Yazan: Serdar NÜKTE (YÜKSEK LİSANS TEZİ)

BULGARİSTAN MUHACİRLERİ’NİN KONYA’YA GÖÇÜ

Konya Merkez ve Çevresine İskân Edilen Balkan Muhacirleri Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle Anadolu’ya gelen muhacirlerin daimî iskânları yapılmaya başlanmıştır. Söz konusu dönemde, Konya merkez ve ilçelerine de muhacir sevkleri yaşanmıştır. Dolayısıyla, Konya ve ilçeleri, 1912-1921 yılları arasında, Balkan muhacirlerine ev sahipliği yaptığı görünmektedir. İlk olarak, 1854-1914 yılları arasında Konya’ya 12.900 Rumeli muhaciri iskân edilmiştir. Sonrasında ise bu muhacirlerin bir kısmı Konya’ya kalmış diğer kısmı ise Antalya, Isparta ve Niğde civarına yerleştirilmiştir (Gül, 2003:441-442). Ancak bu süreçte Konya’ya gelen muhacir sayısının düzensiz olduğu görülmektedir. Şöyle ki Birinci Dünya  Savaşı’ndan önce Konya’ya gelen muhacir sayısının, 1920 yıllarında gelen muhacirlere oranla daha az olduğu görünmektedir. Balkan Savaşı’nın etkisiyle, ilk olarak İstanbul, Ordu, Adana, İzmir, Mersin gibi şehirlere yerleşen muhacirler, zamanla daha güvenilir olarak düşündükleri Konya’ya gelerek iskân edilmişlerdir. (Kurtulgan, 2010:68).

Balkan Savaşları’nın başladığı tarihten itibaren ve devamında Birinci Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda, 1912-15 yılları arasında yaklaşık olarak 300.000 muhacirin Anadolu’ya göç ettiği görülmektedir. Konya’ya ise 6.120 kişi göç etmiştir. 1915-20 tarihlerine bakıldığında ise bu rakam düşmüş ve yaklaşık olarak Anadolu’ya Balkanlardan 120.000 muhacir göç etmiştir. Konya özelinde bakıldığında ise 2.392 kişi göç etmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar geçen süre zarfında yaşanan göçlerde, çoğunluğu Yugoslavya, Yunanistan ve Bulgaristan’dan gelen muhacirler oluşturmuş ve iskânları yapılmıştır. Bu süreçte gelen muhacirlerin geçici olarak, Eskişehir, İstanbul, Kütahya, Adana, İzmir gibi şehirlerde kendi imkânlarıyla kaldıkları görülmektedir. Balkan Savaşı sebebiyle, Anadolu’ya göç eden muhacirler öncelikli olarak İstanbul, Ordu, İzmir, Adana gibi şehirlerde ikamet etmişlerdi
(Kurtulgan, 2010:72-73). 1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı, Anadolu’da yeni bir göç hareketine sebep olmuştur. Çünkü İstanbul’un konumu ve başkent olması nedeniyle tehdit oluşturması, muhacirlerin daha güvenli bir yere göç etme mecburiyetini beraberinde getirmiştir. Bunun sonucu olarak Konya, bulunduğu konum itibariyle Orta Anadolu’da olduğu için muhacirlerin tercih ettiği bir yer haline gelmiştir.

Macar araştırmacı Bela Horvath, Birinci Dünya Savaşı öncesinde Anadolu’yu gezme sürecinde Konya kentine gelmiştir. Balkan coğrafyasından can güvenliği kalmadığı için zorla göç ettirilen Konya’daki muhacirlerin durumunu şu şekilde özetlemiştir:
‘Hürriyet Meydanı’nı geçip konağa ulaşmak zor olmuyor. Son derece büyük binanın geniş koridorlarında ve merdivenlerinde bekleşen kederli insanlarla karşılaşıyoruz. Çoluk çocuk ortada kalan ve kendilerine yerleşecek bir avuç toprak gösterilmesini bekleyen bu insanlar Balkan’dan gelen muhacirler. Şehir bu göçmenlerle dolu. İstasyon çevresinde, resmi binalarda, avlularda ve meydanlarda bohça ve denkleri başında bekleyen kadınlarla, eli yüzü kirli çocuklarla, yere çömelmiş ve sessizce bekleşen (ve hükümetin çözüm bulmasını sabırla bekleyen) erkeklerle karşılaşıyoruz. Kim bilir insanlar bu ucu bucağı belli olmayan eşya ve denk kargaşası arasında kendilerininkini nasıl buluyorlar? Makedonya’da kana susamış vahşi Sırplar tarafından kim bilir kaç yakını öldürülen bu zavallı insanlar şimdi resmi dairelerin koridorlarında dizilip birilerinin kendileriyle ilgilenmesini bekliyorlar. Bu binanın koridorlarında, insan aklının kabul edemeyeceği sefalet içinde aileler yaşıyor, anneler çocuklarını emziriyor, yemek yiyor, yatıyor ve hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar.’ (Horvath, 2007:13).

Konya’ya gelen muhacirler arasında, çevrede bulunan okullarda, yurtlarda ve boş binalarda ikamet edenler bu süreçte büyük ölçüde yerli halk tarafından desteklenmiş ve yardım görmüşlerdir (Yılmaz, 1996:256). Anadolu’ya gelen ancak iskânları yapılamayan birçok muhacir, Birinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği dönemlerde, daimî iskanlarını yaptırabilmek için hareket geçmiştir. Söz konusu dönemde, Arnavutluk, Romanya, Bulgaristan gibi ülkelerden Anadolu’ya göçlerin özellikle Balkan Savaşları’ndan sonra gerçekleştiği ve büyük kısmını da Bulgaristan’dan gelenlerin oluşturduğu görülmektedir (Kurtulgan, 2010:81). Bu dönemden 1950 yılına kadar Konya’ya göçlerde kesin bir rakam olmamasına rağmen göçlerin sürekli olarak devam ettiği görülmektedir. 1950-58 yıllarına gelindiğinde ise Bulgaristan’dan gelen muhacirler, devlet tarafından Anadolu’nun çeşitli il, ilçe ve köylerine dağınık olarak iskân ettirilmiştir.1950-58 yılları arasında dağınık olarak yerleştirilen aile sayısı yaklaşık olarak 35.000’dir. Konya iline iskân edilen muhacir sayısı ise 1528’dir. Yine başka bir kaynakta ise 1950-60 yılları arasında toplam 35.496 ailenin iskân edildiği belirtilmiştir (Arı, 1960:11).

Bu dönemde iskân edilen ailelerden, 25.583’ü çiftçi ailesinden oluştuğu için bu muhacirlerin büyük çoğunluğu Adana, Bursa, Konya, Manisa illerine, zanaatkar ailelerin çoğu ise Bursa, İstanbul, İzmir illerini iskân edilmişlerdir (Geray, 1962:54-55). 1968-79 tarihleri arasında muhacir sayılarına yönelik net bir rakam yoktur. Fakat bu dönemde Akraba Göçü Anlaşması imzalandığı için gelen muhacirler daha öncesinde Türkiye’ye yerleşmiş olan akrabalarının yaşadıkları bölgelere iskân ettirilmişlerdir.

Göç eden muhacirlerden devletin ihtiyaçlar doğrultusunda ekonomik alanda da faydalanmak istenmiştir. Mahmut Şevket Paşa tutmuş olduğu günlüğünde, Rumeli Türklerinin Anadolu’ya iskânı ile ekonomimize getirebilecekleri olumlu katkı sağlamak yönünde düşüncelerini şöyle ifade etmektedir:
‘Rumeli’den göçmenlerin iskân edilmesi için Konya Ovası’nın sulanmasını istedim. Onları buraya yerleştirmeyi düşünüyorum’ demiştir (Bardakçı, 2014: 51).

1989 yılında Bulgaristan’dan gelen muhacirlerin özellikle Bulgaristan’ın Dobruca ve Deliorman bölgesindeki Şumnu, Razgrad, Eskicuma ile Rodoplar’daki Kırcaali ve Karadeniz kıyısındaki Burgaz bölgesinden oldukları belirlenmiştir. 1989 yılında Türkiye’ye en fazla muhacir 40 bin kişi ile Şumnu bölgesinden olmuştur. Razgrad 35 bin, Kırcaali 30 bin, Eskicuma 30 bin, Burgaz 25 bin, Pazarcık 25 bin, Silistre 25 bin, Rusçuk 25 bin, Varna 15 bin, Hasköy 15 bin ve diğer bölgelerden 60 bin muhacir Anadolu’ya gelmiştir (Kemaloğlu, 2012:172)

Osmanlı Devleti’nin son yüz yıl içinde yaşadığı politik sorunlar, Balkan coğrafyasında yaşayan muhacirlerin Anadolu’ya yönelik göçlerin yaşanmasına sebep olmuştur. Bu süreçte, muhacirler tren, vapur gibi vasıtaları kullanarak öncelikle İstanbul ve Edirne gibi sınıra yakın şehirlere daha sonra da orta Anadolu’nun iç kesimlerine göç etmişlerdir. Bu noktada, Konya ili Bulgaristan muhacirleri için tercih edilen kentlerden birisi olmuştur. Balkan coğrafyasından Anadolu’ya gelen muhacirlerin göç süreci, geldikleri ülkelere ve taşıma araçlarına göre farklılık
göstermektedir. Bulgaristan’dan gelen muhacirler çoğunlukla, liman şehirleri olan Varna ve Köstence’den denizyolu ile Osmanlı topraklarına ulaşmış ve yine demiryolu ve karayolu ile Konya’ya ulaşarak iskânları gerçekleştirilmiştir.
Sonuç olarak, Konya ili yerleşim açısından gerek coğrafi gerek dini konum gerekse de iktisadi fırsatlar açısından Rumeli muhacirleri için tercih edilen bir kent olmuştur.

Reklamlar