Category: Yaşam

Bulgaristan’da emeklilerin %8’i çalışıyor.

Bulgaristan Ulusal İstatistik Enstitüsü olan NSİ’nin verilerine göre ülkede emekli olan vatandaşların %8’i çalışmaya devam ediyorlar.

Devamı…

Share

Bulgarlar Örnek Alınamaz

David Cameron ve Bulgaristan

Tarih: 08.09.2017

Konu:  Bulgarlar,  Avrupa’da en tembel ve anlayışsız insanlardır.

İngiliz Başbakanı David Cameron, Bulgaristan bütçe açığı ve dış borcu az olan ülke örneğine Almanya Başbakanı Angela Merkel’e şu yanıtı vermişti: “Bunun pahası nedir? Bu, sefillik, uyuşukluk, kör cahillik, tembellik ve sosyal çöküş sonucu elde edilmiştir.”

Büyük Britanya Başbakanı D. Cameron Almanya Başbakanı An. Merkel’e şöyle demişti: “Bulgarları bana örnek olarak göstermeyiniz!”

Size Cameron’un Bulgaristan ve Avrupa’nın birçok sorununa toplu ışık tutan, Merkel’e verdiği yanıtın tam metnini sunuyoruz: “Siz benden Merkel ve Sarkozi’nin Euro’yu ile ilgili meydana gelen durumu neden desteklemediğimi öğrenmek istiyorsunuz. Cevabım açık ve kesindir. Siz yanlış yoldasınız.”

İkisi de paniklemiş ve ne yapacaklarını bilmiyorlar.

O bunu, özellikle Merkel, ders almamız gereken ülke örneği olarak Bulgaristan’ı göstermesinden hemen sonra verdiği tepkide şöyle der:  Bunları söylerken utanıyorum, sözleriniz sağlıklı bir zekâ taşımadığınıza, ucuz yanıltma yapıldığına ve en önemlisi insanlık açısından önerilerinizin sağlıklı olmadığına kesin delildir. Merkel’e şöyle sesleniyorum:

“Bulgaristan’ı bana örnek olarak vermeyin lütfen!”

Başbakan Merkel’in tam olarak neden söz ettiğini ve vatandaşları nasıl bir kötü yazgıya ittiğini daha somut açıklayabilmek için, İngilizlerin ve Avrupalıların hakkında az bilgi sahibi oldukları bu küçük Avrupa Birliği üyesi Bulgar devleti ile ilgili şu detaylı bilgileri kendilerine sunmak istiyorum. Merkel, bize Bulgaristan’ın makro-ekonomik çerçevesini ve mali rakamlarını örnek olarak göstermiştir. Biz tüm diğer rakam ve gerçeklere gözlerimizi yumduğumuzda, dünyanın renkleri sanki çok farklı, dış borcu az ve bütçe açığı da düşük olan bir ülke gibi duruyor. Fakat bu iki “başarı” ne pahasına ve nasıl elde edilmiştir?

Bu, makro-ekonomik verilerin arkasında şu gerçekler gizleniyor: Yoksulluk ve fakirlik. Avrupa’nın ve dünyanın daha büyük kısmının en sefil ülkesidir Bulgaristan. Bununla birlikte bir de AB’nin en dolandırıcı ve rüşvetçi ülkesidir.

Hollandalıların Bulgaristan’ı “Shengen” alanına almaya kesinlikle karşı çıkması tesadüf değildir.

Bulgaristan gibi bir ülke nasıl olur da bize örnek olarak gösterilebilir?

Avrupa Birliği Bulgaristan’a mı benzemelidir?

Eğer AB Bulgaristan’a benzeyecekse biz, 2 yıl görüşme yürütmeden,  AB’den ayrılmaya hemen hazırız.

Siz, Bulgaristan’da emeklilerin daha büyük kısmının günde 2 Euro’dan daha az bir parayla geçinmek zorunda olduğunu biliyor musunuz? Günlük asgari ücretin 6 Euro’dan daha az olduğunu biliyor musunuz? Bulgaristan’da çalışanlardan çoğunun günde 10 Euro’dan daha az para aldığını biliyor musunuz? Ben, AB üyesi bir ülkeden söz ediyorum. Siz, etnik azınlıklardan olduklarından dolayı ve onlarla ilgili herhangi bir geçerli yanı olmayan siyaset izlendiğinden dolayı, büyük insan kitlelerinin yoksulluk içinde yaşadığını, okuma yazma bilmediğini ve topyekûn, hiçbir perspektifi olmadığını biliyor musunuz?

Bulgaristan’daki azınlıklar, insanların 18. Yüzyıldaki hayat koşullarından çok daha kötü şartlarda yaşamak zorunda bırakılmış olduğunu bilir misiniz?  Nüfusun bu kesimi giderek daha kalabalık ve büyük olduğundan dolayı Bulgaristan’ın ufku ger geçen gün kararıyor.

Dahası da var: Bulgaristan’ın nüfusu savaş yürütülen ülkelerdeki nüfustan daha yüksek bir hızla eriyor ve yok oluyor. Geçen 10 yılda Bulgar nüfusu % 13 azalmıştır yani 1 milyon kişi ölmüştür. Emekliler nüfusun üçte biridir. Emeklilerin nüfus içindeki oranı artıyor. Doğum oranı ise azalıyor. Aktif ve okumuş nüfus ise ülkeyi terk ediyor. Büyük dış göç var. Küçük bir Bulgar kesim dışında, nüfus cahil bırakılmış olduğundan dolayı ve açlık sınırında sefillik içinde bocaladığı için yalanlara, kötü yönlendirmelere yanıt veremiyor, tepki gösteremiyor. Avrupa’nın güvenli ve Euro’nun istikrarlı olması için Avrupa’nın Bulgaristan’a benzemesi mi gerekiyor?

Bu örnekleri veren Merkel’i anlayamıyorum ve şunları da ilave etmek istiyorum:

Bulgaristan siyasetçilerini de tanıyalım:

Kendi halkını Yoksul, fakirlik, cahil ve ufuksuz bırakma pahasına makro-ekonomik ve finans istikrarı yaratan siyasetçileri tanıyalım.

Bu devletin nasıl soyulmuş soğana çevrildiği, adına demokratikleşme dedikleri süreçte ekonomisinin hurda fiyatına nasıl satıldığı veya siyasetçilerinin bazı karanlık Of shor şirketlerce paylaşılmasına nasıl aracılık ve danışmanlık ettiğine ilişkin detaylara girmek istemiyorum. Bulgaristan siyasi sınıfı danışmanlıktan büyük paralar kazanıyor. Bizim İngiltere’de örgütlü suçlar dediğimiz, Bulgaristan’da kalın enseliler (mutri)  olarak bilinen olayların karanlığından gelen Başbakanlarını daha yakından tanıyalım. Bulgaristan Başbakanının uyuşturucu trafiğine katıldığı ve başka kirli işlerde parmağı olduğu konularında art arda diplomatik raporlar geliyor.

Örneğin Bulgaristan’da başbakanın bir iş adamına himaye ederken, devlet güvenlilerinin işini yapmalarına mani olduğu, devlet organlarının işini görmesini durduran emirler verdiği ve bu konuda kayıtların açıklanmasından hemen sonra iş adamının ölü bulunduğu açıklandı. Makamlarının gücünü kullanarak hükümet ve siyasi yetkililerin iş adamları lehinde müdahalede bulunduğu birçok başka örnekler de çarpıcıdır. Bulgaristan’da rüşvetin en yaygın olduğu ülke Bulgaristan’dır. Biz bunları örnek mi alalım?

Sayın Bayan Merkel, sizin bana verdiğiniz örnek çok kötü, aptalca ve çok tehlikelidir. AB için, toplum için, Avrupa değerleri ve ahlak için, AB kuruluğunun temellerinde yer alan değerler için tehlikelidir.

Şu genelleştirmeyi yapmak istiyorum: Toplumsal çöküş, insanlarının yoksul yaşaması, cahilliği, hayat şevkini yitirmesi pahasına elde edilmiş geçici bazı makro – ekonomik ve malı başarı elde etmiş bir ülkeden söz ediyorum. Bu ülkede rüşvet kol geçiyor, devlet soyuluyor, suçlular yargılanmıyor ve ceza almıyorlar, toplum manevi çöküş yaşıyor, politikacıları tamamen küstahlaşmış durumda bulunuyor, devlet sökülüyor, ekonomi yok oluyor ve ulus yok oluyor. Gerçek durum budur. Yukarıda işaret ettiğim yönetim yöntemleriyle elde edilecek sonuçlar hiçbir yerde farklı olamaz.  Sayın Bayan Merkel, ben İngiltere gibi bir devletin Başbakanı sıfatıyla gösterdiğiniz örneği kabul edersem, delirmiş ilan edilirim.

Bunalımla başa çıkabilmek için, biz de Bulgaristan örneğinde olduğu gibi, okullarımızı ve hasta hanelerimizi mi kapayalım, halk çocukları için kaliteli eğitim ve öğrenim yollarını kapayalım mı, köy okullarını kapayalım mı,  yaşlılar için hastaneleri kapayalım mı, ülkenin köylerini insansız ve ıssız mı bırakalım, ülkenin büyük bölgelerini işlenmeyen arazi mi ilan edelim. Küçük yerleşim yerlerinde hastaneleri kapamak ve köylerde okulların kapısına kilit vurmak, aynı zamanda köy bölgelerinin geliştirilmesi için Ortodoks Kilisesine para akıtmak bir geri zekâlılık değil midir? Vatandaşların yalnız ve bir tek ülkeyi terk ederken kullandıkları yolları asfaltlamak geri zekâlı değil de nedir?  İnsanların giriş beleti parasını ödeyemediği büyük spor tesisleri kurmak, gençleri ise seçeneksiz bırakarak bilgisayar başında unutmak ne anlama gelir?

Sayın Bayan Merkel: Siz devletin nasıl bir örgüt ve yapı olduğunu unutmuş olabilir misiniz? Devlet halkın kurumudur – anımsatmak isterim. Toplum eğitimli, aktif ve sağlıklı olduğu zaman devlet de güçlüdür. Toplum eğitimli, öğrenimli, girişimci, arayan, düşünen, ahlaklı ve sağlıklı bireylerden oluştuğu zaman ekonomi güçlüdür. Ekonomiyi yaratan toplumdur, tersi değil. Politikacıların açgözlülüğü ve vurdum duymazlığı da sebepleri arasında olmak üzere, Bulgaristan’daki mali ve ekonomik bunalımı doğuran açgözlü soygunculuk, idarecilerin  mali kurumları ve yöneticilerini, finans kurumlarını ve  dolandırıcılığını korumak için halkın eğitim ve gelişim yollarını tıkamak, çocukları kör cahil bırakmak  bir küstahlık değil de nedir?

Bulgaristan’daki bu derin bunalımın bedelini, devleti kullananlar, devleti soyanlar,  kendilerini güvende hissedenler ödemelidir, sıradan vatandaşlar değil.

Gerçek dayanışma şu olmalıdır.

İçi boş mali aygıtları icat edenler, yalan satmak için dolandırıcı teknik yöntemler kullananlar, bu ağır bunalımın bedelini ödemek zorundadır. Sizin bu dolandırıcıları Bulgaristan toplumunun çöküşü pahasına koruma altına almaya hakkınız yoktur.

Çünkü sizin uygulamak istediğiniz ekonomik ve mali araçlar, toplumun çaresizliğini daha da şiddetlendirecek, çöküşü derinleştirecek, yok oluşa neden olacak ve savaşa götürecektir.

Bize örnek olarak verdiğiniz Bulgaristan hala varsa, ekmek teknesini bizim ülkelerimize, Avrupa’ya taşıyan gurbetçilerin, bizim ülkelerimizde kazandıkları paralardan bir kısmını vatanlarındaki çaresiz sefillere göndermeleri sayesindedir.

Siz, Sayın Merkel, öve öve göklere çıkardığınız Bulgaristan’da yabancı yatırımların, gurbetçilerin yakınlarına günlük ihtiyaçlarını karşılamak için gönderdikleri paralardan daha azdır.  Sizin mali istikrar örneğiniz bu ise, lütfen söyleyiniz orta halli Avrupalı nereye göç etsin – Aya mı, Marks gezegenine mi?

 

Sayın Bayan Merkel lütfen aklınızı başınıza devşiriniz!

Sağlıklı toplum kurunuz, maliye bilimizi geliştiriniz, eğitim ve öğretime, bilim ve tekniğe, kültür ve sağlığa öncelikler tanıyınız. Vatandaşlarınızı eğitirken ahlak ve hümanizme ağırlık tanıyınız, vatandaşlarınızı hakiki Avrupa değerleriyle eğitmeye öncelik veriniz, okuk programlarına toplum bilim, etik, felsefe gibi dersleri yeniden dahil ediniz. İnsanları düşünmeye öğretin ve  zorlayınız. Basık köle, ruhsuz ve ahlaksız insan değil, hümanizm ve dayanışma, yardımlaşma ruhlu kişilikler eğitiniz. Ancak böyle eğitim ve öğrenim alan yeni kuşak hayal ettiğimiz toplumu, bu toplum da hızla kalkınan ve istikrarlı ekonomiyi yaratacaktır.

Bunun dışında olan her şeyin adı Bulgaristan’dır.

Kaynak: /classa.bg/

Share

Bulgaristan Hızla Azalan Ülke Oldu?

1990’lardan beri nüfusunun beşte birini kaybeden Bulgaristan’ın, nüfusu en hızlı azalan ülke olması bekleniyor.

1990’lardan beri nüfusunun beşte birini kaybeden Bulgaristan‘ın, nüfusu en hızlı azalan ülke olması bekleniyor. Peki geride kalanlar için bunun nasıl etkileri var?

Bulgaristan’ın batısındaki Pernik’in köylerinde eşine az rastlanır biriyle karşılaşıyorum: Stoyan Evtimov. Onu özel kılan geleneksel kıyafeti değil, 30’lu yaşlarında köyde yaşaması.

“Birlikte büyüdüğüm arkadaşlarımın tümü çoktan buraları terk etti” diyor.

Çoğu genç Bulgar gibi, onlar da çalışmak için kentlere ve kasabalara gitmişler.

Stoyan ise köyde iş bulabildiği için kendini şanslı hissediyor. Grubuyla geleneksel müzik yapmanın yanı sıra müzik festivalleri düzenliyor. Amacı düğün müziğini ve köyü canlandırmak.

Ama o bile köy hayatını sürdürülemez buluyor:

“Ne bu köyde ne de çevre köylerde evlenecek biri bulmak imkansız, çünkü hiç genç yok. Birini bulmamın tek yolu kente gitmek.

“Köyden ayrılmak benim için çok üzücü ve zor olacak ama bir noktada bunu yapmak zorundayım.”

Kolektif çiftçilik sistemi bitince göç hızlandı

Bulgar köyleri on yıllardır insansızlaşıyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ülkeyi yöneten komünistler kolektif çiftçilik sistemini getirmişti. Tarım işçileri yeni fabrikalarda iş bulabiliyordu.

Komünizmin ardından 1989’da kolektif çiftçilik sonlandı ve köyden kente göç hızlandı.

Çok sayıda Bulgar yalnızca köylerini değil, ülkelerini de terk etti.

1989’da Bulgaristan‘da neredeyse 9 milyon insan yaşıyordu. Bugün ise 7 milyon civarında. 2050’de bu sayının 5,5 milyondan az olması bekleniyor. Yüzyılın sonuna geldiğimizde ise nüfus bugünkünün yarısı olabilir.

Dükkanlar, okullar, duraklar kapanıyor

Bu göçün nüfusu azaltan bir etkisi daha var: Genç yetişkinler ülkeyi terk ettiği için doğurganlık oranı da düştü.

Köyde bir dükkan işleten Stefka, burada son bebeğin 10 yıl önce doğduğunu hatırlıyor. Küçük kız şimdi annesiyle Kıbrıs‘ta. Stefka’nın iki oğlu da kente göç etmiş.

Müşterilerinin büyük çoğunluğu 60 yaşın üzerinde. Raflarda çok fazla ürün yok, çünkü fazla müşteri de yok. Bu yüzden dükkanı kapatmak zorunda kalabileceğinden endişeleniyor.

Dağın daha üst kısımlarındaki köylerde dükkanlar kapanmış durumda. Tıpkı okullar ve otobüs durakları gibi.

Kalotinsi köyünde yaşayan 70 yaşındaki Boyan “Bu köyde 600 kişi yaşardı. Şimdi 13 kişi kaldık. Bazıları mezarda, bazıları kentlerde” diyor.

Smirov Dol köyünde Stanka Nine adıyla bilinen Stanka Petrova, kıvrılarak ilerleyen dağ yolunda oturmuş, sabırla bölgenin seyyar bakkalını bekliyor.

“Bu köyde doğdum ve buranın kalabalık günlerini hatırlıyorum. Eğlenceli, güzel bir hayattı. Gençler, yaşlılar…” diyor ve şimdi seyyar bakkalı beklediği yerin eskiden köydekilerin buluşup dans ettiği yer olduğunu anlatıyor:

“Şimdi köyde kimse kalmadı, bu yüzden bugün böyle bir şeyin olması imkansız.

“Örneğin bu sokak eskiden kalabalık bir yerdi. Şimdi yalnızca ben yaşıyorum.”

Yalnız hissediyor mu? “Tabii ki yalnızım. Çok zor” diyor gözlerinde yaşla.

Kalotinsi ve çevresine haftada üç gün uğrayan bir seyyar bakkal var.

Bakkalı orta yaşlı Atanas ve Lili Borisov çifti işletiyor.

Kamyonetlerinde ekmekten yoğurda, biradan sigaraya ve hatta ilaçlara kadar her şey var. Kışın dağ yolları karlarla kaplansa da 10 yıldır hiçbir seferi aksatmamışlar.

“Buralarda az insan yaşadığı için hepsiyle arkadaşız, bu yüzden onlara elimizden geldiğince yardımcı olmak istiyoruz” diyor Lili.

Köylüler tarafından çok sevildikleri aşikar olsa da Lili müşteri sayılarının ve dolayısıyla karlarının sürekli olarak azaldığını söylüyor:

“Müşterilerimizi normalde bizi bekledikleri yerde göremeyince endişeleniyoruz. Özellikle de kışın.

“Bir keresinde de buluşma noktasına geldiğimizde bir müşterimizin cesediyle karşılaşmıştık.”

Hükümetten teşvikler

Hükümet azalan nüfusa karşı doğum oranını artırmak istiyor ve bunun için çeşitli yöntemler deniyor. Bunların arasında doğurganlık tedavisi masraflarına destek olmak, çocuk bakımı hizmeti ve mortgage desteği de bulunuyor.

Bir diğer teşvik ise diğer ülkelerde yaşayan etnik Bulgarların ülkeye dönmesine yönelik.

Ama etnik Bulgarlar dışında kimseyi istemiyorlar.

“Bulgaristan’ın eğitimsiz sığınmacılara ihtiyacı yok” diyor Bulgaristan Başbakan Vekili Valeri Simeonov. Kendisi, koalisyon hükümetinin parçası olan göçmen karşıtı Birleşik Yurtseverler’in lideri.

Simenov’a göre Bulgar toplumu eğitimli ve kalifiye göçmenleri de kabul etmez:

“Göçmenlerin farklı kültürleri, farklı dinleri ve hatta farklı günlük alışkanlıkları var. ve Tanrı’ya şükürler olsun ki Bulgaristan Avrupa‘ya yönelik göçmen akınına karşı kendisini en iyi savunan ülkelerden biri oldu.”

Simeonov, Bulgaristan‘ın Türkiye sınırına inşa etmekte olduğu 260 kilometre uzunluğundaki dikenli telin göçmenlerin cesaretini kırdığını söylüyor.

Göç kabul edilmiyor

Avrupa Komisyonu verilerine göre BulgaristanAvrupa‘ya son iki yılda gelen göçmenlerin yalnızca 50’sini kabul etti.

Bulgar hükümetinin ülkenin nüfusunu artırmak için göçü geçerli bir yöntem olarak görmediği açık.

Hükümetin Bulgar bebeklerin sayısını artırmak için çok sayıda fikri olsa da köylerdeki halk, siyasetçilerin sözlerini eyleme geçirmediğini düşünüyor.

Dağlardan inmeden önce, nüfusu 600’den 13’e inen Kalotinsi köyünden Boyan ile tekrardan karşılaşıyorum.

“Yüzüstü bırakıldık” diyor ve ekliyor:

“Herkes tarafından terk edildik, hem yöneticiler hem de Tanrı tarafından.

“Siyasetçiler bizim için hiçbir şey yapmayacak. Hepsi kendi çıkarlarının peşinde. İnsanları umursamıyorlar, özellikle de köylerdeki yaşlıları. Gençleri de umursamıyorlar çünkü gençler artık yurt dışında.

“Yani siyasetçiler kimseyi umursamıyor ve Bulgar devleti yok oluyor.”

Share

Bulgar Profesörün Tepkisi

Prof. Mihail İvanov’un Resmini De tak lütfen)

Tarih: 07.09.2017

Konu:  Çingeneleri Müslümanlaştırıyormuşuz.

Marginalia – Sorunların çözümü insan haklarının tanınmasında gizlidir.

Halk ve Özgürlükler Hareketi Pazarcık ili milletvekili  Delyan Peevski yayınlarından “24 Saat” gazetesi 6 Eylül 2017 günü “Çingenelerin Müslümanlaştırılması, Bulgaristan’ın toprak bütünlüğü için en büyük tehlikedir” başlıklı bir yazı yazdı.

Gazetede çıkan yazı Bulgar istihbaratı /Devlet İstihbarat Ajansı/ 2017 yılı ilk yarısı raporunda çıkan iddialar üzerine hazırlanmış ve yayınlanmıştır.

Bulgaristan’da azınlık sorunları uzmanı olan ve “Marginalia” Konseyi üyesi Prof. Mihail İvanov olaya sert tepki gösterdi.

Prof. Mihaylov Çingenelerin Müslümanlaştırılması konusunda şu bilgileri yayınladı:

“Bulgar istihbaratının “uzman sıfatıyla” hazırladığı rapor nefretimin uyanmasına neden oldu. Ben gerçekleri istihbarattan öğrenmek isteyen biri değilim, fakat entrika yapılmasına kesin karşıyım. Çünkü Devlet İstihbarat ajansının hazırladığı gizli ve yayınlanmamış rapordan sızdırılan bilgilerle haber ve yorum yapmak kışkırtmadır. Uzman kişilerce kaleme alınan raporda “Çingene vatandaşların İslamlaştırılması ülkemizin bölünmesi için en büyük tehlikedir iddiası” “24 çasa” /24 saat/ gazetesinde yayınlandı. Bulgaristan’da Çingenelerin İslamlaştırılmasından söz edilmesi bir kör cahilliğin eseri olmalı. Bu yalan yanlış yorumları yazanlar acaba şu gerçekleri biliyorlar mı?

1)      1986 yılında Tuna Eyaleti Büyük Valisi Mithat Paşa tarafından yapılan bir nüfus sayımı sonuçlarına göre, % 77’si Müslüman olan Çingenelerin sayısı 32 694 kişidir.

2)      1874-75 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu nüfus kayıtlarına göre, Nayden Gerev kayıtlarında yer almıştır, Plovdiv ilinde  % 90’nı Müslüman olan 13 893 Çingene yaşamaktadır.

3)      Aynı nüfus sayımı sonuçlarını analiz eden Rus diplomat Teplov’a göre, onun Bulgaristan olarak adlandırdığı Trakya ve Makedonya gibi Osmanlı topraklarında % 92’si Müslüman olan 130 762 Çingene yaşamaktadır.

Bu rakamlar 1877-78 Rus Türk Savaşından önce bu topraklarda yaşayan Çingene nüfusun hemen hemen hepsi Müslümandır. Fakat olaya biraz daha derin bakalım. “Uzman” geçinen çevreler şu gerçekleri biliyor mu acaba dersiniz:

1)      Bulgaristan Komünist Partisi Merkez Komitesi danışmanı Bay Kolev’in verilerine göre, 1960-61 yıllarında 120 bin Müslüman Çingenenin isimleri değiştirildi.

2)      1981-83 döneminde, İç İşleri Bakanlığının periyodik bülteninde yayınlanan bilgilere göre, /22.07. 1983/ 230 897 Müslüman Çingenenin daha isimleri değiştirilmiştir.  Bu rakamlar, Bulgar devletinin değişik devirlerinde ülkemizde yaşayan Çingene nüfus sürekli eritme ve asimilasyon siyasetine hedef olmuş ve isimleri değiştirilerek Bulgarlaştırılmıştır. Şu dönemde, onların bir kısmı, köklerine yani babalarının ve dedelerinin dinine İslam’a dönüyorlar. Ve Bulgar istihbarat uzmanları gelişen süreci İslamlaşma olarak görüp Bulgaristan toprak bütünlüğü için en büyük tehlike olarak görüyorlar. Ülkemizde birçok bilim adamı Profesör, dilimizde olmayan “konverti” sözünü kullanarak, atalarının dinine dönen bu insanlarla alay ediyorlar. Bu, Bulgaristan’daki Müslümanlığa, İslam dinine karşı bir kışkırtmadır. Bu gelişmeler yeni bir uluslararası gerginlik yaratacak niteliktedir. Yapılan milli güvenliğimize karşı bir kışkırtmadır. Ülkemizdeki Müslümanların bu gelişmeleri ciddiye almayacağını umuyorum. Bugün Bulgaristan’ın milli güvenliği için büyük tehlike, Güney Bulgaristan’da bazı getto-mahallelerde yaşayan Müslüman Çingeneler değil, bu konuda “uzman” geçinip yalan yanlış rapor yazanlardır.

Share

Türkiye’den dev enerji hamlesi, Bakan Albayrak, Sofya’da…

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Bulgaristan Başbakanı Boyko Borissov ve Enerji Bakanı Temenuzkha Petkova ile Sofya’da bir araya geldi. Görüşmelerde, doğalgaz ve elektrik alanındaki işbirlikleri ele alınırken, bu alanlardaki yüksek işbirliği potansiyelini harekete geçirme konusunda mutabakata varıldığı öğrenildi.Bakan Albayrak, Sofya'da temaslarda bulundu

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Bulgaristan’daki mevkidaşıyla biraraya geldi. Türkiye ve Bulgaristan arasında enerji ortaklığı ve anlaşmalar masada. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından edinilen bilgiye göre, bugün öğle saatlerinde Sofya’ya ulaşan Albayrak’ı Bulgaristan Enerji Bakanı Petkova karşıladı.

İki bakan, başbaşa görüşmenin ardından heyetlerarası görüşmeye başkanlık etti. Her iki bakanın, doğalgaz ve elektrik alanlarında yüksek işbirliği potansiyelini harekete geçirme konusunda mutabakata vardıkları ifade edildi.

Albayrak ve Petkova’nın, Türkiye-Bulgaristan Enterkonektör (ITB – ortak doğalgaz iletim ağı) Projesinin gerçekleştirilmesi için kararlılıklarını bildirirken, gerekli olan çalışmaların başlaması için iki hükümetin güçlü desteği olduğunu belirttikleri öğrenildi.

ENTSO-E bağlantısına yönelik  çalışmalar destekleniyor

Albayrak ve Petkova’nın, Türkiye-Bulgaristan Enterkonektör (ITB – ortak doğalgaz iletim ağı) Projesinin gerçekleştirilmesi için kararlılıklarını bildirirken, gerekli olan çalışmaların başlaması için iki hükümetin güçlü desteği olduğunu belirttikleri öğrenildi.

Bakanların ayrıca, ülkeleri arasındaki net transfer kapasitesinin artırılarak, Avrupa Elektrik İletim Ağı (ENTSO-E) bölgesine enerji ticareti hacminin büyütülmesi ve ENTSO-E bağlantısının güçlendirilmesine yönelik yatırım çalışmalarını destekledikleri bildirildi.

Albayrak, Enerji Bakanı Petkova ve heyetler arası görüşmenin ardından, Bulgaristan Başbakan Borissov tarafından kabul edildi. Görüşmede, iki ülke arasındaki enerji işbirliğine ilişkin meselelerin ele alındığı belirtildi.

Bulgaristan, Türkiye ile birlikte Balkanlar’da enerji, elektrik ve doğalgaz alanında projelerinde öncü rol almak istiyor. Bulgar basını bölgede en önemli oyuncunun Türkiye olduğunu söylüyor.Bulgaristan topraklarından 16,7 milyar metreküp doğalgaz transferi yapılıyor. Bu ziyaret bu açıdan da Bulgaristan açısından önemli.

 

Share