AB’de gıda kalitesine daha ciddi yaklaşım isteniliyor

Her birimiz için yediğimiz gıdaların kalitesi önem arz ediyor. Ancak hızlı ve dinamik yaşam temposunda masaya koyduklarımızın ve yediklerimizin kalitesini talip etmek her zaman mümkün olmuyor. Kahvaltıyı veya öğlen yemeğini kaçırdığımız oluyor, akşamları ise sık, sık katkı maddeleriyle, renklendirici veya tatlandırıcılarla dolu bir hazır yiyecek yemekle yetiniyoruz. Avrupa’da çocuklarda obezite sorunun %25’inde bu iki neden bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün geçen yıl yaptığı araştırma bu sonuçları ortaya çıkardı.

Bulgaristan’ın AK Temsilciliği’nin daveti üzerine Sofya’ya gelen AK Sağlık ve Gıda Güvenliğinden Sorumlu Üyesi Vityanis Andrükaytis bu istatistiklere rağmen, öğrencilerin okullardaki yiyeceklerinde şeker oranını azaltmak için bir şey yapılamadığını öne sürdü. Andrükaytis’e göre şekerin yerine bal kullanılabilir. Marketlerde satılan gıdaların kalitesi ve önlem ile koruma için AB üyesi ülkelerin bütçelerinden sadece %3 gibi düşük bir bütçenin ayrılıyor olması sorunu ise hem Bulgaristan, hem AB’nin diğer üye ülkeleri için geçerli bir problem.

Tartışmalarda tüketicilerin kalite ve fiyata göre gıdalar seçmesi yönündeki sosyal adaletsizliğe de dikkat çekildi. Bu adaletsizlik ise tüketicilerin yiyecekleri kalitesine göre değil, fiyatına göre almalarına yol açıyor. Avrupa Komiseri gıda kalitesinin artması için devamlı çalışıldığını kaydetti. “Lezzetli veya sağlıklı? AB’de gıda kalitesi” adlı panel, Bulgaristan’ın AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nın bir etkinliği olarak organize edildi. Parlamento Tarım Komisyonu Başkanı Desislava Taneva yaptığı konuşmada, tüketicilerin korunmasını sağlayan Avrupa mevzuatında değişiklik ihtiyacına vurgu yaptı:

“Gıdalar konusunda çifte standart var ve Bulgaristan da dahil, bazı AB üyesi ülkelerde aynı marka altında satılan ürünlerin kontrolünde bu gerçek ortaya çıktı. Sistem, tüketici menfaatini memnun edecek şekilde çalışıyor. Tüketici yaşam standardı, gelir düzeyi ve tercihlerine göre beslendiği yiyecekleri seçme şansına sahip olmalı. Farklı ülkelerin pazarlarında aynı marka altında satılan gıda ürünleri, aynı kalite ve içeriğe sahip olmalı. Bu konuda mevcut Avrupa mevzuatında gerekli değişiklikler yapılmalı. Böylece dev şirketler ve uluslararası markalar bir ürünün farklı türevlerini piyasaya sunmak zorunda kalacak. Yüksek fiyatlı bir ürünün yanında, aynısının daha düşük fiyatlı olanını da piyasaya sürmeli ki, tüketiciyi yanıltmasın”.

Desislava Taneva, AB’da gıda kalite kontrolünün çok sıkı yapıldığını ve o yüzden güvenlik garantisi verildiğini belirtti.

Bahçıvanlar Birliği Başkanı Mariana Miltenova bazı sorunları masaya yatırarak, Bulgaristan’da meyve, sebze ihtiyacının genelde yurtdışından karşılandığını söyledi. Sübvansyon, yani tarıma desteğin durdurulmasından dolayı birçok üreticinin iflas ilan ettiğini kaydeden Miltenova, meyve sebze yetiştiren yerli çiftçilerin sorunlarını dile getirdi.

Bakan Taneva 2017’de meyve ve sebze üretiminde artış gözlendiğini ve yeni arazilerin ekildiğini duyurdu. Ekmek Üreticileri Birliği Başkanı Mariana Kukuşeva ise 10 ekmekten 8’inin belirsiz kalite ve içerikte olduğu konusunda uyardı. Bunun nedeni ise fırınların Gıda Ajansına kayıtlarının şart olmadığı, o yüzden fırın sahiplerinin onları ticari şirket siciline kaydetmeyi tercih ettikleri anlaşıldı. O yüzden ülkede faal 1000 fırından sadece 200’ü üretici imalathane olarak kayıtlıdır.

 

Çeviri: Sevda Dükkancı, BNR

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir