Yorum

Çöken: Apartman mı? Hükümet mi?

Tarih: 24 Mart 2019
Yazan: Şakir ARSLANTAŞ
Konu: Adalet nerede başlar?

Bulgaristan’da TV’lerde ve sanal medyada adalet konularını izlemeyi severim. Vatanım Bulgaristan’daki gelişmeleri takip etmeye imkan dahilinde zaman ayırıyorum. Hafta sonunda Adalet Bakanı Bayan Tsetska Tsaçeva’nın aniden istifa sunup meclisten ayrılmasına önce bir anlam veremedim, sonra kafamda ikili cevap doğdu. 26 Mayısta Yapılacak Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde Liste Başı gösterilecek ya da “ne oldu acaba?”
Kendiliğinden gelen sorunun cevabı gecikmedi. Bakanın Yaşadığı apartmanı inşa eden ARTEKS şirketi Yüksek Temyiz Mahkemesi Savcılığı tarafından denetleniyor.
Aynı apartmandan 2016 yılında GERB partisinin meclis grubu sekreteri görevinde bulunduğu sürede 665 bin levaya 230 metre kare büyüklüğünde bir daire alan, şimdiki Spor ve Turizm Bakanı Yardımcısı Bayan Vanya Koleva da istifaya zorlandı.
Bu apartmanda büyük bir dairesi olan eski Kültür Bakanı ve halen milletvekili sandalyesinde oturan Vejdi Raşidov da çok rahatsız.
Sıkıntısı en büyük olan ise, GERB partisi kurucularından, Eski İç İşleri Bakanı, halen GERB parlamento grubu başkanı görevindeki Tsvetan Tsvetanov’tur. Garajdan yatak odasına çıkan özel asansörlü, birbirine bitişik iki garaj ve 2 lüks daire için 1 200 000 (bir milyon iki yüz bin) leva yani 600 000 Avro civarında ödeyeceğine, evirip çevirip sadece 100 000 leva (50 bin Avro) ödeyince balon patladı. Bunların önünden şeytan mı geçti diye düşünenler olabilir. Fakat görülen ciddi bir patlamadır.
Açıklandığına göre sıra dalaverelerin, meclis komisyonlarında yasa değişiklikleri yapılarak inşaat şirketine istedikleri kolaylıkları ve imtiyazları sağlama yoluyla gerçekleştirildiği ortaya çıktı. Yüz karası olayın adına “İmtiyaza karşı lüks daire” de diyebiliriz. Hükumet ve meclis rüşvet ve dolandırıcılık kazanı kaynatmaya devam ediyor. Daha önce istifasını sunan 5 bakandan yalnız ikisi görevden alınmıştı.
Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in ifade ettiği üzere, ülkemiz istifa dilekçelerini sunmuş ama henüz kabul edilmemiş bakanlar tarafından idare ediliyor.
Son 2 dilekçeyi Başbakan Borisov Brüksel’den “telefonla” imzaladı. Mart ayının başından beri Sosyalist Parti (BSP) milletvekillerinin parlamentoya girmemesi, ayrıca Meclis Başkan Yardımcısı Mareşki’nin “Volya” (İrade) boş milletvekili sırasına bakmaya artık alıştık.
Hak ve Özgürlükler Hareketi (DPS) milletvekilleri ise, meclise girerken kayıt yaptırmıyor. 2 kişilik çoğunlukla idare eden GERB- aşırı sağcı sözde “yurtseverler” grubunun dalavere ve dolandırıcılık çarşafını daha da geniş açmasına olanak mı yaratıyor diye düşünenler çoğalıyor.
Bulgaristan’da adaletsizliğin meclisten mi yoksa mahkemelerdeki duruşma salonlarında mı başladığını açıklayıp gösterebilmek çok zor.
Madde değişiklikleriyle ve tanımlamalar üzerinde oynayarak kanunları anlaşılmaz hale getirenler aslında dıştan gelen hedefli önerileri olmuş ahududu gibi çiğnemeden yutan ve sonra da onaylayan ve yasalaştıran milletvekillerinin kendileridir.
Bu işler para karşılığı mı yapılıyor? Ya da 1 200 000 leva değerinde bir mülk 100 000 levaya satılarak nasıl gerçekleştirilebiliyor. Dolandırıcılığın masa üstünde kalemle, mecliste oylamayla ya da çanta dolusu yapıldığını herkes öğrenmeye veya görmeye mi başladı.
Bu olay, 26 Mayıs’ta olağan Avrupa Parlamento seçimleri öncesi, ardından kapı çalan yerel seçimler ve bu gidişle yüzde yüz erken seçim konan politik havayı iyice bunalttı.
Bulgaristan’da bu tür olaylar halkı sıktı. İktidardaki GERB partisi, normal bir politik parti olsaydı bu durumda olmuş karpuz gibi çatlardı. Birkaç parçaya bölünürdü hatta dağılırdı. Çünkü demokrasinin temel taşı adalettir. Bu çatlama adalet kıstası üzerinden olmalıdır.

Ne var ki Bulgaristan’da bu ol(a)mıyor. Şimdiki ortamda hak, hukuk, adalet nefes al(a)mıyor.
Sebebine gelince, GERB dikey yapılı, ideolojisi olmayan, ahlak kıstasları ve derinliği de olmayan bir partidir. Biz “halk partisiyiz” sözleri, halktan tamamen kopmuş olduğunu gizlemek için kullanılıyor. Bu büyük gerçek şöyle anlaşılmalıdır.
GERB eski polis, emekli ordulu, para-mili ter, itfaiyeci, dövizci, sigortacı, piyasa zalimi kırıntıların, devlet ve kamu güvenliğiyle görevli 350-400 bin kişi ile onların beslediği yakınlarının partisidir. Bir üreticiler partisi değil, üretmeyenler hazır yiyenler, devlet memesi emenler fıkrasıdır. Maddi çıkar ve gelir kaynağı, devleti emme, soyma, çalıp çırparak bitirme fikri etrafında birbirine örülüp yere yaslanmış yatay bir sürüngenler sürüsüdür. Bu yapı ne çatlar, ne bölünür ne de parçalanır, çünkü böyle bir partinin üyeleri ve sempatizanları birbirlerine çamur besinli bir ortamda birbirine sarılıp topaç olmuşlardır.
Beş bakan, birkaç da bakan yardımcısı ya da genel müdürün solucan yumağından alınmasıyla bu yumak dağılmaz. Bu çok ilginç ve nereden örnek alındığı gizli tutulan bir örgütlenme biçimidir.
Solucan yumağı biraz sağ uca ya da biraz merkeze yuvarlansa bile kendisiyle birlikte merkezi ve ucu da değiştirdiğinden dolayı dağılmıyor. Faşizan aşırı sağcı “yurtsever” maskelilerle aynı bataklıktan beslendiklerinden kavga çıkarmıyor.
Şu apartman dalaveresi, vatandaşlık satma, Türk sınırını korumaya memur edilen sınır askerleri ve polislerin eski başbakan yardımcısı Valeri Simyonov’un Malko Tırnovo kendindeki otelinde konakladı ve benzer olaylar patlak vermese bizim bataklıkta kimin ne kadar çaldığını kimse anlayamaz…
Kimin ne kadar fazla dolandırdığı, halka ve devlete ne kadar zarar verdiği gizli kalır. Şu apartmanların hükumete deprem yaşatmasına gelince, yukarıda işaret ettiğim üzere bu işin ardında başka tuzaklar da olabilir.

Sonra bu çakalların hepsinin aynı ine toplanması ve her sabah sözde işe giderken aynı marka zırhlı ve siyah camlı araçlarla trafiği kilitlemesi yaşanmasa sanki değişen ve huzur bozan bir şey olmayacak.
Bu gelişmelere pek çok yerden hele Brüksel’den ard arda sinyaller geliyor. Tencerenin kapağını kaldırıp yemeğin dibe yapıştığını haber verenler lanetleniyor.

Geçen hafta Birleşik Amerika Dış İşleri Bakanlığı (Devlet Sekreterliği) makamından gelen bir uyarı mektubu basına düştü.

Bulgaristan hakkında 2018 değerlendirmesi yapılmış. ele alınan ana konu adalet olmayışıdır. Gözü üzerimizde olan Amerikan Dış İşleri Bakanlığı önce hükumetin ve meclisin kamuoyu güveninin çok düşük olduğunu kaydettikten sonra, rüşvetçilik ve dolandırıcılığın dev boyutlara ulaştığı Bulgaristan’da hapishanelerde ve tutuk evlerinde neden cezasını çeken 1 bakan yok? sorusuna vurgu yapılmış.
İnşaat şirketlerinden rüşvet almayan, Sofya’nın “Mladost” (Gençlik) Semti Belediye Başkanı Bayan İvançeva’nın olağanüstü ağır hapishane koşullarında ne zamana kadar tutulacağı sorusuna yer verilmiş.
ABD’li yetkililerce hazırlanan raporda “Bulgaristan’da adalet ve yasalar üstü oldukları duygusuyla yaşayan ve bizi kimse cezalandıramaz havasına girmiş, bir kabadayı şebekesi oluşmuştur” deniyor.

Tutuklanmayacaklarını, sorgulanmayacaklarını, yargılanmayacaklarını bilenleri koruyan yeni totaliter zümre kol geziyor.

Amerika’dan gelen uyarı mektubundan sonra, ulusal TV ekranına davet edilen, Adalet Bakanı Yardımcısı Prof. Nikolay Prodanov’a, “Amerikan Devlet Sekreterliği Bulgar hapishanelerine düşenlerden % 40’na fiziksel ve manevi baskı yapıldığı, tutukluların dövüldüğü, olağanüstü kötü hijyen ortamında tutuldukları iddia ediliyor, cevabınız ne olur,” sorusu yöneltildi.
Bakan Yardımcısı, “İnsan hakları, özellikle de tutukluların hakları konusunda Bulgaristan’da durum çok kötüdür. İşaret edilen baskı gardiyanlar tarafından uygulandığından fazla, hapishanedeki çetelerin işi ve biz henüz bunun önüne geçemiyoruz,” dedi.

Geçen ay Almanya Adalet Bakanlığından bir heyet Bulgaristan’ı ziyaret etti. Sofya Merkez Hapishanesini gezip gördü.

100 yıl önce inşa edilen bu hapishane binasının küf koktuğu, artık onarılacak duvarı ve çatısı kalmamış, su boruları dökülmüş, elektrik tertibatı ona göre, dört yanda fareler, keneler, kertenkeleler bayram ediyor, gece boyu yıllan ıslığı dinmiyor gibi tespitlerde bulunuldu.
Son 2 ayda Bulgar basınında ve elektronik ortamda arasız tartışılan 2 büyük mülkiyet konusu var. Biz Türkler için “Mülk Adaletin Temelidir.” Mülküne el konan, varı yoğu gasp edilen vatandaş adaletsizliğe uğramış kabul edilir. Bu, bir halk kanısı olarak oluşmuş ve yerleşmiştir.
Bulgar Çarı II. Simeyon, 50 yıllık gurbetten 2000 yılında döndüğünden beri dedesi Ferdinant ile babası III. Boris’in “malını mülkünü, konaklarını, saraylarını, dağ evlerini, çam korularını ve daha neleri neleri” geri almaya çalışıyor.

2001 -2005 arası başbakan olan Simeyon yürütme gücünü kullanarak sözde hanedan mülkünü kendi üstüne geçirmeyi başarmıştı.
Ardından oyun bozuldu. Sözü edilen bu sınırsız ve sayısız mülklerin devletleştirilmesi ve dolayısıyla monarşi idaresinin halk idaresi biçimiyle değiştirilmesi için 1946 yılında yapılan halk oylaması (referandum) ile devletleştirildiği savı öne sürüldü.
1946’da Bulgaristan’da 1879 Anayasası yürürlükteydi ve bu Anayasada halk oylamasıyla rejim değiştirme ve mal mülk gasp etme maddesi olmadığını herkes bilir. Halkın iradesine karşı gelinemeyeceği savıyla ortaya çıkan ve monarşinin tüm mal ve mülküne, Filibe – Karlova Belediyesine bağlı “Banya” kasabasındaki “Konak” hariç el kondu. Bu konudaki beyanlarda, 1946 yılında siyasi partilerden hepsinin Çar taşınmazlarının devletleştirilmesini istediği, 2019’da siyasi görüşün değişmediği savunuluyor.
İkinci konu ise, Müslüman Diyaneti Baş Müftülük vakıf mallarının ve il müftülükleri borçlarının “silinmesine” ilişkindir. Bu konuda Bulgar parlamentosu sabah “silinsin” kararı alırken, akşamüstü aman “silinmesin” 10 yıl daha sürüm sürüm sürünsünler kararına imza attı. Olay o kadar gülünç ki: Sofya’daki “Banya Başı” (Hamam Başı) Caminden 600 bin leva çöp parası isteniyor. Her ay için 50 bin leva. Etrafta bir tek çöp tenekesi var. Camiyi ve avlusunu, dolayını müminler kendileri temizliyor.
Cami karşısındaki eski Yahudi halı olan “Hal” adlı kapalı çarşı mekânı ve etrafındaki park yeri, mal indirme ve yükleme rampaları ile yeşil saha içinde ancak 3 bin leva talep ediliyor. Sözüm Adalet üstünedir.

Yazımı BULGARİSTAN’DA ADALLETSİZLİĞİN SINIR YOK tespitiyle bitirmek istiyorum.

Yoksa bu işlerin ardından başka bir şeyler mi gizli!?
Çözüm: Adaletsizliği çökertmeyi hedef edelim!
Okuduğunuz için teşekkürler.
Yeniden buluşmak üzere…
Paylaşmayı da unutmayınız

Share
Reklamlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

two × 5 =