Rafet ULUTÜRK

Dünyayı değiştirmek isteyenler çoğu zaman büyük projelerden söz eder.

Ekonomiyi değiştirmek…
Devleti güçlendirmek…
Teknolojiyi geliştirmek…
Yeni kurumlar kurmak…

Yeni kanunlar çıkarmak…
Oysa insanlığın geleceğini belirleyen daha derin bir alan vardır:

İnsan yetiştirmek.
İnsanı yetiştiren ilk çevre ise çoğu zaman ailesidir. Bu çevrede anne, tarih boyunca çocuğun diliyle, sevgisiyle, güven duygusuyla, davranışlarıyla ve değer dünyasıyla kurduğu ilk ilişkilerde çok güçlü bir yere sahip olmuştur.

Bu nedenle meseleyi yalnızca “kadını eğitmek” şeklinde okumak eksik kalır.

Asıl hedef şudur:
Kadının eğitimini, bilgisini, kültürünü, özgüvenini ve imkânlarını güçlendirmek; aynı zamanda babayı sorumluluk sahibi kılmak ve aileyi bir insan yetiştirme merkezi hâline getirmek.

Çünkü dünyayı değiştirmek istiyorsak önce insanı, insanı değiştirmek istiyorsak onun yetiştiği ortamı değiştirmeliyiz.

İNSANIN İLK OKULU AİLEDİR

Çocuk dünyaya geldiğinde anayasa bilmez.
Kanun bilmez.
Siyaset bilmez.
Ekonomi bilmez.
Fakat sevgiyi öğrenmeye başlar.
Güveni öğrenir.
Ses tonlarını ayırt eder.
Paylaşmayı görür.
Merhameti hisseder.

Doğru ile yanlış arasındaki ilk sınırları fark eder.
İşte bu nedenle aile, insanlığın en eski okuludur.
Anne ve baba da bu okulun ilk öğretmenleridir.

Fakat özellikle hayatının ilk dönemlerinde çocukla yoğun biçimde ilgilenen annenin sözleri, davranışları ve dünyaya bakışı çocuğun karakterinin oluşumunda güçlü izler bırakabilir.
Çocuk çoğu zaman ahlakı önce kitapta okumaz.

Evde görür.
Adaleti önce mahkemede öğrenmez.

Kardeşler arasında hakkaniyetli davranıldığında hisseder.

Merhameti konferansta öğrenmez.
Düştüğünde kendisini kaldıran ellerde tanır.

KADIN YALNIZCA ÇOCUK DEĞİL, BİR GELECEK YETİŞTİREBİLİR

Bir anne çocuğunu büyütürken aslında geleceğin bir vatandaşını yetiştirmektedir.

O çocuk yarın öğretmen olabilir.
Doktor olabilir.
Mühendis olabilir.
Esnaf olabilir.
Asker olabilir.
Bilim insanı olabilir.
Devlet yöneticisi olabilir.

Belki milyonlarca insanın hayatını etkileyecek bir kararın altında onun imzası bulunacaktır.

İşte mesele burada büyür.
Bugün bir çocuğa verilen ahlak eğitimi, yirmi veya otuz yıl sonra bir devlet kurumunda karşımıza çıkabilir.
Çocuk paylaşmayı öğrenmişse yarın adaleti savunabilir.

Emanete sadakati öğrenmişse kamu malını koruyabilir.
İnsan onurunu öğrenmişse makam sahibi olduğunda insanları ezmeyebilir.

Çalışmayı öğrenmişse üretir.
Merhameti öğrenmişse güçsüzün hakkını gözetir.

Bu nedenle çocuk yetiştirmek yalnızca aile meselesi değil, uzun vadeli bir medeniyet meselesidir.

KADIN İNSANIN İLK AHLAK DERSLERİNİN VERİLDİĞİ YERLERDEN BİRİDİR

Ahlak yalnızca anlatılarak öğretilmez.
Yaşanarak öğrenilir.
Bir anne çocuğuna:

“Yalan söyleme.”
diyebilir.

Ama çocuk annesinin doğru söylediğini gördüğünde bu söz karaktere dönüşür.

“Paylaş.”
diyebilir.

Ama annesinin ekmeğini başkasıyla paylaştığını gördüğünde paylaşmanın ne olduğunu anlar.

“Yaşlılara saygılı ol.”
diyebilir.

Ama anne kendi anne ve babasına hürmet gösterdiğinde çocuk saygıyı yaşayarak öğrenir.

Çünkü çocukların hafızasında söylediklerimizden çok, yaptıklarımızın izi kalabilir.

Bu nedenle eğitimli kadın derken yalnızca diploma sahibi kadını kastetmemeliyiz.

Okuyan…
Düşünen…
Sorgulayan…
Kültürünü bilen…
Dünyayı takip eden…

Çocuğunun sorularından korkmayan…
Kendi ayakları üzerinde durabilen…

Ahlakı davranışlarıyla gösterebilen…
bir insan modelinden söz etmeliyiz.

KADININ EĞİTİMİ BİR NESİLLİK DEĞİL, NESİLLER BOYU YATIRIMDIR

Bir insana yapılan yatırım yalnızca o insanla sınırlı kalmayabilir.

Özellikle eğitim alan bir kadın, bilgisini çocuklarına, ailesine ve çevresine aktarabilir.

Bu nedenle kız çocuklarının eğitimine yapılan yatırımın etkisi yalnızca bugünün rakamlarında aranamaz.

Sonuçları on yıllar sonra ortaya çıkar.
Bir kız çocuğunu okutursunuz.
Öğretmen olur.
Binlerce çocuk yetiştirir.
Bir kız çocuğunu okutursunuz.

Doktor olur.
Binlerce insana şifa olur.
Bir kız çocuğunu okutursunuz.

Bilim insanı olur.
İnsanlığa yeni bilgiler kazandırır.
Bir kız çocuğunu okutursunuz.

Anne olur.
Kendi çocuklarını bilgiyle, bilinçle ve özgüvenle yetiştirir.

Bazen bir insanı eğitirsiniz.
Ama etkisi birkaç kuşağa yayılır.

DÜNYANIN AHLAK SORUNU EVLERDEN BAĞIMSIZ DEĞİLDİR

Bugün dünyada savaşları konuşuyoruz.
Şiddeti konuşuyoruz.
Yolsuzluğu konuşuyoruz.
Irkçılığı konuşuyoruz.
Açgözlülüğü konuşuyoruz.

Çevre felaketlerini konuşuyoruz.
Fakat bunların arkasında çoğu zaman bir insan problemi vardır.

Silah kendi kendine savaş çıkarmaz.
Para kendi kendine yolsuzluk yapmaz.
Makam kendi kendine zulmetmez.
Bunları kullanan insandır.

Öyleyse insanlığın en büyük stratejik sorularından biri şudur:
Nasıl insan yetiştiriyoruz?
Sadece başarılı insan mı?
Yoksa dürüst insan mı?
Sadece zengin insan mı?
Yoksa vicdanlı insan mı?
Sadece güçlü insan mı?
Yoksa gücünü adaletle kullanabilen insan mı?

Bir medeniyetin kaderini belirleyen fark burada ortaya çıkar.

ANNELİĞİ KÜÇÜMSEMEK BÜYÜK BİR STRATEJİK HATADIR

Modern dünyada bazen annelik yalnızca ev içerisindeki bir görev gibi görülüyor.

Oysa insan yetiştirmek dünyanın en büyük sorumluluklarından biridir.
Bir fabrika kurduğunuzda ürün üretirsiniz.

Bir üniversite kurduğunuzda bilgi üretirsiniz.
Bir ordu kurduğunuzda savunma gücü üretirsiniz.

Ama iyi insan yetiştirdiğinizde bunların hepsini doğru kullanabilecek karakteri üretirsiniz.
Bu nedenle annelik değersizleştirilmemelidir.

Ancak kadını yalnızca annelik rolüne hapsetmek de doğru değildir.
Kadın bilimde de olmalıdır.
Sanatta da.
Ekonomide de.
Üniversitede de.
Devlet yönetiminde de.
Girişimcilikte de.

Çünkü eğitimli ve güçlü kadın, topluma yalnızca ailesi üzerinden değil, doğrudan üretimi ve düşüncesiyle de katkıda bulunur.

BABA BU SORUMLULUĞUN DIŞINDA DEĞİLDİR

Burada çok önemli bir noktayı da unutmamak gerekir.
“Kadın insan yetiştirir” deyip bütün sorumluluğu kadının omuzlarına yükleyemeyiz.

Çocuğu anne ve baba birlikte yetiştirir.
Babanın davranışı da çocuğun karakterinde derin izler bırakır.

Çocuk babasından sorumluluk öğrenebilir.
Sözünde durmayı öğrenebilir.
Kadına nasıl davranılması gerektiğini öğrenebilir.

Çalışmayı, paylaşmayı, aileye sahip çıkmayı öğrenebilir.

Bu nedenle güçlü toplumun formülü kadına daha fazla yük bindirmek değildir.

Eğitimli kadın + sorumluluk sahibi erkek + güçlü aile + nitelikli okul + sağlıklı toplum çevresi oluşturmaktır.
Bunlardan biri eksik olduğunda diğerinin yükü ağırlaşır.

21.YÜZYILIN EN BÜYÜK YATIRIMI İNSAN YETİŞTİRMEKTİR

Ülkeler savunma sanayisine yatırım yapmalıdır.
Teknolojiye yatırım yapmalıdır.
Enerjiye yatırım yapmalıdır.

Bilime yatırım yapmalıdır.

Fakat bütün bunları kullanacak insanın niteliğini ihmal ederse yapılan yatırımların geleceği tehlikeye girer.

Bu nedenle uzun vadeli devlet politikalarının merkezinde insan bulunmalıdır.

Kız çocuklarının eğitimden kopmaması…

Kadınların kaliteli eğitime ulaşması…
Ailelerin çocuk yetiştirme konusunda desteklenmesi…

Anne ve babalara ebeveynlik eğitimi verilmesi…
Okuma kültürünün aileye taşınması…

Çocuklara erken yaşta merhamet, sorumluluk, adalet, emek ve dürüstlük bilincinin kazandırılması…

Bunlar sosyal politika ayrıntıları değildir.
Bir ülkenin elli yıllık geleceğini belirleyen stratejik yatırımlardır.

BİR ANNE BAZEN TARİHİN GÖRÜNMEYEN MİMARIDIR

Tarih büyük insanların isimlerini yazar.
Fakat onları yetiştiren insanların isimlerini her zaman yazmaz.

Bir bilim insanının arkasındaki anne…
Bir öğretmenin arkasındaki aile…

Bir devlet adamının çocukluğunda duyduğu nasihat…
Bir sanatçının yeteneğini ilk fark eden kadın…

Bir çocuğun:
“Ben yapabilirim.”
demesini sağlayan ilk cesaret…
Bunların çoğu tarih kitaplarının dipnotlarına bile girmez.

Ama tarih biraz da görünmeyen eller tarafından yapılır.
Bu nedenle bir anne çocuğuna kitap okurken küçük bir iş yapmıyor olabilir.

Belki geleceğin düşünürünü yetiştiriyordur.
Çocuğuna haksızlık karşısında susmamayı öğretirken belki geleceğin hukukçusunu yetiştiriyordur.

Bir kız çocuğuna “Sen başarabilirsin” derken belki geleceğin bilim insanının ilk kıvılcımını yakıyordur.

DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK EVLERDEN BAŞLAR

İnsanlık sürekli dünyayı değiştirecek lider arıyor.
Belki biraz da dünyayı değiştirecek anneleri, babaları ve öğretmenleri yetiştirmeliyiz.

Çünkü kötü yetişmiş milyonlarca insanı yalnızca kanunlarla düzeltmek çok zordur.

Ama çocukluktan itibaren vicdan, sorumluluk, adalet ve merhamet kazandırılmış milyonlarca insanın oluşturduğu toplumun her köşesine polis koymanız gerekmez.

Asıl medeniyet budur.
İnsan yalnız kaldığında da doğruyu yapabiliyorsa ahlak vardır.
Kimse görmediğinde emaneti koruyabiliyorsa karakter vardır.

Güç eline geçtiğinde zayıfı ezmiyorsa medeniyet vardır.
Bunların tohumu ise çoğu zaman çocuklukta atılır.

BİR KADINI GÜÇLENDİRMEK, GELECEĞİ GÜÇLENDİRMEKTİR

Dünyayı değiştirmek istiyorsak yalnızca meydanlara bakmayalım.
Evlere bakalım.
Okullara bakalım.

Çocukların nasıl yetiştirildiğine bakalım.
Ve özellikle kız çocuklarına nasıl bir gelecek hazırladığımıza bakalım.

Çünkü bugünün kız çocuğu yarının bilim insanı, öğretmeni, sanatçısı, yöneticisi, girişimcisi veya annesi olacaktır.

Ona verdiğimiz eğitim, sevgi, özgüven ve ahlak anlayışı geleceğe taşınacaktır.

Kadını eğitmek yalnızca bir insanı eğitmek değildir; onun dokunacağı hayatları da güçlendirmektir.

Ama daha da önemlisi, kadın ile erkeği birbirinin rakibi değil, insan yetiştirme medeniyetinin ortakları hâline getirmektir.

Dünyanın geleceği yalnızca parlamentolarda yazılmıyor.
Bazen bir annenin dizinin dibinde…
Bir babanın örnek davranışında…
Bir öğretmenin sınıfında…
Bir çocuğun kalbine bırakılan küçücük bir iyilikte yazılıyor.

Çünkü devletleri insanlar yönetir.
Ekonomileri insanlar kurar.
Savaşları insanlar çıkarır.
Barışı insanlar gerçekleştirir.
Adaleti insanlar sağlar.

Ve bütün bu insanların bir zamanlar çocuk olduğunu unutmamak gerekir.

Öyleyse dünyayı değiştirmek istiyorsanız önce insanı iyi yetiştirin.

İnsanı iyi yetiştirmek istiyorsanız kadını ve erkeği iyi eğitin.

Kadını güçlendirin, aileyi bilinçlendirin, öğretmeni destekleyin, çocuğu sevgi ve ahlakla büyütün.

Çünkü geleceğin dünyası bugün doğan çocuklardan kurulacaktır.
Ve bir çocuğun kalbine ekilen sevgi, adalet ve merhamet tohumu…
Yıllar sonra bütün bir toplumun kaderini değiştirebilir.