Yorum

Yolumuzu Kesen Kanun ve Güçler

Tarih: 27 Şubat 2019
Yazan Rafet ULUTÜRK
Konu: Avrupa Parlamentosu seçimleri 26 Mayısta.

Kanun yolu halktan başlar, kanunlar mecliste görüşülür, onaylanır, son imza için Cumhurbaşkanı’na sunulur, imzalarsa “Resmi Gazete” basılır ve yürürlüğe girer.

Cumhurbaşkanı “veto” koyarsa, yanı onay vermezse, kanun meclise geri döner, tartışılır, değişiklikler görür ve Cumhurbaşkanına yeniden sunulur. Bu anayasal yolun başka seçeneği yok gibidir.

Aslında bir seçenek daha var. Halk ayaklanır, kanunların hepsini arşive kilitler, geçersiz kılar ve yenilerini yazar.

1989 Mayıs’ta Kadınlarımızın öncülüğünde ayaklanmamız, aynı yılın 10 Kasım günü Komünist Partisini, Devlet Başkanı ve Parti Genel Sekreteri totaliter diktatör Todor Jivkov’u görevlerinin tümünden aldı. Yetkilerine de paydos dedi. Bu başarılı bir siyasi darbe oldu. Neticesinde 1971 Anayasası (sosyalist Bulgaristan Anayasası) geçersiz oldu.

25 Şubat 2019’da Sofya meclisinin kapıları halka açıktı.

Salonların birinde, 1879’da Veliko Tırnovo şehrindeki Kaymakam Konağında 240 vekilin kabul ettiği Birinci Bulgar Anayasası’nın el yazısı sergilenmişti. 10 bin kişi gördü. Olayı şöyle değerlendirmemiz yerinde olur kanısındayım:

Birinci Anayasa’nın hukuksal temelinde, Rusya’nın Osmanlıya 1877/1878 saldırı savaşından (93 Harbi) sonra toplanan Büyük Devletlerin Berlin Konferansında alınan kararlar gereği kurulan Bulgar Prensliği’nin ilkeleri yer aldı. Dikkatle okunduğunda ilk anayasayla ilan edilen Prenslik göbekten Osmanlı’ya bağlı,ensesinde Rus Çarının çizmesi, halkı temsil eden aydın tabakanın gözü ve gönlü ise Batı Dünyasındaydı. İşinde gücünde olan halk değişiklik istemiyor gibiydi.

Şu hususa işaret etmek istiyorum: Anayasa halkın iradesini yansıtır ama bu nasıl olsun, 1879‘larda Bulgar dilinde “anayasa” sözü bile yoktur. Latinceden ve dolayısıyla Fransızcadan gelen “konstitution” benimsenmiştir.

Bulgarların yaşadığı ilk anayasal düzenli devlet Osmanlıdır.

23 Aralık 1876’da ilan edilen Osmanlının ilk ve son anayasası Kanun-i Esasiye – “Temel Kanun” – yani Anayasa anlamındadır. Bu Anayasa Bulgarlar da dâhil imparatorlukta yaşayan tüm vatandaşlara hiçbir ayırım gözetmeksizin dil, din ve azınlıklara kolektif haklar, her bakıma eşitlik tanımıştır. Bu bakıma, Bulgarların Veliko Tırnova’da kabul ettiği Anayasa, insanların bireysel ve kolektif hakları açısından, insan kardeşliği ve eşitliği bakımından Osmanlı Anayasasından fersah fersah geridir.

44.Meclis salonuna sergilenen Tırnova Anayasası’nın el yazısı nüshalarında görüldüğü üzere, çalma kapma fikirler, Batı demokrasisinin kara kalıp değerleri ve Rus Ortodoksluk tek yanlı hak ve özgürlük dogmaları bu temel yasanın esasını oluşturmuştur.

Çok daha önemlisi, Tırnovo Anayasası Osmanlı mirasını ve ata-vatan topraklarda kalan Müslümanların yaşam, mal-mülk hakkını, dil, din ve kültür erdemlerini kesin güvence altına almamıştır.

Azınlıklara vatandaşlık hakkı tanırken, etnik azınlıklara mensup olanları öz vatanlarında sıkıştırma ve göçe zorlama zulmünden asla vaz geçmemiştir.

O gün bu gün 4 defa değişen Birinci Anayasa, aslında Bulgar Prensliğinde devlet başkanı olan Prens’in (Knyaz) haklarını belirlerken sınırlama amacıyla hazırlanmış ve devlet biçimi olarak parlamenter demokrasi ilan etmiştir. Seçim kurallarını, vatandaşların haklarını ve yükümlülüklerini de sıralayan anayasada, Prensin temel ödevi, mecliste kabul edilen kanunları onaylamak ya da “veto” hakkını kullanarak meclise çevirmek olarak biçimlenmiştir.

Bulgaristan’da 1879 kurulan devlet biçimi Anayasal monarşidir. Anayasa, Prensin haklarını düzenleme aracı rolü gördü. Prens de uygun görmediği yasa maddelerini onaylamama ve meclise geri çevirme hakkını kullanabilme hakkını elde etti. Bu hak halen bugün de geçerlidir.

Demek oluyor ki, bu bakıma olmakla, 16 Kasım 2016’da seçtiğimiz Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in hak ve yükümlülükleri özde 140 yıl önce taç giyinen Prens’in hak ve yükümlülüklerinden pek farklı sayılmaz.

Bulgaristan monarşi tarihi 70 yıl sürdü.

Başlıca anayasa, kanun ve kanun hükmünde karar değişiklikleri bu yıllarda Prens ve Çarlar, hükumetler düşürdü. Askeri darbelere neden oldu.

Birinci Prens Aleksandır Batenberg anayasa değişikliği isteyince taçını çıkarıp (1886) Bulgaristan’ı terk etti.

Birinci Bulgar Çarı Ferdinand Tacını (1918) oğlu III. Boris’e devredip, felakete ittiği ülkeden kaçtı.

Çar III. Boris’in (1943) öldürüldü.

Oğlu II. Simyon halk oylaması sonucu (1948) 50 yıl ülkeden uzakta kaldıktan sonra, 2001 ‘de geri dönebildi.

25 Şubat 2019’da Cumhurbaşkanı R. Radev meclisin kabul ettiği SEÇİM YASASINI “halkı demokratik ve şeffaf bir seçim sürecinden uzaklaştırdığı” gerekçesiyle yeniden görüşülmesi için meclise geri gönderdi. Radev, yapılan değişiklerin seçmeni istediği kişiye oy verme hakkından mahrum ettiği gibi, şahsiyetlerin meclis yolunu kapadığını, ancak siyasi parti iradesine öncelik tanıdığını belirtti.

Değişiklikler, aşamalı olarak elektronik oy kullanma yolunu açmadığı gibi, köylerde 300 seçmen çıtası uygulanarak, seçimde İnternet üzerinden, bilgisayar, posta aracılığıyla oy kullanma gibi yeniliklerin uygulanmasını kesinlikte hasır-altı edilir iken, seçmen listelerini önceden açıklayıp herkesin görebileceği bir yere astı.

Bulgar dilini kullanmada güçlük çekenlere anadillerinde açıklamalı yardım yapılmasını da kaldırmıştır.

Bu değişikliklerle, seçim sonuçlarından kuşkulananların yargıya başvurması yolu da kesin tıkanmış ve anayasal insan hakkı olan seçime katılma hakkı, hukuksal savunmadan mahrum bırakılmıştır. Bu arada, Merkez Seçim Komisyonu kararları ile ilgili “yargılanamaz” kıstasının getirilmesi de, seçim sürecinde yasallık lehinde değildir.

Radev, “onurlu bir seçim süreci garantilemeyi zayıflatan değişikliklere” işaret ettikten sonra “veto” hakkını kullanarak, yasayı geri çevirmiştir. Böylece mecliste sağlanan derme toplama çoğunluk seçim yasasını uygulama konusunda Anayasal usulü bozmuştur. Bu arada, bir hafta içinde aynı milletvekillerinin birbirine tamamen zıt düşen seçim yasası maddelerine lehte oy vermeleri de kuşku uyandırmıştır.

Meclisin tavrı, Bulgar seçmeninin parlamenter düzene olan güvenini birden bire % 8’e düşürürken, Meclis Başkanı Karayançeva’ya güven % 1’e inmiştir.

Namuslu, şerefli, şeffaf seçim yapılamayan bir ülkede politik yönetimin saygınlığı yerle bir olur, çünkü siyasetin anlamı, aklıselim düşünen, öğrenimli, deneyimli, onurlu ve dürüst şahsiyetleri yönetime seçmekten başka bir şey değildir. Namuslu seçimler demokrasiyi tüm diğer yönetim biçimlerinden ayırt edendir. Bu Bulgaristan seçimlerinde yöneticilerimizi onurlu bir şekilde seçme hakkımızı yitirdiğimizde, son 30 yılda elde edebildiğimiz tüm haklarımızı kesin yitirmiş, ateşe atmış oluruz.

Bu hakların başında seçme ve seçilme hakkımız gelir.

Bulgaristan’da veya Türkiye’de yaşasak da biz Avrupa Birliği vatandaşıyız ve seçme ve seçilme hakkımız bizim kutsalımızdır.

Geçen 26 Mart 2017’de erken genel seçimlerinde temel hakkımız çok büyük bir yara aldı.

Bir defa, faşizan partilerden biri olan “Bulgaristan’ı Kurtarmak için Milli Cephe” (NFSB) Türkiye Cumhuriyetinde açılan seçim bürolarında baskı uygulamak, Bulgarca yazmayı sökememiş yaşlı seçmenimizin oy kullanmasını engellemek için gönderdiği kalın enseli sopacı gençlerin kabalığı yenir yutulur değildi. Bu baskı unsurlarının Türkiye’ye örgütlü bir şekilde girmeleri seçim günü kurallarına yüzde yüz aykırı olduğu gibi, seçim bürolarından terör estirmeleri de cezasız kalmıştır. Hatta Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği BULTÜRK Bayrampaşa dışında hiçbir dernek ve Federasyon hiçbir yerde tepki göstermemiştir. Konsoloslukları ve Bulgar Büyük Elçiliğini arayıp olayları kınamamıştır. Protesto mesajı yayınlamamıştır. Bunlar, siyasi olarak çok derin bir uykuda olduğumuza kesin kanıttır. Oy sayımlarda kapıları kapatmak istemişlerdir Bayrampaşa’da kapatılmamıştır, kapattırılmamıştır.

Bunun dışında Bulgaristan Türkiye sınırına büyük sayıda aşırı saldırgan sopalı tipler yığılması, seçmen dolu otobüslerin durdurulması, Bulgar vatandaşı Türk seçmenlerin otobüslerden indirilmesi, yaşlı bayanların annelerimizin ırkçı Valeri Simyonov gibi faşist parti başkanları tarafından tartaklanması unutulamaz.

Parti lideri olarak böbürlenen faşist Krasimir Karakaçanov, Volen Siderov, AP milletvekili Angel Cambazki ve daha birçok politik şahsın, polisler, jandarmalar olaya seyirci kalmış, kışkırtıcılık yapmıştır. Bu asla kabul edilebilir bir olay değildir. Seçim günü propaganda yapmak, oyunu kullanmaya giden vatandaşları durdurmak, dövmek, baskı uygulamak, tartaklamak, parayla oy satın almak anayasaya ve seçim yasalarına tamamen terstir ve bunları yapanların tutuklanıp yargılanması şarttır.

Biz böyle düşünürken ne yazık ki, Bulgaristan’da savcılık olayı görmezden gelmiş, tutuklanan, yargılanan ve içeri atılan hiç olmamıştır. Hatta daha sonra “Kapı Kule”de seçmen avına çıkan ve vatandaşları tartaklayanlardan ikisi – Krasimiz Karakaçanov ile Valeri Simyonoıv – ödül olarak Başbakan Yardımcısı görevlerine atandığında, sağduyulu kamuoyunu ürpertmiştir.

Pek tabii ki son 30 yılda Bulgaristan’da anayasal ve en kutsal insan haklarından biri olan seçme ve seçilme hakkının engellenmesinde, özgürce ve seçmenin istediği biçimde kullanılmasına engel yaratılmasında 2 çok büyük engel vardı.

Seçmenin halk meclisine ulusun ve azınlıkların en yetenekli, en irdeleyici, bilge, yürekli ve ahlaklı, dürüst kadroları gönderilmesi öncelikle Hak ve Özgürlük Partisi (DPS) ile Bulgaristan Sosyalist Partisi’nin (BSP) tarafından engellendi.

DPS ve BSP totaliter-komünist dönem suçlularının cezasız kalması konusunda el ele verdiler.

Bulgaristan’da adalet ve demokrasiyi kötürüm ettiler. Azınlık haklarına mezar kazdılar. Anadilimizde konuşmamız, okumamız halen bugün de yasaktır. Bu bir vahşettir. Bu siyasetin arkasında duran faşist zihniyetlilerden mutlaka hesap sorulmalıdır. İşte bu hesap sorulur ve uygulanır ise o zaman yüzde yüz demokrasi gelecektir.

14 Şubat 2019’da mecliste onaylanan ama 2 hafta sonra Cumhurbaşkanı tarafından geri çevrilen seçim yasası değişiklikleri suçluları korumayı, halkın iradesini yok saymayı, gerçekleri gizlemeyi, zulüm yılları korkusunu yaşatmayı hedefliyordu.

Rüyalarında 2 milyondan fazla gurbetçimizin hakkını yemek vardı. Niyetlerinde yıllar önce hayata gözlerini yummuş vatandaşları sandıkta canlandırmak vardı. Seçim komisyonu üyelerinin evde hazırladıkları bültenleri donlarında seçim bürosuna götürüp kimse görmeden sandığa doldurmak, “tek nüsha hazırlanan tutanakları” oy çuvallarını taşırken değiştirmek ve daha bin bir tuzak vardı.

DPS partisi, Müslüman seçmenin istediği adayı Brüksel parlamentosuna göndermesini önlemek, niyetini baltalamak, yol vermemek için yılana sarılıyor. Her biri halkımızı çoktan unutmuşlar. Gözleri parada. Saray bekçisi haine köle olmuşlar.

Kardeşlerimiz seçme ve seçilme hakkını özgürce kullanabilseler tarıma gelen teşviklerin % 80’ni 5-10 kişi arasında paylaşılamaz. Dolandırıcının yolu kesilir. Romenlere ev, anaokulu, anadillerinde ilk ve ortaokul, lise, kültür merkezleri, meslek okulları için Brüksel’den gelen paraları çalanlardan hesap sorulur. GETTO zulmü kalkar. Mahalleler gül bahçesi gibi açar.

Son 12 yılda Bulgaristan’a iş yeri açılması, sağlık ocakları ve hastanelerin, okulların modernleştirilmesi için 29 milyar Euro para geldi. Meclise halkın en aydın ve dürüst kadroları girebilseydi “Nerde bu paralar?” diye soracaklardı.

Evet hırsızlar korkuyorlar. Yol kesiyor. En fazla korkanlar ise DPS, GERB ve faşistler arasındaki rüşvetçi, gön surat, şerefsiz dolandırıcılardır. Memlekette 14 000 (on dört bin) diplomalı avukat var. Fakat adalet zafer çanı çalamıyor, çünkü yarısı polis akademilerinden gelme ve gördüklerini itiraf etmek istemiyorlar.

Bize engel olan kötülüklerden biri de, ülkede adaleti sırtlayıp taşıyacak aydın kadronun olmayışıdır. Hukukun üstünlüğü hala kitaplara bile yazıl(a)mamıştır.

Adalet mülkün temelidir ilkesi ne anayasada ne de yasalarda, hatta mahkeme duvarında bile yazılı değildir.

Zaman yol kesenlerin yolunu kesme zamanıdır.

Dizimiz devam edecek. Yeni konumuz: “Brüksel parlamentosu koltukları için siyasi kavga.”

Okudunuzsa, okutun, tartışın, sorular için bizi arayın.
Seçme ve seçilme hakkı bizim öz davamızdır. Geri adım atamayız.
Birleşme yollarını açabilirsek Brüksel meclisine 6 milletvekili gönderebiliriz.
Lütfen dostlarınızla paylaşınız.
Teşekkür ederim.

Rafet Ulutürk

Rafet Ulutürk

BULTÜRK - Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği
Genel Başkanı
Rafet Ulutürk

Latest posts by Rafet Ulutürk (see all)

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 − one =