Prof. Dr. Hayati DURMAZ
BGSAM BAŞKANI
“Çözüm Türklerle Eşit Temsil”
BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk’ün Bulgaristan’daki siyasi çıkmaza dair yaptığı analiz, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bulgaristan’ın son 4 yılda 8 kez sandığa gitmesini “siyasal iflas” olarak nitelendiren Ulutürk’e destek büyüyor: “Çözüm; Türkleri vitrin süsü olarak değil, yönetimin asli ortağı olarak kabul etmektir.”
SOFYA – Bulgaristan’da Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in istifası ve bitmek bilmeyen erken seçimler silsilesi, ülkenin yönetim modelindeki derin çatlakları bir kez daha gün yüzüne çıkardı. BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk’ün sosyal medyada paylaştığı ve Bulgaristan’ın siyasi geleceğine ışık tutan “Cesaretsizlik” vurgulu analizi, hem tarihsel hem de sosyolojik gerçeklerle destekleniyor.
“8 Seçim Bir Başarı Değil, İflastır”
Rafet Ulutürk, Bulgaristan’ın içinde bulunduğu durumu “bir gerçeğin itirafı” olarak tanımlıyor. Radev’in görev süresi boyunca 7 kez geçici hükümet kurmak zorunda kalmasını bir “alarm” olarak gören Ulutürk, halkın büyük bir kesimini, özellikle Bulgaristan Türklerini dışlayan bir düzenin istikrar üretemeyeceğini vurguladı. Ulutürk’e göre; Bulgaristan’ın sorunu lider eksikliği değil, toplumun tamamını kucaklayamayan “ikiyüzlü” siyaset anlayışı.
Tarihsel Prangalar ve Sosyolojik Gerçekler
Haber merkezimize ulaşan analizlerde, Bulgaristan’ın bugünkü tıkanıklığının kökeninde 20. yüzyılın sancılı mirası yatıyor. 600 yıllık Osmanlı barışının ardından, İkinci Dünya Savaşı sonrası SSCB boyunduruğuna giren ülkede, komünist rejimin uyguladığı “asimilasyon ve zorunlu göç” politikaları etnik dokuyu derinden sarstı.
Bugün gelinen noktada dikkat çeken en büyük çelişki ise şu:
“Türkiye’nin artan gücü ve Bulgaristan’daki Türklerin refah seviyesindeki yükseliş, Sofya’daki siyasal temsil mekanizmalarına aynı oranda yansımıyor. Bulgarların dış güçlere (Rusya, ABD, AB) yaslanma çabası, ülkenin ‘kendi kendini yönetme’ yeteneğine engel teşkil ediyor.”
Devrim Niteliğinde Öneri: Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı
BULTÜRK ve stratejistler, Bulgaristan’ın bu siyasi kördüğümü çözmesi için radikal ve cesur bir adım atması gerektiği görüşünde birleşiyor. Sadece seçim zamanı hatırlanan bir Türk toplumu yerine, devletin en üst kademelerinde yetki sahibi olan bir temsil modeline geçilmeli.
İşte masadaki çözüm önerileri:
-
Doğrudan Temsil: Siyasi partilerin ötesinde; temiz, saygın, toplumun içinden gelen Türk akademisyen ve iş insanlarının yönetimde aktif rol alması.
-
Yapısal Değişim: Kurulacak her ciddi siyasi yapıda Türk kökenli bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı bulunması. Bu, bir lütuf değil, eşit vatandaşlığın asgari şartı olarak görülüyor.
-
Stratejik İş Birliği: AB entegrasyonunun yanı sıra Türkiye ile geliştirilecek güçlü ekonomik ve sosyal bağların, Bulgaristan’daki iç istikrarın anahtarı olması.
“Ya Türklerle Birlikte Ya Hiç”
Sonuç olarak; Bulgaristan’ın Schengen’e girmesi veya avro bölgesine dahil olması, toplumsal barış sağlanmadığı sürece kalıcı bir çözüm sunmuyor. BULTÜRK’ün de altını çizdiği gibi; Sofya’daki siyasal cesaretsizlik aşılmalı ve Türklerin yönetimdeki “matematiksel ve sosyolojik ağırlığı” kabul edilmelidir.
Bulgaristan’ın önünde iki yol var:
Ya Türk toplumuyla gerçek bir ortaklık kurarak istikrarı yakalayacak ya da her birkaç ayda bir sandık başında yeni hayal kırıklıklarına imza atacak.
