sektörü ihracatında 2013 yılında artış kaydetti. Geçen yıl ihracat 1.8 milyar avroy...

Sağlık-Spor

ILK_6885---ssss

Doç. Dr. Kudret Bülbül’den Basın açıklaması

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Doç. Dr. Kudret Bülbül: ‘‘ABAD kararı Almanya’daki Türk vatandaşlarımızın aile birleşiminde y...

Kırcaali’de Konuşma Metni

resm

Rafet ULUTURKÜN konuşması

Bizler Türklüğün meyvesi olan Orta Asya Bozkırlarından, Tanrı dağlarından yola çıkarak Anadolu’dan önce Türkleşen Rumeli’ye ulaşan, Bulgaristan topraklarını Türk Dünyası coğrafyasına katan Evlad-ı Fatihanların torunlarıyız. Rodop Dağlarından kıvrım kıvrım akarak Anadolu’ya doğru hızla ilerlediği Akıncılar yurdunda bulunmak. Birçok türkülere, hikâyeye romanlara ve manilere konu olan Rodop insanının ayrılmaz parçası nazlı yâri Arda boyunda yaşayan kahraman Kırcaalilere Bulgaristan’da ULUS Derneği -Aliş Sait,, Ulusal Türk birliği-Menderes KUNGUN, Kültür hizmet ve araştırma derneği, Türk kültür derneği progres –Rodoplarda tür kültürü smolyan Rufat FELETİ ve diğer STK kuruluşlarımızla birlikte yaptığımız bu iftarımıza hoş geldiniz sefalar getirdiniz.

Muhterem misafirler,  Kırcaali’de iftarda bulunmak insanı çok farklı duygulara sevk ediyor.

Yıllarca kendi kültürümüzden, dinimizden dilimizden uzak tutulmak için uygulanan kültürel soykırımın etkileri hala canlı duruyor hatıralarımızda. Bunlar bizlerin benliğimizde derin yaralar bıraktı.

Bu yaraların onarılması daha yıllar alacak.

Ama bizleri en çok etkileyen husus bu denli vahşiyane uygulamalar yapan Bulgar komünist devlet yöneticilerinden hiç bir kimsenin ceza almamış olmasıdır.

Hatta bu konuda, dava dahi yürütülmemesidir. Bunu nasıl yorumlayacağız.

Ya bugünkü yöneticiler bunu tasvip ediyor, ya da ülkede dürüst bir tane yargı mensubu yok demektir bana göre, ben böyle yorumluyorum.

Belki de zaman aşımı için bekleniyor, ama insanlığa karşı suçlarda zaman aşımı olmaz.

Yüreklere su serpmek için bu davaların yürütülmesi ve sonuçlandırılması şarttır.

Neticeleri ne olursa olsun.

Günümüzde örf ve adetlerimiz ile dini inançlarımızı uygulama imkânımız var.

Ancak bazı çevreler bizim adetlerimizi yozlaştırmak için elinden geleni yapmaktadırlar.

Biz bunlara engel olmalıyız. En basit örnek, yağmur duası merasimlerini, bir nevi eğlenceye çevirme,  maksadının dışına itme, gayretleri, bir nevi sıbora çevirme çabaları gözlenmektedir.

Buna asla müsaade etmemeliyiz.

Biz binlerce yıldır atalarımızdan nasıl devraldıysak öyle devan edeceğiz.

Ülkemizde sevindirici gelişmeler de var.

Atalarımızdan kalan onlarca hatta yüzlerce tarihi eserlerimiz.

Bunlardan cami, han, hamam, türbe, mescit v.s. gibi onarılarak hizmete sunuldu ve devam etmektedir.

Bu eserlerin gelecek kuşaklara aktarılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Ancak bu teşekkürü en çok hak eden Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.  Çünkü bizim ata yadigârlarımızın yaşatılmasında Türkiye’nin en çok  katkısı geçen 10 yıllık süre içinde olmuştur.

Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı Sayın Recep Tayip Erdoğan bizatihi de Balkanlardaki ata yadigârlarımızdan yakından ilgilenmektedir. Bu nedenle biz de kendisine Evlad-ı Fatihan torunları olarak teşekkür ediyor ve siyasi hayatında başarıların devamını diliyoruz.

+++

Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin dünya çapında lider devlet olmasını canı gönülden arzu ediyoruz. Tekrar Muasır medeniyetlerin (yani Akıl ve Bilimin) üzerine çıkabilmek için Türkiye Cumhuriyeti’nin Yarı Başkanlık ve ardından Başkanlık sistemine geç­mesini destekliyoruz. Bu dinamizmi hayata çağıran ve yöneten, TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANI Sn. Recep Ta­yyip Erdoğan’ıilk Türkiye Devlet Başka­nı seçmek ve yöneteceği rotayı birlikte belirlemek istiyoruz. Artık herkes değişimi fark etti. Herkes uyanıyor.  Bizlerde deği­şimin ve yeniliğin bir parçası olmak ve bu değişimde yerimizi almak ve oyumuzla bu doğuşa ebelik yapmak istiyoruz.

Biz Dış Türkler, özellikle Bulgaristan Türk­leri için en doğru ve yararlı yol Cumhurbaşkanı adayı Sn. Recep Tayyip Erdoğana oy vererek desteklememiz olacaktır. TÜM TÜRK DÜNYASI’NIN YENİ DEVLET BAŞKANI RECEP TAYİP ERDOĞAN HAYIRLI VE UĞURLU OLSUN.

+++

Hak her zaman hak edenin yanındadır.

Değerli arkadaşlar fazla zamanınızı almak istemiyorum ve sizlere nice iftarlarda buluşmak dileği ile,  tekrar bu iftarımıza teşriflerinizden dolayı hepinize teşekkür ediyor sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Rafet  ULUTÜRK

İst. – Bg-sam

www.bulturk.org

Share

Bulgaristan Erdoğan’a Güveniyor Platformu

resm

10 Ağustosta Türkiye Devletine Başkan seçiliyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nde, yerli ve uluslararası medyada, Bulgaristan’da, Balkanlar’da, Türkistan’da ve Avrupa’daki Türk işçiler ara­sında 10 Ağustos günü direkt oylamalı Başkanlık Seçimi gündeme oturdu. Her yerde, herke­sin ağzında ve kulağında senin benim oyumla seçi­lip Çankaya’ya geçecek ilk Türkiye Devlet Başka­nının Sayın Recep Tayyip Erdoğan olması arzusu var. Bu istek her geçen günle büyüyor. Biz Balkan ve Bulga­ristan göçmenleri, soydaşlarımız da bu heyecanı ya­şıyoruz. Artık herkes Türkiye’de ve Balkanlarda bir şeylerin değiştiğini fark etti. Herkes uyanıyor.  Bizlerde deği­şimin ve yeniliğin bir parçası olmak ve bu değişimde yerimizi almak istiyor.

Neden Recep Tayyip Erdoğan?

Bu soru hemen hemen sorulmaz oldu. Çünkü onun AK Parti’nin Başkanı ve Başbakan olarak son 12 yılda verdiği hizmetler, gösterdiği büyük özveri, değişen Türkiye’yi başarıyla yönetmesi, mayalanan yeni atı­lımlar, son yıllarda, kısa bir sü­rede sağlanan etnik uzlaşma ve güçlenen harmoni, 34 sene süren kanlı savaşı durduran barışçı açılım, derinleşen ve yasalarla pekiştirilen uzlaşma süreci; güçlenen güven ve yükselen refah düzeyi gizlene­mez. Aramızda bu dönüşümü yaşamayanlar yok gibi.

Türkiye kamuoyunda ve seçmenler ara­sında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk direkt seçi­len Devlet Başkanı’nın Sayın Recep Tayyip Erdoğan olacağından bugün itibarıyla yediden yetmişe he­pimiz eminiz. Biz Bulgaristan Türkleri olarak da başka bir beklentimiz de yok zaten.

Yeni tarihimizde devamlılık ve bir süreklilik vardır.

Türkiye ve Türklerin tarihi dünü, bugünü ve ya­rını olan bir süreçtir. Bugün artık herkesin inandı­ğına göre, Türkiye Cumhuriyetinin Devlet Başkanı olmak için seçmenden oy talep eden günümüzün Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 1923’ten beri uygula­nan Cumhurbaşkanlığı sistemiyle Başkanlık rejimini, birbirinden kopuk iki tarihsel kesik olarak görmü­yor. İkincisini birincisinin devamı olarak idrak ediyor.

Yeni Türkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk,

ilk Devlet Başkanı da Recep Tayyip Erdoğan olacaktır.

Seçmen ve halkımız bu gelişmeyi yürekten kut­luyor. Bu niteliksel gelişme Türkiye’de Cum­huriyetin ilan edilmesinin 100. Yıldönümü arifesinde gerçekleşiyor. Cumhurbaşkanlığından Baş­kanlık sistemine geçişi ise 91. yılında hayat bulacaktır.

Biz tarihsel sürecin yani örneğin feodal sistemden kapitalist sisteme geçer­ken ikisinin arasına bir ateşırmağı yakılmadığı gibi, Cumhurbaşkanlığı sisteminin Başkanlık sis­temi tarafından yaratıcı olumsuzlanması esnasında da köprülerin ayakta kalacağına kesin inanıyoruz. Burada söz konusu olan yönetim biçiminin daha yet­kin, millete ve devlete daha yararlı bir düzeye çıkarılmasıdır.

 

 

 

Bu hedef, Türkiye gerçekliğine öncü ve özgü olmakla birlikte, diğer ülkelerden de izleni­yor. Başkanlık sistemine geçişi Türkiye gibi, etnik yapısı zengin, ekonomide dinamik gelişen Cumhu­riyet rejimleri öz bağrında kendisi yaratır.

Cumhuri­yet rejiminin eleştirel süzgecinden çıkan Başkanlık sistemidir.

Örneğin Fransa Yarı Başkanlık sistemine yükselene kadar, 5 defa Cumhuriyet rejimi yıkıp ye­niden kurmak zorunda kaldı. Türkiye bu sürece öz­gün bir formül bularak daha yapıcı ve çözümle­yici kısa yoldan ulaşabildi.

Son 12 yılda AK Parti’nin halkı yüreklendirmesi Başkanlık yolunu kendisi açtı.

Türkiye’de,  Osmanlıdan  Cumhuriyet’e  geçiş  süreci  ret  süreciydi.

Dev imparatorluğun özünde olumlu ne varsa benimsenirken 1924’te Cumhu­riyet ilan edip Muasır medeniyetler yolu açıldı. Türkiye’de yenileşme süreci kapılarıçerçe­vesinin, zamanın bir gereği olarak, birçok bakıma dar tutulması, daha sonraki dönemlerde problem­ler doğurdu. Bu ilginç gerçeklerden biri de, Os­manlının tebaa sisteminden bir tek Türk etnik ve ulusallığın doğmamasındadır. Arnavut’tan-Arap’a, Çerkez’den-Gürcü’ye, Kürtten-Bulgara, Makedon ve Sırp’a kadar çok farklı etnik- dini halk toplulukları­nın oluşup özgür ve ayrı yaşam hakkı istediği bilinmiyor. Türkiye’de 1923’ten sonra yerleşmeye çalışan Cum­hurbaşkanlığı sistemi, önce tek partili dayatmalı demokratik koşullar yaratmıştı. Çoğulcu sisteme 1950’deki geçiş de çok sancılı oldu. Vesait sistemi, Anayasanın katı ve değişmez ilkeleri birçok demok­rat darağacında sallandırılırken, hapishaneler sol ve sağ kanattan özellikle aydınlarla hep dolup boşaldı ve yeni­den doldu.

Toplumun enerjisi ve birikimleri boşa gitti.

Osmanlıdan Cumhuriyete geçerken oluşan tek partili, tek adamlı v.s. zihniyete dayanan vesait sis­temi üç askeri darbeyle toplumu ezdi. Toplumsal ye­nilenme ve demokratikleşme hamlelerinin belini kı­ran cunta rejimleri, örneğin Kenan Evren’in tam 34 yıl sonra yargılanıp ömür boyu ağırlaştırılmış hapis cezası alması, aslında 30 yıldan bu yana sızlamaya devam eden yaraları bile saramadı, anaların gözya­şını silemedi, ancak aynı zihniyetle yaşamaya devam edip pusuda bekleyenlere ibret dersi oldu. Olmalıdır!

Bu gelişmeler Türkiye gerçeklerinde Atatürk’ü, Atatürk ideolojisini, Kemalizm’i, Yeni Kemalizm’i bir doğma gibi okuyup hiçbir değişiklik görme­den ezberinde yaşatanlar da giderek uyandı.

Bugün her yerde oyumu Erdoğan’a vereceğim diyen CHP’li ve MHP’liye rastlıyoruz eski ANAP ve DYP zaten onun yanındalar. Atatürkçülüğün de­ğişim ve yenilenmesinden Recep Tayyip Erdoğan Başkan­lığı doğuyor. Bizler Bulgaristan Türkleri de Türkiye’de ve Bulgaristan’da oyumuzla bu doğuşa ebelik yapma­lıyız.

Osmanlının olumsuzlanmasından Cumhuriyet ve lideri Mustafa Kemal doğarken, Atatürk’ün olumsuzlanmasından da Erdoğan felsefesini ve en demokratik yönetim tarzı olan Başkanlık sistemini doğuruyor. Tarihin yeni okunuşundaki özellik işte budur.

Oyunu Erdoğana verenler yenilikçi Demokratlardır.

Türkiye’de yaşayan halkın Cumhuriyeti olumsuzlaş­tırıp 10 Ağustos’ta Başkanlık yönetimine geçişe ha­zırlanması XXI. yüzyılın ilk gününden beri hazırlık frekansına giren, ağır bir tarihsel oluşum ve gelişim sü­recinin kesintisiz zorunlu devamıdır. 10 Ağustos günü Türkiye seçmeninin atacağı temel, açacağı Başkan­lık kapısıülkeyi Kafkasya ve Balkanları, Türkistan’ı ve Avrupa’yı bir asır boyu aydınlatacak, gece gündüz etkileye­cek ve aynı yolda birlikte yürümeye mecbur kılacaktır.

 

Başkanlık sistemiyle Türkiye’ye yerleşe­cek olan huzur ve güven,

Türkiye’yi kıskananlara bugün de kâbuslar yaşatıyor.

Birleşik Amerika’da 200 Yıldan beri başarılı bir şe­kilde uygulanan Başkanlık sistemi insanlık tarihine yön veren olumlu sonuçlar doğurdu. Zencilerin köle olduğu bir toplumun siyah derililerden birinin toru­nunu Beyaz Saraya taşıyan uzun, dik ve çetin yolu yürüdü. Bunu düşünürken Amerikan Başkanlık sis­temini emsal alanların Türkiye’de önce Yarı Başkan­lık ve ardından Başkanlık sistemiyle birlikte ortaya çıkacak özgürlükleri, farklı yapılanmayı görebilmele­rine yeterli olmalıdır. Burada çok önemli olan ve vur­gulanması gereken Recep Tayyip Erdoğan’la Türkiye’ye adım atacak olan Başkanlık sistemi asla bir dikta­törlük, asla bir Padişahlık, asla bir totalitarizm değildir.

Başkanlık sistemi peşinden gelecek olan Yerel Yö­netimler konusu:

Bugün de Birleşik Amerika’da hala bir ABD Anayasası yok. Her eyaletin kendi Anayasası ve mer­keze bağlıözgün idare biçimi var. Avrupa Birliği’nin de ORTAK Anayasası YOK. 28 DEVLETİN 28 ANAYASASI var. İnanıyorum ki, Türkiye Cum­huriyeti Başkanlık sistemiyle yönetilmeye başladı­ğında Sadece TÜKİYE Değil TÜM TÜRK DÜN­YASININ ORTAK ANAYASASI HAYATA GEÇECEKTİR..

Veya her Türk Cumhuriyeti ardından diğerleri de kendi Anayasası ve mer­kezi TÜRKİYE CUMHURİYETİNE bağlıözgün idare biçimi hayata geçirilecektir.

Bazı başka örnekler:

Fransa’da uygulanan Yarı Başkanlık sistemidir. Ye­rel yönetim biçimi de, ABD’den farklıdır. İşaret etme­den geçemeyeceğim bir nokta da, Fransız Yarı Başkan­lık sisteminde, General Charles de Gaulle zamanında, onun ısrarıyla kendisine Cumhurbaşkanı olarak ta­nınan yasal hak ve özgürlüklerin, yaptırım gücü­nün büyük boyutlu ve çok geniş kapsamlı tutulmuş olmasıdır. Öyle ki, bir Başkan’ın elde ettiği devasa haklardan ardından gelenler Başkan’ın yararlanması sürekli problem yaratır. Fransa’da da öyle oldu. Örne­ğin, sosyalist lider Francoa Mitterrand, General Char­les de Gaulle’nin genişletilen haklarını ve olanakla­rını ele geçirdiğinde, Başkan koltuğunda çok uzun zaman kalabildi.

Bir önceki Başkan Nicolas Sarkozy ise, Başkan yetkilerini lobicilikte güç olarak kullan­maya gerek bile görmeden çevirdiği dolaplardan do­layı yıllardan beri ikide bir savcılığa davet ediliyor. Amerika’da iç idare usulü bakımından tüm eya­letleri aynı kalıba sıkıştırmaya iki asır yetmedi.

Örnekler farklılık ve özgünlükleri ilk şekille­rinde koruyarak yaşatmanın barışa ve güvenliğe temel olduğunu gösterdi. Benzer olayları Türkiye Cumhuriyeti’nin de yeni yönetim ortamında yaşaya­cağından eminim. Örneğin, Güney Doğu Anadolu ile Balkanlardan göç ederek Trakya ve Ege kent­lerine yerleşen Türklerin, aynı dinde ibadet etseler de, yaşam biçimlerinde ve özgün kültürlerinde ya­şayan görkemli farklılıklar daha şimdiden sivrildi.

Ve 10 Ağustos’ta sandık başına gitmeye hazırlanan her­kes, seçecekleri Başkan Erdoğan’ın bir kültürün başka bir etnik kültür üzerinden egemenlik kurmasına, bir so­yun başka bir halk topluluğu üzerinde hâkimiyet iste­mesine asla ve asla izin vermeyeceğine kesin inanıyoruz.


 

Biz çok ezilmiş azınlık topluluklar olduğumuzdan bu konularda çok duyarlıyız.

Azınlık dillerinin ulusal devlet diliyle paralel ve yan yana özgürce evde, okulda ve sokakta var olması eği­tim ve kültürde özellik olarak daha şimdiden var ola­biliyor. Bu edinimi son 12 yılda Kürt Enstitüsü kuran, Kürtçe televizyon açan, miting ve toplantılarda Kürt dilinde propaganda yapılmasına, etnik dilde gazete ve kitap yayınlanmasına v.b. yol açan lider Recep Tayyip Erdo­ğan AK Parti politikasının esaslandırılıp yasallaştırıldı.

Bir bakıma, Türkiye ana dil Türkçenin zo­runlu okul programlarına alınmasına set çek­miş olan Bulgaristan gibi Avrupa Birliği ülke­lerinden en az yarım asır ilerisinde bulunuyor.

Bulgaristan Türkleri seçilme ve seçme hakkı gibi po­litik haklarını son 25 yılda sözde serbestçe kullana­bilseler de, Türkiye’de söz konusu olan halkın Baş­kanını doğrudan seçebilme özgürlüğüdür. Direkt olarak seçme dolaylı seçim sistemlerinden çok ileri bir de­mokrasi sembolüdür. Doğrudan oylamayla Başkanlık se­çimi yakın ve uzak kardeş bölge halklarından hiç bi­rine henüz tanınmamış olan bir edinimdir.

Çeyrek asır demokratikleşiyorum manisi çalan Bulgaristan’da se­çilecek olan adayı ancak parti başkanları gösterdiğin­den, halkın özgürce milletvekili adayı gösterebilme imkânı dahi olmadığından, seçmen özgür haklarını kullanmadan özürlüdür. Örneğin 5 Ekim 2014 günü Bulgaristan’da yapılacak meclis genel seçimlerinde soydaşlarımız oy kullanmalarına rağmen, hala kendilerinden hiç­bir aday gösteremiyorlar.

Bu nedenledir ki, son dö­nemde hiçbir hükümet 4 yıl süre boyunca ayakta ka­lamıyor. Parlamento devamlı didişme halinde. Politik güven ortadan kalkmıştır. 5 Ekim 2014 günü yapıla­cak erken parlamento seçimlerinde de dayanıklı bir politik denge kurulabileceğine inananlar parmakla sa­yılacak kadar azdır.

Biz bugün Neden Erdoğan sorusuna yanıt ararken.

Bunun bir tek yanıtı vardır: Türkiye Cumhuriyeti’nin Kafkasya ve Balkanlar, Yakın ve Orta Doğu ve Avrupa’da, dünya çapında lider devlet olmasını canı gönülden arzu ediyorsak; Tekrar Muasır medeniyetlerin (Akıl ve Bilimin) üzerine çıkabilmek için Türkiye Cumhuriyeti’nin Yarı Başkanlık ve ardından Başkanlık sistemine geç­mesini desteklemek ve bu dinamizmi hayata çağıran ve yöneten, TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANI Sn. Recep Ta­yyip Erdoğan’ıilk Türkiye Devlet Başka­nı seçmek ve yöneteceği rotayı beraberce izlemek zorundayız.

Biz Dış Türkler, özellikle Bulgaristan Türk­leri için en doğru ve yararlı yol

Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğana oy vererek desteklememiz olacaktır.

TÜM TÜRK DÜNYASI’NIN YENİ DEVLET BAŞKANI

RECEP TAYİP ERDOĞAN HAYIRLI VE UĞURLU OLSUN.

Bunu Türkiye’de yaşayan tüm kardeşlerimize duyuru­yor ve

Recep Tayip Erdoğan’a desteklerinizi bekliyoruz.

 

Bu bildiriyi imzalayan

Sivil Toplum Örgütleri

Kazanlık  - Ulusal Türk birliği-Menderes KUNGUN

Kırcaali – ULUS  Derneği  - Aliş Sait

Filibe – Kültür hizmet ve araştırma derneği

Eski Zara -Türk kültür derneği progres –Osman BÜLBÜL

Smolyan – Rodoplarda tür kültürü  - Rufat FELETİ

Türkiye – İstanbul – BULTÜRK

 

Share

Bulgaristan’da STK’lardan Erdoğan’a destek

Bulgaristan’da faaliyet gösteren beş sivil toplum kuruluşu, “Balkanlar Erdoğan’a Güveniyor Platformu” altında birleşerek Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a destek vereceklerini duyurdu. Devamı…

Share

CAMBAZA MI BAKIYORUZ, TESADÜF MÜ?

Alptekin CEVHERLİ
+++
Eski devirlerde şehir şehir gezen cambazlar olurmuş. Bunlar bir kente geldiğinde ahali bir meydanda toplanır; heyecanla, pür dikkat bir şekilde marifetlerini seyredermiş.
Tabi bu cambazların kente gelmesi çocuklar kadar orada yaşayan bilumum yankesici, tırnakçı ve arakçı takımını da sevindirirmiş.
Cambazın gösterisinin en heyecanlı yerinde yankesiciler devreye girer, gözlerine kestirdikleri şahsın etrafını kuşatır, ardından da “Aaa cambaza bak ne yapıyor!” diyerek avlarının dikkatini cambaza yöneltip adamın kuşağındaki keseyi araklarlarmış…
 * * *
Gel zaman git zaman devir değişmiş…
Artık bu şekilde şehir şehir dolaşan cambazlar yok. Modern sirkler bu eski mesleğin yerini almış durumda. Ama yankesicilik, tırnakçılık ve araklamacılık hâlâ devam ediyor.
Ama işi çok daha geliştirip global olarak yankesicilik yapmaya başlayanlar da var…
Hepiniz hatırlarsınız IŞİD, 32 kamyon şoförümüzü rehin aldıktan ve Musul’u ele geçirip Konsolosluğumuzu basıp 49 vatandaşımızı daha kaçırdıktan sonra Kerkük’e ilerleyecekmiş gibi bir açıklama yapıp, Tuzhurmatu ve Telafer gibi Türkmen vilayetlerine saldırmış, binlerce kişiyi kurşuna dizmiş ve bu arada “IŞİD korkusundan”(?) Irak ordusu elindeki tankı, topu, uçağı ve hatta kimyasal silah fabrikalarını dahi depoları dolu bir şekilde bırakıp kaçmıştı. Ve Irak’ın kuzeyindeki yönetimin başı olan Barzani, ABD Dışişleri Bakanı ile görüşmesi ardından, 1 Temmuz günü İngiliz BBC kanalına 2 ay içerisinde bağımsızlık referandumu yapacaklarından bahsetmişti.
Bu sözün hemen bir gün öncesinde ise İsrail Başbakanı Bünyamin Netanyahu “Bölgedeki güçlerle İsrail arasındaki ittifakın bir parçası olarak bağımsız Kürdistan’ın kurulması gerektiğini” söyledi. Hatta yine ne tesadüftür ki, yine BBC’ye “Bunun, IŞİD’in eylemlerine cevap olacak bir kazanım niteliğinde olduğunu” dile getirdi.
ABD yönetimi de “Irak’ın toprak bütünlüğü…” filan gibi birkaç beylik lafla bu açıklamaları geçiştirdi.
Ancak tahmin edildiği gibi Türkiye, İran ve bölgedeki diğer ülkelerde halk tarafından bu durum infialle karşılandı.
Zaten IŞİD’in ele geçirdiği veya saldırdığı Türkmen vilayetlerinden kaçan milyona yakın Türkmen, Barzani kontrolündeki ve Türkiye sınırlarına yakın olan Kuzey bölgelere alınmayarak Güneydeki Şii kentlerine yönlendirildiler. Böylece söz konusu referandumda çıkması muhtemel bir pürüz de önlenmiş oldu. Çünkü Irak’ta 3 milyon Kürt ve 3,5 milyon Türkmen yaşıyor. Bu durumun çok iyi hesaplandığı bir yankesicilk oyunu da, bu arada İsrail tarafından başlatıldı.
8 Temmuz günü İsrail, Hamas’ın öldürdüğünü iddia ettiği 3 İsrail vatandaşına karşılık Gazze’ye önce hava, ardından da kara saldırısına geçti. Saldırılarda bu güne kadar 4 Yahudi ile 300 civarında Filistinli Arap öldü.
IŞİD’in öldürdükleri Müslüman, İsrail’in öldürdükleri Müslüman, yerini yurdunu terk edip Güneye kaçmaya zorlananlar Müslüman… Ha Ahmet ölmüş, ha Mehmet ölmüş kimin umurunda…
Birbirine atılan roketler ve karşılıklı ateşkes ihaleleri ile bütün dünya ve özellikle de bölge ülkeleri Gazze’den TV’lerde canlı yayınlanan gösteriye bakarken, Güneydoğumuzda 2 ay sonra resmen ve hukuken yeni bir komşumuz olacak…
İnsan, “Acaba?” diyor yani…
Share

Bulgaristan’a mülteci akımında yine artış var

Mülteciler Ajansı Başkanı Nikolay Çirpanliev Bulgaristan’a giren mülteci sayısında yeniden artış yaşandığını kaydetti.Bu kez akım genelde Afganistan ve Irak’tan geliyor. Her ay ülkeye 500’e yakın sığınmacı giriş yapıyor. Çirpanliev, ciddi bir şekilde Dublin Anlaşmasının ihlal edildiğini belirtti, AB ülkesine ilk giriş yapılan ülkenin mülteciden sorumlu olduğunu hatırlattı ve bunun dayanışma ve Avrupa’da adaletli sorumluluk ilkelerinin çiğnendiğini vurguladı. Çirpanliev, eğitimli ve zengin olan mültecilerin Bulgaristan’ı sadece transit geçiş için kullandıklarını anlattı. Burada kalan sığınmacıları ise, eğitimsiz ve kimliksiz mülteciler olarak niteledi.

Share