YAZAN: İLBER ORTAYLI

Bana göre Bulgaristan, Balkanlar’ın en renkli ve kişilikli yöresidir. Halkı her zaman olduğu gibi çalışkandır. Balkanlarla ilişkimiz Kemalist politikayla belirlidir. Bu ülkelerin bağımsızlığına büyük saygı duyuyoruz, dış politikada da onlarla birlikte olmak istiyoruz.
Geçtiğimiz pazartesi günü karayoluyla büyükelçiliğimizin daveti üzerine Sofya’ya gittim. Bulgaristan’a karayoluyla gitmek kısa da sürse havayolundan daha da ilginç. O tarafa gidenlere bunu tavsiye ediyorum. Osmanlı İmparatorluğu’nun en bereketli ülkesiydi, bugün de Balkanların en güzel ülkesi. Özellikle Filibe ve Gabrovo’nun programa alınmasını tavsiye ederim.

Büyükelçimiz Sayın Aylin Sekizkök beni Avrupa Birliği ile yapılan “Balkan Forumu” için konuşmacı olarak davet etti. Bulgar Parlamentosu’nun (Narodno Sabranie) Türk milletvekillerinden İlhan Küçük etkinliği düzenleyenler arasındaydı. Hak ve Özgürlükler Hareketi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmed Ahmedov, Başmüftü Mustafa Hacı ve akademisyenler ile Türk işadamlarının iştirak ettiği verimli bir etkinlikti. İlhan Küçük Liberal Parti’de olduğu için Avrupa Parlamentosu’ndaki liberal grubun da başkanıdır. Bu gibi görevler iftihar edilecek şeyler. Türkiye’ye ruhen bağlı bir azınlık ki buna azınlık demekten çok halk grubu demek lazım, sayıları aşağı yukarı 1 milyondur, memleketlerine hizmet ve onu temsil yanında Türkiye’yi de seviyorlar. Saat 12’deki Türkiye oturumunda Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Burak Akçapar, Büyükelçi Selim Yenel Bey, Büyükelçi Aylin Sekizkök Hanım ve bendeniz bir konuşma yaptık.

Balkanlar’ın renkli ülkesi Bulgaristan

SICAK İLİŞKİLERE DEVAM ETMELİYİZ

Balkanlarla ilişkimiz Kemalist politikayla belirlidir. Bu ülkelerin bağımsızlığına büyük saygı duyuyoruz, dış politikada da onlarla birlikte olmak istiyoruz. Özellikle Birinci Dünya Savaşı’nda yenilen tarafta olduğumuz Bulgaristan’ın başına savaştan sonra Stambuluski Hükümeti’nin (yani Çiftçi ve Sosyalist Parti’nin) geçişiyle Kemalist Türkiye ile kurdukları sıcak ilişki uzun bir zaman devam etmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndaki bloklaşma dönemi hariç bunun devam etmesi gerekir ve görünen o ki farklı bir yol da izlenemez. Ne yazık ki Avrupa Birliği başta Almanya olmak üzere Bulgaristan’ı hem Rusya’dan uzaklaştırma hem de NATO müttefiki olduğumuz halde Türkiye’den uzaklaştırma yolunu tutuyor. Ama Türkiye’nin politikası azimle ittifakı vurgulamak. Bunu doğru buluyoruz. Toplantıda kalabalık bir genç kitlesi vardı. Bulgaristan’da Türkiye’den gidip okuyanlar var ama Bulgaristan Türk gençliği son derece bilinçli ve tahsile düşkün. Son deprem faciası sırasında, Bulgaristan’dan gelen yardım grupları zarafetleri, halka karşı sıcak ilgileri ve canhıraş çalışmalarıyla gönlümüzü kazandılar.

Çarşamba günü Filibe’ye hareket ettik. Muradiye Camisi’nde bir konuşma yaptım. Müftü Ahmet Pehlivan ve İmam Sami Hoca davet etmişlerdi. Gençler oradaydı. Şunu söylemek durumundayım; Bulgar üniversitelerinde Almanya’dan gelen Türk öğrenciler de okuyor ve bunların da oradaki Türk gençlerin de Türkçeleri Avrupa ve Amerika’dakilerden daha iyi. Bütün sorun; bizdeki televizyonlar ve iletişim araçlarında yeni ve kötü bir Türkçe telaffuzunun bu kitlelere ulaşması. Bu, Türkçeyi mahveder.

Filibe çok hoş bir şehir. 5 asırlık mirası orada görmek mümkün. 150 bin nüfuslu bir şehirde senfoni orkestrası var. Sanat galerisi var. Başta Etnografya Müzesi olmak üzere gezilip öğrenilecek çok yer var. Okçular (Aleksandrovo) köyü ve ondan sonra geldiğimiz Gabarevo köyü sakinleriyle sohbet ettik.

Balkanlar’ın renkli ülkesi Bulgaristan

Dünya ekonomik krizi Bulgaristan’ı da etkiliyor ama iktisadi hayat büyük sarsıntılar geçirmeden sürüyor. Türk köylülerin durumu, gördüğümüz yerlerde iyi. Tuna Boyu Türk’ü her zaman çalışkandır. Bunu Kıbrıs’a yerleşen Bulgaristan göçmenlerinde de görüyoruz. Bu ülkeleri gezmeyi ihmal etmeyelim. Başta Büyükelçimiz Aylin Hanım’ı son derece aktif ve oradaki Türk kitlesiyle çok yakın ilişkiler içinde gördüm. Bu çok mühim. Barışçıl tutum hiç şüphesiz ki Bulgaristan ayanı ve hükümetini ikna ediyor. İktidardaki bazı çevrelerin ezbere konuşmaları haricinde Dışişleri kadrosu Türkiye’nin seçkin bölümlerinden biri. Bu tezimin haklılığını bu gezide de gördüm.

Bugünkü Bulgaristan toprakları o zamanki başkent Tırnova ve Nikopolis denen Niğbolu’nun ele geçirişiyle I. Murad-ı Hüdavendigâr’ın Filibe’ye gelişiyle II. Beyazıt devrinde artık Osmanlı İmparatorluğu’ndaydı. Osmanlı’nın bir imparatorluk haline geçişi Balkanlar’dadır. Anadolu’nun batısı dışında bir hâkimiyetimiz henüz yoktu. Bereketli bölgeye zaman içerisinde geniş Karaman eyaletinin köylüleri ve zanaatçıları yerleştirildi. Bu nedenle Balkanlar’daki ilk Türk nüfusu Karaman Beyliği dediğimiz bugünkü Konya, Niğde bölgesinin esnaf ve köylüleridir. Şüphesiz 19. yüzyılda ve 1853 Savaşı’ndan sonra Kırım ve Karadeniz’in kuzeyindeki toprak kaybı nedeniyle buradan da önemli bir nüfus yerleştirildi.

Midhat Paşa’nın valiliği bu bölgedeki nüfusun arttırıldığı dönemdir. Tuna vilayeti dediğimiz yerde valinin iskan çalışmaları fevkalade başarılıydı. Üstelik zirai bakımdan kabiliyetli bölgede, manüfaktürün de çok erkenden geliştiği ve Avrupa ile temasın sağlandığı bilinir. Bu zenginliği Bulgaristan’ın her köşesinde görmek mümkün oluyor.

HALKI HER ZAMAN ÇALIŞKANDIR

Bana göre Balkanlar’ın en renkli ve kişilikli yöresidir. Halkı her zaman olduğu gibi çalışkandır. Toplantılarda Bulgaristan’ın eski başbakanı ve hiç şüphesiz ki 5 yaş ile 9 yaş arasında krallığını yapmış II. Simeon (Saxe-Coburg-Gotha) da vardı. 21. yüzyılın centilmen yöneticilerindendir ve mütevazı kişiliğiyle toplantıyı onurlandırdı. Türk toplumunun ileri gelenleriyle, baş müftüyle, milletvekilleriyle yakın ve saygılı ilişki içindedir. Zaten onun başbakanlığı zamanında hükümette ve partide yer aldılar. II. Simeon’un Türkiye’ye bir yakınlığı vardır. Mısır’daki sürgün hayatı boyunca oradaki Osmanlı hanedan üyeleriyle yakın ilişki içindeydiler. Annesi, Kraliçe Giovanna şark ve garbın hanedanlarını bağlayan bir kişiliktir. Tabii Osmanlı hanedanının kültürlü prenseslerinin bunda rolü çoktur.

Bugünkü Bulgaristan’ın eski devirden beri ziraatta ve sanayideki öncü rolünde sıkıntılar yaşandığı bir sır değil. Bunları yenmekteki en büyük gücü nüfustu. Üstelik genç nüfusunu Batı Avrupa’ya işgücü olarak yollamak gibi bir açığı da var. Dolayısıyla Türkiye’yle sınai ve ticari ilişkileri geliştirmesinde büyük fayda vardır.

Reklamlar