Dr.Mujgan DENİZ

Gergin ve sokakları protestolarla dalgalı geçen 2013 yılından sonra 2014 yılı Bulgaristan politikası için yeni renklerle geldi. 12 Mayıs 2013 tarihinde yapılan parlamento seçimlerini kazanamayan Sosyalist Parti (BSP), etnik bir parti olmadığında 25 yıldan beri ısrar eden ama hep Türk ve Müslümanların oylarıyla meclis giren Hak ve Özgürlükler Partisi, ilk kez olmak üzere geçen sene birkaç çok önemli değişiklik yaşadı.

Osman Oktay, Güner Tahir gibi Bulgaristan Türk ve Müslümanları arasından sivrilen ve HÖH Genel Başkan yardımcılığına yükselmiş olan kadroların tavsiye edilmesiyle başlayan yeni süreç (yıkım süreci) şöyle devam etti. HÖH Başkan Yardımcısı Kasım Dal ve MYK üyesi İsmail Kroman da kullanılmış selpak kâğıdı gibi sokağa atıldılar.

HÖH merkezinden Özel Kalem Müdürü Ahmet Emin ve Sofya İl Örgütü Başkanı Kristo Botev gibi partinin esas kadroları sebebi hala açıklamayan nedenlerle intihar etti.

Partide tepeden tabana hızlı çözülme başladı. HÖP iç çelişkileri o denli derinleşip sivrildi ki, Kuzey Bulgaristanlı milletvekillerinden Sever ile D-r Tabakov mahkemelik oldu, sonunda Varna hapishanesini boyladılar. Herkes girip çıkıyor onlar içerde yatıyor.

Bu işlerin ardında Ahmet Doğan oyunları olduğunu bilmeyen yoktur. Yoktur çünkü 2013 meclis seçimlerinde HÖH partisine 250 bin öz Türk seçmen oyunu verilmiştir. Bu, HÖH tarihinde bir politik kaza olmakla birlikte, yepyeni bir sayfa açtı. Bu sayfanın adı “Ya ayağınızı denk alırsınız ya gidersiniz” dir. Seçmen HÖH’e 2013’te art arda birkaç ders verdi: İkinci ders de Rusya’nin Bulgaristan politik ortamındaki önemli ajanlarından sayılan Ahmet Doğan’ın meclis oyunuyla olmak üzere medya mafyası şefi Delyan Peevski’yi gizli güvenlik servisi DANS Başkanlığına atamasına tekiler oldu. Birinci tepkisinde sandığa gitmeyen seçmen, ikinci tepkisinde HÖH Başkanı’nın kendi başına, yönetime ve halka danışmadan dayattığı kararları suya düşürmesinde kendini gösterdi.

Bu iki olan Bulgaristan kamuoyunu çok etkiledi.

Bu iki gelişme, 19 Ocak 2013’te Sofya Kültür Sarayı (NDK)  9. salonunda HÖH 8. Olağan kurultayı yapılıyordu. Genç parti delegelerinden Oktay Yenimehmedov’un kaşarlanmış, partiyi babasının mirası ya da gizli polis “DC” şubesi haline getiren, seçmene ve halkıma koyun gibi muamele eden,  HÖH Başkanı Ahmet Doğan’ın kafasına tabanca dayadı. O an, kükreyen tepkilerden, tarif edilmesi olanaksız olan son derece büyük etkiden, buyük bir hareket çıktı ve güç aldı. Bu önemli olay Bulgaristan Türklerinin HÖH – DPS Partisinin kökten yenilenmesi isteğini dile getirirken, bu dönüşü olmayan gelişmeyi ne Ahmet Doğan’ın kendisinin, ne onun özel ve devlet tarafından görevlendirilmiş zırhlı korumalarının, ne yeni ve eski gizli ya da üniformalı polisin engelleyemeyeceğini, gemleyip durduramayacağını gösterdi ve ispatladı. 19. Ocak 2013 günü Bulgaristan Türkleri Tarihin için olduğu kadar, tüm yeni Bulgar tarihinde de çok önemli bir gündür. Bu olay doğru okunmadan Bulgaristan’da Geçiş Dönemi tamamlanamaz, demokratikleşme yapılamaz, yeni bakış açısı asla yerleşemez.  O gün Bütün Bulgaristan deprem geçirdi. Ağzı açık bakanlar dil yuttu. Olay bütün tüm iletişim araçlarının gözü önünde, TV programlarının açık olduğu bir ortamda, dış gözlemcilerin, konukları ve politik kamuoyunun gözü önünde oldu. Önemli olan bu olay bir tuzak falan olmayıp, hoşnut olmayan ve kötü gidişatı durdurmak isteyen bir kitle patlaması ifadesi oldu. Oktay, Bulgaristan’da elini kolunu sallayarak politika yapma zamanının son biletini kesti.

Davası görülen, aklanan, dosyası kapanan, haklı bulunan ve halkın gönlünde bir kahraman olarak taht kuran genç Oktay’ın her yiğidin işi olmayan kahramanlığı Hak ve Özgürlük davasına bel bağlamış tüm kadroları yüreklendirdiği gibi bir de düşündürdü, parti saflarını silkti ve bütün partiden kör gidişe son vermesi istenmiş oldu. Bir yıl önce olan bu olayın etkisini 2014’ün daha ilk günlerinde HÖH üyesi Türk aydınlarının partiden ayrılma ve GERB’e katılma eğilimi izliyor. Olaylara bu açıdan bakıldığında, derneklerimizin, soydaşlarımızın HÖH yeni genel başkanı Lütfü Mestan’ın Sofya “Kartal Köprü” mitinginde, babası Dimitır Stanışeb isimlerimizin değiştirilmesiyle gelişen baskı ve terör politikasının tamaen destekleyen BKP MK Politik Büro üyelerinden biri olan şimdiki Sosyalist Parti (BSP) Başkanı Sergey Synişev’le neden sarmaş dolaş olmasına, öpüşmelerine ve Höl’ün BSP’ ye teslim olmasına neden tepki gösterdiğimizi daha iyi anlayacaksınız. BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk yönetiminde çalışan Stratejik Araştırma Merkezimizin yayınlarını izliyorsanız bu ağız ağza, burun buruna Mestan-Stanişev öpüşmesinden sonra ne olduğunu hatırlamanız zor olmayacak. Önce iki parti ve hükümet “Borovets” otelinde “gevşeme kampına” davet edildi ve bundan böyle aramızda peşin mutabık kalmadığımız konularda Meclis Genel Kurulu’na yasa önerisi sunmayalım, dendi. Ardından ne mi oldu. BSP cebinde gizli tuttuğu “Müslüman mülklerinin iadesi engelleme yasasını”, “ana dilde seçim propagandasını yasaklayan yasayı”, “komünizm suçlarını unutup rafa kaldırma” ve “isim değiştirmeyi aklayan” bu gibi suçlarda zaman aşımı alamayacağı görüşünü kaldıran, yasa önerilerini Genel Kurula dayatıverdi. Tabii, bu yasaları çekmecesine kilitleme ve orada yıllarca uyutma, yasallaşmalarını engelleme hakkı olan Meclis Hukuk Komisyon Başkanı Kazak hakkını kullanmadı. Neden kullansın ki? Hukuktan ve usulden başka her şeyi anladığından, bu yasaların elinin altından bulanık sudan kaçan balıklar gibi nasıl kaçtığını ve Genel Kurulda belirdiğinin farkına bile varamadı. Zaten varsa da ne olacak! Adamın bir kulağı Sarayda, öteki kulağı da DANS’ta, kafa mı kaldı. Sorsan ne okuduğunu bile unutmuştur. Duruşmaya çıkmadan bir dava kazanmadan Meclis Hukuk Komisyonu Başkanı seçilince olacağı budur işte. “Ana beni kısmetimle doğur da, ister çöpe at, fark etmez!” deyenler haklıdır. Başka bir HÖH Genel Başkan Yardımcısı olan Hristo Biserov’un uluslar arası para aklama suçundan yargılanmak üzere, BC. Meclis Başkan Yardımcısı ve HÖH MKY üyesi ve Genel Başkan Yardımcısı görevlerinden indirilmesinden sonra, etrafta başka “hukukçu” olmadığından, vezir görevine Kazak getirilmişti. Şimdi herhangi bir konuda kalem kırmasını bekliyoruz da, cebinde ve bürosunda kırılacak kalem yok.

Olaylar böyle bir seyir aldığında ve  “Kartal Köprü” öpüşmesine rağmen ilk kez olmak üzere, HÖH politikasında yeni NÜANSLAR, (ince ayar” izleniyor. Gönül ister ki, bu ince ayar Ahmet Doğan’in izlediği yüzde yüz teslimiyet, yüzde yüz kölelik ve yüzde yüz hainlik politikasından kopma ve biraz bağımsız, biraz akılcı, bir azda halka karşı dürüst ve bir az da emekçilerin ve emeklilerin menfaatlerine bağlı ve uyumlu bir politikaya yelken açma anlamında olsun. Bu konuyu ele almamın nedeni de işte budur.

Hafta sonunda Kırcali’de Lütfü Mestan ile Boyko Borisov arasında bir görüşme yapıldı. Bu görüşmeden önce Meclis Genel kurul oylamasında bir iki konuda HÖH milletvekili grubu Sosyalisterin istediği şekilde oy kullanmadı ve B. Borisov’un GERB partisini destekledi.

Hele bu “komünüzm suçlarında zaman aşımı olamaz” konusunda isabetli oldu. Böylece komünizm dönemi sularının tek mirasçısı olan BSP ortada kaldı. Totaliter dönemde en fazla ezilen Türk ve Pomakların bu konuda BSP yanında, bir destekçi, bir yamak olarak yer alması doğru olmazdı. Böylece bugünkü Sofya iktidarında yumurtanın akı ile sarısı ilk kez birbirinden ayrılmaya başladı.

HÖH Lideri L. Mestan’ı uyanması için dürten başka bir gelişme de izlendi. Fakir fukaradan oy isteyen eski gazeteci ve günümüzün intikamcı politik çizgisinde lider rolü üstlenen “Sansürsüz Bulgaristan” partisi başkanı Nikolay Barekov, GERB ve HÖH partisiyle birlikte olmak, iktidar ortaklığına gitmek ya da koalisyon kurmak istemediğini her gün bağra bağra anlatıyor. Memnun olmayanların orta tabakasından da oy kapması olası olan bu partinin meclise girmesi bekleniyor. HÖH partisi denge sağlayan parti rolünü kaptırmamak isterse, anti-İslam ve ant-Türk çizgiden ödün vermeyen bu milliyetçi partiye dikkat etmesi şarttır.

Bu seçimde Bulgaristan seçmenin daha aktif olması bekleniyor. HÖH’e 36 milletvekili çıkartan gerçek, aldığı oylarda artma kaydı olmadı, Bulgar seçmenin sandığa gitmemesi oldu. Orantılı (proportsiyonal) seçimin özelliği ve sihir budur. Bunun için seçim kanunu değiştirilmiyor. HÖH açık oynar, Ahmet Doğandan kurtulur ve halkımıza dönerse önümüzdeki seçimde 70 milletvekili çıkarabilir. Tek şart A. Doğan’dan kopmaktır. Bu gizli istihbarata kölelikten kurtulma anlamına geldiğinden, boşluğu başka bir şeyle doldurulamaz ve politik olarak seçeneksizdir. Bunun, başka bir olmazsa olmazı yoktur.

Sosyolojik araştırmalarda, birinci parti GERB, ikinci BSP iken, üçüncü yerde “Sansürsüz Bulgaristan”ı görmeye başladık. HÖH üçüncüden dördüncü yere mıhlanıyor. Bu durumda, 2014 güzünde yapılacak olan bir genel seçimde HÖH partisi yine iktidar koltuğuna uzanmak niyetindeyse, GERB lideri B. Borisov’la arasındaki buzları eritmek zorundadır. Öte yandan, Sosyalist partiden Eski BSP Başkanı ve iki dönem Cumhurbaşkanı olan Georgi Parvanov ve 4 süre milletvekili olan Donçeva grupları gibi büyük grup halinde BSP’den  ayrıldı. Bu olay, hele Pırvanov’un yönettiği “ABS” sivil örgütünün AB seçimlerine kendi listesiyle girmesi BSP’ye “penaltı” oldu. Partiyi sarstı. Bu bakıma, 25 Mayıs 2014 AB Parlamento seçimleri çok anlamlıdır. Sosyalist parti su seçimlerde mevzi kaybettiğinde iktidarda kalması zor olur. Bu, HÖH de, iktidar ortaklığından düştü anlamında olacaktır.

HÖH tabanından çekilen, partinin Türk tabanıdır. HÖH’ün halka göz akıyla bakan politikası tepki alıyor. HÖH yönetimini tütün işini boka sarması, hayvancılığı iyi örgütleyememesi, yaşlıların yürekler acısı durumu, Avrupa fonları dağıtımında halkın menfaatlerini ve ihtiyaçlarını dikkate alıp kollayacağına, kişisel kazanç kovalaması, dalavereler döndürmesi kimsenin gözünden kaçmadığı gibi, tabanı politik elitten kopardı. Ahmet Doğan ve etrafındaki tayfa oligarşinin işini yapıyor. Halkın hizmetinden çıkmıştır. Tepkilerin kaynağı buradadır.

Ahmet Doğan’ın Tayip Erdoğan’ı dikkate almaması da bu gelişmeyi hızlandırdı. Çünkü Bulgaristan’da yaşaya Türkler ve TC. ve KKTC’de bulunan soydaşlarımız HÖH partisinin Türkiye ile çelişen bir politika izlemesini kabul etmiyor. İşte şimdi 30 Mart 2014 günü TC. de yerel seçim var. Tüm dernek, federasyon ve kulüpler art arda açıklamalar yaparak soydaştan oyunu AKP ‘ye yani T. Erdoğan politikasına verelim diye çağrı yapıyorlar. AKP yalnız Türkiye’de değil, Balkanlarda ve Yakın Doğu’da en başarılı belediyecilik geliştirdi. Bu işin baş ustası olduğunu gösterdi. Göçmenlere en büyük yardımları yapan da yine T. Erdoğan hükümeti ve belediyeleridir. TC. Seçimlerinde Bulgaristan, Balkan ve Kırım Türk seçmenin oyunu, desteğini, dost omzunu hissetmek çok önemlidir, bu birliktelik sandıkta denge değiştiren niteliktedir.

Bu noktaya değinmemin nedeni ise, son Sofya ziyareti sırasında AKP idesel aslarından ve Dış İşleri Bakanı Ahmet Davut oğlunun Ahmet Doğan’la değil, HÖH Genel Başkanı L. Mestan ile özel bir görüşme yapmış olmasıdır. Bu görüşmede halkın menfaatlerine rağmen gidişin gidiş olmadığı konusunun masaya yatırılmış olduğuna inanmak istiyoruz. L. Mestan yönetimindeki HÖH ayarının bu önemli ve stratejik anlamlı görüşmeden sonra başlaması önem arz ediyor.

Bu arada, biz daha önceki yazılarımızda da belirtmiştik. Totaliter dönemin mirası olup şu anda yok edilmesi olanaksız olan, Komünist Partisinin renk ve isim değiştirip sosyalist partisi (BSP) olmasından sonra gelişen ve 25 yıldan beri dönüşemeyen, demokratikleşemeyen, Pazar ekonomisini, hak ve özgürlükleri, sosyal adaleti bir türlü oturtamayan bir ülke durumuna düşmesi sahneye başka ülkelerde görülmeyen bir özellik sergiledi. Bu öyle bir özellik ki, sol politika izlemek üzere sahneye çıkan BSP hep sağ politika izlediğinden ötürü, sağ kanatta örgütlemeyi de defalarca ezdi ve çöpe attı. Filip Dimitrov, J. Jelev, Renata İnjova, Stefan Sofyanski, İvan Kostov, Saks Koburgotski vs. hükümetleri bunlardan bazılarıdır. Çatlayan komünist partisinden Sosyalist Parti (BSP) den sonra bir de GERB çıktı. Bu iki parti de zamanını dolduran BKP’nin reel mirasçısı (oy havzasına kepçe salan partilerdir) durumundadır. Toplumun yeni baştan dönüştürülmesinde yapacakları hiçbir şey yoktur. Bu nedenle kurdukları hükümetler program bile açıklamadan hep “su akar gemi yüzer” havasında oldu. Sosyalist parti daha fazla Amerika’ya ve AB’ye bakıyorum havası estirip Moskova’ya göz kırpıyor. Nedense GERB partisi Moskova’ya pek göz kırpmadan Brüksel ve Washington taraftarı gözüküyor. Bulgar medyası son haftalarda HÖH yönetimi için Ankara’dan fazla Moskovacı diyor. Biz buna da razıyız, çünkü A. Davut oğlu Şubatta gelmezden önce, Ankara sözü hiç kullanılmadan, sadece Moskovacı deniyordu.

HÖH partisinin “orta direk” – “merkezci” ve “politik evliliklerden uzak” bir politik çizgiye konumlanmasını kutluyoruz. Bu çizginin parti kararlarıyla saptanması gerekiyor. L. Mestan yönetiminin A. Doğan saplantılarından ve ihanetle sınırlaşan politik oyunlarından uzaklaşması hem halk kitlelerinin ve hem de soydaşlarımızın gözünden kaçmaz. Bu ilk adımı L. Mestan, bakanlar ve Milletvekillerinin Rodop Dağlarının esaslı Türklük Kalelerinden olan Barutin ziyareti sırasında, köylü bazıların sıcak karşılama samimiyeti sergilemesinde izleyebildik. Bu yakınlaşma ve halka inerek dertleriyle yoğrulup kaynaşma politik çizgisi devam etmelidir.

Şu dönemde çok büyük bir önem kazanmış olan ve TC. politikasından kaynaklanarak emsal olarak hayata çağrılması zamanının gelmiş olduğuna inandığım BULGARİSTAN TÜRKLERİ AKIL ADAMLAR HEYETİ  kurulmasında ve HÖH partisinin Bulgaristan Türk ve Pomaklarına ilişkin  politikasındaki sapmalarla birlikte, TV ve KKTC’deki soydaşlarımız kök salamayan politik yaklaşımının ele alınmasında, halkla yeniden bütünleşme ve uzlaşma yollarının aranmasında yarar görüyorum. Bu heyet HÖH’ü Ahmet Doğan etkisinden kesin koparmalıdır. Bu heyete bütün katmanlardan ve derneklerden temsilci girmelidir.  Biz soydaşlar yalnız bir “oy havzası” olmak istemiyoruz. Politikanın içinde yön belirleyici durumunda olmak arzusuyla yanıp tutuşuyoruz. HÖH partisi, bu dava hepimizindir, ortaktır. HÖH’ü yenilenme rotasına çekmek stratejik vazifemizdir.

Reklamlar