Category: Yaşam

Hasan Ulusoy Sofya Büyükelçisi oldu

Yeni Büyükelçiler kararnamesiyle; Hasan Ulusoy Sofya Büyükelçisi oldu. Dışişleri Bakanlığı’nda yaz dönemi kararnamesiyle çeşitli ülke ve merkezlere atanan bazı büyükelçiler belli oldu.

Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre, Türkiye’nin Sofya Büyükelçiliğine-Hasan Ulusoy, Tokyo Büyükelçiliğine Murat Mercan, Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği görevine Bakanlık Müsteşar Yardımcısı Ahmet Muhtar Gün, Kuala Lumpur Büyükelçiliğine Merve Kavakçı atandı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun atanan büyükelçileri telefonla arayarak veya bizzat görüşerek görev yerlerini tebliğ ettiği öğrenildi.Yeni Sofya Büyükelçisi Dr.Hasan ULUSOY, BGSAM Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezi Başkanı Dr.Erdal KARABAŞ ile birlikte.

 

Yaz kararnamesiyle atanan büyükelçilerden bazıları şöyle:

“Sofya-Hasan Ulusoy, La Paz-Serap Özcoşkun, Manama-Kemal Demirciler, Seul-Ersin Erçin, Tokyo-Murat Mercan, Malabo-Şebnem Cenk, İslamabad-Mustafa Yurdakul, Tiflis-Ceren Yazgan, Valetta-Başak Türkoğlu, Kabil-Oğuzhan Ertuğrul, Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği-Ahmet Muhtar Gün, Libreville-Süphan Erkula, Stockholm-Emre Yunt, Brüksel-Levent Gümrükçü, Gatemala- Süleyman Gökçe, Santa Domingo-Ela Görkem, Budapeşte- Akif Oktay, Kuala Lumpur-Merve Kavakçı.”

 

Share

Davutoğlu: Konyalıları görmezden gelemezler

Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Konya Vakfı, Derneği ve KONSİYAD Konya iş adamları derneği ile birlikte Bahçelievler Öğretmen evinde İstanbul Konya Dernekleri Programına katıldı.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve iç mekan

Konya Milletvekilimiz ve 62. 63 ve 64. Hükumetlerin Başbakanı Prof.Dr. Ahmet DAVUTOĞLU ile Ülke Çapındaki ve Balkanlardan STK Başkanları ile İstanbul’da Konsiad ve Konyalılar Derneğinin Ev Sahipliğinde 22/07/2017 Cumartesi Günü Biraraya Geldiler

Ülkemizin Dört Bir Tarafında Konya, Karaman, Niğde ve Balkan Sivil Toplum Kuruluşlarının Davetli Olduğu Programımız Kahvaltı İle Başlayıp, Sohbet ve İstişare İle Devam Etti.

Program Akışında Konsiad Başkanımız Kemal ÇELİK, Konyalılar Derneği Başkanımız Kudret FİKİRLİ, İstanbul Milletvekilimiz Abdullah BAŞCI ve Bazı İl Dernek Başkanları Haziruna Hitap Etti.. Çekilen Aile Fotoğrafları Ardından Program Sona Erdi. Davetimize İcabet Eden Başta Karaman, İzmir, Antalya, Ankara, Bursa, Yalova, Kocaeli, Balkanlar ve Niğde Sivil Toplum Kuruluşları katıldılar.

Tüm Türkiye’de bulunan Konyalılar Konya, Bozkır, Karaman, İzmir, Bursa’dan ve Balkanlardan gelen dernek Başkanları ve yöneticileri ilk defa İstanbul’da bir araya geldiler.

Yönetim Kurulu Başkanı Kudret FİKİRLİ yaptığı toplantıya katılan eski Başbakan Davutoğlu’na ilgi büyüktü. AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Başçı, Bozkır Belediye Başkanı, Bursa ve İzmir Dernek Başkanları, İstanbulda bulunan Konya, Nide, Balkan dernek başkanları federasyonlar, İstanbul Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Mehmet CEYLAN, BULTÜRK Genel Yayın Yönetmeni Rafet ULUTÜRK, birlikte çok sayıda davetli katıldı.

Kudret FIKİRLİ’nin yaptığı açılış konuşmasından sonra Konya vakıf, dernek Başkanı, İzmir, Bursa ve Balkanlardan gelen Başkanlar konuşma yaptıktan sonra Bozkır Belediye Başkanı ve İstanbul Milletvekili birer konuşma yaptılar.

BULTÜRK’ü temsilen toplantıya katılan Aydın FİDAN ve BULTÜRK Genel Başkanımız Sn. Rafet ULUTÜRK “Türk Dünyasında Bir Bulgaristan Türkü 50 yıllık mücadele” kitabını ve derneklerin içerisinde kendi gazetesini çıkaran bir dernek olduğumuzu ve BULGARİSTAN TÜRKLERİNİN SESİ GAZETESİNİ son 121 Sayısını Prof.Dr. Ahmet DAVUTOĞLU’na taktim ederken: “Sayın Başbakanım bu ülkede sadece haklı olmak yetmediğini öğrendik yani bir toplum organize olmaz ise hiç kimse onu kala almadığı ortadadır. Bu nedenle öncelikle bir koordinasyon merkezi oluşturmak gerekir. Yani merkezin olmadığı bir yerde güç olmayacağı aşikardır. O sebeple ilk önce bir merkez oluşturulmalı ve kararlar bu merkezden çıkmalı.” dedi.

 

BİRLİK BERABERLİK VURGUSU

AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Başçı ise, “İstanbul’da Konyalılar bir güç oluşturduk. Tüm dernek başkanlarımızla ileride çalışmalarımıza hız vereceğiz. Bozkır belediye Başkanı “Türkiye’nin birlik beraberlik içinde iyi bir dünyayı, bu birliktelik ruhunda çocuklarımıza verebiliriz. Onlara iyi bir dünya oluşturmak için birliğimizi en üst düzeyde tutalım” dedi.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayaktaArdından Davutoğlu, davetlilere seslendi. “Sizlerle gurur duyuyorum. Dışişleri bakanlık döneminde başbakanlık döneminde de yüzümüzü asla kara çıkartmadınız. Hepinizin alnından öpüyorum. Konya’ya olan bağlılığımızı ihmal etmeyeceğiz. 15 Temmuz gibi ne kadar ihanet yaparlarsa yapsınlar kimse başımızı eğdiremez. Konyalılar arasında bağlılık da ne gerekiyorsa her zaman yanınızdayız. dedi.

Şöyle Devam etti “İsrail devleti Müslümanların topraklarını santim santim gasp ederek tarihin en sistematik işgal süreçlerinden birini tüm insanlığın gözleri önünde gerçekleştirmektedir. Bu çerçevede Kudüs’te her geçen gün artarak uygulanan baskı ve cinayet politikasının Mescid-i Aksa’ya kadar uzanmış olması kabul edilemez.

Ne yazık ki, İsrail’in bu suçları işlerken büyük güvencesi son Körfez krizinde de görüldüğü gibi kendi iç sorunlarına gömülmüş İslam ülkeleridir. Mescid-i Aksa’nın ve Doğu Kudüs’ün çevresinde ve içinde haftalardır artarak devam eden cinayetlere, yasaklara, baskılara anlamlı bir tepki verilmemiş olması İsrail’i rahatlatmaktadır.

Kuruluş gerekçesi bizzat Kudüs ve Mescid-i Aksa olan İslam İşbirliği Teşkilatı daha fazla sessiz kalamaz. İslam ülkelerinin en büyük çatı örgütü olarak en kısa zamanda Kudüs gündemli toplanmalı ve çözüm yolları aramalıdır. Arap Ligi ve Körfez İşbirliği Teşkilatı da iç sorunlar ve üyeler arası ihtilaflardan kafasını kaldırıp ortak sorunumuz olan Kudüs ile ilgilenmelidir. Daha önce birçok kez gördüğümüz hataları tekrarlayarak iç meseleler yüzünden İsrail’in Müslümanların kutsal mekanlarında istediğini yapmasına seyirci kalmanın utancını kimse taşıyamaz.

İş Konya, iş Türkiye Cumhuriyeti olursa hepimiz tek yüreğiz. Bize herkes Konyalı, biz herkesi kucaklarız. Türkiye’de Konyalıları görmezden gelemezler. Bu topraklara Hz Mevla’nın dediği gibi muhabbet tohumları ekmeye geldik” dedi.

Program sonunda Başbakan Ahmet Davutoğlu tüm  misafirler ile ayrı ayrı hatıra fotoğrafı çektirdi.

Aydın FİDAN

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar, takım elbise ve iç mekan

Share

Bulgaristan 15 Temmuz şehitlerini anıyor…

TÜRK HALKININ YAZDIĞI DESTANI, ÇILGIN TÜRKLERİN TANKLARI NASIL EZDİĞİNİ ANLATTIK.
Türkiye’nin milli birlik ve beraberliğini hedef alan Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimine karşı Türk halkının kahramanca verdiği mücadelenin birinci yılında Bulgaristan Kazanlık şehrinde de anıldı. Bulgaristan’da Türk Halk Kültür Derneği ve Türkiye’den BULTÜRK Derneği ile birlikte Temmuz 2016’daki hain darbe girişimi için anma toplantısı yapıldı. Türk Halk Kültür Derneği Başkanı Sayın Menderes Kungün’ün düzenlediği toplantıda asistanlık görevini Sn.Dilay ALBAYRAK yaptı.

Toplantıya katılanların arasında; Kazanlık şehrinde sevilen ve saygı duyulan demokrasi geçişinde ilk Belediye Başkanı olan Müh. Bonço SARAFOV, Filibe-Plovdivden gelen misafirler, Kazanlık ilçesinin her köyünden en az ikişer kişi olarak katılım sağlandı. Bu toplantıyı organize eden Sn. Menderes KUNGÜN bukadar ince düşünmesi bizleri onurlandırdı. Ayrıca BULTÜRK – Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneğimizin Başkanı ve yöneticileri de katıldık. Slaytın bulgarca olmasından dolayı çok beğenildi. Tabi ki alınan hediyeler için biraz şaşkınlıkla karşılasalar da çok memnun kaldılar.

Bulgaristan Kazanlık-tayız!  Buradaki kardeşlerimizin hepinize kucak dolusu muhabbet sevgi ve selamları var…Harika bir program gerçekleştirdik.

İlk defa Bulgaristan’da 15 Temmuz anma töreni gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz.

Toplantının açılışını Kazanlıkta bulunan Türk Halk Kültür Derneği Başkanı Sayın Menderes Kungün yaptı. İlk önce Türkiye’de temmuz 2016 da darbe girişiminde şehit düşenlere bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ardından ilk konuşmacı Osman Bülbül bey kitabını tanıttı ardından sırayla  Başkanımız Rafet ULUTÜRK, Şakir Arslantas,  Nedim Birinci ve Elif Güneş Türkiye’de yapılan darbeyi anlatılar… TÜRK HALKININ YAZDIĞI DESTANI, ÇILGIN TÜRKLERİN TANKLARI NASIL EZDİĞİNİ ANLATTIK

SLAYTTA ARKADA GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ “DEMOKRASİ VE ŞEHİTLER ” MİTİNGİNDE BULTÜRK YERİNİ ALMIŞTIR

Programın sonunda katılımcılara 15 Temmuz darbesini anlatan Cumhurbaşkanlığımız tarafından basılan Darbe kitabını, Bultürk Gazetesi ve 15 Temmuz konulu şapka,  tişört, hediye olarak zambak kolonyası ve Başkanımızın “Türk Dünyasında Bir Bulgaristan Türkü 50 Yıllık Mücadele” ve Osman Bülbülün de “Bulgaristan Türklerinin Durumu” kitapları gelenlere dağıtıldı.

Program çok samimi bir ortamda Bulgaristan’daki kardeşlerimizin yüksek katılım,   ilgi ve alakaları içinde birlik ve dirliğimizin vurgulandığı Yenikapı ruhunu hep birlikte hissettiğimiz bir atmosferde gerçekleşti.

Ali KAÇAN Beye plaketini Kültür Bakanlığı görevlisi Elif GÜNEŞ Hanım taktim etti

Osman BÜLBÜL Beye Şakir ARSLANTAŞ plaketini taktim ederken

Toplantının sonunda BULTÜRK Gazetesine hizmetlerinden dolayı Sn. ALİ KAÇAN ve köşe yazarımız Sn.Osman BÜLBÜL’e de birer plaket taktim edildi. Ayrıca bu günün anısına ve bu darbe bir daha unutulmaması ve unutturulmaması adına Menderes KUNGÜN’e özel bir plaket taktim edildi. Başarılı bir konferansın ardından güzel bir akşam yemeği her şey için çok teşekkür ederiz.

Elif GÜNEŞ

Not: Fotoları çeken Selin ALBAYRAK Hanım efendiye teşekkür ederiz.

Not: Konuşmalara buradan ulaşabilirsiniz;

Osman BÜLBÜL http://www.bghaber.org/bghaber/kitap/

Rafet ULUTÜRK http://www.bghaber.org/bghaber/kazanlikta-15-temmuz/ 

Şakir ARSLANTAŞ http://www.bghaber.org/bghaber/kazanlikta-15-temmuzu-andik/

Dr.Nedim BİRİNCİ http://www.bghaber.org/bghaber/stanimaka-sorun-mahalleli-sorunu-degildir/

Elif GÜNEŞ http://www.bghaber.org/bghaber/kazanlikta15-temmuz/  

Görüntünün olası içeriği: 13 kişi, oturan insanlar ve iç mekan

15 temmuz hediye kalem ile ilgili görsel sonucu

TÜRKİYE’DE ÇILGIN TÜRKLERİN TANKLARI NASIL EZDİĞİNİ ANLATTIK

 

BULGARİSTAN’DA TOPLANTIYA KATILANLARA DAĞITILAN HEDİYELER;

  1. Cumhurbaşkanlığımız tarafından basılan Darbe kitabını
  2. Bultürk Gazetesi
  3. 15 Temmuz konulu kalem, şapka,  tişört,
  4. 15 temmuz tişort şapka ile ilgili görsel sonucu
  5. 15 temmuz hediye kalem ile ilgili görsel sonucu
  6. Zambak kolonyası
  7. “Türk Dünyasında Bir Bulgaristan Türkü 50 Yıllık Mücadele” Rafet ULUTÜRK
  8. “Bulgaristan Türklerinin Durumu”  Osman Bülbül 

Mehmet BAYRAM Kardeşime kitabımı taktim ettim

Bulgaristan Kazanlık “ÇUDOMİR” Kültür merkezinde DARBEYİ ANLATIRKEN

 Türkiye’de 15 temmuz darbe girişimini Kazanlıkta halkı bilinçlendirirken. TÜRK HALKININ YAZDIĞI DESTANI ADIM ADIM ANLATIRKEN. BULGARİSTAN’DA YAŞAYAN TÜRKLERİN YANINDA BULGAR HALKININ DA İLGİ GÖSTERMESİ BİZİ ÇOK MEMNUN ETTİ.

 Bu güze organizasyonu BULGARİSTAN’DA yapma cesareti gösteren Sn.Menderes KUNGÜN’e Bulgaristan Türklerini hakkıyla temsil etme konusunda yüreğini koyduğu için ve bu çalışmalarında daha ileriye gitmesi için hazır olduğumuzu kendilerine beyan ettik. Ayrıca başarıların ödüllendirileceğini göstermek adına bu günü tarih sayfalarına kazıyabilmek için kendilerine BULTÜRK’ün plaketini taktim ettik. Allah yar ve yardımcısı olsun başarılarını devamını diledik.

Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, oturan insanlar ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, oturan insanlar, masa ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, oturan insanlar ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi

 

 

Share

Türk Dünyası Belgesel Film Festivali Başvuruları Başladı

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

ON TARİH; 18 AĞUSTOS

Türk Dünyası Belgesel Film Festivali Başvuruları Başladı. Geçen yıl olduğu gibi bu yılda tüm Türk Coğrafyası’ndan katılım var. 

Yakutkistan’dan Gagavuzya’ya tüm Türk Dünyası Belgeselcilerinin büyük bir bölümü 2016 yılında yapılan Türk Dünyası Belgesel Film Festivali’ne yapımlarını göndermiş, Zeytinburnu’nda yapılan galaya ve gösterimlere katılmış, festivalin Türkiye dışındaki ayakları olan; Azerbaycan, Kazakistan, KKTC ve Kırgızistan gösterilerinde belgeselleri izleyicisi ile buluşmuş, belgesel atölyeleri kurulmuş, belgesel söyleşileri yapılmış, 5 Ülke 7 Şehir’de yapılan etkinliklere toplamda 25 binin üzerinde belgesel dostu katılmıştı.

Bu yıl festival düzenleme kurulu son başvurularını 18 Ağustos 2017 tarihinde kabul edeceğini açıklamasına rağmen Temmuz’un ikinci haftası itibariyle Türk Coğrafyası’nın farklı Devlet, Özerk Devlet ve Bölgelerinden 40’a yakın yapım Festival İstanbul Ofisi’ne postalandı.

Hocağulu Narlıyev, Dr. Zeynel Koç, Doç. Dr. Abdülhamit Avşar, Uluslararası Müslüman Filmleri Festivali Direktörü Albina Nafigova, Setem ve Sanatsal Etkinlikler Komiyon Başkanı Mehmet Güleryüz, Belgesel Yapımcı ve Sunucusu Ahmet Yeşiltepe gibi etkin isimlerin jurisinde bulunduğu festivalin finalistleri son başvurunların hemen ardından 2017 Ağustos sonunda açıklanacak.

T.C Başbakanlık Tanıtma Fonu, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, TDBB ve TRT’nin katkılarıyla Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu tarafından organize edilen Türk Dünyası Belgesel Film Festivali bu yıl 27 Eylül’de İstanbul Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.  Üniversite Kongre Merkezi’nde 3 gün boyunca yapılacak etkinlikler arasında iki ayrı salonda gün boyu gösterimlerin yapılacak olmasının yanısıra Türk Dünyası Belgesel-Sinema Üreticileri Şurası, Türk Dünyası İletişim Toplulukları Buluşması ve Türk Dünyası Film Afişleri Sergisi’de düzenlenecek.  Etkinlikler kapsamında geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Festival Atölyeleri kurulacak, Festival Söyleşileri gerçekleştirilecek. 

18 Ağustos 2017 tarihine kadar turkbelgesel.com adresinden de başvuru kabul edilir. 

Bilginize

Menderes Demir

TDGF GENEL BAŞKANI

Görüntünün olası içeriği: 18 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, oturan insanlar ve takım elbise

Share

58.YILINDA KERKÜK KATLİAMI

  1. YILINDA KERKÜK KATLİAMI ve YAŞANAN VAHŞETLERİN TANIĞI İLE MÜLAKAT

İsmail Cingöz*

2017 Temmuz başında bir dost meclisinde tanıdım S. M. M. Hanımefendiyi. Kendisi hali hazırda bir Avrupa devleti vatandaşı ama aslen Kerkük Türklerinden olduğunu beyan etti. Kerküklü birisi ile bir araya gelince tabi konunun; bölgede Türk tarihi sürecine ve Ortadoğu’da yaşanan olaylara, Türklere yapılan zulüm ve katliamlara gelmemesi imkânsız. Sohbette bizzat şahit olduğunu söylediği öyle konular anlattı ki S. Hanım, kanımız dondu desek yeridir.

Anlatılanları hemen orada not almaya başladım. Bu anlatılanların unutulup gitmemesi, tarihe not düşülmesi için yazılı, hatta bir TV stüdyosunda görüntülü kayıt altına alınmasını teklif ettim. Sağolsun kabul etti ve bir TV kanalının Türkiye/Ankara temsilcisi dostum ile irtibat kurarak konuyu kısaca anlattım. “Hocam ne demek, derhal stüdyoyu hazırlatıyorum, buyurun gelin” dedi.

Yalnız S. Hanımın güvenlik kaygıları nedeniyle “Göktürk Çelikkol” kod ismi ile 10 Temmuz 2017 günü; Kerkük özelinde Irak Türklerinin yaşadığı zulüm ve baskılar hususundaki canlı şahitliğinde veya birinci kişilerden alıntıladığı anılarını TV kameraları önünde “Şimdilik yayınlanmamak ve tarihe not düşmek adına arşive almak maksadı ile”  mülakat formatında derleyerek stüdyoya girdik.

Okuyucularımıza şu hususu hatırlatmak isteriz ki; biz Irak/Kerkük bölgesinde yaşayan kardeşlerimize ayrım yapıyormuşuz hissi yaşanmasın diye “Türkmen” demiyoruz. Sohbetimizde ve bu mülakatta da “Türk” olarak belirttik.

  • Sayın Çelikkol mülakatımıza başlamadan önce kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?

Ben Irak Kerkük Türklerindenim. Kerkük Türklerinin köklü ailelerinden biri olarak 1949 yılında Şaturlu Begler Bölgesi’nde doğmuşum. 1991 yılına kadar burada yaşadım ve 1991 yılında ailemle birlikte Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldık. 1993 yılında ise Birleşmiş Milletler (BM) vasıtasıyla Avrupa’ya göç etmek durumunda kaldık. Güvenlik sorunu yaşadığım için hangi ülkede yaşadığımı söylemesem daha iyi olur.

  • Irak Türklerinin Osmanlı Devleti sonrası Türkiye’ye bağlanamaması ve Misak-ı Milli dışında kalması ile orada yaşananları özetleyebilir misiniz?

Musul Vilayeti’nin 5 Haziran 1926 tarihli Ankara Antlaşması ile Irak’a bağlanması sonrasında Kerkük başta olmak üzere Irak Türkleri adeta sahipsiz kalmıştır. Bu dönemden sonra zaman zaman Türklere karşı zulümlerin yaşandığı olaylar olmuştur. Ben de ilerleyen yaşımda bu zulümlerin bir kısmına bizzat şahit olduklarım olmuştur.

  • Irak Türkleri bu zulümlere elbette sessiz kalmamıştır. Direnme ve mücadele için örgütlendiklerini görüyoruz. Bu örgütlenme içerisinde Babanız Merhum M. M. E. Bey de yer almıştır. Bu hususta da bize bilgi verebilir misiniz?

1946 yılına gelindiğinde Kerkük Türkleri tarafından “Milli Hareket Partisi” kurularak ortak mücadele ve hareket edilmeye başlanmıştır. Bu parti, Şaturlu semtinde kurulmuştur. Kurucuları içerisinde Babam dışında;

– Babamın amcası ve Çanakkale Şehidi Mehmet’in babası olan A. Beg,

– Amcam Osmanlı Subayı Ş. Beg,

– Şükrü Emin,

– Molla Mahmut Şaturlu,

– Hürmüzlülerden İbrahim Beg ilk aklıma gelenlerdir.

Türklerin bir parti kurarak örgütleniyor olması, bölgedeki Ermenileri rahatsız etmiştir. Bu rahatsızlığın ilerleyen zamanda bir sonucu olarak, 1947 yılı sonlarında Ermeniler Kerkük Gavurbağı Parkı’nda Kur’an okuyan bir Türk gencini vurarak şehit ettiler. Bu olay zaten var olan ama henüz fiili bir çatışmaya dönüşmemiş gerginliği, Ermeni-Türk çatışmasını fiili çatışmaya dönüştürdü ve her iki taraftan da birçok kayıplara sebep oldu.

Babam 1948 yılına kadar 45 yıl süre ile Irak İngiliz Petrol Şirketi’nde çalıştı. 1948 yılında Turancılık suçlaması ile bütün hakları gasp edilerek ve tazminatı da ödenmeksizin işten çıkartıldı. Hak ettiği maaşını da bağlamadılar.

Buraya kadar anlattıklarım babam başta olmak üzere yakınlarımdan ve komşularımdan dinlediğim birincil kişilerin yaşadıklarını anlatımlarından dinlediklerimi içermektedir. Ayrıntıları ve teyitleri farklı kaynaklardan da görülebilecek bilgilerdir.

1953 yılında başa geçen Melik (Kral) Gazi’nin oğlu Melik (Kral) Faysal, II. Faysal ünvanı ile Irak Krallığı’nın başında bulunuyordu. Melik Faysal, Solcu Kürtler tarafından 14 Temmuz 1958’de Bağdat’ta öldürüldü. Bu dönemde Faysal’ın çok genç olduğunu biliyoruz. Annesi Türk’tü ve İstanbullu bir kız ile nişanlı olduğu duyulmuştu. Faysal’ın yerine geçen Arap asıllı General Abdulkerim Kasım devlet başkanı oldu ve Cumhuriyet ilan edildi.

  • 1959 yılına gelindiğinde yeni bir takım olaylar yaşanıyor Kerkük’te. Bu defa Irak’ta Kürtler tarafından Türklere karşı saldırılar gerçekleşiyor. Siz bu olayların bir kısmına şahit oluyorsunuz. Bu olaylar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Irak Kürtleri içerisinde sol/Komünist görüşlü olanların başı çektiği Molla Mustafa Barzani[1] liderliğinde kurulan ve “Rabıtalar” denilen gruplar tarafından 14-17 Temmuz 1959 tarihlerinde Türklere saldırıldı ve katliam yapıldı.

Ellerinde Türk Begleri’nin listelerinin olduğu halde belli bir düzen içerisinde gerçekleşti bu saldırılar. Öncelikle liderlik özelliği olan Türk Begleri’nin en önemli hedefler olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.

Boyunlarına ip geçirilerek arabaların arkasına bağlanan Türkler ölünceye kadar sürüklendiler. Kasım Beg, Nazım Beg, Ali Beg isimli önde gelen Türk önderler arabaların arkasında etleri kemiklerinden ayrılana kadar sürüklenerek şehit edildiler. Bu arada asılarak şehit edilen Türkmen Ata Hayrullah’ın etleri el kadar parçalara bölünerek her bir parçası 2 Fils[2] para tutarı karşılığı satış yapıldı. Ben bu vahşetleri bizzat gördüm. Kerkük Kalesi’ndeki Türkler kaleden çıkartıldı. Kaçamayanlar şehit edildi.

Olayların 3. günü bir grup Kürt bizim evi bastı. Babam bunların başında lider durumunda olan şahsı tanıdı ve O’na hitaben;

– Oğlum ben seni okuttum, öğretmen oldun, yakışır mı sana beni öldürmek?

dedi, Talip isimli bu şahıs;

– Geçti o günler, bu gün bizim günümüz, sen Turani’sin

dedi ve babama ateş etti. Gözümün önünde babam evimizin bahçesinde yere düştü. Babamın düştüğünü gören Kürtler evden çıkıp gittiler. Hemen babamın başına koştuk ve ağlaşmaya başladık. Baktık ki babam ölmemiş, bize;

– Susun, dedi. Annem;

– Aga ölmedin mi sen?

– Hayır Hanım, bende bazbant[3] var, dedi ve yavaş yavaş eve kadar sürünerek içeri girdi.

Babam içeri girdiğinde gördük ki, gömleğinde birkaç kurşun deliği vardı ama kurşunlar vücuda girmemişlerdi. Babam evimizin altında bulunan gizli sığınağa saklandı. Annem aynı gün beni Kerkük Kalesi’nde oturan dayılarıma gönderdi;

– Bir bak dayıların eve dönmüşler mi? dedi.

Ben Kale’ye çıktığımda sokaklardaki arklarda, kan akıyor, evlerin kapı altlarından kan sızıyordu. Her taraf kan içerisindeydi fakat ben sokaklarda cenaze göremedim. Fakat çok enteresan bir olaya şahit oldum. Seyit Necim isimli şahıs bir yandan dövülüyor, bir yandan da vücudundan parça parça etleri kesilerek kopartılıyordu. Bu şahıs;

– Ben böyle ölmem, ben Seyyidim. Gözlerimi oyup çıkartırsanız ancak o zaman ölürüm,

diye bağırıyordu. Ben korkudan duvar dibine saklanarak bu dehşet verici olayı izliyordum. Bu esnada bu şahsın hamile olduğu açıktan belli olan eşi dışarı çıktı ve

– Yapmayın, etmeyin…

diye bu işkenceyi yapanlara yalvardı ama Kürtler Seyyit Necim’in gözlerini oyarak şehit ettiler. İlerleyen zaman içerisinde doğum yapan eşi oğluna “Şehit” ismini vermiştir.

Muhtar Fuat’ın iki oğlu ve bir kızı da katledilenler arasındaydı. Emel Muhtar Fuat daha 16 yaşlarındaydı. Canlı canlı göğüsleri kesilerek hunharca katledildi ve cenazesi iki kardeşinin cenazeleri üzerine atıldı.

Bu arada babamın cenazesini göremeyen ve ölmediğini anlayan bir grup Kürt ertesi gün tekrar evimize geldi ve babamı sordular. Yerini söylemediğimiz için evimizin bütün halkını kaba kuvvetle dövdüler ama bizler konuşmadık. Bu esnada içlerinden birisi benim sağ gözüme şiddetle vurdu ve sağ gözüm kör oldu.

Babam her ne kadar kurşun ile ölmemiş olsa da bu arada kalp krizi geçirmiş. Bu kriz nedeniyle kalp hastalığına yakalandı ve 2 yıl sonra vefat etti.

  • Abdulkerim Kasım döneminde Türklere karşı Irak Devlet politikası nasıldı?

Olayların liderliğini Molla Mustafa Barzani yürüyor diye biliyordu fakat 4. gün Molla Mustafa Barzani Kandil’den Kerkük’e geldi ve ne hikmetse olaylar durdu. Abdulkerim Kasım 1959 Türkmen Katliamı sonrası olayları gerçekleştiren Kürtlere idam kararı çıkarttı.

Babamı vuran Talip isimli şahıs da idam edilenler arasındaydı. Hatta babam bir mektup ile idamı izlemesi için çağrıldı. Babam;

-O şahıs benim komşumdu, O’nu ben okuttum, her şeye rağmen idamını görmek istemem,

dedi ve Babam gitmedi ama Talip, Kerkük Hassa bölgesinde Kale’nin aşağısında idam edildi.

Olaylara karışan ve idamdan kurtulmak isteyen Kürtler dağlara kaçtılar ve dağ bölgelerindeki Kürt ailelere sığındılar. Bu kişilere Peşmerge[4] denildi.

  • Saddam döneminde Türkmenlerin durumu nasıldı? Bize o dönemi de özetler misiniz?

Olaylar böylece durmuştur. Saddam dönemine kadar Türklere karşı fazla önemli olaylar olmadı denilebilir. 1968 yılında darbe ile yönetimi ele geçiren Baas Partisi’nin başa geçmesi ile Türkler için tekrar çileli dönem başlamıştır.

Bu dönemde Türkçe konuşmak, Türkçe yazmak ve Türkçe gazeteler yasaklanmıştır. Türkçülük suçlamaları ile birçok Türk 9 Temmuz 1980 günü idam edildi.

– Rüştü Reşat Muhtaroğlu

– Adil Reşit

– General Zaim Abdullah

idam edilen ve aklıma ilk gelen isimlerdendir.

– Abdulhadi Mustafa

– Fatih Şakir

– Muhammed Yıldız

– Şakir Hasan Görem (iki gözü de kördü)

isimli kişiler de 7’şer yıl hapis cezasına çarptırılmışlardır. İdam edilenlerin, hapse atılanların mallarıma rejim tarafından el konulmuştur.

  • 1980-1988 Irak-İran Savaşı döneminden de bahseder misiniz? Bu savaşta yaklaşık bir milyon kişi hayatını kaybetmiş, iki ülke de milyarlarca Dolar ekonomik kayıplar yaşamıştır. Türkler bu savaşta nasıl rol almıştır?

Irak-İran Savaşı’nda Kürtlerin çoğu firar ederek Irak rejimine askeri destekten kaçtılar. Fakat Türkler, Irak ordusunda yer almışlardır. Fakat Türkler hep ön cepheye sürüldüler ve çok şehit vererek kayıplar yaşadılar.

Bu arada çok önemli bir gelişme yaşanmıştır ama Türkiye’de belki çoğu kişi bilmez. George Walker Bush (Baba Bush) 24 Eylül 1980’de CIA başkanı olarak Irak’a gelmiş ve Saddam’dan Türkiye’ye saldırmasını istemiştir[5]. Fakat Saddam;

– Türkiye bu zamana kadar hiçbir komşusu ile savaşmamıştır, ben ne diye savaş açacağım

diyerek kabul etmemiştir. O zaman sınır sorunları yaşadığınız İran’a saldır dediler ve İran savaşı böylece başlamış oldu. Yani İran’dan önce Türkiye’ye saldırması istenilen Irak, bunu kabul etmediği için birtakım ambargolara maruz kalmıştır.

Bu arada tarihi silsile gidiyoruz, bu süreçte yaşadığım bir olayı da anlatmak istiyorum. 1987 yılı yaz ayları idi, Altunköprü’de Türkmen Şenliği ve konseri yapıldığı esnada gözaltına alınma olayı yaşadım. Bu etkinlikte istek üzerine bir şiir okumuştum;

Türkmeni

Hak saklasın Türkmen’i

Ne suçum, ne günahım?

Anam doğurdu Türk beni

 

Ay çıktı, üç günlüktü

Karşısına yıldız çıktı

Baktım gamgün[6] yüzüne

Gözümden al kan aktı

Ben bu şiir ile Türklüğümü ve Türk Bayrağı’nı tarif etmiştim. Tabi konser esnasında beni ihbar edenler olmuş. Orada gözaltına alındım. Sorgudan geçirildim, işkence gördüm. Alnım yarıldı, yüzüm gözüm kan içerisinde kaldı. Bu arada “şeker hastası” olduğum iddiasıyla ki, hasta değildim; bana bir iğne yaptılar ve eve götürdüler. Eve geldiğimde ağzımdan, burnumdan kan gelmeye başladı. Akrabalarımız hemen Kerkük Hastanesine götürdüler. Bana söylendiğine göre “ölmem için” iğne yapılmış. Hemen kan nakli ile kanımı değiştiren doktorlar beni kurtardılar.

  • Irak-İran Savaşı’ndan sonra neler yaşadınız?

1988’de sona eren savaş sonrası ABD tekrar geldi ve bu dönem George Walker Bush başkan olmuştu. ABD 1990 yılında tekrar Irak’a geldiğinde Saddam’dan Kuveyt’e saldırmasını istemiştir. Ve böylece 2 Ağustos 1990’da bir gecede Irak Kuveyt’i işgal etti. İşgal sonrası ABD Kuveyt’in petrolünü istedi ama Saddam kabul etmedi ve;

– Arap’ın petrolü Arap’ındır, dedi.

Kuveyt krizi yaşanırken, ABD, 8.000 Peşmerge’yi ABD’ye götürdü ve eğiterek intikam için hazırladı. 1991 sonrası Irak’ta yaşananlar bu nedenledir. Bu zamanda da Türkler en fazla zarar gören taraf oldular.

Bu arada Kürtler Kerkük’e saldırdılar. Bu nedenle Irak rejim askerleri ile Kürtler arasında 12 gün boyunca çatışmalar yaşandı. Kürtler bütün saldırılarına rağmen Kerkük’ü alamadılar. Irak rejim askerlerinin Kerkük’e girmesi ile Kürtler Erbil istikametine ve dağlara kaçtılar. Türkler silahsız oldukları için bu savaşta tarafsız kaldılar. Fakat rejim askerleri kendi taraflarında yer almadıkları gerekçesi ile Türkleri cezalandırdı. Kerkük’te 75, Altınköprü’de 75, Tazehurmatu’da 75 olmak üzere toplam 225 tahsilli Türk genci kurşuna dizilerek idam edildiler.

Ben bu dönemde Akıncı Grup Başkanı olarak 120 erkeğin başında semtimizi koruma mücadelesi verdik. Benden başka bayan olmadığı halde bu 120 kişilik grubun başkanlığını yaptım. Bu idamlar yaşanırken ben de idam olurum korkusundan ailemle birlikte Türkiye’ye kaçtım. Fakat çocuklarımı Türkiye’de bırakıp tekrar Irak’a gittim. Erbil/Şaklova’da Irak Milli Türkmen Partisi’nde görevime devam ettim.

  • İlerleyen zamanda Türkiye’ye buradan da yurtdışına gittiğinizi biliyoruz. Bu dönemden bahseder misiniz?

1993 yılına kadar ben Irak-Türkiye arasında gidiş-geliş yapıyordum. 1993 yılında Ankara/Çankaya’da BM’ye ismimi verdim ve çocuklarıma eğitim, geçim ve can güvenliği talebiyle müracaat ettim. Irak rejimi, Kürt grupları ile Ermenilere karşı mücadelede ismimin geçtiği için BM beni ve ailemi Avrupa’da bir ülkeye götürdüler. O ülkenin vatandaşlığına geçirdiler.

Bu nedenlerle halen güvenlik endişemiz devam etmektedir. Bu günlerde Türk vatandaşlığı için müracaat hazırlığı içerisindeyim ve Türkiye’de ikamet almaya çalışıyorum.

  • Sayın Çelikkol bizzat şahit olduğunuz olayları anlattınız. Irak Türklerinin yaşadıklarının tarihe not edilmesi için, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz. Sağ olun. Bin yıldır Türk yurdu olan Kerkük için “Kerkük Türk’tür, Türk Kalacak” diyerek bir şiirinizi rica etsek efendim…

 

Ağlasam göz yaşım durmaz

Gülsem dudak bükülmez

Kerem’den dertli benim

Kimse derdim bilmez

 

Karga kondu dalıma.

Zehir kattı balıma

Derdimi kime deyim,

Gülmesin şu halime

 

Yâdıma,

Kimler düştü yâdıma?

Geldi 14 Temmuz günü

Türkmen katliamı düştü yâdıma.

 

  • Son söz olarak okuyucularımıza sabırla okudukları için teşekkür ediyor ve diyorum ki; Elbette bu hususlarda birçok bilgi ve belge vardır. Fakat burada önemli olan olayları canlı tanığından dinlemiş olmamızdır. Konu hem elim, hem de uzun ama mümkün olduğunca kısaltmaya çalıştık. Saygılarımla.

 

İsmail Cingöz cingozismail01@gmail.com

* Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.Sc., BULTÜRK Derneği Ankara Temsilcisi, cingozismail01@gmail.com
[1] Mesut Barzani’nin babası
[2] 1 Irak Dinarı=1000 Fils
[3] Gulbent, kurşun geçirmez muskası
[4] Sayın Çelikkol’a Peşmerge kelimesi sorulduğunda; eşkıya olmuş, kaçak durumuna düşmüş, devlete karşı isyan etmiş olanlara yöresel olarak verilen sıfat olduğunu belirtmiştir.
[5] 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi sonrasında böyle bir saldırı ve ABD talebi dünya kamuoyunda muhtemelen olumlu karşılık bulabilirdi.
[6] Gamlı gamlı
Share