Yorum

SANDIĞA GİRMEDEN SANDIKTAN ÇIKANLAR

mustafa 222Dr. MustafaKAHRAMAN

Konu: Kirli demokrasi yine aydınlanmadı.                                              

 Ben bir doktorum. Üniversite ve hastane yollarında eskittim ayakkabılarımı. Bir sivilce görsem, sorun ciğerde, sorun pankreasta, sorun böbrekte, midede, ince ya da kalında diyebilmeye çalışmışım bugünüme kadar. Benden önce hayatını sağlığa adayanların yazdıklarını hep okudum, birikimlerini öğrenmeye çalıştım. İnsan sesi işitince normal şartlarda ömrünün kaç yaşa erişebileceğini iki aşağı bir yukarı kestirebilenler tanımışım. Yüz kırışıklarını okuyanlara, el nasırları altındaki enerji volkanını hissedenleri gördüm. Geçmişi bilenlerin geleceği okuyabileceğine inandım. Benim hayat ateşim buydu.

Şimdi dünyada, hastaneler ve hatta hastalar değişti. Doğal ortamda doğaya uygun yaşamış, baharda kirazın allanmasını bekleyip tadan, son baharda kerevizi topraktan çıkarıp çorbaya katanlara, hayatı sabırla yaşayarak zevk çıkarmış olmanın gururuyla kapımı çalan “hastalara” aylarca rastlayamıyorum. Hastanenler tamirhaneye döndü. Millet sebepli sebepsiz birbirini kırıp döküyor, biz de bütün gün pansuman yapıp yedek parça değiştirerek sözde “insanları tedavi etmeye çalışıyoruz.” Bu sözleri hastalarım için yazarken, onların yarattığı toplum için de söylüyorum. Hasta insanlar ancak hasta toplum yaratabilir. Bir doktor hastasına “annenizde ya da babanızda, soyunuzda şeker hastası olan var mıdır?” diye sorarken, akan bir ırmakta su damlalarının birbirini kovaladığı gibi, hayatta hastalıklar nesilden nesle devam eder, geçmişinizi bilmeliyim, demek ister.

Hasta hanelerin her katının yeni teknoloji deposu haline gelmesine de anlam veremiyorum. İnandığım bir şey var. Yeni teknik araçlarla güneşi kuyruğundan tutmaya çalışsak da, dünyada zaten olması, olmazsa olmaz olan, bir denge olması şartı var. Mesela Yer Çekimi olmasa biz hepimiz kuşlar gibi kanat çırparak değil, balonlar ya da sabun köpüğü gibi uçuşarak kayboluruz. Saray piresi A. Doğan, kendilerini sözde politikacı yayıp, aslında hidrojen ile oksijen bileşimi olan suyun, HİDROJEN ile OKSİJENDEN ayrışımından üretilecek enerjinin dünya enerji sorununu çözeceği iddia ederek kendine “enerji uzmanı” reklamı yaptırıyor. Pire bir sıçrar iki sıçrar sonra tırnaklar arasında ezilir. Bizimki son zamanda çok ileri gitti, kanısındayım. Kendi hayatını tamamen çarpıttığı yetmezmiş gibi, toplumsal yapıyı ve düzeni de 26 yıl gibi kısa bir sürede stop ettirdiler. Sizlere şimdi Bulgaristan’daki hayatın özü olmayan bir şekil haline getirilişini anlatacağım. Bu iş en modern teknolojiyi satın alan bir hastanenin bu teknikle çalışacak uzman hekimi olmamasına benziyor. Toplumsal düzenin adı “demokrasi” ise, bunun adı, baharda otların, dikenlerin, çiçeklerin topraktan kendiliğinden fışkırmasıdır.  Futbol sahası da yemyeşil ama çimler seralarda yetiştirilmiş, tıraşlanmış, kesilmiş, düzlenmiş, penaltı noktası önceden boyanmış, üzerleri çizilmiş ve dizilirken birbirine yapıştırılmıştır. Bu da sahte bahar yani çarpıtılmış ve suni demokrasidir. Ve yaptıkları işte budur.

Son defa Bulgaristan’a gittiğimde İlyan Boşkov isminde bir Bulgar’la tanıştım. 1991 yılında evlenmiş ve kırmızı Pasport alır almaz eşi Elena ile birlikte İrlanda’ya iş aramaya gitmiş. İki çocuğu da orada dünyaya gelmiş. O bir fırıncı. O memlekette beyaz ekmek yenmediğinden, çavdar ve bezelye ekmeği çeşitlerini Viski masasıyla mayalayıp, odun değil, kömür fırınında pişirmeyi öğrenene yıllarca çıraklık etmişler. “Tadı dilinin ucunda ya da damağında” olmayan bir şeyin iyi ya da kötü olduğunu hatta olup olmadığını anlamak zor bir iş, diye anlatıyor. “Onların sevdiğini biz de sevebiliriz diye bir şey yok, onlar sevdikleriyle mutlu, biz de orada hep anılarımızla, hasret duygularımızla, hafızamızdakilerle mutluyduk,” diye devam ederken sesi bir başka oluyor.

İlyan doğma büyüme Gotse Delçev’li. Günümüz Bulgar Makedonculuğunun göbek oynattığı, Fatih Sultan Camisinin yıllardan beri onarım bekleyen Küstendil iline bağlı olan bu ilçe merkezinden geçen ana yol hem Yunanistan’a hem de Üsküp Ovasınca Vardar ırmağına çıkarken, bir kolu da Rodop Dağları’nın bağrına giriyor. Burası bir kavşak. Birkaç yazıma konu edip ışık tutmaya çalıştığım Blagoevgrat ili, Pirin Dağı yüksek yaylasındaki Gırmen kasabasının “Kremikovtsi” mahallesi Çingenelerine giden yol da buradan geçiyor.

Dostum İlyan, Çingene Ayaklanmasını canlı izlemiş. “Kremikovtsi” meyhanesine gidip bira açıp Çingene derdi dinlemiş. Gırmen merkezindeki “Pirin” lokantasına oturup Çingenelerden şikayet edenlerin anlatıklarına da kulak vermiş ve sorun”Çalga” diyor. “Çalga” Çingen popunun adı. Mahalle kasabadan 2.5 km uzakta bulunsa da gece gündüz müzik yapan Çingene edalarının yankılanmasından rahatsız olanlar var. “Dağın uğultusunu” işitemiyorlarmış.

Yazmıştım, Çingene kulübeleri, atlarını dizginledikleri derme çatma ahırlar dozer gücüyle, polis gözetiminde yıkıldı. Çingeneler kimsenin anlamadığı bir dilin belki de hiçbir yabancının daha önce işitmediği bir lehçenin en kırık dökük sesleriyle kimi lanetlediği, en ağır kalayların kimin anasına hitaben söylendiğini işitseler de anlayamadılar.

Geçen hafta bu mahallede de yerel seçim vardı. 700 kişilik köyde 17 ilk okul mezunu var. Seçim bültenleri siyah beyaz olduğundan, bu defa renk tarifi de yapılamadığından kime oy verileceğini anlatmak çok zor olmuş. Neyse herkes gitmiş, oyunu vermiş, ama eli kalem tutan olmadığından, oylar sandıktan “anadan doğma” çıkmış, hiç kimseyi işaretlememişler. “Evlerimizi yıkmayana helal olsun!” havası esmiş.

İlyan oyunu Goyse Delçev’te kullanmış. Anlaşılan memleketten uzak, sıla hasretten usanmış. Çocuklarının doğru dürüst Bulgarca öğrenemediklerine canı sıkılmış, “ana dilimizi bilmeden olmaz” derken,  son altı ayda baba ocağında kalırken, kızını ve çocuğunu okula yazdırmış. “Hepten köksüz” kalmasınlar, diyor. Okul işlerini yoluna koyarken eğitimci Mariya Kermezova adında bir Bayan tanımış ve onun belediye meclis danışmanı adayı olduğunu öğrenince Pazar günkü yerel seçimde oyunu eşiyle birlikte Kermezova’ya vermiş. Kermezova seçilemeyince, sandık başkanından adayın kaç oyla seçilemediğini öğrenmek üzere belediye seçim komisyonuna gitmiş ve “Kermezova’ya hiçbir oy verilmediğini” öğrendiğinde eşiyle birlikte şok geçirmişler. Olay “NOVA” TV ekranlarından taşacak kadar büyüdü. Olay bu. Defalarca yazdık çizdik. Uyardık! Bize inanmadılar. BULTÜRK Genel Başkanımız ve Stratejik Araştırma Merkezi çalışanlarımıza hakarette bulunacak kadar ileri gidenler oldu. Ben şu yazımla bir daha bütün kimliğim ve bilinçli birikimimle  “bu işin içinde bir bit yeniği var” diyorum. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az. Örneğin Sofya Belediye Başkanı Fındıkova geçerli oyların ancak % 15’i ile seçilmiştir. Bu durumda seçimlerin meşruluğu söz konusudur.

Bu iş büyük ölçüde 1990 öncesine benziyor. O zaman bizim insanlarımız işte güçte, madende, dağda bayırda kuzu koyun peşinde ya da tütünde, mısırda ekinde oy kullanmazdı ama seçim sonuçları hep % 99.9 “zaferle” noktalanırdı.

Bu defa 6 milyon 668 bin seçmen var, dediler. Oy kullanan 2 milyon 400 bin olarak açıklandı. Ardından Sofya’da bile 10 oydan biri hileli kullanıldığı için “sayılmayacak” dendi. Bununla birlikte 460 bin oyun sandıktan çıkıp çuvala girerken değiştirildiğini gazeteler yazdı.

İlyan “benim oyum çalındı!” diyor. Plovdiv’e bağlı Çernozem köyü seçim gecesi ayaklandı ve yol kesti. Bütün köy yeni muhtar adayı genç mühendis İvanov’a ay vermiş, ama sandıktan eski sahtekar muhtar çıkmış. Oy kullananların söz hakkı, direniş eylemleri böyle doğuyor işte. Olanlar bir tepkidir. Hedefinde sistem değişikliği var. Ölmüş insanların oy kullanması da sert protestolara temel oluyor. “Bulgaristan her adımı cinayet olan bir klik tarafından yönetiliyor!” sözleri manşetşere taşındı.

Bu seçimlerde sahtekarlığın ve olmayan demokrasi şaşırtma ılığının en göz kamaştırıcı örneği Sofya “Arena Armeets” kapalı spor salonunda yaşandı. 14 bin kişi bu salonda Sofya oylarının sayımını 72 saat dakika dakika izleyeceklerdi. Tabii onlar 24 saat önceden soyunma odalarına doldurulan, kilit altındaki çuval çuval oyların farkında değillerdi. Bakanlar hep baktı, sayanlar hep saydı. Yemek dağıtıldı yediler. Kimin kime oy verdiği pek önemli değildi. Aritmetik sonuçlar önceden hesaplandığına uygun çıktı.  Tutanak tutuldu, gözleyenler de imzaladı, kaşelendi. Bilirsiniz büyük işler “kurban” alır. Sofya Seçim Komitesi Başkanı istifa etti. “Sahtekarlık kokuyor! Olamaz!” diyenler oldu. Yumruklar sallandı, su şişeleri uçuştu.  “İstifa!”, “Mafya!” vb çığlıklar kiremitleri kaldırdı indirdi, kaldırdı indirdi ve sonunda yağmur başladı. Herkes evine toplandı. Nihayet TV ekranından sıfır çarpı sıfırın kaç olduğunu bilmeyenler olduğu açıklandı. İzleyenler, kendi üstünlüklerinden memnun gönül hoşluğuyla yatak odasına çekildiler.

İliya “İrlanda’da böyle bir şey olamaz!” diyor. Şu demokrasinin de “mayalanma, doğma, yeşerme, gelişme, olgunlaşma ve normal yaşam düzeni olarak var olma aşamaları varmış, biz bu aşamaların hiç birisinde yokuz,” diyor da, pek inanmak istemiyorum. Bu taştan toprak doğması gibi bir şey. Bizim tarlada taş taştı, topraksa toprak. Taşları toplar toplar dereye atardım. Sarı otları da öyle, ayrıkları da, eşek dikenlerini de hem de köküyle birlikte…Ama ertesi yol sürümden sonra yine belirirdi taşlar, sarı otlar, eşek dikenleri. Kötü olan bütün tarlayı sarmaları, bitkileri boğmaları ve mahsule hayat hakkı vermemeleri, beklentilerimizi boğmaları ve yok etmeleriydi. En büyük felaket tarlanın mızır felaketine, yaprak bitine, kök düşmanı ayrıklara teslim olması ve yenik düşmesiydi. İnanarak yazıyorum Bulgar demokrasi daha gerçekten mayalanmadan totalitarizm illetine yenik düşmüş ve nefes alamaz duruma gelmiştir. Öz yok edilmiş, şekil paketlenip paketlenip vitrine konuyor. Olay budur.

Bu nasıl mı yapılıyor?

Devlet içinde değişmeyen bir ajan sistemi var. Durumu idare edenler eskiden onlardı, şimde de onlardır. Bunlar “Beleneci” de olabilir, Ahmet Doğan gibi 5 hapis değiştirmiş de olabilir, bunun hiçbir önemi yoktur. İsimlerimiz değiştirilirken onlar 3 016 kişiydiler, tabii bir o kadar da “yumurtadan çıkmamış ve muhbir havası soluma heveslisi” vardı, kayıtsız ispiyonlar gene başka ve hatta daha da tehlikeliydiler. Bu hafiye kitlesi devlete ve halka hayırlı meyve vermeyenler hasırını oluşturuyordu. Yukarıda anlattığım futbol sahasındaki yeşil hasır, sera çimenleridir onlar, görüntüyü oluştururlar, hizmet olsun diye hapse girip çıkanlar. Hatırlayacağınız üzere sosyalizmde de “sosyalist demokrasiden,” yani “halk demokrasisinden” söz edilirdi. Bunun görüntüsünü oluşturan dolup şişen ama yağmayan umut buluttu işte bu ispiyonculuk hastalığına yakalanıp sürünenler sürüsüdür. Müzevirlik savmayan bir hastalıktır ve devam ediyor. Memleketi bu beceriksizler yönettikçe ne en iyi teknik donanımlı hastanede herhangi bir hasta tedavi edilebilir ne de gerçekten demokratik seçim yapılabilir. Irmakta eski su akmaya devam ediyor ve arınamıyor. Devleti halkın seçtiği kişilerle değil kendi adamlarıyla idare ediyorlar. Örnekliyorum:

HÖH-DPS ve birlikte katıldığı koalisyonlarda yer alan ajanlar. (Basından alınmıştır.)

Ahmet Ahmedov Başev, Gırmen Belediye Başkan Adayı;

Ahmet İbryamov Kontilev, Pavel Banya Belediyesi’ne bağlı Gabarova (Gabarevo) köyü Muhtarı Adayı;

Aleksandır Yordanov Aleksandrov, Sofya İli’ne bağlı Novi İskır Bölgesi Belediye Başkan Adayı;

Ana Yosifova Stoyanova, Silistre İli’nin Alfatar Belediyesi’ne bağlı Akpınar (Bistra) köyü Muhtar Adayı;

Bahti Halit Selim, Şumnu İli’nin Şeytancık (Hitrino) Belediyesi’ne bağlı Kızılkaya (Jivkovo) köyü Muhtar Adayı;

Bayram Ali Mutalip, Aydos Belediyesi’nin Seferköy (Raklinovo) köyü Muhtar Adayı;

Behçet Mustafa Hacıveli, Razgrad İli’nin Zavut Belediyesi’ne bağlı Adaköyü (Ostrovo) köyü Muhtar Adayı;

Boryana Mitkova Hızova, Kırcaali İli’nin Kızılağaç (Kirkovo) Belediyesi’ne bağlı Kirli (Benkovski) köyü Muhtar Adayı;

Bürhan Nazmi Ali, Silistre İli’nin Alfatar Belediyesi’ne bağlı Tokmakköy (Çukovets) köyü Muhtar Adayı;

Cemal Mustafa Şaranski, Yukarı Cuma (Blagoevgrad) İli’nin Yakoruda Belediyesi’ne bağlı Çerna Mesta köyü Muhtar Adayı;

Davut Mehmet İbryam, Rusçuk Belediye Başkan Adayı;

Fevzi Hamidov Bayraktarov, İslimiye (Sliven) İli’nin Tvırditsa Belediyesi’ne bağlı Byala Palanka köyü Muhtar Adayı;

Hasan İbrahim İbrahim, Kırcaali İli’nin Mestanlı Belediyesi’ne bağlı Celepler köyü Muhtar Adayı;

Hristo Rayçev Mirçev, Kırcaali İli’nin Cebel Belediyesi’ne bağlı Seyitali (Plazişte) köyü Muhtar Adayı;

Hüseyin Hüseyin Hüseyin, Aydos Beşediyesi’nin Karatepe (Çerna Mogila) köyü Muhtar Adayı;

Hüsmen Hüsmen Ali, İslimiye Belediyesi’ne bağlı Örencik (Gradsko) köyü Muhtar Adayı;

İbryam Aliev Tazimov, Silistre İli’nin Tutrakan Belediyesi’ne bağlı Yeniceköy (Preslavtsi) köyü Muhtar Adayı;

İsmail Hüseyinov Halidov, Şumnu İli’nin Köpekköy (Vırbitsa) Belediyesi’ne bağlı Karatlar (Konevo) köyü Muhtar Adayı;

İsmail Mustafov Mustafov, Eski Cuma (Tırgovişte) İli’nin Tsvetnitsa köyü Muhtar Adayı;

İsmet Niyaziev Erecebov, Eski Cuma İli’nin Omurtag (Osmanpazar) Belediyesi’ne bağlı Tekeler (Obitel) köyü Muhtar Adayı;

Krasimir Krasimirov Serbezov, Mestanlı Belediyesi’nin Çakmaklar (Kremenets) köyü Muhtar Adayı;

Mehmet Aliev Hocov, Razgrad İli’nin Kemaller (İsperih) Belediyesi’ne bağlı Küçük Yunus Abdal (Molko Yonkovo) köyü Muhtar Adayı;

Mehmet Ömer Ömer, Tutrakan Belediyesi’ne bağlı Kütüklü (Tsar Samuil) köyü Muhtar Adayı;

Memduh Mehmet Ali, Silistre Belediyesi’ne bağlı Çatalca (Yordanovo) köyü Muhtar Adayı;

Mithat Talât Ömer, Silistre İli’nin Akkadınlar (Dulovo) Belediyesi’ne bağlı Emirler (Boil) köyü Muhtar Adayı;

Mladen Marinov Rusev, Kotel Belediye Başkanı Adayı, HÖH ve Halk Birliği koalisyonunun ortak adayı;

Mustafa Ahmedov Mehmedov, Osmanpazar Belediyesi’ne bağlı Kademler (Bılgaranovo) köyü Muhtar Adayı;

Mustafa Osman Hoca, Burgaz İli’nin Uluhanlı (Ruen) Belediyesi’ne bağlı Göçenler (Zayçar) köyü Muhtar Adayı;

Sebahattin Hasan Hüseyin, Kırcaali İli’nin Koşukavak (Krumovgrad) Belediyesi’ne bağlı Soğukpınar (Studen Kladenets) köyü Muhtar Adayı;

Smail (İsmail) Şükriev Afızov (Hafızov), Lofça (Loveç) İli’nin Troyan Belediyesi’ne bağlı Borima köyü Muhtar Adayı;

Stefan Kolev Dençev, Troyan Belediyesi’nin Debnevo köyü Muhtar Adayı;

Svilen Aldinov Rusinov, Lofça İli’nin Teteven Belediyesi’ne bağlı Gradejnitsa köyü Muhtar Adayı;

Şenol Mehmedov Ethemov, Razgrad İli’nin Kubadın (Loznitsa) Belediyesi’ne bağlı Gökçesu (Sinya Voda) köyü Muhtar Adayı;

Şenol Sali Recep, Rusçuk İli’nin Kaşıklar (Slivo Pole) Belediyesi’ne bağlı Stambolovo köyü Muhtar Adayı;

Yüksel Bedri Hakkı, Akkadınlar Belediyesi’ne bağlı Baharköy (Kolobır) köyü Muhtar Adayı;

Yusuf Mehmet Mollahasan, Koşukavak Belediyesi’ne bağlı Talaşmandere (Samovila) köyü Muhtar Adayı;

Vasil Pandeliev Pandeliev, Burgaz İli’ne bağlı Surgurlare Belediye Başkanı Adayı;

Veselin Kınçev Urumov, İslimiye (Sliven) İli’nin Kotel Belediyesi’ne bağlı Gradets köyü Muhtar Adayı;

Yılmaz Remzi Afuzahmet (Hafızahmet), Sungurlare Belediyesi’ne bağlı Dobral (Prilep) köyü Muhtar Adayı.

****

İşte böyle, bunları GERB, BSP, “Atak”, Milliyetçi, ırkçı vb. bağımsız, tarafsız, partiler üstü ve partiler dışı vb listelerin hepsinde bulabilirsiniz. Bu ajan tabakası memleketimizi sanki yönetmek için doğmuştur. Onlar “kurtlar sofrasını” oluşturan ve kimseye zırnık kaptırmayanlardır.

Onlar SANDIĞA GİRMEDEN SANDIKTAN ÇIKARLARDIR.

Bu seçim, 26 yıldan beri yapılan seçimler gibi hepimize bir derstir. İyi kumalıyız, Demokrasi dersimize iyi çalışmalıyız. Demokrasi dersimizi iyi öğrenmeden majoriter seçime geçemeyiz, kendi belirlediklerimizi seçemeyiz, toplumu dönüştüremez ve mutlu olamayız. Totaliter toprak (toplum) zehirlenmişti. 26 yıl geçti arınmadı, temizlenmedi, aydınlanmadı. Mücadelemiz devam edecek. Bu mücadele dostum İlyan Boşkov’un, Gırmenli Çingenelerin, “Arena Armeets” salonunda uyuklayanların, senin benim ortak davamız oldu.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

 

 

 

 

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

three × 3 =