Yorum

Politikacı Denince Suçlu Anlaşılıyor

Bulgaristan’da yapılan son sosyolojik araştırmada, üç kişiden biri politikacı denince suçlu anlaşıldığını iddia ediyor. “NEFRETİN DİLİ” konulu bu ankette öteki düşmanlığının en fazla TV yayınlarında işlendiği ve yabancı düşmanlığın neredeyse körüklendiği, ortaya çıktı.

Konuyu işleyen “Sega” gazetesi, 29 Kasım 2013 tarihli sayısında şunları yazıyor:

Her üç Bulgar’dan biri “suçlu” sözünü işitince, bir politikacıyı düşünüyor. Bu yılın Temmuz ayında “NEFRETİN DİLİ” konusunda kamuoyu soruşturması yapan “Açık Toplum” ajansı şu sonuçları elde etmiştir: Bulgaristan nüfusunda suç işleyenlerin % 19,9’u Çingene;   % 14,9’u ise “skinheds” adıyla tanınan ve günümüzde faşizan, ırkçı ve aşırı milliyetçi saldırıları düzenleyen, başkent ve bazı büyük şehirlerin meydan ve sokaklarında kollarında Bulgar bayrağından bir şerit taşıyan, yabancılardan ve yerlilerden kimlik kartı isteyip yoklama yapma hakkı elde etmeye çalışanlardır. Suç işleyenlerin üçüncü büyük grubuna giren ve % 13,9 gibi yüksek bir oranla dikkat çeken grup, İŞ ADAMLARIDIR. Kamuoyu her 10 avukattan birinin suç işlediğine inanıldığını ortaya koydu. “Suç İşleyemeye yatkın” grubunda Bulgaristan Türkleri, Yahudiler, Ermeniler ve son dönemde genel yabancılar da % 2 gibi bir yer tutuyor.

Ankete katılanların yarısı, son yıllarda, etnik, dini ve seksüel azınlık temsilcilerine karşı hoşnutsuzluk, nefret ve saldırı itiraf konuşmalar içittiklerini itiraf etmiştir. Aynı grubun üçte biri ise, azınlıklara karşı baskı uygulanmasını özendirici konuşmalara tanık olmuştur.

“Açık Toplum” ajansının Hukuk Komisyonu Başkanı İvanka İvanova’nın saptamalarına göre, “nefret dili ve söylemi toplumun yarısından fazlasına inmiştir.”

Anket sonuçları, Yabancı ve azınlık düşmanı söylemi öncelikle ve en başta olmak üzere, TV akranından geliyor ve geliştiriyor. Ankete katılanların % 75’i azınlık düşmanlığı söylemine sokakta değil, evde TV başında tanık olduklarına tanıklık ediyor. Bu grubun içinden % 68’i “nefret dili”ni kullananların en büyük grubunda politikacıların bulunduğunu, % 32’sine göre ise, gazetecilerin ve TV sunucularının önde geldiğini gösteriyor. Gençler ve öğrenimli yaşlılar grubunda, “nefret dili” internet ortamında çok kullanılıyor. “Nefret Dili”nin en yoğun kullanıldığı üçüncü sosyal ortamsa, şehir toplum taşıma araçlarıdır. Bu ortamda % 34,3 yoğunlukla Sofya başta gelirken, taşrada bu oran % 18,2’de kalıyor.

Bulgaristan yurttaşlarının yarıdan fazlası yani % 51’i  ülkede yaşayan ve yerleşik nüfustan olanların temsilcilerine karşı sosyal ortamda saldırı dili kullanılmasına karşı olduklarını açıklıyor. Bu konuda ikircimli olanlar % 35.1’dir. Bulgaristan’da yabancı düşmanlığı, öteki düşmanlığı, azınlık düşmanlığı söylemini, dilini onaylayanlar % 6’dır.

Ankete katılanların % 68’i devlerin faklı olanları desteklemesini ısrarla isterken, kesin görüş beyan edenlerden % 73’ü düşmanlık dili kullanan ve saldırgan milliyetçilikten yana olduklarını beyan eden gazeteci, TV sunucusu ve politikacılar hakkında Bulgar savcılığının soruşturma başlatmasından yana olduklarını söylemiştir. Aynı zamanda, kendiliğinden ortaya çıktığına göre, ankete katılanlardan üçte biri saldırgan milliyetçi dil kullanmanın yasalara aykırı olduğunu ve suç teşkil ettiğini bilmediklerini itiraf ederken, yarısı da öteki düşmanlığı dili kullananların ithamlarını işitseler bile, polise ihbar etmeyeceklerini beyan etmiştir.

Ankete katılanların % 45’i yabancı ve öteki düşmanı dili kullanmadıklarını itiraf etmiştir. Öteki düşmanı ve nefret dilini “sık” ve “çok sık” kullandıklarını itiraf edenler % 10’dan azdır.

Ankete katılanlar, son aylarda gerçekleştirilen gösteri ve mitinglere katılanlara hitaben söylemde, protestoculara “işsiz güçsüz serseriler”; Çingenelere “haylaz” ve “hırsız”; fırsat varken dış ülkelere kaçıp gitmeyenlere “aptal” ve emekliler hakkında ise, “kalitesiz malzeme” deyip hakaret edilmesini çok incitici bulduklarını ifade etmekten çekinmemişlerdir.

Son yıllarda, hele de son 2 ayda Bulgaristan’da politik söylemin çok saldırgan olduğunun altını çizen “Sega” gazetesi, değişik politik parti temsilcilerinin arasında yürütülen görüşmelerde kullanılan dilin ve bir yandan da hekim ve hakim gibi meslek grupları hakkında kullanılan dilin çok aşırı ve tehlike içeren bir söylem olduğuna dikkati çekiyor.

Ankete katılan her dört kişiden biri son 12 ay zarfında politikacıların basın, radyo ve TV yayınlarında kullandıkları dilden tiksinme hissettiğini ve korktuğunu itiraf etmiştir.

Avrupa Birliği’ne üye öteki 28 ülkede yapılan anketlerden alınan sonuçlarla karşılaştırıldığında, Bulgar vatandaşlarının ülkemize gelen yabancılardan fazla, yerli “azınlıklardan” endişe ve korku duyduğunu açıklamıştır. Bu anketin sonuçlarında, Bulgarların  yerli azınlıklar arasında en fazla Çingenelerden endişelendiği ortaya çıkmıştır. Bu sonucun yorumunda, yerli azınlıklardan endişe ve korku duyan Bulgarların yabancılara karşı daha hoşgörülü ve anlayışlı davrandığı anlamına gelmez. Şuna dikkat çekmek yerinde olur, anketin yapıldığı Temmuz 2013’te henüz Türkiye sınırından Bulgaristan’a kaçak ve göç akımı yoktu, yabancıları köyümüze, kentimize, bölgemize sokmayalım hareketi başlamamıştı. Kasım 2013’te Bulgaristan’da 10 766 yabancı bulunuyor, bunların hiç biri Türkiye’den Bulgaristan’a sınır kapısından geçerek gelmemiştir, sınır ihlalinden sonra tutuklanmışlar ve 4 188’i devlet yabancılar ajansının sığınaklarında daha fazla bir bölümü oluşturan 4 595 kişi de kendi imkânlarını kullanarak barınmaktadır. Geçen hafta 45 kişilik ilk kafile Bağda’da özel uçakla gönderilmiştir. AB olaya seyirci kalma durumundan çıkmış ve kaçaklara yardım için 5 milyon Avro göndermiştir.

Yasadışı örgütlenmiş azınlık ve yabancı düşmanları:

Konu ettiğimiz anket sonuçlarının yayınlandığı son günlerde, Bulgar basını “öteki düşmanlığı” konusunu faklı açılardan incelemeye devam etti. Örneğin, “168 SAAT” gazetesi son sayısında “29 Kasım – 5 Aralık 2013) Bulgaristan’da örgütlenen ve sokaklara dolan yeni faşistlerin 20 ile 30 yaş arasında iri vücutlu, korkunç, birkaç dalga spor yapmış, fiziksel olarak heybetli, dazlak kafalı, ızbandut tipi gençler olduğunu yazdı. Irkçılık anlayışına hizmet eden bu gençler, “biz devamlı spor yapıyoruz ve kendimizi her durum için hazırlıyoruz,” diyorlar.

Faşist parti tesciline olanak verilemez.

Henüz kurulmadan sıkı örgütlenmiş olan, Bulgaristan Yeni Milliyetçi Partisi liderlerinden biri olan Simeyon Konstantinov “biz üyelerimizi eski ve yeni sporcular arasında seçiyoruz ve dış görünümüne büyük önem veriyoruz, “ şeklinde konuşuyor. Kullanılan spor dalları arasında, boks, güreş, teker atma, body bil ding, striyts fitne başta gelirken, savaş sporları dalında judo, sambo, güreş ve atış sporu öndedir. Yeni faşistlerin daha büyük kısmı avcıdır. Aralarında dostluk ilişkileri geliştirilmiş ve gruplar halinde hareket ederler. Aynı kişiler spor kulübü taraftar gruplarında da yer alır. Örneğin Pernik şehrine yabancı gelmesine karşı gösteri yürüyüşüne örgütleyen 120 kişi hem “Minyor” futbol takımı taraftarı hem de yeni faşisttir. Toplanmaları küçük gruplar halinde daire ve kahvehane ziyaretleri şeklindedir. Bu toplantılar gizlidir. Örgüt zinciri açıklanmaz. Onlar sosyal etkinliklere katılmazlar. Bu gruplarda askeri disiplin uygulanmakta, askeri terimlerle konuşulurken, örgütlenme şekli de tabur ve kol ordu şeklindedir. Halen mahkeme kararını bekleyen, Bulgar milliyetçileri uyguladıkları iç Tüzükle çok sıkı bir disipline bağlı olup, 7 dereceli cezalandırmayı kabullenmiştir. En hafif ceza partiden ihraç edilmektir. Yeni milliyetçi partinin mali kaynakları sırdır. Parti üyelerinden yarıdan fazlası içsiz güçsüz serseri olsa da, en iyi takım elbiseleri taşıyan da onlardır. Bu gençlerden birçoğu İskandinavya dillerini, Flamanca, Fransızca ve İngilizce kullanırken, daha önce “ATAKA”, Makedonya İç Devrim Örgütü (VMRO) ve Boyan Rasate yapılanmasında görev aldıklarını, fakat eylemlerden tatmin olmadıklarından dolayı ayrıldıklarını ve yeni partide toplandıklarını gizlemiyorlar.

Yeni faşistler aşırı milliyetçiliği ve ırkçılığı ulusal ideoloji olarak benimsemiş ve ulusal politika olarak uygulamada kararlıdır.

Yeni faşistlerin son 2 ayda sokaklarda kullandıkları “silahlar” şunlardır;

Gruplar halinde dolaşmak. 30 kişilik bir skinar grubuna gece bir Suriyeli, evsiz, çöp tenekesi karıştıran, eşcinsel rast gelse, ona karşı silah kullanılmaz, yumruk ve tekmeyle dövülen adam ölmemişse, ağır yaralı hastanelik olmuş demektir.

Tek başına hareket ederken polis tarafından yakalanan skinarlarda sopa, cop, demir yumruk, ayakkabılarının uç kısmında kalın demir nalça bulunmuştur. Skinarlar taşıdıkları saldırı araçlarının kullanımı konusunda eğitimlidir. En sık başvurdukları saldırı araçları, bıçak, cop, kırılmış cam şişe, zincir, maske ve tabancadır.

Milliyetçi partinin içinde vurucu yumruk gücü olarak eğitilip örgütlenmiş olan skinarlardan tutuklanmışlar olsa da, yargılanmış ve içeri düşmüş olan yoktur.

Gerçek durum buyken, Bulgar demokratik kamuoyunun Milliyetçi partinin yasallaşmasına yol verilmemesi konusunda Baş Savcılıktan istekleri tamamen haklı ve yerindedir

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

one + one =