Belediye Halkın Evidir, Başkanın Makamı Değil!
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı ile görüşmek için randevu talep ettik.
Aldığımız cevap bizi şaşırttı:
“Kocaeli dışındaki STK’larla görüşülmüyor.”
Önce kendi kendimize, “Herhalde Başkan Kocaeli’deki sivil toplum kuruluşlarına yoğunlaşıyor; kendi şehrinin insanlarına, derneklerine, vakıflarına öncelik veriyor” dedik.
Buna bile saygı gösterdik.
Fakat sonrasında Kocaeli’de faaliyet gösteren bazı STK’ların da Başkanla görüşmekte zorlandığını duyunca ister istemez şu soruyu sormaya başladık:
Peki bu belediyenin kapısı kime açık?
Kocaeli’nin Sınırı Nerede Başlıyor, Dünya Nerede Bitiyor?
Sayın Başkan,
Artık köy başka, şehir başka, ülke başka, dünya başka değil.
İletişim, ticaret, göç, kültür, ekonomi ve sivil toplum ağları şehirlerin sınırlarını çoktan aşmış durumda.
Dünya adeta büyük bir köye dönüştü.
Kocaeli ise Türkiye’nin herhangi bir şehri değildir.
Sanayisiyle, limanlarıyla, üniversiteleriyle, üretim kapasitesiyle, ticaret bağlantılarıyla ve uluslararası ekonomik ilişkileriyle Türkiye’nin dünyaya açılan önemli merkezlerinden biridir.
Böylesine dışa açık bir şehrin yönetim anlayışı nasıl içe kapanabilir?
Bir tarafta dünyaya mal satan fabrikalar, uluslararası limanlar, yabancı yatırımlar ve küresel ticaret…
Diğer tarafta:
“Kocaeli dışındaki STK’larla görüşmüyoruz.”
Bu iki anlayışın yan yana durması mümkün müdür?
Avrupa’da Konuşmak Güzel, Anadolu’daki STK’yı Dinlemek Daha Güzel
Belediye başkanlarımızın Avrupa’ya gitmesini, uluslararası toplantılara katılmasını, şehirlerini dünyaya anlatmasını destekleriz.
Gitsinler.
Konuşsunlar.
Kocaeli’yi anlatsınlar.
Türkiye’yi anlatsınlar.
Fakat uluslararası platformlarda sivil toplumdan, katılımcılıktan, şehir diplomasisinden ve ortak akıldan söz edip Türkiye’de kapıya gelen sivil toplum kuruluşuna randevu vermemek ciddi bir çelişki oluşturur.
Çünkü demokrasi kürsüde anlatılan bir kavram değildir.
Demokrasi önce kapıyı açmaktır.
Dinlemektir.
Farklı düşünene zaman ayırmaktır.
Kendinizi alkışlayanlarla değil, size eksiklerinizi söyleyebilecek insanlarla da oturabilmektir.
Birileri çok güzel konuşabilir.
Birileri çok güzel sloganlar üretebilir.
Ama milletin artık yalnızca güzel cümlelere ihtiyacı yok.
Türk milletinin konuşandan çok yapan yöneticiye ihtiyacı vardır.
Belediye Başkanlığı Makam Değil, Emanettir
Burada asıl mesele bizim randevumuz değildir.
Biz bugün görüşürüz veya görüşmeyiz.
Mesele çok daha büyüktür.
Mesele bir yönetim zihniyetidir.
Belediye başkanları şunu hiçbir zaman unutmamalıdır:
Belediye binası şahsi mülk değildir.
Başkanlık makamı şahsi ofis değildir.
Belediyenin araçları şahsi araç değildir.
Belediyenin bütçesi başkanın parası değildir.
O koltuk milletin koltuğudur.
O bina milletin binasıdır.
O bütçe milletin vergilerinden oluşmaktadır.
Başkan da o emaneti belirli bir süre yönetmek üzere seçilmiş kamu görevlisidir.
Dolayısıyla belediyecilik yalnızca yol yapmak, asfalt dökmek, park açmak değildir.
Belediyecilik aynı zamanda insanı dinlemektir.
STK’lar Alkış Makinesi Değildir
Buradan sivil toplum kuruluşlarına da seslenmek gerekiyor.
STK’nın görevi belediye başkanlarının arkasında fotoğraf çektirmek değildir.
STK’nın görevi sadece yemeklerde, açılışlarda ve protokol programlarında görünmek hiç değildir.
Gerçek sivil toplum gerektiğinde sorar:
Bu şehrin bütçesi nereye harcanıyor?
Hangi projeye ne kadar kaynak ayrıldı?
İhale süreçleri nasıl yürütülüyor?
Gençler için ne yapılıyor?
Engelliler için ne yapılıyor?
Yaşlılar için ne yapılıyor?
Kadınlar için ne yapılıyor?
Kültür, eğitim, çevre ve sosyal politikalar için ne kadar kaynak ayrılıyor?
Verilen sözlerin kaçı gerçekleştirildi?
İşte sivil toplumun gerçek görevi budur.
Gerektiğinde belediyelerin eksiklerini raporlaştırmalı, kamuoyuyla paylaşmalı ve ilgili devlet kurumlarına iletmelidir.
Çünkü demokratik denetim yalnızca seçimden seçime sandığa gitmek değildir.
Halk da Belediyesini Takip Etmelidir
Vatandaşlarımız da artık şunu öğrenmelidir:
Belediye bütçesi bizim paramızdır.
Bir şehirde yaşayan insan, belediye başkanının yalnızca hangi açılışa katıldığına bakmamalıdır.
Bütçesine bakmalıdır.
Yatırımına bakmalıdır.
Borçlarına bakmalıdır.
İhalelerine bakmalıdır.
Hizmetin mahallelere nasıl dağıldığına bakmalıdır.
Çünkü demokrasinin en büyük güvencesi bilinçli vatandaştır.
Başkanı seven de denetlemelidir.
Sevmeyen de denetlemelidir.
Aynı siyasi görüşten olan da soru sormalıdır.
Çünkü mesele parti değil, kamu hakkıdır.
“Kocaeli Dışındaki STK’larla Görüşmüyoruz” Anlayışı Yeniden Düşünülmelidir
Eğer gerçekten kurumsal politika buysa, bunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Çünkü bugün bir İstanbul STK’sının Kocaeli ile ilgisi olabilir.
Bursa’daki bir kuruluşun Kocaeli’de projesi olabilir.
Balkanlardan gelen bir Türk kuruluşunun Kocaeli’de yaşayan binlerce insanla bağı olabilir.
Türk dünyasından gelen bir heyetin sanayi, kültür, eğitim veya kardeş şehir projesi olabilir.
Diaspora kuruluşlarının Kocaeli ile ekonomik ve kültürel iş birliği geliştirme düşüncesi olabilir.
Siz daha insanları dinlemeden kapıyı kapatırsanız bunların hangisini öğrenebilirsiniz?
Şehir diplomasisi kapıları kapatarak değil, yeni kapılar açarak yapılır.
Kocaeli Yalnızca Kocaeli’den İbaret Değildir
Kocaeli’nin fabrikaları yalnızca Kocaeli’ye üretmiyor.
Limanları yalnızca Kocaeli’ye hizmet etmiyor.
Üniversiteleri yalnızca Kocaelililere eğitim vermiyor.
Sanayicileri yalnızca şehir sınırları içerisinde ticaret yapmıyor.
Öyleyse belediyecilik vizyonu da yalnızca il sınırlarının içine sıkıştırılamaz.
Bugünün güçlü belediye başkanı sadece kendi şehrini yöneten kişi değildir.
Şehrini Türkiye’ye, Balkanlara, Kafkaslara, Türk dünyasına, Avrupa’ya ve dünyaya bağlayabilen kişidir.
İşte bizim itirazımız tam burada başlıyor.
Biz Randevu Değil, Bir Yönetim Anlayışını Sorguluyoruz
Kimse meseleyi “Bir STK randevu istemiş, verilmemiş, kızmışlar” seviyesine indirmesin.
Hayır.
Bir randevu dünyanın sonu değildir.
Bizim meselemiz şahsi değildir.
Asıl soru şudur:
21. yüzyıl belediyeciliği nasıl olmalıdır?
Kapalı kapılar arkasında mı?
Yoksa katılımcı mı?
Sadece kendisine yakın çevrelerle mi?
Yoksa toplumun bütün kesimleriyle mi?
Yerel sınırlar içerisine kapanmış mı?
Yoksa dünyaya açılmış mı?
Biz ikincisini savunuyoruz.
Makam Odalarının Kapıları Büyüdükçe Devlet Küçülür
Yöneticilikte çok tehlikeli bir hastalık vardır:
Bir süre sonra makamın sahibinin kendisi olduğunu düşünmek.
Oysa makamlar geçicidir.
Belediye başkanları gelir, gider.
Valiler gelir, gider.
Milletvekilleri gelir, gider.
Bakanlar gelir, gider.
Kalıcı olan millettir.
Bu nedenle bir yönetici kapısını halka ve sivil topluma kapattıkça aslında kendisini toplumdan uzaklaştırır.
Toplumdan uzaklaşan yönetici ise bir süre sonra sokağın ne söylediğini duyamaz.
Sokağı duyamayan belediyeyi sağlıklı yönetemez.
Belediyeyi yönetirken halktan kopanların daha büyük yönetim sorumluluklarına talip olduklarında nasıl davranacaklarını da millet elbette sorgular.
Sayın Başkan, Kapıları Açın
Bizim çağrımız kavga çağrısı değildir.
Tam tersine bir yönetim çağrısıdır.
Sayın Başkan;
Kocaeli gibi Türkiye’nin dünyaya açılan şehirlerinden birinin belediye başkanlığı makamı, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen sivil toplum kuruluşlarına kapalı olmamalıdır.
Elbette her randevu talebine Başkanın bizzat yetişmesi mümkün değildir.
Bunun çözümü kapıları kapatmak değildir.
STK koordinasyon birimleri kurarsınız.
Başkan yardımcılarını görevlendirirsiniz.
Belirli günleri sivil toplum görüşmelerine ayırırsınız.
Dijital randevu sistemi oluşturursunuz.
Kocaeli içinden ve dışından gelen proje tekliflerini değerlendirirsiniz.
Çünkü modern yönetim “Görüşmüyoruz” demez.
Modern yönetim:
“Nasıl görüşebiliriz, nasıl birlikte üretebiliriz?” diye sorar.
O KOLTUK MİLLETİNDİR
Biz bugün randevu alamadık diye susacak değiliz.
Ama kimseye hakaret de etmeyeceğiz.
Soracağız.
Eleştireceğiz.
Takip edeceğiz.
Çünkü sivil toplumun görevi budur.
Kocaeli dışındaki STK’lara kapıyı kapatmak Kocaeli’yi büyütmez.
Tam tersine Kocaeli’nin etki alanını küçültür.
Çağımızın belediyeciliği duvar örme değil, köprü kurma sanatıdır.
Dünya küçülüyor.
Şehirler birbirine bağlanıyor.
Yerel yönetimler uluslararası aktörlere dönüşüyor.
Balkanlar, Kafkaslar, Türk dünyası, Avrupa ve Anadolu artık birbirinden kopuk alanlar değildir.
Böyle bir çağda hâlâ:
“Siz Kocaeli dışındansınız, görüşmüyoruz.”
deniliyorsa orada durup yönetim anlayışını yeniden düşünmek gerekir.
Çünkü biz Türkiye’yi büyütmeye çalışırken şehirlerimizin kendi sınırlarının arkasına saklanmasına razı olamayız.
Belediye milletindir.
Bütçe milletindir.
Makam milletindir.
Kapı da milletin kapısıdır.
Ve o kapının üzerinde görünmeyen ama çok önemli bir cümle yazmalıdır:
“Bu makamın sahibi millet, biz ise emanetçiyiz.”
Rafet ULUTÜRK
BULTÜRK Genel Başkanı
