SD4A1899 h

Bulgaristanlıların oylari kime?

Bulgaristan göçmenleri hangi parti döneminde Türkiye’ye geldiler ise genellikle o partiye oy vermektedirler. Özellikle 89 göçmenleri Anavatan pa...

SD4A1737 h

Beni Siyasete İten Nedenler?

Beni siyasete iten nedenlerden birisi de Sayın ERDOĞAN’ın Başbakan olduğu yıllarda Sofya’da düzenlenen basın toplantısının iki Bulgar ırkçı veki...

10628460_1400156703627507_4118335167723381332_n

Av. Vildan UMUT İstanbul 3.Bölge Mi...

Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK), Avukat Vildan Umut’u Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AKP) İstanbul milletvekili aday ada...

SD4A2034 h

İstanbul 3. Bölge Milletvekili aday...

Av. Vildan UMUT  Özgeçmiş Aslen Bulgaristanlı olan Vildan UMUT, 14.04.1967 yılında Dobriç ili, Kruşari ilçesi, Köseler Köyün’de dünyaya geldi. İ...

Yaşam

20150227_103832_resized

Neden AK Parti?

İkinci Dünya savaşından sonra kurulan Birleşmiş Milletler örgütü büyük devletlerin kendi hegemonyalarını sürdürebilecekleri ve gelişme...

Kültür-Sanat

sofyada_bayram

Aihm, Cuma Namazı Saldırısıyla İlgili Bulgaristan’ı Cezalandırdı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2011 yılında cuma namazı sırasında bir grup tarafından Sofya ...

Eğitim

1

Avrupa internet sayesinde teknolojilerin küresel lideri olabilir

“Ortak sayısal piyasa, elektronik ticareti, internet alış-verişi teşvik edecek. İşletmelerin idari ve mali düzenlemeler ihlal edilmeyecek, m...

Ekonomi

bayrak bg

Bulgaristan, Çin turisti avında

Turizm Bakanlığı, daha çok Çin turistinin Bulgaristan’a çekilmesi için çalışıyor. Turizm bakanı Nikolina Angelkova bunu Tuna kentlerimizd...

Sağlık-Spor

1

Edirne’de Düzenlenecek Yarı Maraton Çalışmaları Sürüyor

Edirne'de Türk - Yunan - Bulgar Dostluk Grubu Derneği'nce düzenlenecek yarı maraton hazırlıkları devam ediyor. Bu yıl dernek tarafından 2...

Bulgaristanlıların oylari kime?

Bulgaristan göçmenleri hangi parti döneminde Türkiye’ye geldiler ise genellikle o partiye oy vermektedirler. Özellikle 89 göçmenleri Anavatan partisine oy vermekteydiler. Ancak Anavatan partisinin siyasi sahneden çekilmesiyle oylar genellikle ortada kaldı ve seçmenimiz oy vereceği Partiyi seçmekte zorlanmaya başladı.

Son yıllarda göçmen oylarında Merkez sağa doğru bir kayma gözlemlenmektedir. Bunun AK Parti’nin siyasetteki başarıları, ülkemizin kalkınmasında gerçekleştirdiği başarılar, Türkiye’nin uluslar arası alandaki itibarının artması ve Evlad-ı Fatiha’n torunlarına şanlı geçmişimizi hatırlatması neticesinde oluştuğunu ve göçmenler arasında AK Partiye oy verme oranının özellikle son yerel seçimler ile birlikte arttığını görmekteyiz.
Ben de bu inanç ve anlayıştan dolayıdır ki siyasetin içerisinde ve AK Parti’den İstanbul’da Milletvekili olmaya karar verdim. Almış olduğum eğitim ve inançlarımın, milletvekili olabilmem için yeterli olduğuna inanıyor ve Bulgaristan ile Türkiye arasındaki gelişmelere katkı sağlayacağım düşüncesinde olmakla birlikte, her iki ülke arasında çözüm  bekleyen konuların giderilmesi, ülkemizin ulusal ve uluslar arası düzeyde atılım yapması için çalışmaya hazırım.

http://vildanumut.com/bulgaristanlilarin-oylari-kim-2/

Share

Beni Siyasete İten Nedenler?

Beni siyasete iten nedenlerden birisi de Sayın ERDOĞAN’ın Başbakan olduğu yıllarda Sofya’da düzenlenen basın toplantısının iki Bulgar ırkçı vekil tarafından engellenmesi oldu. Sözde Türklerin partisi HÖH Milletvekillerinin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanımıza sahip çıkmamaları beni ziyadesiyle üzmüştür. HÖH Milletvekilleri canları pahasına Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın ERDOĞANI korumalı ve basın toplantısı yapılmasını sağlamaları gerekirdi. Bulgaristan’daki soydaşlarımızın yitirdikleri değerleri geri kazanmaları bizim etkilerimiz ile olacaktır.

AK Parti Türk siyasi hayatına üç dönem sınırlama getirerek yeni bir sayfa açmıştır. Bu sınırlama siyasette devir daimin hızlanmasına, yeni fikirlerin kendileri ifade etmesine ve gelişimin hızlanmasına imkân vermektedir. Şimdiye kadar genellikle siyaset sahnesindekileri ömür boyu koltuklarında görmek mümkündü. AK Parti böylece benim de bir fikrim var diyen herkesin fırsat eşitliği yolunu açmıştır. Ümit ederiz ki, bu diğer partilere de örnek olur.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, ülkemizde her alanda büyümeyi başlatan gelişimin, değişimin, çağdaş reformların ve açılımların öncüsü olmuştur.

2001 yılından önce ilk adımları atarak, yaşamakta olduğumuz bu yeni dönemde siyasetin felsefesine de değerli zenginlikler katarak Türkiye’yi değiştirmiş dönüştürmüş ve geliştirmiştir. Erkek egemenliğinin çoğunlukta olduğu bir ülkede; kadını pozitif ayrımcılık kapsamına alarak siyasette daha fazla yer almalarını sağlamıştır.

AK Parti; bu ülkede yaşayan her insanı, her inancı dil, din, ırk ayırt etmeden bunların hepsini bir bütün olarak kucaklayarak ve bunları ifade eden merkezde bir partidir. Demokrasiye, insan hak ve hürriyetlerine yürekten bağlı örf, adet ve vicdanların bir anlayışı ve hakkın hukukun yanında güçlülerin karşısında dik duruşun sahibidir.

http://vildanumut.com/

Share

Neden AK Parti?

İkinci Dünya savaşından sonra kurulan Birleşmiş Milletler örgütü büyük devletlerin kendi hegemonyalarını sürdürebilecekleri ve gelişmekte olan ülkelerin kaynaklarını sömürmelerine imkân verecek bir şekilde yapılandırılmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurul ve Güvenlik Konseyi olmak üzere iki temel organdan oluşmaktadır. Ancak Güvenlik Konseyi en etkili organıdır. Bu da beş daimi ülkeden oluşmakta ve bu beş üyenin de Birleşmiş Milletler kararlarını veto hakkı bulunmaktadır. Dünya bu beş ülkenin adeta emrivakileri ile karşı karşıyadır. Yeryüzünde iki milyar Müslüman yaşamasına rağmen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde bu büyük kitleyi temsil edecek ve menfaatlerini savunacak, gerektiğinde veto edecek bir temsilci bulunmamaktadır. Dünya nüfusunun 1/3 ni oluşturan Müslümanlar yeryüzünde adeta “yok” farz edilmektedirler. Bu Müslümanlara karşı yapılan haksızlıkların gün be gün artmasına neden olmaktadır.

Bu gidişata şimdiye kadar hiç kimse karşı çıkmadı, değiştirilmesi için girişimlerde bulunulmadı, hatta ve hatta dile bile getirilmedi.

Ancak bu düzenin değiştirilmesinin zamanı çoktan gelmiş olmasına rağmen hiçbir gelişme gözlenmemektedir. İlk defa dünyanın beşten büyük olduğunu ve yeryüzündeki bütün toplulukları adil bir şekilde temsil edebilecek bir yapının oluşması gerektiğini dile getiren AK Parti Genel Başkanı sıfatı ile Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN olmuştur. Sayın ERDOĞAN Birleşmiş Milletlerin yapısının değiştirilmesi gerektiğini her fırsatta dile getirmektedir.

Biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın bu fikirlerini paylaşıyoruz. Şayet Birleşmiş Milletler görevlerini yerine getirebilecek bir yapıda olsaydı Filistin halkı özgür olur, her fırsatta İsrail katliamına maruz kalmazdı, Karabağ’da, Hocalı’da, Bosna’da soykırım yaşanmaz, Arakan ve Doğu Türkistan Müslümanlarına katliamlar olmaz ve zulmün altında inlemezdi. Bizlerde Bulgaristan Türkleri Kültürel Soykırıma uğramaz ve topraklarımızdan kovulmazdık. Bugün Libya, Irak, Suriye başta olmak üzere İslam coğrafyasında yaşanan olaylar yapılan haksızlıklar ve adaletsizlikler neticesinde bunlar meydana gelmiştir. Dünyada adaleti sağlayacak ve yeryüzünde yaşan herkese eşit muamelede bulunacak ecdadımız Osmanlı örneği bir  anlayışa ihtiyaç vardır. Bu da ancak insanı yaratandan ötürü sevmekle olur. Bizlerde dünyanın şekillenmesinde seyirci kalmamalı imkânlarımız çerçevesinde katkılarımızı sunmalıyız.

Diğer yandan AK Parti tefekkür olarak geçmiş ile gelecek arasındaki manevi değerlerin taşıyıcı köprüsüdür. Biz Evlad-ı Fatihanlar olarak 130 yıllık baskı ve zülüm neticesinde kendi öz değerlerimizden çok şey kaybettik. Bu gün Balkanlardaki ata miraslarımız bir el uzatılmasını beklemektedirler. Ancak 1990-dan günümüze tarihi mirasımıza en çok AK Parti iktidarı döneminde sahip çıkılmıştır. Bu da bizleri fazlasıyla memnun etmektedir.

http://vildanumut.com/

Share

Av. Vildan UMUT İstanbul 3.Bölge Milletvekili Aday Adayı

Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK), Avukat Vildan Umut’u Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AKP) İstanbul milletvekili aday adayı gösterdi.
BULTÜRK, İstanbul Üçüncü Bölgede 1 milyon civarında göçmen kitlesi bulunduğunu; Umut’un göçmen camiasında tanındığını ve bu kitleyi AK Parti’ye yönlendirebileceğini ileri sürdü.

Özgeçmiş

Aslen Bulgaristanlı olan Vildan UMUT, 14.04.1967 yılında Dobriç ili, Kruşari ilçesi, Köseler Köyün’de dünyaya geldi.

İlk ve orta tahsilini “V.Levski” İlköğretim Okulu’nda ve lise eğitimini “D.Blagoev” Ticaret Lisesi’nin 4 yıllık eğitim sürecini tamamladığı yılın arifesinde zorunlu göç nedeniyle 1989’da sancılı ve parçalanan ailelerin feryatları ile Türkiye’ye göç etti.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başvuru yaptı ve imtihanı kazanarak hemen okula başladı. Üniversiteye devam ederken bir yandan da Bulgarca ve Rusça’ya gereksinim duyulan Aybay&Aybay uluslararası hukuk bürosuna kabul edildim. Aynı hukuk bürosunda staj eğitimini tamamlayarak, Aybay&Aybay hukuk bürosunun kurucusu olan Kaptan Avukat Gündüz Aybay’ın kendisine yapmış olduğu teklifini kabul ederek 1997 yılından itibaren avukatlık mesleğine Aybay&Aybay Hukuk Bürosu’nda devam etti. İkinci bir evi ve ailesi olarak gördüğü Aybay kardeşlerin, onun gibi Bulgaristan kökenli idi ve onların başarısı Vildan UMUT için bir ışık gibi yolunu aydın kılıp, çalışmalarına güç kattı. Onlarla birlikte yedi yıllık bir çalışmanın ardından, 2003 yılında kendi ofisini “Umut Hukuk Bürosu”nu kurdu.

1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 1997 yılı itibarıyla İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak çalışmaktadır. Kendisi gibi Bulgaristan doğumlu olan eşi Fethi Umut, İstanbul Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Fakültesinden mezun olup, mühendis olarak çalışmaktadır.

Yabancı Dil – İngilizce, Rusça, Bulgarca

Medeni hali – Evli ve bir erkek çocuğu var.

Meslek – Avukat, Noterlik

STK – Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği YK Üyesi

Share

Nereye Kadar Ha? 

Seyhan ÖZGÜR            

 

Yemiş olgunlaşınca yere düşer. Kendini yaratmış olan toprağa ve ağaca minnet duyguları duyarak. Düzensiz bir durum! Ortalık karma karışık. Dua edenler rüzgârın esmesini durduramaz.

Toplumda bu işler böyle midir? Bu alanda hepimizin kendi izlenim ve deneyimleri olmalı! Bulgaristan’da 8 yıl Cumhurbaşkanlığı yapan, olabilir ya politik itirazlarını yenemeyen ve Bulgaristan’ın Yeniden Doğuş İçin Alternatif (ABV) partisinin kurucu Başkanı Georgi Pırvanov’un görevinden aniden istifa etmesi beni bu satırlarla başlamaya zorladı. Onun şipşak hareketine sebep ise, Sofya Halk Meclisindeki 11 kişilik ABV parti grubunun 16 milyar leva yeni dış borç alınmasına topluca “evet” demesi oldu. Milletvekilleri deneyimli politikacı Pırvanov’un iradesine uymadı. Kimsenin kölesi olmadıklarını, iyi’ye götüren yolu kendileri seçmek istediklerini kanıtladılar. Bulgaristan’ın yeni düzeni içinde bir parti başkanı ile meclis grubunun zıt görüşte olduğu ortaya çıktı. Pırvanov koltuğundan düştü. İyi mi oldu? Bunu gelecek gösterecektir.

 

Bu olayı birkaç ay önce Sosyalist Parti Başkanı Sergey Stanişev’in AB milletvekili seçilip ülkeden kaçmasında da izledik. Nikolay Barekov AB vekili olarak Brüksel’e yerleşince ise partisi dağıldı. Şöyle bir olay izliyoruz. AB’den aldığı maaş çok yüksek ve yeterli olan siyasetçilerimiz halktan, seçmenden, partilerinden kopuyor, “bizim devlete ihtiyacımız yok” havalarına giriyorlar. “Saraya” adı verilen bir eve gizlenip kimseyi görmek istemeyen, halktan tamamen kopan ve yıllar önce öz davamızın raylarının dışına çıkan fahri lider Ahmet Doğan’ın tavrında da aynı olayın başka bir renklenişini görüyoruz.

 

Öyle böyle diyoruz da, Bulgar parlamentosundaki 8 partiden 5’i dış borç alınmasına oy verdi. Bu borcun 16 milyar leva gibi fantastik bir rakam olmasıyla birlikte, 12 milyarının eski borçları ödemek, 4 milyarının da bütçe açığını kapatmak için kullanılacağı açıklandı. Ülkemiz kalkınma hamlesi için piste yerini hala alamadı, hatta stadyuma bile giremedik desek, yanlış olmaz. Neye niyetlendiğimiz pek belli değil!

 

Sofya meclisinde 25 Şubat 2015 borç oylaması sonucu 2 yeni grup oluştu.

Birinci Gruba, iktidarın ana partisi olan Bulgaristan’ın Avrupalı Geleceği için (GERB) ve Reformcu Blok (RB) nüve oluşturdu. Kurucu Başkan N. Barekov’u dışlayan, ilk adı Sansürsüz Bulgaristan değiştirilince DMP olan muhalefette yer alan 15 vekilli bağımsız grup iktidarı destekledi. Hak ve Özgürlükler Partisi (HÖH-DPS) 36 vekili dış borç alınması önerisini onayladı ve çoğunluk cephede yer aldı. HÖH partisi lideri L. Mestan son dakikaya kadar vatandaş başına 10 bin leva borç yükü getiren bu yeni borçlanmaya sert tepki göstermişti. Politik çevrelerde “dönelik olarak nitelenen” davranışa şöyle açıklık getirenler oldu:

  1. HÖH-DPS isim ve kimlik değiştirme suçlarına af süresi tanımayan yasa önerisine GERB parti grubundan destek bekliyor.
  2. Önümüzdeki 6 ayda “ABV” ve “PF” partileri iktidar grubundan düşecek ve ya HÖH-DPS kabineye çekilecek ya da Borisov’un azınlık hükümetine meclis desteği vererek onu 4 yıl yaşatacak.

 

İkinci gruba, Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP) ile aşırı sol ve Rusofil davranışla parlayan “Ataka” partisi aleyhte oy kullandı. Sosyalistler, Bulgar ekonomisine hiçbir yararı olmayan bu borçlanmaya karşı çıkarken, B. Borisov hükümetinin 4 yıllık iktidar dönemini bu parayla garantilediğini öne sürdü. “Ataka” partisi lideri V. Siderov ise, dışardan alınacak paraların Bulgar Ordusu’nu silahlandırmaya harcanacağını ve Ukrayna krizi etrafında ülkemizin “Rusya”ya karşı bir savaşa itilmeye çalışıldığını hem meclis kürsüsünden hem de Meclis önünde yapılan mitinglerde duyurdu.

 

İmzalı ve onaylı bir ortaklık sözleşmesine dayanmayan günümüz Sofya hükümetini “program amaçlı işbirliği” çerçevesinde destekleyen aşırı sağ, aşırı milliyetçi, öteki olana düşman ve (PF) partisinin 18 kişilik meclis grubu borçlanmaya çekimser oy kullandı.

 

Gelişmelerden ortaya çıkan bazı özellikler. Bulgaristanlı Türk, Pomak ve Çingene azınlığın partisi olarak bilinen (HÖH-DPS) 2014 Haziranına kadar ortak hükümette buluştuğu Sosyalist Parti (BSP) ve “Ataka” partisi ile yollarını kesin ayırdı. DPS ile BSP çizgisi artık ve iç ve dış politikada kesişmiyor.  Avrupacı ve Atlantikçi (AB ve NATO) politikasından yana çıkan HÖH-DPS yılbaşından beri şiddetli anti-DPS, anti-Müslüman, anti-Türk ve özellikle de Çingenelere karşı ve genel çizgide ötekileştirme saldırılarını püskürtmek zorunda kalmıştı. Kırımın Rusya tarafından ilhak edilmesinden sonra ve Ukrayna iş savaşının başlamasıyla Bulgaristan’da iç huzur kaçmış ve genel gerginlik yaşanmıştır. ABD Dışişleri Bakanı Con Keri bu hafta başında Senato’da yaptığı konuşmada, “Rusya ile Batı arasındaki çatışmanın ateş hattı Balkanlardır” dedi. İşte bu çatışma 25 Şubatta Sofya parlamentosunda iki cephe oluştururken, Sosyalist parti ile “Ataka” partisinin Moskova’ya baktığını kamuoyu gördü.

 

Bu gelişmenin arsında Rusya’nın “Güney Akim” gaz boru hattı konusunda Bulgaristan ile olan ilişkisini kesmesi de var. “Türk Akım” tasarımına Ankara’da yeşil ışık yanmasından sonra konum değişikliği dikkati çekti. T.C. Başbakanı Sayın Ahmet Davutoğulu’nun Budapeşte ziyareti Yunanistan, Makedonya, Sırbistan ve Macaristan’ın bu tasarım etrafında birleştiğini kanıtladı. Böylece Bulgaristan içindeki politik parçalanmanın Balkanlar boyutu göründü. Türkiye’nin bölgede sonuç belirleyici rolü boylanıyor.

 

Son dönemde BSP ile HÖH bütçe ve borçlanma konularında olduğu gibi diğer konularda da birbirine tamamen ters düştü. Akla değişik sorular geliyor. Hükümetten kovulan HÖH-DPS partisinin muhalefet sıralarına sıkışmasına rağmen, her fırsatta GERB lehinde oy kullanmasının ardında gizlenen nedir?  Bu adımlar ileri mi geri mi atılıyor yada kör döngüye mi düştük, pek anlaşılmıyor. HÖH politik liderliğinin aradığı doğrular ve bunların ölçüsü nedir? Halkın menfaatleri dışında izlenen politikadan insanlarımıza fayda gelir mi!  Bilgi ile eylemin birliğinden çıkışla, L. Mestan meclis kürsüsünden farklı delillerle 16 milyon borç alınmasını sözde ret ederken, oylarken “evet” demesi, bir açıklama gerektirmiyor mu!

Seçmeni, kamuoyunu bilgisizlik karanlığında bırakmanın perde arkası gün ışığına çıkarılmalıdır. Halk bekliyor.

 

Parlamenter tecrübesi yetersiz olan milliyetçi (PF) partisi Başkanı V. Simyonov’un “evet” oyu için Başbakandan Gümrükler Genel Müdürlüğünü, hiç olmazsa Burgas Liman Gümrüğünü istemesi tüyler ürpertti. Alamayınca da “çekimser” oy kullandılar. İktidar programına dayanan ortaklıkları olan GERB ile “PF” partilerinin arası iyice açılırken güven duvarı çatladı. Yurtseverliğe 21. yüzyılda devleti soyma anlamı verenlerin yakında adalet duvarına toslamasını bekleyebiliriz. Politik yemişlerin bu kadar erken olgunlaşacağını düşünmemiştim.

 

Hem iktidar hem de muhalefet her şeyi kuliste pazarlamak istiyor da gelgelelim kulis perdesi tül ve ciddi bakan gerçekleri görebiliyor.

 

Öyle de, böyle de olsa, uzlaşıp bağdaşmaz sandığımız görüşlerin bir anda yumuşadığını,  fazla gürültü kaldırmadan beyaza siyah dendiğini sık görmeye başladık. Temsil ettikleri köylü ve kentli yoksulların menfaatlerine, irade ve inançlarına ters, tamamen aykırı oy hareket edenlerin ipleri kim çekiyor? Ani karar değişikliklerini anlamak zor oldu. Uzlaşabilecek nokta ve yönleri olmayan politik partileri aynı küfeye kolayca dolduran gücü tanımak istiyoruz.   Kulisteki para babaları ve oligarşiden daha güçlü olan var mı? Politikaya yön değiştirtmek için Büyük Elçiliklerden gelen telefonlar yeterli midir? 25 Şubat 2015 günü yapılan oylamadan sonra kamuoyu, etnik azınlık aydınları HÖH-DPS partisi yönetimine, parlamento grubuna daha büyük bir şüpheyle bakmaya bakmakta haklı mı! Bizi her gün satan, her gün yön değiştiren, rotasız bir politika var.

 

Rüşvet ve dalavere ağıcındaki yemişler de patır patır dökülmeye hazırlanıyor.

Görüldüğü üzere, son yıllarda mahkemelere rüşvet ve dolandırıcılık siyaseti kurbanlarıyla doldu. HÖH-DPS Parti Başkan Yardımcısı Biserov para aklama suçundan tutuklandı ve duruşması başlamak üzeredir. Milletvekillerinden olan D-r Tabakov rüşvet almaktan içerdedir. Başka bazı milletvekilleri için mahkeme kararları artık çıktı. L. Mestan ve en yakın çevresi üstü kapalı içlerin ortaya dökülmesine karşı daha koyu bir gölgede sığınak arıyor. Lütfüler onayladı ama biz faizleriyle birlikte 27 milyar leva olarak hesaplanan yeni dış borcu nasıl öderiz? 2015 yılı milli bütçemiz topu topu 33 milyon levadır. Bizde işçi ücreti 182 Euro iken, Lüksemburg’da 1920 Euro’dur. Onlar bize karşı koşsalar bile kendilerine erişmemiz olanaksızdır. “Ajan dosyaları” falanla yıllarca halkı oyalarken, devleti soydular. Şimdi biz “özelleştirme dosyalarının” aşılmasını bekliyoruz. Ayağında ayakkabılı olmayan ama birkaç yılda milyoner olanların ağır cezada duruşmalarında bulunmak istiyoruz. Son 25 yılda devletimizi ekonomik ve malı olarak çökertenler yargılanmalıdır. Her birimiz bir deri bir kemik kalana kadar bizi soyanların infazını bekliyoruz. Emeklileri kuru ekmek kabına muhtaç, hastaları ilaçsız, çocukları sütsüz, okulsuz bırakanların hakim huzuruna çekilmesi zamanının gelmedi mi?

 

Bu bakıma, GERB milletvekili, Meclis Sağlık Komisyonu Başkanı General Profesör Stoyan Tonev’in istifaya zorlanması ülkede nefes kesti. Sanki olmuş yemiş dökümü başladı. Ertesi gün en büyük acil hastanemiz “Pirigov” un Genel Müdürü istifa sundu. Hastanenin açığı 20 milyon levaymış. Kamuoyu dokunulmazlıkların kaldırılmasını ve suçluların hepsinin hesap vermeye hazır olmasını istiyor. Bir baksanıza: Askeri Tıp Akademisi’nin yıllardan beri her ay Sağlık Bakanlığına 5 milyon leva borç faturası kestiği, bir senede bu paranın 70 milyon leva olduğu hemen gün ışığına çıktı. Bu soygundan yalnız bir general, yalnız bir profesör ya da müdür sorumlu olamaz. Daha anlaşılır bir dille anlatılınca Sofya’nın en büyük acil hastanesi olan “Pirigov” ta bir öğün hasta yemeği 3.5 leva iken, 500 adım ötedeki Askeri TIP Akademi’de aynı porsiyonun hastalara 14.5 levaya satıldığını işitenler şok geçirdi. Uzman doktorsuz klinik sayısı her geçen gün artıyor.

 

Bu arada BSP ile HÖH-DPS kodamanlarının dosyalarının da açılması sabırsızlıkla bekleniyor. Bu dosyalar açılacaktır, açılmalıdır, çünkü çürümüş yemişlerin dökülmesi önlenemez, durdurulamaz. Soyguncular, rüşvetçiler, dolandırıcılar kan emen keneler gibi, kan sülüğü gibi şiştiler ve mutlaka ensemizden düşeceklerdir. Bu gidişi önlemek kimsenin elinde ve gücünde değildir,  olamaz ve olamayacaktır!

Bulgaristan’da artık her çocuk 12 bin leva borçla doğuyor. Doğan çocuğun kendisi borçlu, anası borçlu, babası borçlu, kardeşleri borçlu, dedesi ve nenesi borçlu…. Nereye kadar ha? Dış ülkelerde bulunmamız bu durumu değiştirmiyor. Bizim ödeyemediğimiz ya da ödemekten sözde kaçtığımız paralar ana-babalarımızın yakınlarımızın sırtına yükleniyor. Hayırlısı olsun.

 

Share