Almanların Batı Afrika’da (Namibiya) Herero ve Nama                                 Halkının Soykırım

unal almanya Ünal GAZİ

Konu: Nazilerin Yahudi Soykırımı

 

Berlin Meclisinin 1915 olaylarına “soykırım” demesinden sonra Almanya kamuoyu çalkalanmaya devam ediyor. Tepkiler büyüyor.

Burada Ankara meclisi de harekete geçti, eleştirilerle birlikte, 1933-1945 Çingene ve Yahudi soykırım olaylarının yeniden gündem edilmesi, basında yorumlanması ve TV programlarıyla halka her şeyin hatırlatılmasıyla birlikte, AK Parti Almanların Batı Afrika (Namibya) Herero ve Nana Halkına yaptığı soykırımın, yerlilerde dörtte üçünün öldürülmesinin soykırım olarak kabul edilmesine ilişkin sunduğu karar önerisi, muhalefet tarafından da desteklendi.

Namibya’da ne gibi cinayetler işlenmişti?

1891 yılında, diğer sömürgeci Avrupa devletleri gibi, Almanlar da, kendi egemenlik alanlarını genişletmek, ham madde ve ucuz işgücü ihtiyacını karşılamak, deniz aşırı yerlere  ulaşmak ve deniz ticaretini genişletmek için, Güney Batı Afrika’ya (Namibya’ya) yerleşmeye başladılar. Alman sömürgeciler, aynen diğer sömürgecilerin diğer sömürgelerde yaptıkları gibi, yerleştikleri bu yeni bölgeyi hegemonya altına aldıkları gibi,metotlar ve stratejiler geliştirdiler. İlk başlarda Almanlar, siyasi ve ekonomik taleplere ve baskılara karşı direnen yerli halkları tamamen yok etmek yerine, önemli ve tehlikeli gördükleri kısmını yok edip, kendi ucuz iş gücünü ihtiyaçlarına cevap verebilecek ve kontrol edilebilecek sayıda yerli halk üzerinde sistemli bir baskı kurarak onlara boyun eğdirmeyi yeğlediler (1)

Almanlar kendi sömürgeci devlet politikalarına uygun olarak da, Almanya’dan çeşitli vaatlerle getirilen, 1891 yılında 539, 1896 yılında 2, 025, 1904’te ise 4.500 Alman göçmeni geniş çiftlik  olanaklarının sağlandığı  bölgelere yerleştirildiler. 1914 yılına gelindiğinde, bu rakam 14 000 kişiyi buldu. (2)

Tarihçilere göre, Alman  kapitalistleri, 1908 yılında, güney Batı Afrika’nın başta çok zengin altın, elmas, zümrüt madenleri olmak üzere, diğer yer altı ve yer üstü kaynakları olan bölgelerine yatırımlar yapmaya başladılar. Almanların ilk güney Batı Afrika sömürgesinin Valisi olarak atanan , Nazi ünlü liderlerinden Hermann Göring’in babası Heinrich Göring, özellikle bu ülkede hammadde elde edip  Almanya’ya ihraç etme projeleri oluşturmak amacıyla, buralarda yerleşim yerleri ve geniş çiftlikler açmak isteyen Alman yerleşimcilerinin, Alman sömürge yönetimi adına  hızla gölgeye yerleştirilmesini, Almanya’dan gelip yatırım yapmak isteyenlere çok büyük olanaklar sağlanmasını teşvik ediyordu. (3)

Almanlar, bölgede istedikleri gibi hareket edebilmek ve var olan yerli halkın  ucuz iş gücünden  ve olanaklarından  bir sömürgeci olarak sonuna kadar yararlanmak, Güney Batı Afrika’nın en büyük yerli Herero halkının geniş ve verimli topraklarını fethetmek için, bölgeyi tamamen işgal etmeye başladı. Bu durum, Hereroların  yaşamalarını ve geleneksel hayata bakış açılarını tehdit etmeye başladı. Almanlarla aralarındaki gerginliği arttırdı.  Bu yüzden, Alman sömürge valisi Leutwein, çeşitli askeri stratejiler deneyerek, Hererolar ve Namalar üzerinde sistemli bir baskı ve terör rejimi kurdu. (4)

Almanlara karşı direnen ve Almanların topraklarını istedikleri biçimde  kullanmasını istemeyen, Güney Batı Afrika’nın yerli halkının  en büyük kesimini temsil eden 80 000 nüfuslu  Hererolar ve 20 000 nüfusu olan Namalar, 1904-1907 yılları arasında Alman sömürge sistemi tarafından, tehdit olarak görüldüler. Almanlar bu yüzden, Hereroların ve Nanaların yok edilmesinin, kendi sömürgeci çıkarlarına uygun düşeceği sonucuna vardılar. Bu kanaatte sahip olan Alman sömürgecilerin  Askeri komutanı olan Lothar von Trotha, Güney Batı Afrika’nın Waterberg bölgesinde (4 bin asker, 36 top, 14 makineli tüfekle dönemin engelişmiş siilahları) Hereroları  yok etmek, kalanlarına boyun eğdirmek, sonuçta yerlileri istedikleri gibi kullanmak için, askeri bir harekat düzenlediler. General Lothar, Herero ve Namalara karşı soykırımcı harekata ilişkin hedefini şöyle açıklıyordu:

Almanların egemen olduğu her yerde, silahlı veya silahsız sığır çobanı olan ya da olmayanlarını (yerli halkı kastediyorum) kesinlikle vurun. Bundan sonra kadınlar ve çocuklar da benim için önemsizdir. Bunların hepsinin Almanların yatırım yaptıkları bölgelerden zorla çıkarılmasını istiyorum. Eğer olmazsa hepsini vurun, öldürün.

Harekatın sonunda, General Lother, yaptığı plana uygun olarak sistemli bir şekilde  binlerce Herero’yu katletti. (5)

Ağustos 1941’de Almanların Avcı (Schutztruppe) kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen harekattan kaçmaya çalışan binlerce Herero ve Nana, kaçmayı başardıkları tek yol olan (daha sonraki askeri bilgilerden ortaya çıktığı gibi, esasında  Almanlar bu yolu bilerek  açık bıraktılar, Omaheke Çölü’nde susuzluktan kırıldılar. Çölden kurtulup da geri dönebilenler ise, Alman avcı kuvvetleri tarafından katledildiler. (6)

Almanların saldırı gerçekleştiren kuvveti olan Schutztruppe’nin (avcı kuvvetleri)nin yaptığı saldırı harekatında, zamanın en iyi donanımlı Alman askerleri teknolojiyi kullanarak, Hereroların tamamını fiziki olarak yok etmek için, kadın, çocuk ve yaşlı demeden yok ettiler. Askeri saldırılar esnasında, ileride köle iş gücü olarakçalıştırılması amacıyla  da, 15 bin Herero’yu ve 2 bin Nana’yı (Hotento’yu) esir aldılar. Daha sonra da bu esir alınan yerlileri, toplama kamplarına (gettolara) kapattılar . Almanlar yaptıkları askeri harekatta öldürülemeyen ve yakalanamayan  Hererolara karşı da tekrar büyük bir av harekatı başlattı. Almanlar tarafından esir alınanların 7.682’si daha sonra ağır şartlara ve işkencelere dayanamayarak zındanlarda öldü. 1911 yılına gelindiğinde ise, 80 000 Herero’dan yalnızca 15.130 kişi, 20.000 Nana’dan ise, kaçabilenler dahil, ancak 9.781 kişi hayatta kalabilmiştir. Diğerleri, Alman sömürgecileri tarafından soykırıma uğratılmıştı.

Ünlü soykırım araştırmacısı ve demograf Rj. Rummel, konuyla ilgili olarak yaptığı araştırmalarda, Güney Batı Afrika’da (Namibiya’da) Almanlar tarafından soykırıma uğratılanların sayısının, esas sayının 132.000 kişiyi kapsadığını ve kadın, erkek ve çocuk binlerce Herero ve Nanana’nın Almanların soykırımından kurtulamadığını belirtmiştir. (7)

Almanlar tarafından askeri olarak yok edilemeyen binlerce yerli ise, daha sonraları her türlü kurumlarının bu soykırımlarda çökmesiyle birlikte, uygulanan bu soykırım stratejisinin ve yeni sömürgeciliğin kurbanı oldular ve sosyal, ekonomik ve kültürel şartlara dayanamayarak zamanla  önemli ölçüde telef oldular. Almanların Güney Batı Afrika’da ekonomik çıkar amaçlı  sömürgecilik serüvenler, Birinci Dünya Savaşı’nın yoğunluğu arasında son buldu. Bu konuyu araştıran bilim adamlarının kanısına göre, Almanların, yaşlı, çocuk ve kadın demeden Güney Batı Afrika yerlilerine karşı askeri güç kullanarak yürüttükleri  bu topyekun yok etme savaşı, 20. yüzyılın ilk soykırımını ve ileride Nazi Almanya’sının yararlanılacağı, Güney Batı Afrika’daki Alman sömürgeciliğinin yarattığı soykırım amaçlı toplama kampları uygulamasının da temellerini oluşturdu. (8) Konu üzerindeki araştırmaların verilerinden çıkan durum ise, Almanların 20. yüzyılın ilk soykırımını yaptıkları; (Almanlar birinci soykırımın 1915 Ermeni tehciri olduğu yalanını iddia ediyor) Namibya’daki tecrübelerinin daha sonra  II. Dünya Savaşı sırasında da tatbik ettikleri ve yarım yüzyıl sonra soykırımcı  anlayışlarını sürdürdükleri şeklindedir. Dünya tarihinde birinci soykırım işlemiş miller Almanlardır. Bu iki uygulama sırasındaki gözlemlerden çıkan sonuçları da hesaba katıldığı zaman, konuyla ilgili iddiaların  gerçek olduğu daha da net olduğu gözükmektedir.

1984 yılında Birleşmiş Milletler (BM),hazırladığı Whiteker Raporuyla, Alman Askeri Kuvveytlerinin  Nana ve Hererolara karşı Güney Batı Afrika’da (Namibya’da) 20. yüzyılın ilk soykırımını yaptıklarını geç olsa da resmen kabul etti. Rapora göre,  65 bin Herero ( % 80’ni )  ve 10 bin Nana ( % 50’si) yerlisi Almanlar tarafından soykırıma uğratıldı. Bu soykırımda kullanılan yöntemi açıklayan  raporun ilginç tarafı ise, sivil halka karşı, vurarak, işkence edilerek yapılanların yanında Nano ve Herereroların biçimli olarak Namibya Çölü’ne sürülerek , aç bırakılmaktan ve zehirlemelerden katledildiklerini belirtmesi oldu. BM Raporunda, Alman Kralı Kaeiser Wilhelm’in Güney Batı Afrika’da  (Namibya) Alman  General Lothar von Trotha tarafından uygulamaya konan  soykırım ile Hitler’in Auschwitz soykırımı arasında, anlayış ve metot kullanımı açısından, çok açık benzerliklere yer verilmesi nedeniyle araştırmacılar, konunun mukayeseli olarak deeğerlendirilmesinin gerekliliği üzerinde durmaktadırlar. ( (9)

Dünya’ Almanların her dört Nama ve Nerero’dan üçünü katlettiğini ve bunun bir söykırım olduğunu biliyor. Alman meclisinin 1915 olayları üstüne hüküm vermezden önce kendi öz tarihine bakması tavsiye olunur. Lalan dolanla tarih yazılmaz.

***

 

 

 

Kaynaklar:

1) Henrik Lundtofte, The glaube, dass die Nation als Solche vernichten verden muss…

Helmut Bley, Kolonialherschaft und Sosyalstrucktur in Deutch Südafrika 1894-1914…

2) Horst Gründer, Geschichte der deuschen Kolonien…

3) L.H. Gann and Peter Duignan, The Rulers of German Afrika 1884-1914.

4)  Helmut Bley, Kolonialherschaft  und Sosialstruktur in Deusche  Süüdafrika 1894-1914, 1968, s. 7, 40, 74.

5) The Namibian Windhoek, 22 January 2003;

6) Staff writter afrol News, 25 September 2004.

7) Lothar von Trotha quoted from Jan-Bart Gewald, Herreroes.

8) Frank Chalk and Kurt Jonassohn, The History and Sosiology of Genecide- Analuses and case studies.

9) Yine orada.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir