Renginar GÜLER

Değişen Liberalizm ve itildiğimiz HÖH çıkmazı.

Hak ve Özgürlük Harekeri (HÖH / DPS) Liberalizmi kendine ideoloji olarak benimsedi ve Avrupa Neo-Liberallerine katıldı. Hatta A. (Dönek) in yakın çevresinden olan sabık milletvekili Önal Lütfü Avrupa Neo Liberalleri yönetiminde HÖH / DPS partisini temsil ediyor.

Herşeygibi, kavramların anlamları da değişiyor zaman içinde. 19. yüzyolda, hatta 20. yüzyılın ilk on yılında Liberalizmin anlamı, bir ölçüde “liberalcilik” ve özgürlükçülüktü. Bundan 200 yıl önce birisine “liberal” dendiğinde, o kişinin, toplumun demokratikleştirilmesinden yana olduğu, fikir özgürlüğüne önem verdiği, hata radikal değişimlere açık olduğu anlamı çıkardı.

Tarihten örneklemek gerekirse temelde muhafazakâr eğilimli bir yazar olan ve Osmanlının Rusya ile Pleven Savaşı’nın başlamasından yana tavrıyla da bilinen Dostoyevski “Ecinniler”adlı romanında, radikal gençlerin kendisinden çok onlara cevaz veren liberal aydınları hedef aldı. O zamanlar Liberalizm genç ve dinamik bir süşüçti. Rus liberalizmi muhafazakârlıkla (konservatizmle) çatışan bir akımdı. Öyle ki muhafazakârlıkla sosyalizm arasında ne kadar kalın ve aşılmaz duvarlar varsa, liberalizm ile sosyalizm arasındaki duvar da ancak bir tül perdeyiydi. Liveralizmden demokratlığa ve sosyalizme geçen çok aydın oldu.

Bulgaristan koşullarında da Birinci Dünya Savaşından sonra Türk ve Müslümanların desteğiyle iktidar olan Radoslavov’un Liberal Partisi 1930’lara doğru Demokrat Parti olarak politik sahnedeydi.

Bizim neoliberalizm bataklığında işimiz olamaz!

Gel zaman git zaman Bulgaristan koçullarında 1930’lardan 1990’lara yani Hak ve Özgürlük Partisi (HÖH / DPS) kurulana kadar, kendini Liberal olarak ilan eden ve Liberalizm ilkeleri ve fikirleri uğruna mücadele eden bir politik akım, hareket ve parti sahneye çıkmadı. HÖH bayrağı altında yeniden doğan Bulgaristan liberalizmi, 20. yüzyılın sonunda politika alanına çıkarken, dünyada Liberalizm çok yaşlanmıştı. Bunu şöyle de ifade edebişliriz. Hele 2. Dünya Savaşından sonra Liberalizm canlı düşünme ve dünya sorunlarından herhangi birine çözüm getirme yeteneğini iyice yitirmişti. Yaşlanan insanların çoğu gibi o da tutuculaştı. Belki de, artık ideallerim gerçekleşti havasına girip reelkapitalizme ve halen çalışan kurumlarına sırt çevirdi. Olabilir ya, belki de yorulmuştu. Ve bir emeklilik hakkı hak ettiğini düşünüyordu.

Ne var ki, vahşi kapıtalizm hayatını uzatabilmek için, 1980’lerde insanlığa, doğaya ve insan kaynaklarına amansız saldırıya geçtiği koşullarda emekli ihtiyar liberalizm yeniden göreve çağrıldı ve neo-liberalizm (yeni- liberalizm) adıyla danışmanlık yapmaya çağrıldı. Artık gençliğindeki gibi daha iyi bir dünyayı özleyecek bir durumu yoktu, hayal gücü de tükenmişti ve köklü bir değiliklik yapma işlerine girmeyi asla istemiyordu. Başlıca ödevini belirlerken, kendini var olanı muhafaza etmeye ve dünyanın hala yaşayan eski hücrelerini muhafaza etmeye adadı. Başka bir değişle, kendini eskiden (gençliğinde – 19. yy) çatıştığı muhafazakârlarla el ele verdi. Bir dereceye kadar da muhafazakârların hizmetine girdi, işini yapmaya başladı, hatta onların yedek gücü haline geldiğini bile söyleyebiliriz.

1990’da kurulurken bir orta direk, merkez konumlu politik parti olarak kurulan ve kendini halka ne sağcı ne de solcu olarak tanıtan Hak ve Özgürlükler Partisi (HÖH – DPS) can çekişen Avrupa Liberalleri arasında ne aradı? Neden onları seçti? Emekçi halkın menfaatlerini ve Türk ve Müslüman azınlığın yitirilen haklarının geri alınmasını ana hedef olarak belirlemesi gerekirken neden Avrupalı muhafazakarların hizmetinde olmayı, yalakalığı tercih etti?

Yoksa günümüzde kuhafazakarlık değişti mi? Muhafazakarlığın anlam değişimindeki özsel farklılaşma ve değişim ne oldu? Eskiden, yali Liberalizm gençken, muhafazakarlığın anlamı, modernist projeye karşı eski toplumların değerlerini ve ilişkilerini korumaktı. Buzde 1o Kasım 1989’dan sonra çöken totaliter düzenin kanıntılarını yaşatmak buy anlama gelebilir mi? Öyleyse, HÖH / DPS partisinin 3. defa hükümet ortaklığı yaptığı, ve sağ parti olduğu ortaya çıkan, Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP) muhafazakar bir parti midir? Evet, hem eskiden, hem de şimdi muhafazakârlık kapıtalizme karşı direnmek anlamına gelmez. Muhafazakârlar kapitalizmi her zaman var güçleriyle desteklediler. Fakat bunların bizde hem totalitarizm, de ge sözüm ona, demokrasiye geçiş döneminde modernizmin yıkıcı ve düzleyici buldozerine karşı toplumun eski ve olumlu değerlerini korumak, yaşatarak geliştirmek gibi bir amacı olmadığı da dikkati çekti. 1990’ların başında çökertilen sosyalist alt yapının modern bir ekonomiyle değiltirilmesine yanaşmayan sosyalist parti, üst yapıda, kültürde, eğitimde herkesin isteklerine doyurucu cevap veren reformlara gitmedi. Örneğin Bulgaristan Türklerinin ana dilde okuma yazma, kültür geliştirme ve varolma hakkını bile iade etmedi. İşte bu tavrıyla aşırı sağcılığa yani konservatizme hizmet eden sosyalistler toplumun dönüştürülmesinde dinamo olma gibi bir işlev üstlenmeye hazır olmadıklarını gösterdi. Bağnaz, milletçi, tutucu düşünce ve inançlar hele de BUlgaristan Türk ve Müslümanlarının doğal haklarının verilmesi konusundaki gericiliği bunu gösterdi. Toplumsal dönüşümü engellediği savunduğu inanç ve geleneklerde kendini gösteriyor. Bunu gören vurttaşlar evini barkını terk edip başka ülkelerde geçim aramayı tercih ediyor.

Muhafazakârlığa hizmet ettiğimiz sürece işlerimiz yürümez.

Bugün muhafazakârlık, sadece reelkapitalizmin “kazanımlarını” korumak anlamına gelmektedir. Bizim açımızdan sa BSP’nin Türk ve Müslümanların sosyalist-totaliter rejim döneminde gaspedilen haklarının geri verilmemesi anlamına geliyor.

Kuşkusuz, iktidarda kalabilmek için Bulgar emekli sosyalistlerinin kalesi BSP gibi modern muhafazakar partiler, iş başı yapmak içim 25 yılda temel kazısı tamamlanan kapitalist toplumu kurarak modernleşme projelerine inanmaya başladılar ve böylece Avrupa Birliği önünde Bulgar modernizminde koçbaşı olmaya adaylıkta direniyorlar 25 Mayıs 2014 seçimlerini kazanacağız havaları bundandır.

HÖH / DPS arkalamasıyla atılıma geçen BSP modernizmi aynı zamanda toplumsal tutuculukla, ırkçılığa uzanan milliyetçilikle, azınlık haklarının iade edilmesi konularında iç huzur içindedir. Hatta HÖH – BSP uyumu, tutuculuğu ve oldubittiyi karıştırmayalım politikasını destekliyor. Onlar birbirlerini besliyor. Bu açıdan HÖH partisi yol kesen rolü oynuyor ve Türkleri ve Müslümanları oyalayarak uyutmaya devam ediyor. İşte bu noktada HÖH -DPS neo- liveralizmi gericidir ve bize faydası yoktur.

2 kuşaktır haksız hukuksuz yaşıyoruz, 3. kuşaktan sonra özümüze dönemeyiz.

Dolayısıyla, 21. yüzyılda düşündel ve kültürel bakımdan tutuculaşan liberalizmle, ekonomik modernizmin en azgın temsilcisi olarak ortaya çıkan ve Bulgaristan gerçejkliğinde (Oreşarski hükümetinin iktidarda kalma süresinin uzatılmasını isteyen) muhafazakârlıkla neo-liberalizmin el ele vermesinin önünde hiçbir engel kalmamıştır. Hatta şöyle diyebiliriz: Modern muhafazakârlık ile yeni-liberalizm el ele vermiş ve yerli ve yabancı oligarşinin Bulgaristan çıkarlarına hizmet vermede yarış etdiyor. Başka bir anlatımla: AB nezninde kapitalizmin insanlarımıza bugünkü saldırısı, modernist – muhafazakâr – neoliberal bir projedir ve HÖH-DPS partisi, Bulgaristan Türk, Pomak ve Çingene kökenli Müslüman kardeşlerimize hiç bir yararı olmayan bu projeye alet edilmiştir.

Bu gidişe mutlaka “Dur!” demeliyiz.

Ne yazık ki, Bulgaristan’da son 25 yılda bu proje yürürlüktedir ve her 4 yılda bir hükümet değişse de hiç biri aydınlığı göremedi ve halen yerinde sayıyor. Muhafazakâr (BKP-BSP) ile neoliberal (HÖH-DPS) partileriniANLAMALARI, KÖPRÜBAŞINDA ÖPÜŞMELERİ VE DEVAMLI PASLAŞMALARININ ANLKAMI BUDUR. Yine bu cümleden olmak üzere, halkktan oy toplayarak, halkı sandığa gitmeye zorlayarak ve zorla oy verddirerek demokrasi ve özgürlük ilkelerini çiğneyerek oligarşi ayısı Peevskiyi HÖH listesinden Brüksel’e gönderme projelerinin ardındaki gerçek de aynı çarpıklıktır. Bulgaristan’da özellikle son yıllarda olup bitenler liberal ideolijinin muhafazakârlığa dönüştüğünü HÖH – BSP yakınlaşmasında gösterirken, aynı zamanda toplumsal tıkanmayı da gün ışığına çıkarıyor.

Oyunu kime vereceğine dikkat et.

D.Peevski gibi oligarşi auyılarını AB milletvekili seçersek bizdeki bunalımlara yenileri eklenecek, ekonomimizin üçte birine sahip olan Rusya ökçesi bastıkça basacak ve Rus uçakları Karadniz sahilimize her gün biraz daha sık uğramaya başlayacaktır. HÖH ideolojisinin işimize yaramadığını, bir oyla da olsa bu gidişe “DUR” zamanının geldiğini anlatmaya çalıştım.

DUR!
Renginar GÜLER

Değişen Liberalizm ve itildiğimiz HÖH çıkmazı.
Hak ve Özgürlük Harekeri (HÖH / DPS) Liberalizmi kendine ideoloji olarak benimsedi ve Avrupa Neo-Liberallerine katıldı. Hatta A. (Dönek) in yakın çevresinden olan sabık milletvekili Önal Lütfü Avrupa Neo Liberalleri yönetiminde HÖH / DPS partisini temsil ediyor.
Herşeygibi, kavramların anlamları da değişiyor zaman içinde. 19. yüzyolda, hatta 20. yüzyılın ilk on yılında Liberalizmin anlamı, bir ölçüde “liberalcilik” ve özgürlükçülüktü. Bundan 200 yıl önce birisine “liberal” dendiğinde, o kişinin, toplumun demokratikleştirilmesinden yana olduğu, fikir özgürlüğüne önem verdiği, hata radikal değişimlere açık olduğu anlamı çıkardı.
Tarihten örneklemek gerekirse temelde muhafazakâr eğilimli bir yazar olan ve Osmanlının Rusya ile Pleven Savaşı’nın başlamasından yana tavrıyla da bilinen Dostoyevski “Ecinniler”adlı romanında, radikal gençlerin kendisinden çok onlara cevaz veren liberal aydınları hedef aldı. O zamanlar Liberalizm genç ve dinamik bir süşüçti. Rus liberalizmi muhafazakârlıkla (konservatizmle) çatışan bir akımdı. Öyle ki muhafazakârlıkla sosyalizm arasında ne kadar kalın ve aşılmaz duvarlar varsa, liberalizm ile sosyalizm arasındaki duvar da ancak bir tül perdeyiydi. Liveralizmden demokratlığa ve sosyalizme geçen çok aydın oldu.
Bulgaristan koşullarında da Birinci Dünya Savaşından sonra Türk ve Müslümanların desteğiyle iktidar olan Radoslavov’un Liberal Partisi 1930’lara doğru Demokrat Parti olarak politik sahnedeydi.
Bizim neoliberalizm bataklığında işimiz olamaz!
Gel zaman git zaman Bulgaristan koçullarında 1930’lardan 1990’lara yani Hak ve Özgürlük Partisi (HÖH / DPS) kurulana kadar, kendini Liberal olarak ilan eden ve Liberalizm ilkeleri ve fikirleri uğruna mücadele eden bir politik akım, hareket ve parti sahneye çıkmadı. HÖH bayrağı altında yeniden doğan Bulgaristan liberalizmi, 20. yüzyılın sonunda politika alanına çıkarken, dünyada Liberalizm çok yaşlanmıştı. Bunu şöyle de ifade edebişliriz. Hele 2. Dünya Savaşından sonra Liberalizm canlı düşünme ve dünya sorunlarından herhangi birine çözüm getirme yeteneğini iyice yitirmişti. Yaşlanan insanların çoğu gibi o da tutuculaştı. Belki de, artık ideallerim gerçekleşti havasına girip reelkapitalizme ve halen çalışan kurumlarına sırt çevirdi. Olabilir ya, belki de yorulmuştu. Ve bir emeklilik hakkı hak ettiğini düşünüyordu.
Ne var ki, vahşi kapıtalizm hayatını uzatabilmek için, 1980’lerde insanlığa, doğaya ve insan kaynaklarına amansız saldırıya geçtiği koşullarda emekli ihtiyar liberalizm yeniden göreve çağrıldı ve neo-liberalizm (yeni- liberalizm) adıyla danışmanlık yapmaya çağrıldı. Artık gençliğindeki gibi daha iyi bir dünyayı özleyecek bir durumu yoktu, hayal gücü de tükenmişti ve köklü bir değiliklik yapma işlerine girmeyi asla istemiyordu. Başlıca ödevini belirlerken, kendini var olanı muhafaza etmeye ve dünyanın hala yaşayan eski hücrelerini muhafaza etmeye adadı. Başka bir değişle, kendini eskiden (gençliğinde – 19. yy) çatıştığı muhafazakârlarla el ele verdi. Bir dereceye kadar da muhafazakârların hizmetine girdi, işini yapmaya başladı, hatta onların yedek gücü haline geldiğini bile söyleyebiliriz.
1990’da kurulurken bir orta direk, merkez konumlu politik parti olarak kurulan ve kendini halka ne sağcı ne de solcu olarak tanıtan Hak ve Özgürlükler Partisi (HÖH – DPS) can çekişen Avrupa Liberalleri arasında ne aradı? Neden onları seçti? Emekçi halkın menfaatlerini ve Türk ve Müslüman azınlığın yitirilen haklarının geri alınmasını ana hedef olarak belirlemesi gerekirken neden Avrupalı muhafazakarların hizmetinde olmayı, yalakalığı tercih etti?
Yoksa günümüzde kuhafazakarlık değişti mi? Muhafazakarlığın anlam değişimindeki özsel farklılaşma ve değişim ne oldu? Eskiden, yali Liberalizm gençken, muhafazakarlığın anlamı, modernist projeye karşı eski toplumların değerlerini ve ilişkilerini korumaktı. Buzde 1o Kasım 1989’dan sonra çöken totaliter düzenin kanıntılarını yaşatmak buy anlama gelebilir mi? Öyleyse, HÖH / DPS partisinin 3. defa hükümet ortaklığı yaptığı, ve sağ parti olduğu ortaya çıkan, Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP) muhafazakar bir parti midir? Evet, hem eskiden, hem de şimdi muhafazakârlık kapıtalizme karşı direnmek anlamına gelmez. Muhafazakârlar kapitalizmi her zaman var güçleriyle desteklediler. Fakat bunların bizde hem totalitarizm, de ge sözüm ona, demokrasiye geçiş döneminde modernizmin yıkıcı ve düzleyici buldozerine karşı toplumun eski ve olumlu değerlerini korumak, yaşatarak geliştirmek gibi bir amacı olmadığı da dikkati çekti. 1990’ların başında çökertilen sosyalist alt yapının modern bir ekonomiyle değiltirilmesine yanaşmayan sosyalist parti, üst yapıda, kültürde, eğitimde herkesin isteklerine doyurucu cevap veren reformlara gitmedi. Örneğin Bulgaristan Türklerinin ana dilde okuma yazma, kültür geliştirme ve varolma hakkını bile iade etmedi. İşte bu tavrıyla aşırı sağcılığa yani konservatizme hizmet eden sosyalistler toplumun dönüştürülmesinde dinamo olma gibi bir işlev üstlenmeye hazır olmadıklarını gösterdi. Bağnaz, milletçi, tutucu düşünce ve inançlar hele de BUlgaristan Türk ve Müslümanlarının doğal haklarının verilmesi konusundaki gericiliği bunu gösterdi. Toplumsal dönüşümü engellediği savunduğu inanç ve geleneklerde kendini gösteriyor. Bunu gören vurttaşlar evini barkını terk edip başka ülkelerde geçim aramayı tercih ediyor.
Muhafazakârlığa hizmet ettiğimiz sürece işlerimiz yürümez.
Bugün muhafazakârlık, sadece reelkapitalizmin “kazanımlarını” korumak anlamına gelmektedir. Bizim açımızdan sa BSP’nin Türk ve Müslümanların sosyalist-totaliter rejim döneminde gaspedilen haklarının geri verilmemesi anlamına geliyor.
Kuşkusuz, iktidarda kalabilmek için Bulgar emekli sosyalistlerinin kalesi BSP gibi modern muhafazakar partiler, iş başı yapmak içim 25 yılda temel kazısı tamamlanan kapitalist toplumu kurarak modernleşme projelerine inanmaya başladılar ve böylece Avrupa Birliği önünde Bulgar modernizminde koçbaşı olmaya adaylıkta direniyorlar 25 Mayıs 2014 seçimlerini kazanacağız havaları bundandır.
HÖH / DPS arkalamasıyla atılıma geçen BSP modernizmi aynı zamanda toplumsal tutuculukla, ırkçılığa uzanan milliyetçilikle, azınlık haklarının iade edilmesi konularında iç huzur içindedir. Hatta HÖH – BSP uyumu, tutuculuğu ve oldubittiyi karıştırmayalım politikasını destekliyor. Onlar birbirlerini besliyor. Bu açıdan HÖH partisi yol kesen rolü oynuyor ve Türkleri ve Müslümanları oyalayarak uyutmaya devam ediyor. İşte bu noktada HÖH -DPS neo- liveralizmi gericidir ve bize faydası yoktur.
2 kuşaktır haksız hukuksuz yaşıyoruz, 3. kuşaktan sonra özümüze dönemeyiz.
Dolayısıyla, 21. yüzyılda düşündel ve kültürel bakımdan tutuculaşan liberalizmle, ekonomik modernizmin en azgın temsilcisi olarak ortaya çıkan ve Bulgaristan gerçejkliğinde (Oreşarski hükümetinin iktidarda kalma süresinin uzatılmasını isteyen) muhafazakârlıkla neo-liberalizmin el ele vermesinin önünde hiçbir engel kalmamıştır. Hatta şöyle diyebiliriz: Modern muhafazakârlık ile yeni-liberalizm el ele vermiş ve yerli ve yabancı oligarşinin Bulgaristan çıkarlarına hizmet vermede yarış etdiyor. Başka bir anlatımla: AB nezninde kapitalizmin insanlarımıza bugünkü saldırısı, modernist – muhafazakâr – neoliberal bir projedir ve HÖH-DPS partisi, Bulgaristan Türk, Pomak ve Çingene kökenli Müslüman kardeşlerimize hiç bir yararı olmayan bu projeye alet edilmiştir.
Bu gidişe mutlaka “Dur!” demeliyiz.
Ne yazık ki, Bulgaristan’da son 25 yılda bu proje yürürlüktedir ve her 4 yılda bir hükümet değişse de hiç biri aydınlığı göremedi ve halen yerinde sayıyor. Muhafazakâr (BKP-BSP) ile neoliberal (HÖH-DPS) partileriniANLAMALARI, KÖPRÜBAŞINDA ÖPÜŞMELERİ VE DEVAMLI PASLAŞMALARININ ANLKAMI BUDUR. Yine bu cümleden olmak üzere, halkktan oy toplayarak, halkı sandığa gitmeye zorlayarak ve zorla oy verddirerek demokrasi ve özgürlük ilkelerini çiğneyerek oligarşi ayısı Peevskiyi HÖH listesinden Brüksel’e gönderme projelerinin ardındaki gerçek de aynı çarpıklıktır. Bulgaristan’da özellikle son yıllarda olup bitenler liberal ideolijinin muhafazakârlığa dönüştüğünü HÖH – BSP yakınlaşmasında gösterirken, aynı zamanda toplumsal tıkanmayı da gün ışığına çıkarıyor.
Oyunu kime vereceğine dikkat et.
D.Peevski gibi oligarşi auyılarını AB milletvekili seçersek bizdeki bunalımlara yenileri eklenecek, ekonomimizin üçte birine sahip olan Rusya ökçesi bastıkça basacak ve Rus uçakları Karadniz sahilimize her gün biraz daha sık uğramaya başlayacaktır. HÖH ideolojisinin işimize yaramadığını, bir oyla da olsa bu gidişe “DUR” zamanının geldiğini anlatmaya çalıştım.

Reklamlar