Bugün kalemi elime aldığımda, sadece bir coğrafyadan değil, bir direnişten bahsetmek istiyorum. Bazı isimler vardır, bir şehirden fazlasıdır; bazı kurumlar vardır, bir dernekten ötesidir. Bugün, Rodoplar’ın rüzgârını İstanbul’un kalbine taşıyan, susturulmuş bir tarihin sesi olan BULTÜRK’ün ve o kadim Kırcaali ruhunun hikâyesini konuşma vakti.

Unutuşa Karşı Bir İsyan: Gazi Kırca Ali

1434 yılından bu yana bu topraklara mührünü vuran Gazi Kırca Ali, sadece bir komutan değil; Balkanlar’da adaletin ve Türk İslam kimliğinin ilk meşalesiydi. Ancak tarih bazen zalim davranır; türbesi yıkıldı, adı unutturulmak istendi, bir devrin hafızası silinmeye çalışıldı. Yüzlerce yıl boyunca onun ruhu için tek bir mevlit bile okunamadı.

Ta ki bugüne kadar… Şükürler olsun ki, bu büyük emaneti tozlu raflardan indirip ayağa kaldırmak, onca yılın vefasızlığına son vermek BULTÜRK Derneği’ne nasip oldu. Okunan o ilk mevlit, sadece bir dini görev değil; bir milletin “Biz hala buradayız” haykırışıydı. BULTÜRK, sadece bir sivil toplum kuruluşu olmadığını, bu büyük davanın yorulmaz bir sancaktarı olduğunu bir kez daha kanıtladı.

“BULTÜRK Varsa, Umut Var”

Hatırlayın; Bulgaristan’da isimlerimizin bizden çalındığı, dillerimizin prangaya vurulduğu o asimilasyon yıllarını… O günlerde dualarımızı içimize akıttık, kimliğimizi yüreğimizde sakladık. Ancak bugün o sessiz bekleyiş dönemi bitti.

BULTÜRK, bugün sadece geçmişin acılarını hatırlatmakla kalmıyor; geleceğin vizyonunu da çiziyor. “Kırcaali Efsanesi” projesiyle, sinema perdesinden sokaktaki tabelaya kadar her alanda verdiğimiz varlık mücadelesi, bir nostalji arayışı değildir. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk Dünyası’nın çıkarlarını her şeyin üstünde tutan bir irade beyanıdır. BULTÜRK’ün her bir ferdi, bu davaya baş koymuş onurlu birer neferdir.

Gençliğe Çağrı: Bayrağı Devralma Vakti

BULTÜRK çatısı altında toplanan gençlerimize bakınca umudum tazeleniyor. Dünya size “sıradanlığı” pazarlarken, BULTÜRK size “sorumluluğu” hatırlatıyor. Gazi Kırca Ali’nin mirası, artık sizin dijital diplomasi masalarınızda, bilimsel projelerinizde ve siyasi duruşunuzda yaşayacak. Unutmayın; kökleriniz ne kadar derindeyse, geleceğiniz o kadar parlaktır.

Emaneti yere düşürmeyen, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demeyip elini taşın altına koyan BULTÜRK, bugün Balkanlar ve Türkiye arasında sarsılmaz bir köprüdür.

Son Söz: Birliğin Gücü

Birlik ve beraberlik, ölümden başka her derdin ilacıdır. Bizim davamız şahsi koltukların değil, kutlu bir tarihin davasıdır. Türkiye siyasetinde güçlü olduğumuz kadar Balkanlar’da söz sahibi olacağız. BULTÜRK, bu birliğin çimentosu, bu davanın sarsılmaz kalesidir.

Toprak yeniden konuştuğunda, Gazi Kırca Ali’nin ruhu şad olduğunda; o büyük günün mimarlarından biri olarak anılmak, bizler için rütbelerin en büyüğüdür.

Emanet emin ellerde; BULTÜRK nöbette!