Bir ziyaretin düşündürdükleri

Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın Ramazan Bayramı günlerinde Bulgaristan’a yaptığı yerli Müslümanlarla bayramlaşma ziyareti yankı uyandırmaya devam ediyor.
Rafet Ulutürk
Rafet Ulutürk

Ankara’nın 21. Yüzyılın Balkanlar siyasetinin ve Osmanlı döneminden kalma Türk ve İslam eserlerini onarıp yaşatma ve bu yolla bütün yarımadada Müslüman ve Türk kültürünü geliştirerek ebedileştirme siyasetinin parlak bir belirtisi ve başarılı devamı olarak kabul ediliyor.

Bozdağ, Ahmet Doğan partisinin Türk ve Müslüman düşmanlığına “STOP!” dedi, sözlü yorumlarda vurgulanan çizgi oldu. Bultürk bunu anlatabilmesi için 13 yılını aldı.
Özellikle son yarım asırda Bulgaristan’da tapulu mülkleri üzerinde, kendi topraklarında, köy ve kasabalarında yaşayıp zar zor barınmaya çalışan insanlarımıza karşı baskı ve eritme, kültürsüzleştirme, ana dillerinde eğitim ve öğretim alma olanaklarından yoksun, eğitimsiz ve kör cahil bırakma yolunda süren devlet politikası, Hak ve Özgürlükler Partisi’nin olayı susarak desteklemesi ve görmezlikten gelmesiyle alabildiğine derinleşti.
Bu açıdan bakıldığında Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın “BAYRAM VESİLELİ HOŞGÖRÜ ZİYARETİ” boynu bükük Müslümanların gönlüne umut serpti. Sayın Bozdağ’ının da geniş kapsamlı samimi ziyareti esnasında görüp inandığı üzere, Bulgar milliyetçileri, HÖH ajanları ve makamlarının “Müslümanların beynini yıkayacağız iddiaları” beklenen sonuçları vermemiş, insanımız namazında niyazında, işinde gücünde, evinde toplumda Müslüman Türkler olarak yaşama çabasında azimlidirler.
Bu kayda değer ve önemli ziyaret sırasında Sayın Bekir Bozdağ’ın Bulgar devlet güvenlik sistemi ajanları tarafından yönetilen HÖH/DPS partisinden hiçbir yöneticiyle temasa girmemesi; ziyaret heyetine BAL-GÖÇ gibi Ahmet Doğancı dernek çevrelerinden temsilcilerin almaması yerli Türkler, Pomaklar ve tüm Müslümanlar tarafından büyük destek ve saygı buldu.
Bu ziyaretinde Sayın B. Bozdağ’ın 93 harbinin yapıldığı Plevne’ye uğraması çok anlamlıydı. “Türksüz ve Müslümansız Bulgaristan!” isteyenlerin kutsal kalesi olan 1877/78 meydan savaşının şehri, Osman Paşa türkülerini söylemeye devam ediyor, efsaneleri anlatarak yaşatıyor, her erin aziz hatırasına sahip çıkıyor. Özellikle bu şanli savaşın yürütüldüğü tepeler şehrine yapılan bu ziyaret, Bulgaristan Türk ve tüm Müslümanlarının bugünkü kaderiyle sımsıkı bağlantılı olup, ibret dersleri kaynağıdır.
Bu şehirde Rusların ve Bulgarların kurduğu ve ziyaretçilere açık olan Pleven Efsanesi Panoramasını her ziyareti çok derin anlamlı bir tarih, hem de güncel derstir. Umarız Sayın Bekir Bozdağ’ın yönetti heyet için de öyle olmuştur.
 1877/78 Rus Osmanlı Savaşı Panoramasının da rehber ziyaretçilere birkaç detayı her defasında söylemeden geçiştiriliyor. Bunların başında, Osman Paşa kahramanlığının, Tüm Müslüman dünyasında Viyana çekilmesiyle başlayan Osmanlı çöküşünün durdurulacağı umuduydu.
Savaş Türkler açısından haklıydı.
Rus merkezlerinden çok uzakta, Osmanlı topraklarında yapıldığından bir saldırı savaşıydı. Osmanlıyı bir “hasta adam” olarak gören Rus İmparatoru Marmara ve Ege gibi sıcak denizlere inmek için saldırı savaşı yürütüyordu.
Öyleyse Osman Paşa Plevne Savaşı’nı neden kaybetti?
TAM İLMİHAL yani HAKİKAT KİTABI’ nda Plevne Savaşı’nda yenik düşmemizin ana nedeni, o zamanın Osmanlı Baş veziri (Başbakanı) olan Mithat Paşa’nın İskoçya Mason Locası ajanı olmasından kaynaklanmıştır. Bu açıklama kuşku uyandırmayan bir kesinlikle yapılmıştır. Bir emperyalist ajanı olan Mithat Paşa, bu savaşta İngiliz İstihbaratını dinlemiş ve muhasara altında kalan Osman Paşa Ordusu’nu desteklemek ve Rusları mağlup etmek için yolunda aşılmaz dağlar ve dolgun ırmaklar olmayan Şumnu Ordusu’nu ve Paşalarını göndereceğine, Genel Kurmay Başkanı Süleyman Paşayı kış aylarında geçilmesi olanaksız, geçitleri çok yüksek,  Koca Balkan’ın dumanlı Şipka Tepesine sürmesi gösterilmiştir. Bir ajan Başbakanın bilinçli olarak yaptığı bu yanıltma o gün bu gün başımıza gelen çilenin ana neden olmuştur.
HAKİKAT KİTABI’nda açıklanan HAKİKATA İNANIYORUM, çünkü başka hiçbir yerde, hiçbir eserde o denli açık, inandırıcı ve kesin kanıtlar bulamadım. Görülen köy kılavuz istemez. Ajanlık, hainlik Osmanlı’nın son döneminde çöküşe, en önemli savaşları kaybetmemize sebebiyet vermiştir.
Türklere karşı 1877/78’de başlayan düşmanca politika günümüz Bulgaristan’ında tüm hızıyla devam etmektedir. Ve bugün de HÖH’lü ajanların eliyle bunlar sürdürülüyor.
İstesek de, istemesek de, sözü günümüzde kol gecen hain ajanlara yani HÖH fahri başkanı Ahmet Doğan ile HÖH Genel Başkanı Lütfü Metanla ellerindeki ajan sürüsüne getirmek zorundayız. Osmanlı döneminde Plevne ilinde 623 Türk Okulu, medrese ve başka eğitim merkezi varken, bugün bir tek Türk ders odası yoktur.
Yoruma gerek yok.
Herkes doğru sonuca kendisi varmalıdır. “Türk ve Müslüman Nüfusu Olmayan bir Plevne” saldırıları bugün de devam ediyor. Halkımız iyice sindirilmiştir.
Tabii geçmişi geri döndürmek imkânsızdır ama geçmişi bugünü ve geleceği birlikte iç içe armoni içinde yaşatmak olasıdır. Ve bu çan sesleriyle birlikte ezan sesi de işitilen bir Plevne özlemidir.
Kaybedilen savaşlardan sonra yerli nüfusun yok edilmesi, sürülmesi, kovulması öteki Avrupa merkezlerinde de uygulanmış olsaydı, Almanya’da Alman kalmazdı.
Biz hayatımızı herkesle birlikte devam ettirmek zorundayız ve bizi istemeyenler bile bizle yaşamayı kabul etmek zorundadır. Sonra eski harplerin ceremesinin 3 kuşak sonra eziyetlere devam ederek ödetilmesi, artık geçerli bir kural değildir. Fakat eziyet etme, köleleştirme, kültürsüzleştirme politikalarına karşı koyabilmemiz için bizim hepimizin modern bir bilinç düzeyine ulaşarak “Karşı Akım” oluşturmamız ve bunu güçlü geliştirmemiz kaçınılmaz oldu.
Biz bunu şimdi de başlatabiliriz ve hatta başlatmış bulunuyoruz. Biz kendi Vatanımızda köle değiliz ve olmak istemiyoruz. Rusya’da kölelik devri 800 sene sürdü ama yıkıldı. Bin yıl süren Kölelik Devrinde kurtarıcı Spartaküs 25. Kuşakta doğmuş, Plevne mağlubiyetinden sonra biz Bulgaristan Müslümanları ancak 3.  Kuşağız ve daha ne kadar devam edecektir.
Biz Plevne şehir Meydanı’nda ya da “Kayalık ”ta Osman Paşa Anıtı’na çelek ve çiçek koymak istiyoruz.
Plevne’de Osman Paşa Caddesi olması zamanı artık gelmiştir. Tarihi kim nasıl yazarsa veya anlatırsa anlatsın, Osman Paşa dıştan gelen saldırgan Rus ordusuna karşı Pleven’in yerli Bulgar halkını da istiladan savunmuştur.
Ne yazık ki, 93 harbiyle ilgili gelişmeler hep ters olmuştur.
Bilindiği üzere, Hristiyanlıkta DİRİLME olayı vardır. Savaşta şehit düşen Osman Paşa asker ve subayları toplu mezara gömülmüştür. Yerli halk “aman dirilirlerse” kışkırtmasına kapılmış ve uykusu kaçmıştır.
Korku dağları beklemeye başlamış ve Kral Ferdinant’ın ricası üzerine “Bulgar’ın korkusunu” Londra Lortlar Kamarasına konu olmuş, İngiliz Lortları çok özel bir karar alarak, toplu mezardaki kemiklerini çıkartıp, sandıklara koyarak, Varna üzerinden gemiyle Londra’ya taşıtmışlar, asla dirilemesinler diye değirmenlerde öğütüp bataklıklara saçmışlardır. O gün bu gün biz eski görüşlerin ve yalanların bataklığından çıkmaya çalışıyoruz. Kahramanların kemikleri Plevne toplu kabrinden çıkarılıp taşındı ama biz Vatanımızda yaşamaya devam ediyoruz. Olaya bu açıdan bakma zamanı gelmiştir.
Bu olayın bugünkü anlamı da şudur:
Bulgaristan Türkleri ve Müslüman kardeşlerimiz Bulgar ve Rus ajanlarının yeni modern esaretine düştük. Bizi HÖH partisiyle aldattılar ve kimliksiz ve kişiliksiz kaldık, uyutulduk eritildik. Modern köleliğin böyle olduğuna hiç aklımız ermedi. Biz Sayın Bekir Bozdağ’ın bayramlaşma ziyaretini Ahmet Doğan, Lütfü Mestan ve onların ajan çetesinin baskısından, yeni kölelikten kurtulmamız yolunda açılan bir kapı olarak görüyoruz.  Türkiye Cumhuriyeti yönetimininim, birçok göçmen derneğinin ve soydaşlarımızdan ezici çoğunluğun bu gerçekleri anlamaya başlaması hepimizi çok mutlu ediyor.
Halkımızı radyo yayınları ve özel basınla aydınlatma zamanı gelmiştir.
Bu ziyaret bizi bu konular üzerinde düşündürdü.
Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir