Bartholomeos’un Bulgaristan Ziyareti

Muazzez YURDAKUL

Konu: Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.    

Fener Rum Patriği Bartholomeos, 4 günlük bir ziyaret için Bulgaristan’daydı.

Bulgar Bilimler Akademisi (BBA) Başkanı Akademisyen Stefan Vodeniçarov’un davetini eski başbakan Reneta İncova İstanbul’da sundu. Bartholomeos Bulgaristan’da büyük ilgi gördü.

Ziyaretinin, geçen yıl ölen Bulgar Ortadoks Patriği Maksim’in daha önce İstanbul’da Fener Rum Patrikhanesi’ne yaptığı ziyaretin iadesi olduğunu açıklayan Bartholomeos, “Aleksandar Nevski Katedrali”nin önünde Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin ruhani lideri Patrik Neofid’in himayesinde düzenlenen törenle karşılandı, ayine katıldı ve onuruna verilen resmi yemekte 40 dakika konuştu.

O konuşmasında, Birinci Dünya Savaşı ve Müttefikler Arası Savaşta Gen. Jekov komutasındaki Bulgar Ordusu’nun Batı Trakya kilise ve manastırlarından topladığı, bugün Bulgar müze ve kiliselerinde bulunan ve toplam değeri en az 1 milyar Euro olan 400’ü el yazısı 364’ü de kilise eşyası, toplam adet 764 nesnenin iade edilmesini yineledi. 72 yıl önce el konan ve İkinci Dünya Savaşı sırsında Sofya Merkez Müzesi’nin mahzeninde korunan bu kilise envanteri hemen gündem oldu, fecebook patladı, basın konuyu yoruma açtı. Bşbakan Boyko Borisov Fener Rum Patriği  Bartholomeos’u kabul etmedi.

Bulgar medyasında tepkiler sürerken, Batı Trakya’da 45 Hıristiyan köyü bulunduğu, bunların 27 Kasım 1919 imzalanan Nöyyi (Neuikky) Antlaşması gereğince Bulgaristan’ın elinden “haksız” olarak alındığı, o topraklarda 30 manastır ve kilise ile 720 Bulgar okulu kaldığı anımsandı. Bu arada, savaşlarda araklanan bu kilise değerlerinin iadesi sorunun daha önce de gündeme getirildiği ortaya çıktı. Yüksek konuğun, kullandığı kavramdan yararlanırsak, “Batı Trakya kiliselerinden çalınan” kilise kutsallarına karşı, Bulgar taraf, halen Yunanistan’da Müzelerinde korunan Bulgar Çarı Samuel’in (997-1014) na’şının kalıntılarını talep etmektedir.

Olay, Bizans’ın Balkanları Ortodokslaştırdığı döneme aittir. Bulgar Çarı I. Boris Hıristiyanlığı 865’te resmen kabul etmiş ve oğlu Çar Simyon Birinci Bulgar Patriği ilan edilmiş olsa da, bu topraklar Hıristiyanlığın yerleşmesi kanlı savaşla olmuştur. Bu bakıma, tam 1000 yıl önce, tarihin bildiği en vahşi intikamlardan biri Bizans İmparatoru II. Vasil tarafından gerçekleştirilmiştir. Balkanlar’da egemenliğini tescil ettirmek isteyen bu Bizans İmparatoru 1014’te Belasiza Savaşı’nda Çar Samuel’i yenmiş ve 15 bin Bulgar askeri esir almıştır. O, bu 15 bin esirin tamamını kör etmiş ve gücünün delili olarak Bulgar topraklarında yaşamalarını emretmiştir. Bulgar köy ve kasabalarına dağıtılan bu kör er ve subaylar Bizans’ın gücünü, sonsuz bir korku olarak tüm Balkanlara yaymıştır. Bu vahşetin oluşturduğu dehşetli eziklik altında Balkanlar kısa bir sürede Ortodokslaşmıştır. Koyu korku perdesi 2 asır kalkmamış, 220 sene Bizans’a başkaldırı olmamıştır. Bu olay Bizans’ın Bulgar askeri ruhunu kırdığına kanıttır ki, daha önce Bulgar Hanı Krum, İmparator I. Nicephorus’u yenince kafasını kestirerek kendisine içki bardağı yapmış olmasına beslenen öfkeden kaynaklanan bir tepki olmuştur. Çar Samuel ise, kör edilen ordusunu görünce dayanamayıp ansızın ölmüştür. Bu yüzden olacak ki, Konstantinopol dendiğinde Bulgarların yüreğinde olumlu çağrışım uyanmaz olmuş, kin ve nefret kaynamaya kaynaya bu günlere gelmiştir. Öyle ki, şu olay Bulgar tarihinde en karanlık dönemin Osmanlı varlığı değil, Bizans dönemi olduğuna kanıttır.

Görüldüğü üzere bundan bin yıl önce Doğu Ortodoks Hıristiyanlığı Bulgar topraklarına bir de dil olarak Rumca yerleşince, karanlık katmerleşmiştir. Kilise ve manastırlarda ayinler Rum papazlar tarafından yönetilmiştir. Din dili Rumca, Osmanlı Tanzimat’ıyla değişirken, Bulgar uyanışı nefes almaya başlamıştır. Rum papazlar Bulgar kiliselerden Osmanlı döneminde ve ön ayak edişiyle kovuldu. Kilise dili Bulgarca oldu. Bulgar Doğu Ortodoks kilisesine bağımsızlık tanıyan da Osmanlı olmuştu. Bu, Bulgarlara tarih boyu yapılan belki en büyük iyiliktir. Doğu Ortodoks Bulgar Kilisesine bağımsızlık tanınması Bulgar milli kimliğinin oluşmasında, Bulgar dilinin gelişmesinde ve Bulgar halkının orta çağ karanlığından uyanmasında başat rol oynamıştır. Ah şu iyilikler unutulmasa. Ah! İyiliklerden kötülük doğmsa…

Bizans tarihini öz geçmişi olarak yaşatan Rumlar Atina’da caddelerden birine “Bulgarları öldüren Vasiliy” adını vermişti. Yunan başkentini ziyaret eden Bulgar turistlerin rahatsız oluşunu dile getiren makamların ricasını dikkate alan Atina Belediyesi caddenin ismini değiştirirken Fener Patriği komşu ülkelerin halkları arasında dostluklara gölge düşüren tarih anıtlarının yaşattığı olumsuzlukların aşılmasında aktif rol oynamaya çalışmıştır. Samuel’in na’aş kalıtlarının Bulgaristan’a verilmesi konusuna Atina olumlu yanaşmazken, 1964’te imzalanmış bir antlaşmada iki devlet arasında çözmemiş sorun olmadığına işaret etmiştir.

Fener Rum Patriğini, Bulgar Ortodoks Kilisesi Meclis Konseyi (Sinod) da makamında kabul etmedi.

Ziyaretin ikinci günü, Bulgaristan Bilimler Akademisi Başkanlığı Akademisyen S. Vodeniçarov Fener Rum Patriği Bartholomeos’a “Fahri Doktor Honoris” unvanına layik görürken, Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev de BC. Dış İşleri Bakanlığı’nın önerisine uyarak yüksek misafire Bulgaristan Cumhuriyeti’nin en yüksek madalyası olan “Birinci Derece Stara Planina” ödülünü verdi.

Eleştirilerin yersiz olduğuna değinen yerli çevreler, Bilimler Akademisi Başkanı Stefan Vodeniçarov’un girişimiyle bir basın toplantısı düzenleyerek, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un bu ziyaretini çok yararlı bulduğunu açıkladı ve Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev’in Bartholomos’a gösterdiği ilgiye yüksek değer verirdi. Bu basın toplantısında, Rosen Plevneliev, Bilim adamlarından oluşan bir girişim komitesi tarafından,   ikinci bir süre için Bulgaristan Cumhurbaşkanı adayı gösterildi. Seçimler 2016’da yapılacak, henüz tarihi açıklanmamış olsa da, girişim geniş destek buldu.

Bu iki olay tepkileri daha da alevlendirirken Sofya parlamentosuna taşıdı. Sosyalist Parti Lideri Mihail Mikov Fener Rum Partiği’ne en yüksek Bulgar devlet nişanı verilmesini kınarken, ödüllendirme kararının Bulgar Devlet Gazetesi’nde yayınlanmasının durdurulmasını istedi. Sağ milliyetçi cepheden (PF) V. Simyonov, meclis kürsüsünden Fener Rum Patriği Bartholomeos’a T.C. vatandaşı olarak ve Rum menfaatlerini savunan bir din adamı olarak saldırdı.

Bulgar Doğu Ortodoks Başpiskoposluğu görevlileri Cumhurbaşkanlığındaki ödüllendirmeden sonra protokol resmi çekimine katılmadı. Sinod’un ziyareti değerlendiren açıklamasında hiçbir olumsuzluğa işaret edilmedi. BAN Başkanı ve Akademi Konseyi ortak bir basın toplantısı düzenleyerek Fener Patriği’nin Bulgaristan ziyaretine yüksek değer verdi.  Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev’in devlet adına yaptığı ödüllendirme tam destek ve takdir buldu. Bu vesileyle BAN Başkanlığı Rosen Plevneliev’i ikinci süre Bulgaristan Cumhurbaşkanı adayı gösterdi. Böylece 1 Kasım’da yapılan yerel seçimlerin yankıları sürerken, 2016 Bulgaristan Cumhurbaşkanı seçim kampanyası başlamış oldu.

 

Ziyaretin birinci günü Fener Patriği Bartholomeos’un Sofya ziyareti genelde “skandal” nitelndi.

şeklinde tarif edilen bir başka konu daha yaşandı. Fener Patriği, Karadeniz bölgesi kilise ve manastırlarında ayinlerin Rumca olmasını istedi.

Ayine, Bulgaristan’ın eski kralı Simeon Sakskoburgotski, Spor Bakanı Krasen Kralev ve bazı diplomatlar da katıldı.

Bartholomeos’un gün içinde görev sırasında hayatını kaybeden İçişleri Bakanlığı personelinin çocukları ile de bir araya geleceği belirtildi.

Bulgaristan Bilimler Akademisi tarafından yarın kendisine “Fahri Doktora” verilecek olan Bartholomeos, daha sonra Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rosn Plevneliev’in elinden ülkenin en yüksek devlet nişanı olan “Stara Planina”yı alacak.

Ziyareti sırasında Başbakan Boyko Borisov tarafından da kabul edilecek Bartholomeos, Bulgaristan’dan ayrılmadan önce içinde geçen yıl ölen Bulgaristan Ortodoks Kilisesi’nin eski Patriği Maksim’in mezarının da bulunduğu Troyan Manastırı’nı ziyaret edecek.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir