Seçim 2021 Yorum

Çok Partili Sistemde Politika – 2

Rafet ULUTÜRK
05 Eylül 2021

Doğmamış olan biri, Ölmesi mümkün müdür?

Bulgaristan’da parlamenter kavga devam ediyor.
Son günlerde milletvekilleri susmuştu. Sosyalist Parti (BSP) Cumhurbaşkanı Radev’ten hükümet kurma görevini aldı. Bulgaristan Türklerinin halk dilinde politika pazarında “tezgâh açtı” ve müşteri bekledi. “Sen de kimsin?” diyen olmadı. 7 Eylül 2021’de belki de ebediyen olmak üzere, Bulgar komünistler serbest pazarda yerleri olmadığını anlayıp tası tarağı toplamaya başladılar. Evde yaptıkları ve çok gürültülü açıkladıkları planlarından hiç biri her zaman olduğu gibi bu defa da tutmadı.

Tutmasa da, bu haftaki gelişmelerde Bulgaristan’da şöyle bir soru sivrildi.

Bu yıl iki genel seçim yapıldı. Altı defa denendi hükümet kurulamadı. Uzak yakın tarihte görülmemiş bir bunalım devam ediyor.


Kasım ayında Cumhurbaşkanı seçimi yapılacak. Yeni Hükümet kurma işi 3 defa daha denenirse ve yine ortak nokta bulunamazsa ne olacak? Evet, NE OLACAK?

Ve ikinci soru:

MECLİS DAĞILIR MI???
BU YIL TEKRAR ERKEN SEÇİM OLUR MU?

Meclisin dağılması anayasal, demokratik düzenin çökmesi anlamına geliyor.

Sofya “BTV-бтв Televizyonunda politik bilimler Profesörü İvo Hristov kendisine bu soru sorulduğunda, şöyle dedi:


Hayır, dağılmaz ve kapanmaz. Çünkü doğmamış olan ölmez. Bulgaristan’da parlamentarizm doğmamış ki, ölsün!”

Çok acı bir gerçek.

Yıllardan beri “Bulgaristan’da her şey yalan, hele kitaba dökülmüş, politika olmuş ve yönetim tarafından kullanılanlar baştan sona düzmece” dedik bin kere de bunları bir Bulgar profesörden işitince, yüreğim sızladı.

Düşünsenize Vatanda yaşayan yüzbinlerce emeklimiz var, meclis çöker, bütçe kabul edilmez ve emekli maaşları birkaç ay ödenmezse, ne olur, ne olur!!!

Anlatmak istediklerim öyle “bana ne, ne olursa olsun, bize kan kusturduğu yetmedi mi, çeksin!” deyip atlatılacak bir olay değil…


Sofya halk meclisi çarşı Pazar yeri.

Başka bir ifadeyse, meclis milletvekillerinin ağızına emzik verilen kutsal yer olmuş.

Anlaşılan 45. ve 46. Halk meclisinde inek henüz buzağılamamış, çangal olduğundan kimsenin ağızına beklediği meme verilemedi.
Bu sebepledir ki 6 defa denendi, hükümet kurulamadı.
İneğin buzağılamasına daha kaç ay var derseniz?
Ön tahminlere göre, muhtemelen gelecek yılın (2022) Şubat ayında kısmetse ballı buzağı gelecek anız ve yumurtayla goyurtmaç böreklerini birlikte yiyeceğiz.

Neden mi ballı? Çünkü 12 Mart 2021’den önceki GERB-Borisov valileri arıcıydılar. 10-12’si son seçimlerde milletvekili seçildi. Yeminden sonra işe gelmediler. Çünkü kovanları yaylaya (balkana) çıkarmışlar ve şu 6 hükümet kurma denemeleri sürerken hep sinyal beklediler.

Biraz kenara itilen Başkan Boyko Borisov’un görüşüne göre, “insanlar sofrada kavga edilmez ve ötesi yağlı ballı buzağı çörekli masa kurulursa kavga biter ve meclis birleşir…” Ne var ki olmadı!


Meclisi bir yere kadar birleştirmek için hele son bir iki haftada çok çalışıldı. Mecliste “yapılamayan” görüşmelerin Sofya merkezinde hangi ofislerde ve Vitoş Dağı eteklerindeki hangi dağ evlerinde ve kimler arasında yapıldığını öğrendik. Hepsinde bir korku var ve mecliste görüşemiyorlar. Nedeni bilinmiyor…

Unutmayalım, Todor Jivkov da gölgesinden korkan biriydi.

Önemli meseleleri” asla Komünist Partisi Merkez Komitesi binasında, Bakanlar Kurulunda veya Devlet Konseyi saraylarının herhangi birinde yapmazdı. Misafirlerini en ıssız bayırlara ava çıkarır ya çalılıklar arasında dertleşip anlaşırdı, ya da misafirleri Deliorman’da Osmanlı devrinden kalma “Voden” av evine götürürdü. Hele hele hava sertse orada Türk ocağını yakar, cezvede şekerli rakı kaynatır ve keçi pastırmasıyla sohbet açardı. Sovyet lider Leonid Brejnev’ten 1 milyon ton ham petrolü böyle kopartmış, Almanya / Bavyera Başbakanı Yosev Straus’tan da 500 milyon DM da burada istemişti.

Bugün Bulgar parlamentosundaki kısırlığı aşma ve işleri yola koyma hesapları “ham petrol”, “Alman Markı” veya “Avro” üzerinden yürütülmüyor. Bulgar parası leva rağbette.

Son haftalarda baş müzakereci rolü “21. Yüzyıl Bulgaristan” partisi lideri, sosyalist idelerden kopmazdan önce, 3. kez Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP) milletvekili olan Bayan Tanya Donçeva’ya verilmiş. O, eski savcı ve hatta 1991 yılında Anayasa Mahkemesine sunulan Bulgar Başsavcılığının Hak ve Özgürlük Partisi (HÖH-DPS) kurulmasına onay verilmesin talepli gerekçeli raporunu hazırlayan, 2020 Nisan’ında başlayan protesto gösterilerinde yolunu iyice şaşıran ve 4 Nisan 2021 gecesi “Ayağa Kalk BG. Kalın Enseliler Hükümetten Dışarı!” partisi listesinden 45. ve ardından 46. Halk Meclisinde milletvekili oldu. Bayan Donçeva halen Sofya Meclis Başkan Yardımcısıdır.


Ağustos sonu Eylül başında 2 yönde birden çok önemli görüşmelerde bulunmuştur.

Kimlerle görüştüğünü öğrendik ve sizlerle paylaşıyorum.

Önce, Sosyalist Partisi lideri Bayan Korneliya Ninova ile kem gözlerden uzak gizli bir ofiste 3 defa bir araya gelmişler.

Bayan K. Ninova’dan istenen 500 000 (beş yüz bin) levaya /250 bin avro/ karşılığında hükümet kurma denemesinden vaz geçip, Cumhurbaşkanı Radev, 13 milletvekili olan ve Başkan Maya Manolova tarafından yönetilen “Aya Kalk BG. Biz Geliyoruz” (bu partinin adı 2 seçim arasında değişti.) hükümet kurma görevini aldığında, bu küçük partiyi desteklemesiydi. Bayan Ninova parayı alamayınca ve öneriyi de reddedince bu sayfa kapandı.

Ne var ki, hükümet kurabilme yüksek mimarlığını üslenen Bayan Tatyana Donçeva, son hedefi 121 milletvekili oyu toplamak olduğundan – tablo şöyledir:


  • Ayağa Kalk BG. Biz Geliyoruz  –  13 milletvekili;
  • “Demokratik Bulgaristan” koalisyonu – 34 milletvekili ve
  • Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP)      – 36 milletvekili

———————————————

Toplam           –  83 milletvekili

Fakat meclis çoğunluğu toplayabilmek için daha 37 milletvekiline ihtiyaç var. Bu milletvekillerini GERB ve DPS-Türk partisinden para karşılığı koparmak imkânsız olduğundan, milletvekili havzası olarak bir tek “Var Böyle Bir Halk!” partisi kalıyor.

Aracı Bayan Tatyana Donçeva cesur hareket ederek, Sofya kenarındaki en sık ormanlık alandaki dağ evlerinden birinde “Var Böyle Bir Halk!” partisi Meclis Grubu Başkanı Toşo Yordanov ile birkaç görüşme yapmış ve “Aya Kalk Bulgaristan. Biz Geliyoruz!” – 13 kişilik meclis çetesini desteklemeleri için 37 milletvekilinin “Evet” oyu için de 500 000 (beş yüz bin) leva önermiş, fakat “şerefimiz parayla satılmaz” cevabını veren Toşo Yordanov, “yanlış kapı çaldınız” diyerek görüşme masasını tekmelemiştir.

Bu başarısız görüşmelerde, 46. mecliste bir Bulgar milletvekilinin onur fiyatının 10 bin avro dolayında olduğu ortaya çıkmış oldu. Bulgar seçmen oyunu 50 levaya sattığından ötürü, bu fiyatı işitince dudak ısırdı “kırma kızı, ver gitsin” diyenler de oldu.


Ömrünün yarısı Bulgar parlamento kazanını karıştırmakla geçen, Suriye kökenli, birkaç siyasi kitabı olan yazar ve günlük gazete manşetlerinden inmeyen gazeteci, Nidal Algafari (Fakti.bg) yeni açan durumu şöyle değerlendirdi:

Bulgaristan siyaset sahnesine 2021’de çıkan politik partilerin önemli bir şey gerçekleştirebilmeleri için politika diye bir şey yok, ideoloji yok, sistem yok.

Algafari şu vurguyu yapıyor:

Var Böyle Bir Halk Partisi” Başkanı Slavi Trifonov ve etrafındakiler, Bulgar halkı basit ve anlamayan bir halk olduğunu, herkesin Boyko Borisov tarafından yönetilmek istemediğini, bir de büyük sayıda entelektüel kişiler olduğunu görmek istemiyorlar. Şu sonuncular parlamentarizmi yücelteceklerine, durdurup kilitliyorlar.

Bu gelişmenin özünü ve gidişi ise bize göre şöyledir:


“Dünyayı yöneten ve yönlendiren sopayı elinden düşürmeyen ABD Başkanı Jeo Biden, “Artık kimseye demokrasi dayatmayacağız, herkes parlamenter düzenini bildiği gibi kursun ve kendi kadrolarıyla yönetsin” dedi. Fakat “o kadroları biz yetiştirdik.” demedi.

2021 yılının baharında ABD Harvard Üniversitesinden diplomalı 2 Bulgar kadro – birisi geçici seçim hükümetinde Ekonomi Bakanı Kiril Petkov, ikincisi de aynı hükümette Maliye Bakanı Asen Vasilev – 14 Eylül 2021 tarihinden sonra kurulacak olan 2. erken seçim hükümetine katılmayacaklarını artık açıkladılar.

Sebep, yavaş yavaş bir politik parti kurup 2022 yılının şubat ayında yapılacak 3. Erken meclis seçimlerini kazanmakmış.

Bulgaristan siyasetine kendi başlarına katılacaklar, bağımsız ve tarafsız hareket edeceklermiş! Bu son Amerikan siyasi taktiklerinden biri, başkasına ödün vermemek.

Şu “şu kimseye ödün vermeyin” emri aslında 6 Ocak 2021 tarihinde Beyaz Saray işgalcilerinde verilen D. Trump emrinde vardı. Gerçekten tuttu ve Bulgar parlamentosunda ne diyalog, ne görüşme, herkes birbirine bön bön baktı. Ne ki, şu istidatlı gençlerimiz K. Petrov ile A. Vasilev kimin adamı, Tramp’ın mı, yoksa Biden’in mi pek anlaşılmadı.


Amerika’daki Bulgaristan Merkezinin Bulgaristan parlamenter düzeni üstüne hazırladığı politik mühendislik projeleri çok ilginç. “Moloz” kitleleri yönlendirme fikri üzerinde yoğunlaşmışlar.

Lideri olmayan kitlelerin uyanması mümkün değil ve uyanamazlar, birleşemez, yüreklenemez ve dirilemez gerçeğinden çıkarak, son 30 yılda Bulgaristan’da lider yetişmesine set çekmişler ve işi tamamen kendi ellerine almışlar. Bulgar Üniversiteleri iş yapacak kadro yetiştirme işinde dünya üniversiteleri arasında 1298. yerdedir.

Bizde yetişen kadrolar ideoloji, dünya görüşü, hayat felsefesi, yaşam gelenekleri bakımından tamamen boş.

Şu sözünü ettiğim ikisi de çok ilginç:

Petkov “solcu”, Vasilev de “sağcı” tanıtıldı. Rusofilleri avutmak için K. Petkov “solcu”, “Moskovcu” diyenler gecikmediler.
Bunlar gazetelere düştü.


Tarihte görülmemiş bir olay bir “solcu” ile bir “sağcı” birlikte parti kuracak, hükümet olacaklar ve birbirlerine bıçak çekmeden kuzu kuzu bizim memleketi yönetecekler. Kimin adına? Bunu anlamak çok zor… Düşünmeye devam edebilirsiniz.

Önümüzde 3. Erken genel seçimlerde birinci parti:

Önümüzde Şubat 2022’de yapılacak 3. erken meclis seçiminde birinci parti olmaları ve hükümet kurarak, ikisinden birinin başbakan koltuğuna oturması planlanmış. Bu plan ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Stratejik olduğundan dolayı en az 2-3 yıl geçmişi olmalı.

Önümüzdeki aylarda parti kurma, kamuoyunu mayalama, politik yapılanma, örgütlenme hazırlıkları ve tüzük ve program işleri, halka indirme çalışmaları var.

Geniş kapsamlı REFORM PROGRAMI ve ANAYSA DEĞİŞİKLİĞİ TASARISI da dosyalardan çıkarılacakmış. Ufku uzak olsa da daha Ekim 2021’de YÜCE HALK MECLİSİ seçimleri yapılması gereği giderek gündeme taşınacak.


Hedefteki, yürütmeyi Cumhurbaşkanına devretmek ve meclisin kontrol işlevlerini zayıflatarak, ilk hamlede YARI BAŞKANLIK sistemine geçiş olacak. Bulgar tarihinde yarı başkanlık sistemi hiç olmadı. Radev’in Türk düşmanlığı ve aşırı milliyetçiliği dikkate alındığında yürütmeyi ele geçirme hevesi söndürülmelidir.

Hiçbir zaman özgürlükçü ve adaletten yana bir ANAYASA olmamış

Bulgaristan 142 yıllık tarihinde yarı yarıya liberaller, halkçı liberaller, demokrat liberaller ve yeni-liberaller tarafından yönetilen Bulgaristan’da hiçbir zaman özgürlükçü ve adaletten yana bir ANAYASA olmamış ve 1991 Anayasasının değiştirilmesi zamanı da çoktan kapıyı çalıyor da tek kişilik yönetim, otokrasiyi, monarşi faşist ve komünist diktatörlükleri anımsattığından halkı korkutuyor.

Olacakları dünyaya ve seçmene anlatmak zor.

Son 60-70 yılda Avrupa ülkelerindeki Anayasaların insan hakları, temel demokratik haklar ve serbest piyasanın problemleri uyumladığını görüyoruz.


Bulgaristan gibi ülkelerde evrensel kuralların, hukuk üstünlüğünün uygulanmadığını, uluslararası forumlarda devlet her türden yasalara imza atsa da her zaman milli yasaların üstün olduğunu, azınlık haklarının yaşanmadığını kendimiz bizzat yaşadık. Anadilimizde yazıp çizme, öz kültürümüzle yaşama hakkımız bile yok.

Biz, 1989’a kadar, ismi değiştirilmiş, kimliği ölümcül yara almış, soykırım ateşinden geçmiş, köyden köye, kasabadan köye ve hatta izinsiz doktora gidemeyen kölelerdik –unutmayalım.

Gelinlerimiz ve kızlarımız Bulgar devletinin angarya işinden vakit bulup yavrularına ninni söylemeye vakit bulamıyor, çocuklar masal işitmeden top oynamaya başlıyordu – unutmayalım!

Ağustos ortasında Radev-Karadayı Vatan – Anavatan çekişmesinden sonra, “Bulgaristan Bulgarların!”, “Kendini Bulgar hissetmeyenlere kapı açık!” lanetleri yeniden yükseltildi.

Zaten işitenler durmadan gidiyor. İngiliz “The Ekonomist” dergisi nüfus olarak %39 azaldığımızı, her dün 40 çocuk doğarken 56 kişinin normal ölümden, 38 de “Delta” – virüs belasından dünya değiştirdiğini yazdı. Daha bu Covid-19 ne gibi yasaklar getirecek belli değil amma insanlarımızı çok bulandıracağı açıktır.


Şimdiki değişiklerle, Bulgaristan’da 1950’lerdeki geleneklerle yaşama, öz kültürü geliştirme, eğitim öğretim konularında özerklik gibi haklar henüz tanımamışken değer ve erdemlere dönülmesi, vatandaşların farklı eğitim alması, aksi halde toplumların içsel kokuşmaya açık olduğu gibi, ilkeler dayatılmak isteniyor.

Biz Bulgaristan’da değişik kimlikli, dili, dini, kültürü ve etnik gelenekli azınlık topluluklar oluşturduğumuzdan, öz haklarımızı elde etmeden ortak refaha serüvenine sürüklenmekten, değerlerimiz ve erdemlerimiz farklı olduğundan dolayı yeni uzlaşmazlıklar kışkırtılmasından endişeliyiz.

Onların istediği de bu. Avrupa’dan gelen paraları bile doğru dürüst dağıtamadılar, yolsuzluk, sefalet aldı yürüdü. 3 Eylül günü Plovdiv Sofya yolunda bir polis operasyonu düzenlendi, Tarım Bakanlığının bir üreticiye Avrupa paralarından verdiği kredilere karşı her ay 5 bin leva rüşvet toplandığı bakanlık görevlisi tutuklanınca açıklandı.

Amerika’dan gelen Petkov ve Vasilev gibi Bakanların, Amerikan askeri uçakları semalarımızdan geçerken tolu bulutlarını füzelerle dağıtma yasaklandığından dolayı, meydana gelen son tabiat afetinde, binlerce köylünün elleri koynunda, gözleri yaşlı kalmasına tarafsız kalınca, Çiftçi Partisi erken seçim hükümeti Başbakanı Yankov’u ve Tarım Bakanının istifasını istedi.

Bulgaristan’da Anayasa değişikliği hedefleri okyanus ötesinden dikte ediliyor.

Bulgar milleti ve Bulgar kimliği biçimlendirme çabalarına önem verilirken, Bulgaristan vatandaşını oluşturma ve şekillendirme ödevinin yine topluma, kamuoyuna, elite ve entelektüellere değil, devlete verileceğini, devletinde bu ödevi Bulgar anaokullarına, okul ve üniversitelerine yükleyeceğini biliyoruz.

Bu ödev biz Türkler için çok önemlidir. Bulgar kimliği ve kültürü kalıbına girmek istemiyoruz çünkü. Bu Amerikan kalıbı, Yunanistan’da Yunan kimliği ve kültürü, Avusturya’da Avusturyalı kimliği ve kültürü vs oluşturup biçimlendiren bir kalıptır.

Buradan da etnik azınlık kimliklerinin oluşmasının engelleneceği ortadadır. Bulgar milli dünya görüşü oluşturulacağını ve bu konuda “ödün verilmeyeceğini” de biliyoruz.

Kısacası etnik azınlık kimliklerini eritme ödevini Amerika üstlenmiş ve yetiştirdiği kadroları bu amaçla kullanıyor. Bu artık gün gibi ortadadır.

45. ve 46. Halk meclisinde ABD eğitimli genç siyasetçilerin hiç bir konuda hiçbir kimseye ödün vermeme siyaseti direk olarak buna dayanıyor. Talimatlar böyle olduğu için parlamentodaki dağınıklık bir türlü toplanamadı, toplanamıyor ve toplanamayacak. Siyaseti yürütenler paraları alırken ”ödün vermeyeceklerine” yemin ettikleri her tavırlarından sızıyor.

47. meclis yolu böyle döşeniyor.
Uygulanan hiç kimseye ödün vermeme siyasetidir.

Bulgarların beklediği yağmur artık yağıyor. Anlamında bizde olmayanlar sürüm sürüm sürünsünler. Ülkemizi Cumhurbaşkanlığı yönetimine doğru yani parlamentoyu cahil ve beceriksizlerin toplanma yeri yapma yolunca grafik üzere, planlı programlı yürüyorlar. İktidarı tek kişi elinde toplamak hedeflerinin başında geliyor. Parlamenter demokrasiyi, Cumhurbaşkanlığı rejimine dönüştürmeye çalışıyorlar. Yine Totaliter sisteme mi gidiyoruz…

Doğmamış olan, ölmez”.

Bu meclis, hükümet, bakanlıklar ve daha neler neler olur ve olmaya bilir. 1978’e kadar bu sıraladıklarımdan hiçbiri yoktu.

Artık kısırlaştıkları ortadadır.
Doğmamış olan ölmez!
Okuyanlara ve paylaşanlara teşekkürler.
Lütfen paylaşınız.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 × four =