Kükürt Zehri Gibi Boğucu

 

BGSAM

Fitneye odun taşıyanlar şu an biraz durdu.                        

Bulgaristan’da uzun zamandan beri gece mitingi yapılmamıştı. İlk kez Sofya’da 1990’da “demokrasi” ilan edilirken 1 milyon 200 bin kişi “Kartal Köprü” de toplanmıştı.

Şimdi aynı yerde tarihsel bir gece mitingi düzenlendi. “Haklarımızı genişletelim” sloganı ile stadyumlara 70 binden fazla insan toplayabilen, insan hakları ve demokrasi avaresi Slavi Trifonov’un hayranları ve takipçileri bu defa yüz binden fazlaydı. Sl. Trifonov, Türk televizyonundaki Mehmet Erbil, Beyaz vb gibi bir gösteri adamı, iyi bir sanatçı, besteci ve orkestra şefidir. Son yıllarda Bulgaristan’ı dış dünyada temsil eden,  Çocuk Evrovizyon ikincisi olan,  Şumnulu Hasan ve İbrahim piyanist ikizlerimizi ve solist Krisi’yi bile o elinden tutmuştu. Elektronik iletişim ortamında miting-konser bütün Bulgaristan vatandaşları tarafından izlendi.

Miting organizasyon komitesi, (20 Ekim2016) Cumartesi saat 19’dan (21 Ekim 2016) Pazar sabahı saat 8’e kadar sürecek Bulgaristan tarihinde daha önce yaşanmamış en görkemli gece miting-konserini eleştirenler ve engellemeye çalışanları “kükürt zehri” ilan etti. Bundan 20 yıl önce toplumumuza çöken ve git gide daha da koyulaşan bu zehirli sisin artık dayanılmaz olduğunu belirtirken, demokratik kamuoyu 6 Kasım 2016’da Cumhurbaşkanı seçimleriyle birlikte yapılacak halk oylaması – referandumun Cumhurbaşkanı seçiminden daha önemli olduğunu duyurdu. Köy ve kasabalarda 10 bin görüşme, toplantı, gösteri yapılsa, seçmeni kandırmak ve aklını çelmek için 10 bin köfte-bira sofrası kurulsa ve hane başı 100’er leva dağıtılsa da, hiç birinin ve hepsinin toplamının önem ve değeri bu miting-konserin % 0,0001’i kadar olamaz.

İzninizle, bütün bir halkı boğan şu “kükürt zehri” içeriğini bir örnekle açmak istiyorum. Stara Zagora’nın “Vetren” köyündeyiz. Köy Çingenelerin de yaşadığı bir Bulgar köyü. 23 yaşındaki Çingene gelin Katya Atanasova Angelova (Bulgarcası düzgün değil) 23 yaşında! Eğitim ve okul görmemiş.  “Demokrasi” koşullarında dünyaya gelmiş, yetişmiş 5 çocuk annesi: Yanka 6, Katya 5, Atanas 4, Viyoleta 3 ve ikinci Atanas da 2 yaşında, evini, köyünü, memleketini bırakıp gidenlerin penceresinde cam, kapısında mangal olmayan bir boyasız sıvasız eski evinde barınıyorlar. Çocukların doğum kâğıdı ve adres kaydı olmadığı için sağlık yardımı alamıyorlar. Annenin geliri çocuk paraları! Babası dayanamamış ve gönüllü olarak yerin dibine batmış. Köylüler, 6 kişilik bu Çingene ailesini köyden kovmak için birleşmişler.

Böyle binlerce örnek var. Bizim toplumu boğan “kükürt zehri” işte bu. Devleti soyanların yoksulları insan yerine koymaması, sefillik dünyasının biçare köşelerinden en karanlığına en dip kattaki bataklığa itmesidir. Sofya gece miting-konseri referandum, sistem değişikliği, insan hakları ve adalet için çağırıldı ve düzenlendi. Bu referandum saraydakileri saraydan atmak için yapılıyor.

BULTÜRK ve BGSAM yönetimi olarak tutum ve konumumuz açık ve kesindir.  Bu referanduma – halk oylamasına katılacağız ve kâğıda 3 işaret koyacağız. Biz 620 bin seçmeniz, üçer işaretle dağları deviririz.

Bulgaristan’da demokrasi, insan hakları, daha geniş özgürlük ve adalet uğruna mücadele bizim öz mücadelemizdir.

Bu defa bütün Bulgaristan demokratlarıyla aynı saflarda buluştuk.  1980’lerde başlatan Türklerin hatta 2016’da daha sert yasal engellemelere başvurularak, doğrudan doğruya seçme ve seçilme, oy kullanma, seçim günü anadilde konuşma gibi medeniyet dışı yasaklar uygulanmasına tam desteği HALK OYLAMASININ taşıdığı büyük öneme gizlidir. Toplumun demokratikleşmesini engellemeye çalışanlar halk oylamasına katılmanın bir mücadele ve bilinçlenme yolu olduğunu bildiklerinden engelleyici önlemleri sökmedi. Yıllardan beri seçme ve seçilme hakkı kısıtlanan, HÖH-DPS parti seçim listelerinde ilk sıralarda gösterilen hiç birimizin tanımadığı eski komünistler, “DS”-gizli polis ajanlarını bizim adımıza, güya bizi temsil etmek için meclise doldu. 6 Kasım 2016 bu sahte gidişe son verme günüdür. Meclis çalışmalarıyla demokratikleşme kapılanın açılmasını engelleyen onlar oldu. Şimdi aynı kişiler bizim adı üstünde halk oylamasına katılmamıza yasaklı tuzaklar kurdular.

Seçim günü Memlekette gerginlik tırmanıyor.

İşçi sınıfının üçte biri olan, ayda 200 Euro gibi çerez parası asgari ücretle çalıştırılan, bizim kendilerine “çalışan yoksullar” dediğimiz 487 bin işçiye “Kartal Köprü” gece mitingine giderlerse içten uzaklaştırma ihtarı aldı. Bulgaristan’ın en geniş anayolu olan Sofya-Plovdiv yolunu kesenler, yarın devletin bütün damarlarını keser tehlikesi üstün geldi.

Bu mitingin öncelikle ülkede şiddetlenen baskılara, adaletsizliğe ve referandumun 6 sorusundan üçünün halk oylamasına sunulmasını engelleyen ANAYASA MAHKEMESİ’ ne karşı düzenlenmesiyle doğrudan doğruya siyasi nitelik kazanmasını doğurdu.

Bu hareketlenmenin devinim gücü Bulgaristan işçi, lise ve öğrenci gençliğidir.

Halk oylamasına sunulmasına yasak getirilen sorunlardan biri olan “Sofya Meclisinde milletvekili bileşim sayısının 240’tan 120’yen indirilmesidir” ki, bu değişiklik oligarşi, mafya ve ipleri dıştan çekilen milletvekillerinin meclisten süpürülmesi, kaliteli yeni bir halk meclisi kurulması toplanacağı anlamına gelir.

Halk seçme özgürlüğünde birleşti. Siyasi partilere devlet yardımı yapılmasına son verilmesinde direnenler ülkemizdeki parazit, hazır oncu, asalak sınıfın çöpe atılmasını istiyor.

Bugün iktidarda bulunan, 1989’da sözde gömülen totaliter-komünist düzen ve onun köpekliğini yapan gizli polisin, ülkemize çöreklenen sermayenin bundan böyle milli çıkarlara ve halkın isteklerine ters var olmasına tehlike doğmuştur.

Bizi Avrupa’nın geliri en düşük, geçimi en zor, açlık ve parasızlıktan çocukları okula gidemeyenler ordusu en kalabalık,  yolları en kötü 5 ülkesi arasına başa mıhlayan sömürücü-talancı-dalavereci zihniyet gece karanlıyla birlikte çöken ve artık çeyrek asır kalkmayan kükürt sisle birlikte gidecektir.

Bu açıdan bakıldığında genel halk oylaması, bizi yoksulluğun en dip tortusu eden fitneye odun taşıyanları durduracak ve hepsine fatura kesecek güleri hayata çağırıyor. “Kuku-Bent” müzik topluluğu tarafından örgütlenen dev “referanduma katıl!”konserde halkın yurtsever ruhu uyanacak, en coşkun eserler çalınarak, en sevilen şarkılar söylenerek ve katılan tüm sanatçılar birkaç cümle konuşma yaparak herkesi halk oylamasına katılmaya, düzeni değiştirmeye, herkesi boğan kükürt zehrini ve yıllarca yatan gece karanlığını kaldırmaya çağırdılar ve tam destek aldılar.

***

Bulgaristan’daki Cumhurbaşkanı seçim kampanyası YAĞLI GÜREŞE dönüştü.

Kispetin çıkarılması veya yırtılması bu güreşte en kötü yenilgidir.

BSP ile GERB partileri birbirine girdi.

Seçime bir hafta kala son tutuşmada, Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP) başkanı Bayan K. Ninova, GERB lideri başbakan B. Borisov’un sırtını 2 defa yere getirdi.

Birinci saldırı Bulgaristanlı Türklerin ekmek teknesi olan tütün üretimini yöneten ve tütün ticareti yapan, sigara fabrikalarının tekeli BULGRTABAC Holding’in satış hikâyesini gün ışığına çıkardı. Milli ihanetin ardında HÖH milletvekili D. Peervski ile fahri lider A. Doğan olduğu görüldü. Bu dalevereler dönerken bu holdingte Bulgaristan Müslümanları adına HÖH’LÜ-Hasan Ali, DOST Genel Başkanı L. Mestanın kayınpederi olduğunu da unutmayalım. Son zamanda, bakanlık yıllarındaki dolaplar üstüne konuşmadan uzak kalan, fakat her konuda bilirkişi geçinen eski Tarım Bakanı Mehmet Dikme de olayların özünden biri olarak, bazı ek açıklamalarda bulunmak insanlarımızı aydınlatmak zorundadır. Çünkü halkı partiden, partiyi devletten koparan, Bulgaristan Türklerini devletten söken ve siyasi olarak parçalayan bu olaylardır. Gelişmeler Bulgaristan’ı satanların ve insanlarımızı sefillik çizgisi altında pes edenlerin resimlerini duvara yapıştırma zamanının geldiğine işaret ediyor.

“BULGRTABAC Holdingin görücüye çıkarıldığı ilk dönem 2007’ye rastlar. Dünya tütün ve tütün ürünleri üretiminde çok önemli bir yer alan ve pazara sürüldüğünde şirket kasasında 600 milyon US Dolar bulunan BULGARTABAC Holding, 100 milyon US Dolara satılmak istenmiştir. Bu olayla ilgili DOST Genel Başkanı L. Mestan’ın özlü açıklama yapması halkımız tarafından sabırsızlıkla bekleniyor. Çünkü o yıllarda HÖH Meclis grup başkanı olarak BSP’ye yakındı ve D.Peevski tuzaklarını bilmeme şansı yoktur.

O zaman BSP başkanı ve Başbakan Sergey Stanışev hükümetinde Ekonomi Bakanı Yardımcısı görevinde bulunan şimdiki BSP lideri K. Ninova şirketin satış antlaşmasını ve ilgili belgeleri imzalamayı reddeden kişidir. O bu kesin tavrıyla BULGARTABAC hesaplarından 500 milyon US Dolar çalınmasını önlemeyi başarandır. Bu hareketiyle o, büyük bir soygunu önlemiştir. O zaman Ninova işten atılmış ve mafya güçleri tarafından ezilmiştir. Fakat BULGARTABAC 2009’da kurulan I. Borisov hükümetince aynı fiyat üzerinden ve aynı şartlarla satılmıştı. İşte bu noktada, Ninova rüşvetçilik ve Bulgaristan’ı soyma konusunda Borisov ile Peevskiyi aynı takım ortaklığında gösterdi.

Unutulmamalı 1984’te Bulgaristan 280 bin ton basma tütün üretmişti. Bankalardaki sıcak paranın üçte biri Türklerin hesaplarındaydı. HÖH partisinin ayak oyunları halkımızın ekmek teknesini kırdı.

Bizim siyasi tutumumuzun çap taşı halkımıza olan yaklaşımdır.

10-15 kişinin çalıp kapmadan zengin olması bizim kesin ve net tutumumuzu değiştirmez. Bulgaristan’da zengin sayılan ve 2 500 (iki bin beş yüz leva 1 250 Euro (bin iki yüz elli Euro) maaş alanlar 93 bin kişidir. Ahmet Doğan ve D.Peevski gibi iri hırsızların sayısı ise 78’dir. Biz onları halkımızın % 99,2’si ile değiştiremeyiz. Referandum bu durumu değiştirmek için yapılıyor.

Bu birinci örnekte sırtı yere gelen Başbakan Borisov ikinci yenilgi de yaşadı.

Bu gelişme, Kanada ile Avrupa Birliği arasında imzalanan ve Bulgaristan’ın da taraf olduğu CETA – serbest ticaret sözleşmesinde yaşandı. Başbakan, Kanada’yı vizesiz ziyaret karşılığı Bulgaristan ekonomisi ve ticaretini ateşe atmakla suçlandı. Anlaşma Bulgaristan egemenliğinin özel çok milletleri şirketlerin eline teslim edilmesini öngörüyor. Dev özel şirketlerin istedikleri zaman Bulgaristan’ı özel arbitraj mahkemesine verebilme, ülkemizin su kaynaklarını yabancı özel tekellere 100 yıllığına imtiyazlı verme yolunu açıyor. Böylece Borisov, Kanada’ya vizesiz ziyaret kılığı olarak, Bulgaristan’ın egemenliğini satmış oldu. Öte yandan Kanada şirketleri kendi geni ile oynanmış mallarını katma değer vergisi ve gümrük-fon ödemeden ülkemize sürme imkanı elde ederken, olay kamuoyunda sert tepkilere neden oldu. Hükümetin Bulgaristan’ın  milli çıkarlarını savunmadığı görüşü ülkeyi sardı.

Toplam tutarı 1 milyar 256 milyon Euro olan ve ilk ödemesi yılsonuna kadar yapılacak, Cenevre’de kaybettiğimiz “Belene” 2 AES reaktör davası Moskova ile bokslaşmamızın ilk raundunda birinci nokalt oldu. Yere serildik, iyice semelindik ama 20 yaşındaki bu santralın çöplüğünü belki birisi satın alır da bizim de yüzümüzü güldürür umuduyla henüz ayakta olan Borisov hükümeti, bu tesisin inşaatının durdurulmasını isteyen halk oylaması sonuçlarına rağmen, yapılan 3 milyar 500 milyon leva ek ödeme için eski hükümetleri sorumlu tutmaya göstermeye çalışıyor. Şu da unutulmamalıdır ki, halkı soymak, devlet bütçesini özel ceplere akıtmak için tasarlanan ve toplam adetleri büyük olan bu büyük projeler Bulgar ekonomisini stop ettirmiştir.

Bir kömür yüzyılı olan 19. y.y.’da sanayileşemeyen, petrol yüzyılı olan 20. y.y.’da modernleşemeyen Bulgaristan’ın “Güney Akım”ı da gömdüğüne göre 21. y.y.’da Avrupa başkentlerinde doğal gaz sohbetlerinde kahve içerken geçireceğe benziyor. Tüm bu büyük hayal ürünü projelerinin ardında Hak ve Özgürlükler Hareketi (DPS) yönetimi ve ekibinin de bulunması 6 Kasım 2016 seçimleri ve sistem değişikliği öngören halk oylaması arifesinde herkesi düşündürmüştür.

Futbol sahasında half (orta alan oyuncusu) gibi hem savunma hem hücum, hem sağ hem de sol kanatla birlikte olmak iyi, ama karşılaşma sonunda paslar değil goller sayılıyor.

Son 26 yılda bizim bütün karşılaşmaları kaybettiğimiz ortadadır. Böyle bir durumda ligden düşmek, iktidardan silkinmek, sistem değişikliği olacak ve eski oyuncular yeni takımda asla yer alamayacaktır. Yani memleketitimiz, boğan kükürt sisi 6 Kasım 2016 referandum sonuçlarıyla kalkıp gitmek zorunda kalacaktır.

HÖH-DPS Başkanı M. Karadayı’nın oylarınızı naftalin kokan Pl. Oreşarskiye verin çağrısı yapmasına başka bir anlam veremeyiz. Bu arada Sorumluluk, Özgürlük ve Tolerans için Demokratlar partisi DOST’un da bu işlerin yenilgiler hesabını iyi tutmakla, yenilgileri müze raflarında istiflemekle ve yenilgi müzemize gelenler mikrop kapmasınlar diye ellerine kolonya dökmekle ya da eski ganimetler önünde her ziyaretçi ile resim çektirmekle, hoş beş etmekle düzelmeyeceğini iyi bilmek gerekir.

Çünkü HÖH’ten çıkan DOST ekibine eski yenilgilerden hesap sorulacaktır.

Üstüne üstelik bugün yaptıkları hesapların hepsinin “pazara uymayan evdeki hesaplar” niteliğinde olduğu göz önündedir. Büyük Elçilerle veya sadece önde gelen kişilerle boy resmi çektirmek insanlara yakışır amma siyasetçilerin parti başkanlarını görevi HALKLA BİRLİKTE POZ VERMEKTİR. Bunuda 25 yılda öğrenemediniz ise diyecek bir lafımız yok. Halkımız artık gösterişe doydu.

Geçen yüzyılın Bulgaristan’ı, ağzından dalga dalga kükürt dumanı, derinliklerindense kulakları sağır eden güçlü inilti gelen bir korkulu in andırıyordu. O yılların yaralarını Türkiye ile devlet sınırının kuzeyinde Sakar Balkan ile Koca Balkan arasına serpilmiş ve bugün ancak 60 ile 90 yaş arasında köylülerin yaşadığı köy kenarındaki kırık dökük yapılı eski kışlalarda, mühimmat depolarında ve tank sığınaklarında görüyoruz.

Gençliklerinde 3 bin tankla ve “SS-20” ve “SS-22” füzeleriyle İstanbul’a dalmayı hayal eden şu bastonlu yaşlılar, eski kışlaların sığınmacı yerleşkesi olacağını işitince protesto gösterilerine kalkıştılar. Bu köylü nümayişlerinin gücü cin peri kovalayan, mıksa bozan şarlatanlardan farklı sayılmaz.

Şu dünyada ne geçmişin, ne bugünün ne de geleceğin tapusu var.

İnsanın gücü ancak duman ateşi yakıp sis kaldırmaya yeter.

Bu topraklar Trakyalılara, Romalılara kalmamış sığınmacılara da kalmaz. Bizim kükürt sis içinde genze yapışan düşmanlık zehri var. Bu zehir Yambol, Burgaz, Sliven illerine iyice çökmüş.

Kükürt sisinin kaldırılmasında komşu Türkiye Cumhuriyeti’nin bize büyük yardımları olacağına inanıyorum. Yani 100 adet son model “F 35”  uçağı alıyormuş, onlar uçtukça yalnız Bulgaristan’da değil Kara Deniz sahasında ve tüm Balkanlardan kükürt sisinin tamamen kalkacağına inanıyorum.

Sofya yolları tıkanınca fitneye odun taşıyanların, milli menfaatlerimizi pazara çıkaranların, Türklerde, Müslümanlarda ve Türkiye’de yalnız düşman görenlerin yolu artık kesildi.

Herkes 6 Kasım 2016 akşamını bekliyor. Oy kullanamayanlar imza toplayıp Cumhurbaşkanına, Sofya meclisine, Anayasa Mahkemesine halk oylamasına biz de BULTÜRK olarak katılmak istiyoruz, sistemin kökten değişmesini Bulgaristan’ı komünist kalıntılardan artık biz de temizlenmesini istiyoruz mektupları göndermeye hazırlıklar başladı.

Evet, hesaplaşma günü geldi. En büyük yalancının mumu dahi ancak yassıya kadar yanar.

Değişim konseri başladı…

Lütfen paylaş!

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir