Yorum

Gel Yanıma, Gir Koynuma!

Nafiye YILMAZ

 

Sofya’da 80–81 ortaokuldayız. Okul inliyor. Öğrencilerin hepsinin ağzında:

Gel yanıma, Gir koynuma!”  Birkaç yıl önce Tarkan’ın “Şıkıdım, şıkıdım’ı” da Sofya’da aydı etkiyi yapmıştı. Ulusal Kültür Sarayı’nda 5 bin kişiyi ayağa kaldıran ünlü sanatçı seyircilerinde heyecan doruğu yaratıp hepsini “şıkıdım şıkıdımla” uğurlarken başkent bütün gece şıkıdımlamıştı. Ardından radyolar da istek olarak çalmaya alıştı. Bir dinleyen bir daha dinliyor ve Türkçeyi bilenlerden “şu şıkıdım şıkıdımın” ne anlama geldiğini öğrenmek istiyorlardı.

 

Bu defaki olay zaman ayarlaması olarak biraz farklı…  “Gel yanıma, Gir koynuma!” aslında 7. sınıf edebiyat kitabının Balkan Ülkeleri Folkloru bölümünde, Türk halk yaratıcılığından bir örnek olarak 7 yıldan beri 45. sayfada hem orijinal dilinde hem de Bulgarca çeviri olarak duruyor. Ama şimdiye kadar kimse bu türküyü okulun iç hoparlör sisteminde çalıp öğrencileri  ayağı kaldırıp köçek oynatmamıştı. Diğer sınıflardan öğrenciler bu türküyü Türkçe söylendiği için bir “çalga” parça sanmış ve hemen takıldılar. Sözleri kitaplarında olduğundan ezberlemek kolay olurken, çevirideki anlam da gönüllerini okşamıştı. Elektronik haberleşmeye düşen Türkçe parça medya ortamına hakim olunca son günlerde burunları çok kızarmış olan anti-Türk aşırı milliyetçi çevrenin kafatası iyice attı. Olay medya ortamına yerleşince milliyetçiler TV’den kitabın toplatılmasını, Balkan folkloru bölümünden Türkçe türkü sözlerinin çıkartılmasını istediler. Zaten Makedonlarla kavgalıklı, Sırplarla mır mırlı, Bosnalılarla küs, Karadağlılarla uzak olduklarından, ikinci örnek olarak da bir Yahudi şarkısı basılmıştı. Bundan böyle Balkan Folkloru olmayabilir. Zaten ne me lazım!….

 

Bu hafta Sofya’ya Goranb Bregoviç geliyor. Onunla repertuar konusunda tam mutabık kalınmış: Nefesli çalgılarla düğün ve cenaze merasimi eserleri çalacak. Öyle nihavent makamı, “çalgavari” melodiler falan ve milleti coşturmak yok. İsteyen dinlesin istemeyen dinlemesin. Olay bu…

 

Gelişmeler bu mihver dolayında dönüp dururken, aksini düşünmek de olası kuşkusuz, çünkü iki haftasını dolduran Sofya hükümeti, ilk arızayı yaptı. Başbakan Boyko Borisov birinci vitesten ikinciye geçmek üzereyken el frenini çekmek zorunda kaldı. Otomobilden indi ve ön kapağı açtı. Arızanın boyutunu görünce, bir hafta zaman istedi. Hemen aracı servise çekti. Araç dediğim kabine. Bu benzetmenin politik anlatımı şöyledir, Halkın Şeref ve Hürriyet Partisi’nin adayı olarak bağımsız milletvekili adayı, bilinen askeri hukukçu Orhan İsmailov’un BG Savunma Bakanı Yardımcılığına atanmasına (PF) kısaltılmış adıyla bilinen ve hükümeti kabine dışından program bazından destekleyen aşırı milliyetçi akım “Olmaz! İtiraz ediyoruz! Adı Türk adıdır!  Savunma Bakan Yardımcısı olamaz! dedi.

Bu olayın tıp dilindeki tanımı: “Çocuk kalp yetersizliği ile doğdu.” Evet, bizim hükümetin kalbinden zoru var. Olay vahimdir…

 

Bilim doktoru Orhan İsmailov, Tırgovişte ilinden olup, önce Tırgovişte şehrinde Mekanik Teknik Okulu, sonra da Veliko Tırnovo şehrinde Yüksek Askeri Akademi bitirdi. Bir hukukçu olarak mezun oldu. Yüksek yetkinlik ve doktora tezi savundu. Bulgar devletinin en güvenilir kişileri atadığı bölümlerde yıllarca çalıştı, denendi, denetlendi. Hak ve Özgürlükler Partisi’nde kendine yer bulamamış, partiden atılmıştır. 5 Ekim 2014 seçimlerinde Korman İsmailov’un yönettiği Halkın Şeref ve Hürriyet Partisi tarafından Tırgovişte milletvekili adayı gösterilmişti.

 

Aday olduğu bölgede HÖH-DPS oylarından büyük kısmını aldığı için kendisine karşı “kin beslense” de, mecliste parti onun Savunma Bakanı Yardımcılığına atanmasını destekledi. Fakat, “PF” milliyetçilerinin ya Orhan ya bir 23 kişi hükümete olan desteğimizi geri çekiyoruz, deyince, akan sular durdu. B. Borisov arabanın arızasının motorda olduğunun farkına vardı ve aracı servise çekti. Bugün )21. Kasım 2014) yapılan görüşmelerde mutabakat sağlanamadı. (PF) inat keçi gibi yerinde duruyor, ne ileri ne geri. 1944’ten beri iktidar olamayan bu faşizan akım şimdi iktidar kokusu aldı ve “dediğim dedik” diye dayatıyor.

 

Şu anda Başbakan B. Borisov’un milliyetçileri elinin tersiyle itelemesi de söz konusu değildir, çünkü 23 milletvekili eksildiğinde, parlamentodaki 121 çoğunluk bozuluyor ve hükümetin düşmesi gündem olabilir. Durumun görünümü ise hiç de yüz güldürücü değil. Kabine dengesi olağanüstü gevrek, ülke ağır bir ekonomik ve mali bunalım içindedir. Şu an 13.5 milyar leva (6.5 milyar Euro) dış borç aranıyor. AB programları gerçekleştirilemediğinden ülke sürekli kan kaybediyor. Gerçekleştirilmesi çok acil olan sosyal ve ekonomik reformlarsa ertelendikçe erteleniyor.

 

Bu işin öz suyunda şöyle bir şey de var. Yine geçen hafta Ukraynalı ağır sıklet boks şampiyonu Kliçko, Bulgar rakibi Pulev ile Hamburg’ da karşılaştı. Kliçko, birinci raundun başında ilk yumruğumla yere sereceğim ve kalkamayacak! İddiasında bulunmuş. Birinci yumrukta değil de 5. raunda 6. yumrukla dediğini yaptı. Şimdi bizim Başbakan da siyah kemerli ve sırtı yere gelmesini istemeyen hırslı biri. Şu milliyetçilerin gevezeliğine nasıl bir tepki gösterecek heyecan uyandırdı. Halkın dilinde dolaşan “Gerilediği gün, bittiği gündür!”

Bir Türk bütün dünyaya bedeldir deyenler belki bu sözleri bu gün için söylemişlerdir.

 

Bu yüzden, “Gel yanıma, Gir koynuma!” plağının çevrilmeye başlamasında amaç özeldi. Hedef anti-Türk histeride hiç beklemedikleri bir şekilde tamamen tosladıkları Orhan İsmailov gündemini değiştirmekti. Bir yüksek öğrenimli ve sabıkası olmayan, defalarca denetlenmişti. Görevini başarıyla yerine getirebilecek niteliklere sahip bir uzmandı. Hiçbir kusuru bulunamamıştı. 35 yaşında, eşi Türk, iki çocuk babası genci “etnik mensubiyetinden, dininden, adından ve soy isminden dolayı” bakan yardımcılından alınmasını istemek yürürlükte olan Bulgar yasalarına baştanbaşa aykırıdır. Bulgaristan’ın Avrupa Birliği üyeliğini askıya alacak düzeyde bir yanılgı olduğu gibi, Bulgar devletinin Anayasa ve yasalarını ve mecliste onaylanan tüm uluslar arası yasa yükümlerini sorgulayacak durumdadır. Ülkenin insan haklarına dayanan demokratik çabalarının hepsini suya düşürecek ve askıya alacak özelliklerle yüklüdür. Orhan İsmailov’ın Bakan Yardımcılığından alınması, Bulgaristan’da insan haklarını, etnik hakları, din haklarını, demokratik özgürlükleri ve eşitlik anlayışını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine hemen taşıyabilir.

 

  1. Borisov hükümeti “PF” milliyetçilerinin etkisi altında kalarak daha ilk adımını atarken 10 dakikalık Türkçe TV haber bültenini kapatmayı gündeme getirdi. Cumhurbaşkanından ve Hak ve Özgürlükler Partisinden, Reformcu Blok Grubundan ve demokratik kamuoyundan sert tepki aldı.

 

Seçim kampanyasında Türk ve Müslüman seçmenle konuşurken 10 Türk ve Müslüman Bakan Yardımcısı atamaya söz veren B. Borisov’un Orhan İsmailov atamasında geri adım atacak duruma gelmesi, bir yandan GERB partisinin aşırı milliyetçilere borçlu olduğunu kanıtlayacağı gibi, öte yandan hükümetin yıkılmasına neden olabilir. Olayı aynı zamanda GERB partisinin de sonu olabilir. Unutmayalım GERB partisine desteğin % 9’u Müslümanlardan geldi. T.C.deki soydaşlar arasından da GERB’e oy verenler oldu.

 

Şöyle ki, ikinci defa hükümet kuran bir ulusal partinin daha ilk adımlarında sek telemesi; İkinci adımı ise geri atacak duruma gelmesi, (şu anda bekletiyor); Bir yıllık ömrünü henüz dolduran aslında faşizan özlü olduğundan dolayı Anayasa dışı olan Türk ve İslam düşmanı, “öteki” düşmanı (ksenefob) derme çatma bir gruplaşma olan bu parti karşısında pes edecek duruma düşmek fazlasıyla manidardır. Üstüne üstelik Avrupa Halk Partisi Başkanı Dol, (PF) milliyetçilerinin iktidar ortaklığından uzak tutulmaları ikazında bulunmuştu. İki, Avrupa Birliği Konseyi de “milliyetçilerin kabineden uzak tutulması” uyarısında bulunmuştu.

 

GERB partisini bitirecek nitelikteki bu gelişmeler ve demokratikleşmeyi baltalamayı, toplumu parçalamayı, “üstün ırk” fikirlerini uygulamayı hedefleyen bu olaylar Bulgaristan’da bugünümüze olduğu gibi yarınlarımıza da gölge düşürebilir. Bu defa son söz Başbakan Borisov’tadır. Kamuoyu gelişme sonuçlarını sabırsızlıkla bekliyor. Hükümet ortağı ve Orhan İsmailov’un Bakan Yardımcılığını tamamen destekleyen Reformcu Blok Koalisyonu’nda sözü sayılan milletvekili Radan Kınev, “işe memorandumla başladık, bu iş artık böyle gider, alışmak zorundayız,” dedi.

   

 

Saldırı ateşine devamlı benzin dökenler hükümet programı maddelerini öne sürüyor.  “Tamamen haksız olsalar da” göz yumup ağız açıp içlerindeki zehri kusmaya devam ediyorlar. Anti-Türk olaylar birbirini izliyor.

Yukarıda dediğimiz gibi, şimdi ansızın plak değişti, Cuma (21.11.2014) sabahı Orhan İsmailov’un adı sanki unutuldu. Yeni bir plak daha çalmaya başladı. Bu defa anti-Türk kükreme Sumen’de hortladı.

 

Bizde çekememezlik, kıskançlık, egoizm, kin ve nefret tonlarla!

Hele şu Kaolinovo doğumlu artık çok meşhur genç piyanistler Hasan ile İbrahim’in Malta’da geçen hafta yapılan uluslar arası çocuk müzik festivali  “Evrovizyon”da Tüm Avrupa’yı ayağa kaldırıp ikincilik kazanmaları okudukları Sumen şehrinde milleti birbirine kattı. “Sava Dobroplodni” müzik sanat okulunda öğrenci olan bizim şanlı ikizler ve onlar kadar başarılı olan yine ikiz kız kardeşleri hiçbir sebep gösterilmeden okuldan atıldılar. Müzik okulu piyano odasını kilitledi. Okulda müzik çalınmasına yasak geldi. Öğretmenler iki kampa ayrıldı. Kıskanç milliyetçi ve ulusal konuda dengesiz davranan öğrenciler Hasan ile İbrahim’e karşı cephe oluşturdu.  Öğretmenlerin arasındaki kıskançlık kıvılcımları büyün okulu felç etti.

 

Öte yandan ikiz piyanistlerin uluslar arası başarıyla kıvanç duyan Sumen Belediyesi ve Kaymakamlığı Hasan ile İbrahim’i takdir etti. Onları “ŞUMEN ALTIN YILDIZI” ile ödüllendirdi. Şehrin en yüksek ödülü olan “ONUR SAKİNİ” ödülü onlara henüz olgunluk yaşında olmadıklarından dolayı verilemedi. Bu şehirde ve bölge kasaba ve köylerinde yaşayan Türkler ve Müslümanlar Hasan ile İbrahim’i büyük bir sevinçler bağrına bastı. Halk coşku içinde! Mevlit okunuyor, onlar için dualar ediliyor, herkes seviniyor.

 

Olaya el atan yerli ve ulusal gazeteler ülkede katmerleşmeye başlayan kin ve nefretin ancak Krisiya, Hasan ve İbrahim örneği etkinlik ve büyük başarılarla aşılabileceğine, başarıların milliyetçilik zehrine panzehir olacağını yazıyorlar. Bulgaristan tarihinde yeni kuşan Türk ve Bulgar çocukların ortak çabalarıyla elde edilen Evrovizyon ikinciliği, toplumu parçalayacağına, egoizmlerini yenemeyenleri harekete geçireceğine,  birçok yeni çok daha büyük başarılara basamak olmalı ve kapısı açmalıdır. Biz Krisiya, Hasan ve İbrahim üçlüsünü kutluyoruz ve çağdaş Bulgaristan gençliğine umut yıldızı olmasını diliyoruz.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

fourteen − 13 =