Sınırdan Ormana Uzanan Bir Güvenlik Meselesi
Bulgaristan’dan gelen son bilgiler, aslında birbirinden ayrı görünen iki önemli meseleyi aynı anda gündemimize taşıyor: sınır kapılarındaki hareketlilik ve büyüyen yangın tehlikesi.
Sınır Polisi tarafından paylaşılan bilgilere göre, Türkiye-Bulgaristan ulaşımının en önemli geçiş noktalarından biri olan Kapitan Andreevo Sınır Kapısı’nda araç yoğunluğu yaşanıyor. Buna karşılık Bulgaristan’ın Romanya, Yunanistan ve Kuzey Makedonya ile olan sınır kapıları ve geçiş noktalarında trafik normal seyrediyor.
Diğer taraftan yangınlarla mücadele konusunda da oldukça hareketli saatler yaşanıyor. İtfaiye Güvenliği ve Sivil Savunma Müdürlüğünün açıkladığı verilere göre son 24 saat içerisinde 195 yangın ihbarı alınırken, 146 yangın söndürüldü. Yangınların 25’inde maddi hasar meydana geldi.
Bu rakamlar yalnızca günlük haber olarak okunmamalıdır. Çünkü sınır güvenliği de orman yangınları da devletlerin kriz yönetme, önceden tedbir alma ve kurumlar arasında koordinasyon sağlama kapasitesini ortaya koyan önemli göstergelerdir.
KAPITAN ANDREEVO SADECE BİR SINIR KAPISI DEĞİLDİR
Kapitan Andreevo, Türkiye tarafındaki Kapıkule ile birlikte Avrupa ile Türkiye arasındaki kara ulaşımının en önemli kapılarından biridir.
Burada yaşanan yoğunluk yalnızca birkaç saatlik bekleme meselesi değildir.
Bu güzergâh; Türkiye’yi Bulgaristan üzerinden Balkanlar’a ve Avrupa’nın içlerine bağlayan stratejik bir koridordur. Yolcu araçları, gurbetçiler, uluslararası taşımacılık yapan TIR’lar ve ticari yükler aynı damar üzerinden hareket etmektedir.
Dolayısıyla bu kapının kapasitesi ve çalışma düzeni doğrudan Türkiye-Bulgaristan ilişkilerini, Avrupa-Türkiye ticaretini ve Balkan ulaşım güvenliğini ilgilendirmektedir.
Özellikle yaz aylarında Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye’ye geliş ve dönüş dönemlerinde yoğunluk daha da önem kazanmaktadır.
Bu nedenle mesele yalnızca:
“Kapıda kaç kilometre kuyruk var?” sorusundan ibaret görülmemelidir.
Asıl soru şudur: Türkiye ile Bulgaristan arasındaki sınır geçişlerini geleceğin artan insan ve yük trafiğine nasıl hazırlayacağız?
SINIRLARDA GELECEĞİN İHTİYACI: HIZLI,
GÜVENLİ VE AKILLI GEÇİŞ
Türkiye ile Bulgaristan arasında uzun vadeli bir Sınır Geçişleri Stratejisi geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Amaç güvenlikten taviz vermeden geçiş sürelerini azaltmak olmalıdır.
Dijital ön bildirim sistemleri, TIR işlemlerinin hızlandırılması, yoğunluk tahmin sistemleri, ortak veri paylaşımı, ek peronlar, modern kontrol teknolojileri ve kriz dönemlerinde devreye girecek ilave personel planlaması artık tercih değil ihtiyaçtır.
Çünkü geleceğin sınır kapısı yalnızca pasaport kontrol edilen yer olmayacaktır.
Verinin, güvenliğin, lojistiğin ve teknolojinin birleştiği stratejik merkez olacaktır.
Türkiye ile Bulgaristan bunu birlikte başarabilirse Kapıkule-Kapitan Andreevo hattı bir darboğaz olmaktan çıkarak Avrupa’nın en güçlü kara lojistik koridorlarından birine dönüşebilir.
DİĞER CEPHEDE YANGINLA MÜCADELE VAR
Bulgaristan’dan gelen ikinci önemli haber ise yangınlarla ilgilidir. Son 24 saatte 195 yangın ihbarının alınması ve 146 yangının söndürülmesi, sahadaki hareketliliğin boyutunu göstermektedir. Daha önemlisi, bazı yangınların çok geniş alanları etkileyebilmesidir. Tlaçene ve Gabare köyleri arasındaki arazide çıkan yangında yaklaşık 8 bin dönümlük orman ve kuru ot alanının zarar gördüğü bildirildi. İtfaiyeciler ve gönüllüler yangını kontrol altına alabilmek için 30 saatten fazla mücadele etti. Bu tablo bize bir gerçeği yeniden hatırlatıyor:
Yangın başladıktan sonra verilen mücadele kahramanlıktır; yangın başlamadan önce alınan tedbir ise stratejidir.
İkisine de ihtiyacımız vardır.
HAVADAN MÜDAHALE: “COUGAR” HELİKOPTERİ SAHADA
Yangının büyüklüğü nedeniyle mücadele yalnızca karadan yürütülmedi. Krumovo Hava Üssü’nden gönderilen “Cougar” askeri helikopteri de yangın söndürme çalışmalarına katıldı. Askerî imkânların sivil afetlerle mücadelede kullanılması önemlidir. Çünkü büyük yangınlarda zaman en kritik unsurdur. İlk saatlerde kontrol altına alınamayan küçük bir yangın, rüzgâr ve kuraklığın etkisiyle kısa sürede binlerce dönümlük alanı tehdit edebilir. Bu nedenle helikopterlerin, itfaiye ekiplerinin, belediyelerin, gönüllülerin, sağlık ekiplerinin ve güvenlik güçlerinin aynı operasyon planı içerisinde hareket edebilmesi gerekir.
Afet yönetiminde kurumların büyüklüğünden çok koordinasyonlarının gücü belirleyicidir.
8 BİN DÖNÜM SADECE BİR RAKAM DEĞİLDİR
Yangın haberlerinde çoğu zaman rakamlara alışıyoruz.
Bin dönüm…
Beş bin dönüm…
Sekiz bin dönüm…
Fakat her dönümün içerisinde yılların emeği ve tabiatın oluşturduğu bir hayat vardır.
Yanan yalnızca kuru ot değildir.
Ağaçlar, kuşların yuvaları, yabani hayvanların yaşam alanları, toprağın verimliliği ve bölgenin ekolojik dengesi de zarar görmektedir.
Bir ormanın yeniden oluşması bazen onlarca yıl sürmektedir.
Bu nedenle yangınlarla mücadele yalnızca itfaiyenin görevi olarak görülmemelidir.
Ormanı korumak millî serveti korumaktır.
BALKANLAR İÇİN ORTAK
AFET MÜCADELE MEKANİZMASI DÜŞÜNÜLMELİDİR
Buradan daha geniş bir stratejik öneride bulunmak gerekir. Türkiye, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya ve diğer Balkan ülkeleri yangın, sel ve deprem gibi afetlerde birbirlerinden bağımsız hareket eden ülkeler olmaktan çıkarak daha güçlü bölgesel müdahale mekanizmaları geliştirmelidir.
Çünkü yangının milliyeti yoktur.
Rüzgâr pasaport sormaz.
Duman sınır kapısında durmaz.
İklim şartları ve afet riskleri Balkan ülkelerini birbirine daha fazla bağımlı hâle getiriyor.
Ortak yangın tatbikatları, sınır bölgelerinde ortak erken uyarı sistemleri, hava araçlarının karşılıklı kullanılabilmesi, ortak eğitim programları ve kriz anında hızlı yardımlaşma mekanizmaları üzerinde daha fazla çalışılmalıdır.
Böyle bir yapılanma yalnızca afetlerle mücadeleyi güçlendirmez; Balkan ülkeleri arasındaki güveni ve iş birliğini de artırır.
SINIR GÜVENLİĞİ İLE AFET GÜVENLİĞİNİN
ORTAK NOKTASI: HAZIRLIK
Kapitan Andreevo’daki trafik yoğunluğu ile Tlaçene-Gabare arasındaki yangın ilk bakışta birbirinden tamamen farklı iki haber gibi görünebilir. Fakat stratejik açıdan aynı noktada birleşiyorlar:
Hazırlık.
Sınır kapısında hazırlıksızsanız kuyruk oluşur.
Ormanda hazırlıksızsanız küçük bir kıvılcım büyük felakete dönüşür.
Afette hazırlıksızsanız müdahale gecikir.
Kurumlar arasında koordinasyon yoksa devletin imkânları bulunmasına rağmen sonuç almak zorlaşır.
Modern devlet anlayışı artık yalnızca kriz çıktığında müdahale etmek değildir.
Kriz çıkmadan önce ihtimalleri hesaplamak ve kapasite oluşturmaktır.
TÜRKİYE-BULGARİSTAN HATTI BİR SINIRDAN
DAHA FAZLASIDIR
Türkiye ile Bulgaristan arasında çok güçlü tarihî, ekonomik ve insani bağlar bulunmaktadır.
Her gün binlerce insan bu sınırı kullanıyor.
Ticaret geçiyor.
Aileler geçiyor.
Turistler geçiyor.
Avrupa ile Asya arasındaki yük taşımacılığının önemli bir bölümü bu coğrafyadan ilerliyor.
Bu nedenle Kapıkule-Kapitan Andreevo hattına yalnızca iki ülkenin sınırı olarak bakmak eksik kalacaktır.
Burası aynı zamanda Avrupa ile Türkiye arasındaki stratejik kara köprülerinden biridir.
Bu köprünün daha hızlı, güvenli ve teknolojik hâle getirilmesi hem Bulgaristan’ın hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın çıkarınadır.
GÜÇLÜ DEVLET KRİZİ YÖNETEN DEĞİL,
KRİZE HAZIR OLAN DEVLETTİR
Bugün Kapitan Andreevo’da araç yoğunluğu yaşanabilir.
Yarın başka bir sınır kapısında benzer bir tablo ortaya çıkabilir.
Bugün Tlaçene ile Gabare arasında yangın çıkabilir.
Yarın Balkanlar’ın başka bir bölgesinde daha büyük bir afet yaşanabilir.
Önemli olan yalnızca bugünkü problemi çözmek değildir.
Bir sonraki probleme bugünden hazırlanabilmektir.
Sınır kapılarımızı geleceğin ticaret hacmine göre büyütmek, afet yönetimini teknolojiyle güçlendirmek, erken uyarı sistemlerini geliştirmek ve komşu ülkeler arasında gerçek zamanlı iş birliği kurmak zorundayız.
Çünkü 21. yüzyılda güvenlik yalnızca asker ve polisle sağlanmıyor.
Sınır güvenliği, afet güvenliği, ulaşım güvenliği, enerji güvenliği ve çevre güvenliği artık aynı büyük stratejinin parçalarıdır.
Kapitan Andreevo’daki kuyruk bize ulaşım altyapısını;
8 bin dönümlük yangın ise tabiatın ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatıyor.
Her ikisinin verdiği mesaj ise aynıdır:
Tedbir krizden önce alınır.
Kapasite felaketten önce kurulur.
Devlet aklı ise bugünün sorununu çözerken yarının riskini hesaplar.
İşte gerçek güvenlik ve gerçek strateji budur.
