Kültürel Aşıkların Olgunlaşması ve Yokluğa Dair

Yıllar öncesi,Türk Dünyası örgütünün bir toplantısında “Bulgaristan’dan beynimiz aktı gitti”, dedim.
Şumnu Türk Kültür Evi faliyetlerimize başladığımda tecrübeli öğretmen, koreoğraf, müzisyen, tarih ve edebiyat uzmanları bulmakta çok sıkıntılar yaşadık.

 

Nurten Remzi
Nurten Remzi

2004 yılında, Şumnu Belediyesinin desteği ile iki hafta süren Rumeli Folklor Oyunları kursu düzenledik.
Bilindiği gibi, Şumnu Kültür Evi’nde her yaz tatilinde folklor(oyun ve türküler), ell işleri(ebru, ahşap boyama, resim, dikiş nakış), Türkçe, Türk edebiyatı kursları, tarihi yerleri gezme programları düzenliyoruz.
Bu yaz yine bu kursları gerçekleştireceğiz.İlgisi olanlara şimdiden duyururuz.
Yaz kurslarımız haziran’ın ilk ikinci haftasında gerçekleşecek.
Katılmak isteyen herkese kapı ve kalplerimiz açıktır.
Bu yazımda,ayrıca bize en yararlı Türkiye’de düzenlenen kurslarımızın olduğunu belirtmek isterim.
İstanbul Cenan Vakfı, Kubbealtı Vakfı, Bakırköy Halk Eğitim Evi, Çerkezköy Halk Eğitim Evi, Vefa Lisesi, Gökkuşağı Okulu, Kadıköy Kız Meslek Lisesi, Maltepe Üniversitesi Balıkesir Belediyesi, Tekirdağ Valiliği ve Milli Eğitim Müdürlüğü, Türkiye Cumhuriyeti Burgas Başkonsolosluğu ve başka kurumlar sayesinde bilgi alma konusunda oldukça geliştik.
Bu kısa ve öz eğitim programları sayesinde Şumnu Kız Saz Orkestrası, Davul Zurna Takımı, Genç Kalemler kompozisyon ve şiir yarışmaları, Destan Folklor Grubu, Karagöz Tiyatrosu, El İşleri ve Araştırma kulüpleri kuruldu ve çalıştı.
Bizler yardımı ve katkısı olan herkese teşekkürlerimizi bir borç biliriz.
Şumnu Kültür Evi’nin faliyetlerine beş yaşından beri tüm ekiplere katılan ve bugün 19 yaşında olan Mirel Tuncay, eleman yetiştirme programlarımızın ilk olumlu ve çok değerli sanatçımız oldu. Bir toplantıda,kendisinin ifadelerinden çok mutlu oldum. İşte Mirel hanımın gurur ve ümit dolu sözleri;
“Artık büyüdüm,çocuklara bilgimi ve tecrübemi aktaracak yaşa geldim,yıllar boyu kültür ocağımızda büyük tecrübeler kazandım. Nurten Hanım bizim hem annemiz, hem öğretmenimiz, hem dostumuz ve sırdaşımız oldu. Yıllarca, sanki gelecekte hepimiz kültür işcisi olarak çalışacağız gibi yetiştirdi bizleri.Türk kültürü,sanatını ve edebiyatını sevdirdi bizlere.Her prova ve antrakta bize bunların özelliklerini ve değerlerini izah etti.Onun sayesinde çok şeyler öğrendik ve kültürel alana daha fazla sevadalandık Onun sayesinde bu ülkede Türk olduğumuzdan dolayı gurur duymaya başladık,kendi kimliğimizi ve gücümüzü hissetemeye başladık, artık çekingen, içine kapalı, korkak ve ürkek değiliz. Türk topluluğumuz gelişiminde bizim de katkılarımız olduğunu anladık, atalarımızın tarihini öğrendik,onların eserlerini yeniden canlandırdık ve yaşattık.Lafın kısası,Kültür evimizin kapısına gelip ve dayanmak zor, ama gelen, daha sonra yıllarca burada kalıyor ve hiç ayrılmayı arzulamıyor.Benim gibi, bu sıcak ocakta yıllarca kalan ve çalışan var.Yaşım dolduğunda burada kadrolu olarak çalışmak istedim,çünkü saz çalmak,halk oyunları oynamak,Türkçe türkülerimizi söylemek ve yaşatmak,artık benim gönül vazifem,ruhum ve hayatımın bir parçası olmuştu.Şimdilik maaşım çok az ve yetersiz.Bundan dolayı burada nekadar kalacağımı bilemiyorum…”
Mirel hanımın görüşleri bunlar.
Bulgaristanlı bir Türk olarak, insan öğrencilerinin bu satırlarını okuyunca, duygulanmaması ve ndişlnmemesi elde değil.
Herkese Mirel gibi, Şumnu Kültür Evi gençleri gibi bilgili, yetenekli ve yaratıcı ruhlu sanatseverler yetiştirmesini diliyorum.
Bugün, Bulgaristan’da Türk olmasından dolayı para yok, eleman yok, siyaset ve devletimizden destek yok, ders kitabı yok, kaynak yok, bilgimiz yok demek yok!
Türk kültürümüzü, Ana dilimiz Türkçemizi, Türk maddi ve manevi değer ve eserlerinde yok kelimesi olmamalı!

Nurten Remzi / dopmbira.eu

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir