Ölebilirsen öl, Konuşmadan, bakmadan, ağlamadan. Anımızdaki Bulgaristan Slavço için bağırmamak, düşüncelerini açığa vurmamak iradesiydi. Konuşmamak ise, bildiklerini içinde yaşatırken, onlardan güç alma kararlılığıydı. O ağlamak
İnsanoğlunu dünyaya getirmek ne kadar zor. Her kişi önce anasının karnında karanlık bir ortamda taşınıyor, doğarken anası derisi yüzülür gibi haykırarak bebe aydın dünyaya “Merhaba”
Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın Ramazan Bayramı günlerinde Bulgaristan’a yaptığı yerli Müslümanlarla bayramlaşma ziyareti yankı uyandırmaya devam ediyor.
Kırcaali çarşısına uzanan ana sokakta Raşidov’un (herkes ona Raşko diye hitap ediyordu) bir ayakkabı dükkânı vardı. Daha fazla tütüncülerin ve çobanların giydiği lastik ayakkabı satılan
Dünya üzerinde iyi ve kötü insanlar, dürüst olan ve olmayan, yalancı ve doğrucu kişiler, Allah’tan korkup sakınanlar, durmadan bozgunculuk çıkaranlar, hep bir arada yaşamlarını sürdürürler.
Hem Bulgaristan’da hem de soydaşlar arasında olup bitene aldırmayan ve kendi kabuğuna çekilmişlerin oluşturduğu yeni bir tabaka var. Hepsi, hem Türk hem Müslüman, hem görünüşte
T.C. Başbakan yardımcısı Bekir Bozdağ’ın Bulgaristan’a yaptığı Ramazan bayramı ziyaretinden birkaç hafta geçmiş olmasına rağmen, yankılar hala sürüyor.
Raziye ÇAKIR Sayın okurlar, bir yıldan beri devam eden Bulgaristan Türklüğünü ve Müslümanlığını bir ejderha, bir tedavisiz kanser gibi amansız saldırılarıyla dil, din, bilinç ve
Ramazan geçti, bayramlaştık, bayram tatili bitti. İşi olan iş başına döndü. Ben de sizlerle Pazar sohbetine oturdum. Kırcaali’deydim. Arda akıntısında saçlarımı savurdum. Su Aynasına baktım.
Bütün propaganda mekanizmaları kullanılarak, yarım asır boyunca zihinlerimize Türkiye’nin nekadar kötü ve geri kalmış bir devlet olduğu pompalandı. Bulgaristan ise çoktan “gelişmiş ve sosyalizmin
