Yaşam

Genç gazeteci Hülya Ayvaz: Taş yerinde ağırdır!

Hülya Ayvaz, genç bir gazeteci. Şu anda 25 yaşında, Bloomberg TV Bulgaria kanalında muhabirlik yapıyor.

Şumen doğumlu. Lise eğitimini bir zamanlar Tırgovişte’de çok prestijli bir okul olan, ancak şimdi öğrenci yetersizliği nedeniyle kapatılan okullar arasında yer alan, Tırgovişte Dil Lisesi’nde bitirdikten sonra üniversite eğitimine Sofya’da devam etmeye karar veriyor. Sofya’daki University of National and World Economy (Ulusal ve Dünya Ekonomisi Üniversitesi) Medya ve Gazetecilik bölümünden mezun oluyor.

Daha üniversite yıllarında farklı medyalarda stajlara katılıyor, ayrıca dil lisesinden mezun olması da mesleğinde kendisine  çok kapılar açıyor.

Neden gazetecilik mesleğini seçtiniz sorusuna şu yanıtı veriyor Hülya:

 “Gazetecilik mesleğini hayatım boyunca yapmak istediğim üç şeyi birleştirdiği için seçtim. Bunlar: yazmak, farklı insanlarla karşılaşmak ve seyahat etmek.”


Kişiliğinden bahsederken aslında içe dönük bir yapıya sahip olduğunu anlatıyor. “Hatta, diyor, üniversite yıllarımda bir dönem, içedönük yapıya sahipken nasıl gazeteci olabilirim  endişesine kapıldım.  Ancak hocalarımın, aslında bu kişilerin çok derin düşündüğünü söylediklerinde rahatladım.

Genel olarak gazetecilik mesleğinde çalışanların çok stresli ortamlarda bulundukları bir gerçek. Bununla nasıl baş ediyorsunuz, stresle başa çıkmak için özel metotlarınız var mı? diye sorduğumda Hülya Ayvaz emin bir ses tonuyla şu cevabı veriyor: “Mesleğimde stresle başa çıkmamın yolu, kendime bu işi neden yaptığımı hatırlatmak. Bu işi yapıyorum, çünkü şu anda gazetecilik beni en çok tatmin eden şey.”

Hülya Ayvaz ile sohbetimize devam ederken bulma konusuna değiniyorum. Üniversiteden mezun olana kadar aslında durum oldukça kolay. Ancak ülkemizde birçok genç için asıl zorluk ve gerçek mücadele üniversiteden mezun olduktan sonra başlıyor. Birçok genç iş bulmakta zorlanıyor ve büyük bir kısmı mezun oldukları alanda çalışamıyor.

Peki Hülya mesleğinde iş bulma konusunda zorlandı mı acaba?

 “Bende olaylar çok  ard arda gelişti. Üniversite eğitimim sırasında genç gazetecilere yönelik saha  çalışmalarının yapılmasını öngören bir eğitime katılma imkanım oldu. Bu eğitimin çok faydalı olduğunu görünce bu tür saha çalışmaları veren eğitimlere devam etmeye karar verdim. Çünkü çoğu zaman üniversiteler bize çok fazla teori, ancak çok az pratik öğretiyor. O nedenle bu türden her eğitim bizim için büyük artıdır.”


Böylece genç gazeteci, içindeki öğrenme ve başarma hırsı ile farklı medyalarda staj yapıyor. İnternet sitesi, ulusal çapta yaygın bir gazete, özel televizyonda stajlar derken genç yaşta kariyer basamaklarını tırmanmaya başlayan Hülya Bloomberg TV Bulgaria kanalında çalışmaya başlıyor.

Ekonomi ve finans sektörü üzerinde çalışan bu medyaya ayak basarken birazcık tedirgin olduğunu anlatıyor. Çünkü Ulusal ve Dünya Ekonomisi Üniversitesi’nde ekonomi derslerinin de görüldüğü bir Medya ve Gazetecilik bölümü okumuş olsa da, “ekonomi alanında yeterince bilgi sahibi olmadığımı düşünüyordum” diyor Hülya.

Ancak iştir insanı usta yapan derler ya, Hülya da bir süre sonra işinde ilerlemeye başlayınca, aslında korkularının o kadar da gerçekçi olmadığını görüyor. Ve böylece artık üç yıldır  ekonomi muhabiri olarak görev yapıyor.

Ekipteki arkadaşlarından çok memnun olduğunu söylüyor. Genç ve pozitif düşünen, çoğunlukla yetenekli gençlerden oluşan bir ekibin parçası olduğundan dolayı büyük memnuniyet duyduğunu paylaşıyor.

Hülya’nın zengin iç dünyasına zenginlik katan en değerli şeyin farklı kişilerle yaptığı röportajlar oluyor. Çalışmaları esnasında farklı mesleklerden, hatta kaybolmaya yüz tutmuş zanaatlarda çalışan insanlarla karşılaşıyor.


Böyle bir örnek verir misiniz? diye sorduğumda sesinde hissedilir bir heyecanla şunları paylaşıyor Hülya:

 “Karşılaştığım en enteresan kişiler aslında zanaatkarlardır. Son zamanlarda yaptıkları işlerin çok enteresan olduğunu düşündüğüm için zanaatkarlarla röportajlar yapıyorum. Bunlar her şeyin fabrikalarda, hızlı üretildiği bir dünyada azınlık kalan “butik meslekler”. Oysa bu insanlar işlerine ruhunu katıyor, zamanını adıyor, yıllarca biriktirdikleri bilgilerini katıyor.”

Örnek olarak hangi zanaatkarı söylersiniz? dediğimde Hülya Ayvaz şu cevabı veriyor:

 “Örnek olarak, uzun yıllardan beri piyano restorasyonu yapan  Petır Dimitrov’u söyleyebilirim. Petır’ın restore ettiği piyanoları sattığı küçük bir dükkanı var. Yaptığı iş çok enteresan… Mesela, Petır Dimitrov bir piyanonun üretileceği ağacın üretim kıvamına hazır olması  için ağacın 50 yıl bekletilmesi gerektiğini anlattı. Üzerine yapıldığı verniğin de çok önemli olduğunu paylaştı. Öyle ki bu tecrübeye sahip bir kişinin bildiği, ancak çoğu zaman sabırsız olan, her şeyin daha hızlı olmasını isteyen ve böyle büyük dikkatle ve güzellikle bir şey üretmek için zaman ayıramadığımız bizler gibi  genç neslin hiç duymadığı o kadar çok detay var ki. Bu nedenle ben Petır Dimitrov gibi zanatkarlara hayranlık duyuyorum!”

Hülya’nın çalışma ve başarma azmi artık kendisine ödül bile kazandırıyor. 2019’da çalıştığı medya kurumunda “Yılın Muhabiri” ödülüne layık görüldü.


“Dünya hiçbir zaman bukadar erişilebilir olmamıştır. Başarı yolunda taşıman gereken şeye sahipsen, her zaman başarılı olursun”! Üniversite yıllarında katıldığı bir eğitimde duyduğu bu sözler Hülya’nın kariyer yolunda adeta “mantrası” haline geliyor.

Peki Hülya Ayvaz’ın başarısı için gerekli olan neydi:

“Benim için en gerekli şey kendime inanmaktı. Çünkü üniversiteden çıkan bir genç, cilasız bir tahta gibidir. İşlerin nasıl yürüdüğünü, nereden başlaması gerektiğini bilmiyor. Başlangıçta yaptığı her şey tam da olması gerektiği gibi olmuyor. Ve bu aşamada genç kişi  çok kolay vazgeçebiliyor. Öyle ki, benim için kendime güvenmek en zor başardığım şey oldu. Ancak bu zamanla gelişen bir şey. Zaman gerektiğini kabul etmemiz lazım”  diyor hatıralarını paylaşırken genç muhabir Hülya Ayvaz.

Röportajlarında başarılı girişimcilere, iş adamlarına sıkça sorduğu bir soru var Hülya’nın “Neden Bulgaristan’da kalmayı seçtiniz?”

Bu soruyu kendisine sorduğumda şu cevabı veriyor:


 “Ben Bulgaristan’ı seçtim, çünkü bana göre “taş yerinde ağırdır”. Bunun dışında hiçbir zaman başka bir yere göç etmeyi düşünmedim. Bana göre insan sevdiklerine, doğup büyüdüğü yere yakın olduğunda daha fazla tatmin olmuş hissediyor” diyor Hülya Ayvaz.

BNR

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 × two =