Haberler Kültür-Sanat

Kırcaali’de Geleneksel Çanakkale Şehitlerini Anma Etkinliği

Kırcaali Türk Kültür ve Sanat Derneği (TÜRKSAD) ve Ömer Lütfi Kültür Derneği, dün akşam Çanakkale Zaferi’nin 103.yıldönümü dolayısıyla geleneksel Çanakkale Şehitlerini Anma Etkinliği gerçekleştirdi.

Türkiye’den ve Yunanistan’dan gelen çok sayıda misafir olmak üzere Kırcaalilerin tıklım tıklım doldurduğu Ömer Lütfi Kültür Derneği salonunda yapılan bu yılki anma etkinliğinin konukları Türkiye’den Edirne Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Sabri Can Sannav Çanakale Savaşları konusunda konferans verdi, araştırma görevlisi Erhan Vatansever ise Birinci Dünya Savaşı ve Çanakkale Muharebelerinde Bulgaristan’dan ve özellikle de Kırcaali bölgesinden tespit ettikleri şehitlerle ilgili bilgi verdi.

Anma töreninde resmi konuklar arasında T.C. Filibe Başkonsolosluğu Muavin Konsolos Volkan Tanyıldız, Filibe Ticaret Ataşesi Mehmet Ali Erdem, Kırcaali Belediye Başkanı Müh. Hasan Azis, Kırcaali Bölge Müftüsü Beyhan Mehmet, Batı Trakya’dan gazeteci yazar İbrahim Baltalı, Kırcaali bölgesinden şehit ve gazi yakınları, siyasi parti ve STK temsilcileri yer aldı.

Programın sunuculuğunu yapan Müzekki Ahmet, Kırcaali’de geleneksel olarak düzenledikleri anma etkinliğine gelen herkesi selamlayarak, Balkan Savaşları ve Çanakkale şehitleri anısına bir dakikalık saygı duruşuna davet etti. Ardından Bölge Müftüsü Beyhan Mehmet şehitlerin ruhu için dua etti.

Selamlama konuşmasında Muavin Konsolos Volkan Tanyıldız, anma etkinliğini düzenleyen iki derneğe teşekkür etti. Başkonsol Hüseyin Ergani’ni selamlarını ileten Tanyıldız, kendilerinin rahatsızlığından dolayı etkinliğe katılamadıklarını belirtti. Muavin Konsolos, “Çanakkale Zaferi, sadece askeri bir başarı değil. İzzeti, nefsi ve haysiyeti ile oynanmak istenen büyük Türk Milleti’nin topluca ayağa kalktığı bir diriliş ve yükseliş abidesidir. Çanakkale Zaferi zor şartlar altında binlerce şehit verilerek, kazanılmış mukaddes bir zafer olarak tarihteki yerini almıştır. Bu savaş Kurtuluş Savaşımızın da bir provası olmuştur. Bulgaristan ile Birinci Dünya Savaşı’nda aynı ittifak içinde yer aldığımız için bu bölgeden de şehitlerimiz olmuştur. Yurt dışında görevli oldukları sırada menfur saldırılara uğrayarak, şehit edilen Dışişleri Bakanlığı mensuplarını da burada anmayı bir borç biliyorum. Onların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz” diye konuştu. Tanyıldız, konuşmasına şöyle devam etti: “Çanakkale Zaferi’yle Türk Milleti, vatan savunmasındaki azmi ve mertliğinin yanı sıra insani yaklaşımıyla da örnek ve asil bir davranış sergilemiştir. Türk askeri, savaşın merhamet boyutunu ve düşmanlığın nasıl dostluğa dönüştüğünü bütün dünyaya göstermiştir. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, uzak diyarlardan çocuklarını savaşa gönderen annelere seslenirken, “Evlatlarınız artık bizim bağrımızdadır, onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır” sözüyle Çanakkale’de yaşanan insanlık öyküsünü ve barış özlemini tüm dünyaya duyurmuştur”. Muavin Konsolos, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: ”Başta büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ülkemizin bağımsızlığı, refahı ve hürriyeti uğruna gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Mekanları cennet, ruhları şad olsun”.


Günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yapan Kırcaali Belediye Başkanı Hasan Aziz, uzun yıllardan beri Kırcaali’de Çanakkale Zaferi ve şehitlerini anma etkinlikleri düzenlediklerini anımsattı. Bu tarihi olayları anlamaya çalıştıklarını ve yaşanan o günlerin tüm dünyadaki insanlar için bir örnek olduğunu ifade eden Başkan Aziz, ”Çanakkale’de yaşanan olaylar sırasında orada insan ruhunun ne kadar yüksek olduğunu, orada düşmana bile bir Türk askerinin el uzattığını görebilirsiniz. Çanakkale’de o zamanda Türk olmak, Türk askeri olmak ve devletçilik gördük. Türk olan Türk Çanakkale’yi anlaması gerekir. Herkes Çanakkale’yi kendi ölçüsüne göre anlar ve o açıdan kendisine de bakabilir. Çanakkale, her zaman için Türk toplumunun bir ruh ölçüsü olacaktır” diye konuştu.

Gazeteci yazar İbrahim Baltalı, Gümülcine’nin Kurcalı köyünden Çanakkale gazisi olan dedesi İbram Onbaşı’nın hikayesini anlattı. Baltalı, dedesinin hikayesini anlatmaya şu sözlerle başladı: ”Biz, tarihçi değiliz. Bu yüzden bu gün burada sizlere gerçek bir Çanakkale hikayesi sunmak istiyorum. Bu hikaye Batı Trakya Türkleri ile Bulgaristan’daki Türklerin geçmişte çok yakın ilişki içerisinde olduğunu bizlere ispatlamaktadır. Rodop Dağları’nın ayırdığı, her şeyiyle birbirine benzeyen bu iki toplumun gönül sınırları ise hiçbir zaman ayrılmamıştır. Nitekim Makas Sınır Kapısı açıldıktan sonra bir çok akraba yeniden kavuşmuştur”. Gazeteci yazar, yaklaşık 4 yıl Osmanlı ordusunda görev yapan İbram Onbaşı’nın 1960 yılında tedavi için gittiği İstanbul’daki Guraba Hastanesinde hayata gözlerini yumduğunu ve Anadolu topraklarına defnedildiğini belirtti.

Ardından sözü Kırcaali’nin Gluhar (Sağırlar) köyünden gazi torunu Hasan Sadık aldı. 1896 yılında o zaman Krumovgrad (Koşukavak) İlçesi’ne bağlı Raven (Bayramlar) köyünde doğan annesinin babası Elles Mehmet’in de gönüllü olarak Çanakkale Savaşı’na katıldığını anlattı. Çanakkale Savaşı’ndan köyüne dönerken Hayrabolu’da şehit hanımı olan Hatçe ile tanışıp evlendiklerini ve bir oğlan ve iki kız çocuğuna sahip olduklarını belirtti. Hanımının ölümünden sonra köyüne dönen gazi dedesinin 1958 yılında vefat ettiğini ifade eden Hasan sadık, gazinin bir fotoğrafını ve bir Çanakkale silüetli kupa bardak gösterdi. Kardeşleriyle birlikte dedesinin mezar taşını yenilediklerini kaydeden gazi torunu, dedesini onlarla hatırladıklarını söyledi.

Kirkovo (Kızılağaç) Fotinovo (Hatipoğulları) Hristo Smirnenski Lisesinde 4.sınıf öğrencisi Sevil Hasan ve 7.sınıf öğrencisi Neşe Ahmet, Türkçe öğretmenleri Zekiye Hasan’ın yönetmenliğinde hazırladıkları günün anlam ve önemini belirten birer şiiri muhteşem bir şekilde seslendirdiler.

Kırcaali’de düzenlenen programdan çok etkilendiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Sabri Can Sannav, Çanakkale Savaşları slayt gösterisi eşliğinde konferans verdi. Dedesinin de dört kardeşini Çanakkale Muharebeleri sonucunda kaybettiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Sabri Can Sannav, konuşmasının başında Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını bir kere daha rahmet ve minnetle anmak istediğini dile getirdi. Zaferle sonuçlanan hem karada, hem denizde 8, 5 ay devam eden Çanakkale Muharebelerinin üzerinden 103 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün de yankılarının devam ettiğini ve Türk milletinin azim ve kararlılığını ortaya koyan ve bunu bütün dünyaya gösteren tarihi bir dönüm noktası olduğunun altını çizen Yrd. Doç. Dr. Sabri Can Sannav, Avustralya Devleti’ne karşı Çanakkale Muharebeleri ’ne İngiltere adına Avustralya’nın asker göndermesi nedeniyle bu ülkeye savaş ilan eden iki kahraman Türk evladı ile ilgili bir olayı anlattı. Türk kökenli Afganlardan olduğu da iddia edilen bu iki Türk askerinden birisinin dondurmacılık yapan Molla Abdullah, diğerinin ise kasap ve aynı zamanda imam olan Gül Mehmet olduğu anlaşıldı. Yrd. Doç. Dr. Sabri Can Sannav, şunları belirtti: “Bu savaş Avustralya’nın ilk resmi savaşı olarak tarihe geçecektir. Düşman askeri ile kıyasıya bir mücadele başlar. Günlerce sürer. Pek çok Avustralya askerini öldüren bu iki Türk askeri nihayet beyaz kayalıklarda şehit edilirler. Bu iki askerimizin hatırasına ve yiğitliğine saygı için eskiden Beyaz Kayalık denilen o bölgeye günümüzde Türk Kayalıkları denilmektedir”.


Yrd. Doç. Dr. Sabri Can Sannav, araştırma görevlisi Erhan Vatansever ile beraber yaptıkları araştırmalar sonucunda Birinci Dünya Savaşı ve Çanakkale Muharebeleri’nde Bulgaristan’dan ve çoğunun Kırcaali bölgesinden olan 222 şehit tespit ettiklerini bildirdi.

Daha nice şehitlerin isimlerinin bilinmediğinin altını çizen Erhan Vatansever, Kırcaali bölgesi şehitleri arasından 52’sinin subay olduğunu belirtti. Erkan Vatansever, “En çok 55 kişi olmak üzere Çanakkale’de şehit veriyoruz. Daha sonra Romanya Cephesi geliyor. Romanya yakın olduğu için buradan gelen gönüllü birlikler, askerler yardım etmek için bu bölgeye kaydırıldı. En çok şehit verdiğimiz cepheler arasında Kafkas Cephesi, Filistin Cephesi, Kut’ül Amare Cephesi bulunuyor. Tabii ki, sadece bunlarla kalmıyor. Mesela, 57. Alayı hepimiz biliyoruz, kahramanlık yazıyor resmen ve hepsi şehit düşüyor. 57. Alay Komutanı Hüseyin Avni Bey Makedonyalıdır, Balkan Türküdür. O dönemde Birinci Dünya Savaşı’nda Mekke ve Medine müdafaası kahramanı Fahrettin Paşa Rusçuklu, Bulgaristan Türküdür. Başta Mustafa Kemal Atatürk, Balkan Türküdür” diye bildirdi. En büyük savaş tecrübesi olan subayları olduğu için Balkan Türkeri’nin çok şehit verdiğini belirten araştırmacı, kendisinin de Kırcaalili olduğu için böyle bir konuşma yapma imkanı veren Müzekki Ahmet’e teşekkür etti. Erhan Vatansever, bu 222 şehit arasında 55 kişi ile en çok şehit veren bölge Kırcaali’den sonra Kırcaali iline bağlı Ardino (Eğridere) bölgesinin 45 şehitle ikinci sırada yer aldığını kaydetti. Araştırmacı, Ardino’nun önceden Gümülcine Vilayeti’ne bağlı olduğu için onların listede Gümülcine şehitleri diye geçtiğine dikkat çekti.

Ardından Yrd. Doç. Dr. Sabri Can Sannav ve Erhan Vatansever’e iki dernek tarafından birer teşekkür belgesi sunuldu.

Program, Müzekki Ahmet tarafından sunulan Çanakkale Savaşları slayt gösterisiyle sona erdi.

 

 

Kırcaali Haber


Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

fourteen − three =