İbrahim SOYTÜRK
Tarih:  20 Nisan 2020

Anketçilerin yalan söylediğini, sosyologların araştırma sonuçları üzerinde kalem oynattıklarını bilen biriyim. Fakat hayat yolunu kendileri açan doğal gelişmeler, teknolojiyle birleşince kırılma ve sıçramalı inkişaf sunuyor.

Burada kırılma sözünü şu anlamda kullandım. İnsanoğlu odun yakmaktan kömür kullanmaya geçtiğinde kırılma yaşanmıştı. Yani insanlar artık ormanı kesmekten vaz geçip kömür kazıp ısı ihtiyaçlarını karşılar fikri bir kırılma yaşatmıştı. Teknolojik devrim olmuştu.

1928’de bir Osmanlı toprağı olan Musul’da petrol fışkırdığında odun ve kömürden sonra üçüncü bir yakıt kaynağı devreye girdi. İkinci kırılma yaşandı. Bu teknolojik devrim devam ediyor. Tabii insanlar odun ve kömür yakmaya da devam ediyorlar. Çevre sağlığı açısından bu iki yakıtı kullanmama kararı alan da yine insandır.

Ardından gelen yeni kırılma su jeneratörlerinin bulunması ve elektrik enerjisi üretimine geçilmesiyle, ardından atom enerjisi, rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi insanoğlunun hizmetine girdiğinde, bu adımların her biri daha iyiye açılan birer kırılmaydı.

Son kırılmayla ilgili bilgiler yeni yeni açıklandı. Haber ABD’den, Almanya, Japonya ya da Çin’den değil, İskandinavya ülkelerinden geldi ve direk olarak Türkiye’mizle ilintilidir.
Olay şudur: Hidrojen (H2) artık otomobillerde yakıt olarak kullanılabilecek. Teknolojisi uygulamalı biçimde geliştirildi. Tüm sorunlar büyüdü.  İnsanoğlu otomobillerinde artık git gide olmak üzere benzin, mazot vb. kullanmaktan vazgeçecekleridir. Beklenen çevre sağlığı açısından elektrikli araç geliştirilirken hidrojen, elektrikli araçların yolunu kesti. Çok yeni üstünlükler sunarak yerini alacak gibi. Elektrikli araç baterilerinin şarj edilmesi çok zaman aldığından, yüzbinlerce yeni şarj merkezi kurulmasını gerektirdiğinden, priz monte edilmesi zahmetini tasarruf etme fırsatı da belirdi. Benzin pompaları su ve hidrojen için kullanılabilir. Bu, bir enerji devrimidir. Gerçekleştirilmesi Türkiye ile sıkı ilintilidir. Olay şöyle anlaşılmalıdır:

Yeryüzünde en bol element hidrojen olmasına rağmen, yakıt olarak kullanılabilecek olan HİDROJEN kaynağının BOR madeni olduğu ve dünya yedeklerinin % 73’ünün Türkiye Cumhuriyetinde bulunması haberlerin haberi değil de nedir. Türkiye’mizde, Batı Anadolu’nun Eskişehir, Kütahya, Bursa, Balıkesir bölgesinde halen çıkarılan ve işlenen, ihraç edilen bu mineralden 1 milyar metre küp yedeğimiz var. Türkiye yeni enerji kaynağı BOR kapasitesi bakımından dünya öncülerinden biri oluyor. Ülkemizde araç üretim sanayi atılımları da dikkate alındığında dünya öncülerinden biri olabilme kapısının alabildiğine aralandığını görebiliyoruz.

Aynı zamanda Tekirdağ yakınında bulunan ve 15 yıl ülkemizin bütün ihtiyaçlarını karşılayacak kapasitede olan, doğal gaz kaynağı halkımıza doğan bereket kaynağının başka bir halkasıdır.

Gazeteler sık sık Cumhuriyetimizin 100. Yıl dönümünden önce ülkemizin enerji bağımlılığından tamamen kurtulacağını, enerji bakımından tamamen bağımsız ve ulusal kaynaklarıyla yetinen bir ülke olacağımızı yazıyor. Akaryakıt arama gemilerimiz Doğu Akdeniz’deki kara sularımızda arama çalışmalarına devam ediyor. Karasularımızda tüm yakıt ihtiyaçlarımızı 50 yıl karşılayacak kapasitede rezerv olduğunu artık dünya biliyor.

Günümüzde akaryakıt ihtiyaçlarımızı birçok ülkeden, kardeş Azerbaycan’dan, Rusya Federasyonu’ndan, İran, Birleşik Amerika ve başka ülkelerden karşıladığımız bilinir. Diş alıma verdiğimiz dövizin yarısı akaryakıta ödeniyor. Türkiye’miz bu ödemelerden kurtulacak ve yeni bir döneme girecektir. Bu dönemin özelliklerinden biri ise, BOR kaynağımızdan kullanacağımız Hidrojen yakıtının çevre dostu bir enerji olmasıdır. Yeni bir şafak doğuyor kardeşlerim. Coğrafyamızın en büyük, en güçlü teknolojik bakımdan en ileri devlerden birisinde yaşama mutluluğu bizim, çocuklarımızın olacak.

Bu gelişmeden doğan mutluluk ve onur Allah vergisidir.
Ne mutlu Türküm diyene!
Korona virüs ile ilgili sağlık bakanlığının uyarılarına uyalım.
Bizi izlemeye devam edin.
Paylaşınız.

Reklamlar