Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Gülfettin Çelik Beyefendi,
Kıymetli hocalarımız,
Değerli misafirler ve sevgili öğrenciler,

Öncelikle bizlere bu anlamlı ortamı sağlayan Medeniyet Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Gülfettin Çelik Beyefendi’ye teşekkürlerimi sunuyorum.

Bugün burada yalnızca bir film izlemek için bulunmuyoruz.
Bugün burada bir hafızayı hatırlamak, bir tarih yolculuğunu anlamak ve geçmişten geleceğe uzanan büyük bir medeniyet yürüyüşü üzerine birlikte düşünmek için bulunuyoruz.

Bugün sizlerle Kırcaali belgeselini buluşturmak için buradayız.
Ama bu belgesel yalnızca bir hikâye anlatmıyor.

Bu film, Türk tarihinin Rumeli’ye uzanan büyük yürüyüşünü, bir ideal uğruna verilen mücadeleyi ve bir medeniyetin nasıl inşa edildiğini anlatıyor.

Sevgili öğrenciler,

Öncelikle akademik hayatınızda başarılar diliyorum.

Eminim bugün bu salonda oturan birçok genç ileride çok önemli görevler üstlenecek.
Belki biriniz bilim insanı olacak,
belki biriniz devlet yönetiminde görev alacak,
belki biriniz akademisyen olacak,
belki biriniz toplumun fikir dünyasını şekillendirecek.

Bugün gençlerin büyük bölümü üniversite kazanma hedefiyle ders çalışıyor.
Bu da bazı derslerin daha az önemli görülmesine yol açabiliyor.

Örneğin tarih…

Lise yıllarında çoğu zaman matematik veya fizik kadar ilgi görmez.

Oysa tarih bir ders değildir.

Tarih bir milletin hafızasıdır.

Bilginin tarihine baktığımızda bunu açıkça görürüz.

Yazı bulunmadan önce bilgi kulaktan kulağa aktarılırdı.
Sonra yazı bulundu, kitaplar yazıldı.
Matbaanın icadıyla bilgi hızla yayıldı.
Daha sonra bilgisayarlar ve internet ortaya çıktı.

Bugün ise bilgiye en hızlı ulaşabilen ve onu doğru analiz edebilen toplumlar dünyaya yön veriyor.

Yani açık bir gerçek var:

Bilgiye sahip olanlar yalnızca kendilerini değil, dünyayı da şekillendiriyor.

Dünyada yaşanan birçok savaşın arkasında da tarih vardır,
coğrafya vardır,
inançlar ve kültürler vardır.

Bu nedenle hangi bölümü okursanız okuyun — mühendislik, hukuk, tıp ya da sanat — kendi tarihinizi ve coğrafyanızı iyi bilmek zorundasınız.

Çünkü siz ilgilenmezseniz, sizin tarihinizi başkaları yazar.

Değerli dostlar,

Bazı insanların hayatı tek bir şehirde geçer.
Bazılarının hayatı tek bir ülkede şekillenir.

Ama bazen bir insanın hayatı iki vatan arasında büyür.

Benim hayatım da böyle bir hikâyedir.

Ömrümün ilk otuz yılı Bulgaristan’da, ata yadigârı topraklarda geçti.

Ama o yıllar yalnızca çocukluğumun yılları değildi.
Aynı zamanda kimliğimizi koruma mücadelesinin yıllarıydı.

Çünkü bazen bir milletin yaşadığı topraklar değişebilir.
Ama bir milletin en güçlü sınırı kalbinde taşıdığı kimliğidir.

Biz bunu o topraklarda öğrendik.

Dilimizin değerini öğrendik.
Kültürümüzün değerini öğrendik.
Tarihimizin ve kimliğimizin değerini öğrendik.

Hayatımın ikinci otuz yılı Türkiye’de geçti.

Ama bu sadece bir yer değişikliği değildi.

Bu aynı zamanda ufkumun genişlediği bir dönemdi.

Artık mesele yalnızca kimliği korumak değildi.
O kimliği geleceğe taşımaktı.

Bu yüzden son otuz yıl boyunca Türk dünyasının birçok bölgesini dolaştım.

Orta Asya’dan Balkanlara,
Kafkasya’dan Anadolu’ya…

Ama bu yolculukları turist gibi yapmadım.

İnsanların evlerine misafir oldum.
Sofralarına oturdum.
Sokaklarında yürüdüm.
Gözlerinin içine bakarak onları anlamaya çalıştım.

Ve o yolculuklarda çok önemli bir gerçeği fark ettim:

Türk dünyasını birbirine bağlayan şey yalnızca tarih değildir.

Onu birbirine bağlayan şey ortak hafızadır.

Bu yüzden o hatıraları iki ciltlik kitap hâline getirdim.
Çünkü hatıralar anlatılmazsa kaybolur, yazılırsa gelecek nesillere miras olur.

Bugün konuştuğumuz Kırcaali hikâyesi de bu büyük tarih yürüyüşünün bir parçasıdır.

Rumeli’ye geçiş Türk tarihi için çok önemli bir dönüm noktasıdır.

Eğer Türkler Balkanlara geçmemiş olsaydı, İstanbul’un fethi büyük ihtimalle mümkün olmayacaktı.

Rumeli’ye geçiş sadece toprak kazanmak değildi.

Bu geçiş Osmanlı’nın stratejik gücünü artırdı ve bir cihan imparatorluğuna dönüşmesinin kapısını açtı.

Kırcaali’nin hikâyesi de bu büyük yürüyüşün sembollerinden biridir.

Anlatılanlara göre Kırcaali’nin kurucusu Buhara’da doğmuş, Ahlat’ta büyümüş ve ardından Balkanlara ulaşmıştır.

Bu sıradan bir yolculuk değildir.

Bu bir idealin yolculuğudur.

Türk tarihinin derinlerinde yaşayan bu idealin adı Kızılelma’dır.

Kızılelma büyük düşünmenin, hedef koymanın ve medeniyet kurmanın sembolüdür.

Sevgili gençler,

Bugün dünyada savaş var.

Ama belki de sandığımız yerde değil.

Bugün savaş;

ekonomide,
teknolojide,
ve insan zihninde veriliyor.

Bugün güç sadece silahlarla ölçülmüyor.

Teknolojiyi kontrol edenler bilgiyi yönetiyor.
Veriyi kontrol edenler insan davranışını anlamaya ve yönlendirmeye başlıyor.

Bu yeni çağın savaşında kurşun yok.

Ama veri var.

Ordular yok.

Ama algoritmalar var.

Sevgili gençler,

Bugün mücadele artık savaş meydanlarında değil.

Laboratuvarlarda,
üniversitelerde,
teknoloji merkezlerinde,
bilimde ve fikir dünyasında veriliyor.

Bugün dünyaya yön veren toplumlar en çok düşünen, araştıran ve üreten toplumlardır.

Bu yüzden sizlere düşen görev çok büyük.

Bir mühendis olacaksanız sıradan bir mühendis olmayın.
Bir bilim insanı olacaksanız sadece kariyer için çalışmayın.

Ne yaparsanız yapın büyük hedeflerle çalışın.

Çünkü büyük medeniyetler büyük hedeflerle kurulur.

Sevgili gençler,

Bugün Kırcaali belgeselini izlerken sadece geçmişi seyretmeyin.
Geçmişi anlamaya çalışın.

Çünkü tarih sadece hatıralardan ibaret değildir.
Tarih aynı zamanda bir sorumluluktur.

Bir milletin gerçek gücü ne ordusunda, ne zenginliğinde, ne de sınırlarının büyüklüğündedir.
Bir milletin gerçek gücü
hafızasında ve yetiştirdiği gençlerdedir.

Köklerini bilen bir gençlik savrulmaz.
Toplumunu anlayan bir gençlik aldanmaz.
Hedefi olan bir gençlik yorulsa da vazgeçmez.

Ve unutmayın…

Tarihini bilen bir milletin yürüyüşünü kimse durduramaz.

Belki yarının büyük bilim insanı,
belki dünyayı değiştirecek bir fikir sahibi,
belki bu milletin kaderine yön verecek bir lider…

şu anda bu salonda oturuyor.

Belki de o kişi sizsiniz.

Çünkü geleceğin tarihini yazacak olan nesil…

işte burada, bu salonda oturan sizlersiniz.

Ve ideal sahibi bir gençlik bir milletin en büyük gücüdür.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyor, iyi seyirler diliyorum.