Bulgar Faşizminin Fikir Bunalımı

Tarih: 12 Şubat 2019
İbrahim SOYTÜRK
Bulgarcadan çeviridir.
Konu:  Çingeneler (Romen) Bulgar hükümetini düşürebilir mi?

2019’un daha ilk günlerinde hortlayan Bulgar faşizminin sürü başı Başbakan Yardımcısı, Savunma Bakanı ve VMRO (Makedon İç Devrim Hareketi) Başkanı Krasimir Karakaçanov’un Çingene (Romen) milleti yok etme “konsepti” (program önerisi – tasarı) 12 Şubatta onaylanmak üzere halk meclisine sunuldu. Bu öneriye paralel getto evlerinin kış ortasına yıkılması, okula gitmeyen Romen öğrenci ailelerine sosyal yardımların kesilmesi, birçok Romen genç tutuklanıp yargıya verilmesi geldi. Fakat Romenler korkmadılar. Taşlı sopalı kalabalık gruplar polis ve jandarma karşısına dikildi. Dava açıp yakılan evlerine tazminat istediler. Etnik çatışmanın merkezi haline gelen Filine (Plovdiv) ili Maritsa Belediyesi Voyvodino köyünde 300 kişinin çalıştığı bir fabrikanın gece yanması duruma olağanüstü ciddiyet kazandırdı.

Tabii ki bu konuda, önemli olan Romen kitleyi temsil eden ve gerçekçi görüşler savunan aydınların ve Bulgar kamuoyunun tutumudur.

Bulgar gazeteleri bu konuyu işliyor, yorumluyor, tepkiler eleştiriler var. Karakaçanob “Çingene” sözünü “Romenle” değiştirdi. Şimdiye kadar “küstahlar” dediği kişilere ilk kez “vatandaş” demeye başladı. Çingene ırkının azılı düşmanı olduğunu gizleyemese de, “iktidarın ana gücü olan Başbakan Borisov’un GERB partisi “tasarımı” desteklemezse, Başbakan ve Savunma Bakanı görevlerimden istifa edeceğim” dedi.

Konuya yörum getiren Deyan Kolev, Marginalya.bg’deki K. Karakaçanov “konsepti”nin gerçekleştirilmesi şimdiye kadar elde edebildiğimiz tüm kazanımlara saldırıdır” başlıklı yazısını özet olarak veriyoruz.

108
Delyan Kolev

  1. Karakaçanov’un “konsepti” (tasarısı) daha önce rastladığımız bir şey değildir aslında Romenler konusunda bir fikir bunalımına işarettir. “Konsept” var olan bir probleme işaret ederken, karmakarışık ve çok tehlikeli bir strateji öneriyor. Başbakan Yardımcısı artık uygulanan, tamamen aldatıcı nitelikli 3 tip sosyal önlem ile bir normal demokratik devlette asla uygulanmaması gereken ceza öngören idari tedbirleri bir daha öneriyor. Bu önlemlerin uygulanması Romen nüfusun toplumla bütünleştirilmesi yönünde elde edilen bazı kazanımları onların elinden çekip alacaktır. Birçok faktörün “tasarıya” ortak tepki göstermesi çok olumlu oldu. İktidarın ve yasama organının bu gibi saçma “tasarı” ciddiye alması Bulgaristan siyasi sınıfının aleyhinde olur.

***

Bu “tasarının” kamuoyuna sunulması, köy, mahalle ve gettolardaki ciddi sorunların milli düzeyde bir ciddi etnik çatışmaya büyümesi tehlikesi; bazı Romen grupların İslamlaşması ve radikalleşmesine ve yerel düzeyde işlenen suçların alabildiğine artmasıyla gerekçelendirilmiştir.

Bu yönelimin nedenlerini açmaya çalışan Karakaçanov, Romenlerin halkla bütünleşmesine engel olan temel sebebin “medeniyet farkı sorunu” olduğunu gün ışığına çıkarıyor ve Romenleri (bir Avrupa medeniyet modeli olmayan” – “Doğulu bir model” izlemekle suçluyor. Bu sav doğru olarak kabul edilemez. Çünkü Romenler yaşadıkları devlette çoğunluğun modeline uymaktadır. Bu sebepledir ki, İspanya’da “Hitanos” Romenleri İspanyollara benzer. Bulgar Romenleri de Bulgarlara benzer. Bu gerçekleri dikkate almayan Karakaçanov, Bulgaristan’daki Romenlerin bir Avrupa Birliği topluluğuna entegre etmenin olanaksız olduğu sonucuna vararak, onlara doğum yapmana, çocuklarını eğitmene yasal engeller getirilmesini ve Çingene kimliklerini (Romen olduklarını) hiçbir şekilde ifade etmelerine imkan verilmemesini istiyor.

1989 yılından beri Bulgaristan’da Çingenelerin (Romenlerin) topluma kaynaştırılmasına engel olan “İç faktörler” ve “Dış faktörler” şöyle sıralanıyor: Bu arada, iş etkenler sıralanırken, Romenlerin Bulgar toplumuna kaynaşmasına en fazla sivil toplum örgütleri etkinliklerinin engel olduğuna yer veriyor. O, dış ve uluslararası finans kaynaklarından çok büyük maddi (parasal) destekler alınıp “kaynaştırma programları” uygulansa da, aslında elle tutulur bir sonuç elde edilemediğinden yakınıyor. “Çingeneleri Bulgar toplumuna kaynaştırma on yıllığında” devletten ve Avrupa Birliğinden çok büyük paralar alındığını, harcandığını, fakat netice alınamadığını açıklıyor. Aslında bu milli etkinlik programı harcamalarında devlette alınan paraları gösteren cetvelin her kutusuna “gerek yoktu” yazılmış olduğu dikkati çekerken, öncelikle (FAR) programında alınan paraların harcandığı görülebiliyor.

Bu “tedbirler” içinde sıralanan 6 hedeften dördünün güç kullanılarak (zorla) uygulanması öneriliyor. Bunlar arasında “kışlada kaynaştırma” dikkat çekicidir, suçlu görülenler toplanıp bedava çalıştırılacaktır. Bedava çalıştırılmak amacıyla Romen gençlere tebliğ gönderilebilecektir. Bu bir yasal işlem olarak uygulanacaktır. Uymayanlara ceza kesilmesi ve yasanın güç kullanılarak uygulanması ön eriliyor. “tedbirlerin” eğitim ve iş hayatında uygulanması da zorunlu olacak ve hedef olarak “Romenlerin iyi ahlak sahibi kişiler olarak yetiştirilmesi”  öne sürülmüştür. Eğitim le işe gitmek zorunlu hale getiriliyor. Bu yeni durum, Avrupa Komisyonunun da yaklaşımı olan, “sosyal kaynaşma” ve tüm vatandaşların “hayat seviyesini eşitleştirme” gibi alanlarda eğitim, sağlık, işsizlik, evsizlik ve yaşam koşullarında şimdiki uçurumu aşma adımlarını zor kullanarak ve cezalandırarak uygulama yönteminde zorlama getiriyor.

Romenleri Bulgar toplumuna kaynaştırma tedbir paketindeki hedefler söyle sıralanmıştır:

Bu önlemlerin daha fazlası “voyvodalar” için yeni olsa da, eğitim, sağlık ve sosyal alandakiler zaten yürürlüktedir. Başbakan yardımcısının bu önlemleri bilmemesi tuhaftır. Çocuklarını okula göndermeyen ana-babalara ceza kesildiğini sanki işitmemiş gibi. Öğrencilere okulda parasız yemek verildiğini ve okul araç gereç ve kitapları için para ödenmediğinden haberi yok. Anlaşılmayan şudur: Bu önlemler bütün öğrenciler için geçerliyken, o bunların özellikle Romen çocuklar için uygulanmasıyla ne hedefliyor?

4 yaşını dolduran çocukların zorunlu olarak ana-okullarına toplanması, Eğitim Bakanlığı programında yer alırken, 2019 yılından başlayarak anaokulu için ücret ödenmemesi de, toplumun % 80 tarafından desteklenmiş ve uygulamaya konmuştur. Karakaçanov’un sivil toplum örgütlerinin bu kazanımını kendi hanesine çekmeye çalışması ilgi uyandırmıştır.  Her hangi bir nedenden dolayı okula gidemeyen çocukların ailesine sosyal yardım verilmemesi ise anayasaya aykırıdır.

Romenlere karşı istenen cezai tedbirler, toplumda birinci ve ikinci sınıf insan yaratacak niteliktedir. Aynı suçtan birilerinin ceza alması, diğerlerinin ise suçlu bulunmaması ayrımcılıktır. Burada büyük bir etnik azınlığın insan haklarının çiğnenmek istendiği dikkati çekmiştir. Bu kısıtlayıcı önlemlerden birisi de doğumun sınırlandırılmasıdır. Bu faşist bir uygulamadır. Friedrich Nietzsche “alt sınıf” (arı ırktan, saf ırktan) olmayanların doğum yapma “hakkının” kısıtlanması fikrinin yayıldığı “Nazi sosyalizminin” ve diğer totaliter ideolojilerin “en iyi zamanlarını” hatırlatıyor. Şunu da hatırlatsak yerinde olur, bu faşist önlemlerin Bulgaristan’da uygulanması Avrupa Mahkemesi tarafından mutlaka cezalandırılmalıdır çünkü İnsan Hakları ve Azınlıklık hakları uluslararası anlaşmalarına tamamen aykırı düşmektedir.

Bulgaristan’da toplumun bütünleşmesinde bu tasarı neden temel rol göremez? 

Aşağıda sıralanan sebeplerden dolayı Karakaçanov’un hazırlayıp sunduğu “tasarı” Bulgar kamuoyu, kurumları ve iktidar katlarında ele alınmamalı ve görüşülmemelidir.

Bir) 2012 yılının 1 Mart günü Bulgar Meclisi oybirliği ile olmak üzere Bulgaristan Cumhuriyetinde yaşayan Romenlerin toplumsal yaşama katılmaları amacıyla bir milli yasa onaylamıştır. Demek oluyor ki, böyle bir yasa artık yürürlüktedir. Romenlerin yaşadığı 194 belediye meclisinde bu yasa tartışılmış ve yürürlüğe konmuştur. Ne yazık ki ülkede bu tedbirleri destekleyen ciddi bir sosyal ortak oluşmamıştır.

Karakaçanov’un önerdiği tedbirler baskı ve terör uygulanmasını öngörmekte ve bunlar üzerinde ortak irade sağlanması mümkün değildir. Tedbirler Romenleri incitici ve gönül kırıcı ve Bulgar toplumundan daha da uzaklaştırıcıdır.

İki) Karakaçanov’un önerdiği tedbirler Romenleri okulda eğiterek topluma kazanmayı nasyonal sosyalistlerin (faşist) “kışla” yöntemleriyle değiştirmeyi uygulamayı öngörmektedir. Bugün de yürürlükte bulunan cezalandırma ve yaptırım uygulama yöntemlerini daha da şiddetlendirerek son elde etme bazıları için cazibeli olsa da bu azınlık toplumunda her zaman ters sonuç vermiştir.

Üç) Halet yürürlükte olan Romenleri topluma kazanma programları ciddi tartışmalar sonunda mecliste çoğunlukla onaylanmıştı. Milli Romen Programının hazırlanmasına birçok kurum, sivil toplum örgütü, uzman kişiler katılmıştı. Karakaçanov’un “tasarısı” kışla yasalarına göre hazırlanmış ve as subayın “ben konuşurken siz susacaksınız” kuralına göre meclise sunulmuştur. Bulgaristan’da azınlıklarla ilgili belgelerin ve programların hazırlanmasına kamuoyu, sivil toplum örgütlerinin hepsi davet edilmeli ve farklı görüşlere saygı gösterilmelidir, uzlaşma sağlanamayan maddeler meclise taşınmamalıdır.

***

  • Tedbir paketinde yer almasa da, Karakaçanov Romenlerin GETTO-larda doğan çocuklarına devletin sahip çıkmasını ve bunların özel kapalı yatılı okullarda Romen toplumundan koparılarak eğitilmesini öneriyor.
  • Bulgaristan’da Romen nüfusun çoğalması üzerinde kontol uygulanması ilk kez 2013 meclis seçimlerinde V. Simyonov’un “Bulgaristanı Kurtarmak için Milli Cephe” Programında yer almıştı.
  • HÖH milletvekili, ırkları ne olursa olsun insanların eşit haklı olduğunu hatırlatan Ceyhan İbryamov, “tedvirlerin” Nazi felsefesinin müsveddesi olduğunu belirtti.

Bizi izlemeye devam ediniz.

En güçlü silahımız gerçekleri bilmek ve farklı bir görüş sahibi olmamızdır. Hedefleri bizi yok etmektir, unutmayalım.

Okuyanlar paylaşmayı unutmasınlar.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir