Yorum

Bulgaristan’daki Politik Sis

Musa VATANSEVER
Tarih: 19 Ekim 2021  

Bizler çocukluğumuzda sisli havalarda bağ bahçeye girer, meyvelerin hamına olmuşuna bakmadan yolar, ceplerimize doldurur, bir yandan da ağızımız boş durmaz, saldırırdık. Köy hayatının unutulmaz özelliklerinden biri, gençlerin çapulculuğuydu. Bu nedenle olacak bazılarımızın lakabı plaçkacıydı.

60-70 yıl öncesiyle bugünler arasında çok benzerlikler var. Memleket siyasetini yakından izliyor, haberlere hep kulak misafiri oluyorum.

Bulgaristan’da yeni siyaset oyunu 30 yıl önce kuruldu. Politikanın aracı olan seçimlerin kendi kuralları var. 1879’da Tırnova  Yüce Halk Meclisi için ilk seçim yapılan Bulgaristan, seçim aracı kabak çekirdeği, kuru fasulye ve dağarcıktı. Devlet işlerine kalem defter henüz oturmamış, seçim bülteni basacak makine yok. Seçime erkekler katılmış ve kuşak kıvrığında getirdikleri fasulye ya da kabak çekirdeklerini karanlık dağarcığa salarak, oy vermişler. Zamanlar gelenekleri devirdi. Şimdi seçim makinalarındaki düşmeye 3 defa basınca iş bitiyor. Köylü kasabalı işi bitiriyor da, işler Sofya’da takılıyor ve bir türlü hükümet kuramadılar. Hiç olmazsa, işittiğimize göre emekli maaşlarına 120 leva zam gelmiş, buna da Allah razı olsun.

Anlaşılan 14 Kasımda yeni seçimlere gidiyoruz. Şimdiye kadar geçerli formül, “bize oy verin, kuşkunuz olmasın biz işleri yoluna koyacağın!” şeklindeydi. Bakıyorum, durum değişmiş, meclis içinde ve toplumda çok kalın kırmızıçizgiler belirdi. Memleket partiler arasında parsellenmiş, bir bölgeden başka bir siyasi bölgeye geçmek için sanki “Covit pasaportu (test belgesi) ya da vize gerek. Hükümet kurulamayınca politik güçler arasında sankı düşmanlık belirdi, meclis kürsüsünden sert sözler söylendi,  meclis salonu defalarca terk edilirken, bir yandan da mahkemelerde davalar açıldı. Bu gerginliğin kısır olduğunu görenler, yeni politik parti kurulmasını, yeni önderler alınmasını istiyorlar.


Bulgaristan’daki anket ve kamuoyunu gözetleme uzmanlarından, “Alfa Riçırs” ajansı başkanı, sosyolog Bayan Boryana Dimitrova, 2 ay sonra yapılacak seçimler hakkında “45-inci ve 46-ıncı meclis tablosundan farklı bir tablo çıkacağına inanmıyorum. Belki yine de hükümet kurulamaz!” dedi.

Yine ünlü siyasetçilerden biri olan, hukuk profesörü, 2017 seçim hükümeti başbakanı Ognyan Gercikov, “son zamanda çok konuşulan Kiril Petkov hareketi, sahneye yeni politik güç çıkmaz ve protesto oylarını bir yerde toplayamazsa, 4 Nisan ve 11 Temmuz ruhunda bir seçim yaşarız. “Var Böyle Bir Halk” partisi oylarından biraz kaybeder, sosyalist parti BSP ise birkaç milletvekili daha çıkarır, güz sonu kış başında farklı bir değişiklik beklemek yanlış olur, yeni bileşim de hükümet kuramaz. Değişiklik yapacak birikimi yüklenecek güç henüz belirmedi.” dedi.

Kuşkusuz Cumhurbaşkanı ve 47. Halk Meclisi seçimlerinin 14 Kasım günü (aynı günde) yapılacak olması, birçok sosyolog ve politik analizcileri susturdu. Çünkü bir yandan henüz seçime girecek partilerin aday listeleri açıklanmazken, yine şu günlerde artık açıklanması beklenen Cumhurbaşkanı adaylarının da basında manşet olması işleri gecikiyor. Siz de bilirsiniz Bulgaristan seçimlerini genellikle ülkede etkin olan 11 Alman kuruluşundan, 4 Vakıf finanse ediyor.
Bunlar:
“Fridrich Ebert” Bulgaristan Vakfı;
“Konrad Adenauer” Vakfı, Sofya Bürosu;
“Fridrich Nauman” Özgürlük Vakfı, Bulgaristan ve 
“Hans Zeidel” Vakfı, Bulgaristan.

Bu vakıflar, Bulgaristan siyasi yapısını yaratanlar olup, mali ihtiyaçlarını karşılayarak istediklerini yaptırıyorlar. Örneğin, “Hans Zeidel” şirketi ABD dış istihbarat merkezi CİA ile birlikte hareket ederek 2000 yılından sonra GERB partisini yaratmış ve Boyko Borisov’u da önce Sofya Belediye Başkanlığına, ardından da Başbakanlığa taşımış ve 12 yıl iktidar koltuğunda kalmasını sağlamıştır.

Son günlerde, politik partilere seçim yaklaşıyor, “Cumhurbaşkanı adaylarınızı neden ilan etmiyorsunuz?” sorulduğunda, “kirli gömlekleri görülüp ya da yüzlerine tükürüp, onları aşındırmasınlar” diye acele etmiyoruz, cevabı veriliyor.


Cumhurbaşkanı kampanyasını yönetenler ve politik partileri yönlendirenler, Cumhurbaşkanı adayı gösterilecek kişinin halk tarafından tanınması için zamana ihtiyaç olduğunu bilmelidirler. Kimse tanımadığı bir kişiye oy vermez. Bulgaristan’da politikayı izleyenler, politikacılar, kamuoyu temsilcileri ve politik parti ve derneklerin önde gelenleridir. Bir yandan 2 seçime birden gidiyoruz, öte yandan mecliste emekli maaşları ve sağlık sigortası kasası dertlerinden bir türlü çıkılamadı, çarşı pazarda zamlarsa aldı başını gidiyor.
Bu konuları deşecek, sorunları çözecek cesur politikacılara ihtiyaç var. 4 Nisan’dan beri kurulamayan hükümetlere bakan ve başbakan yardımcısı, başbakan olarak önerilen ve 4-ü İngiltere’den ve 16’sı da Amerikan Üniversitelerinden diplomalı genç Bulgar kadrolar yapılan söyleşi ve testlerde, bugünkü Bulgaristan sorunlarından hiç birisine olumlu çözüm sunamamıştır.
Yeni kadrolarda dayanışma duygusu, birlikte tartışma, çalışma ve çözüm arama alışkanlığı yok. Yapılan anketlerde hiç birisi başka birisi hakkında olumlu bir şey söylememiştir. Geçici hükümetin ekonomi Bakanı Kiril Petkov, Maliye Bakanı Asen Vasilev ve Eğitim ve Teknoloji Bakanı Nikolay Denkov, direk olarak ABD Sofya Büyükelçiliği tarafından önerilmiştir.
Bu bakanlar, 11 Temmuz seçimlerinden sonra “Var Böyle Bir Halk” partisi tarafından da aynı bakanlıklara yine dış güçler tarafından önerilmiş, fakat Başbakan adayı Nikolay Vasilev, “ben Maliye Bakanı Asen Vasilev ile çalışmam, o bu işlerden anlamıyor” dediğinde, “itirazın kabul edilmedi” yanıtını almıştır.

Bulgaristan’da okunan haftalık gazetelerden “168 Saat” gazetesinin köşe yazarlarından, kıdemli gazeteci Valeri Naydenov konuyla ilgili şu yorumu yaptı: “Bizim izlediğimiz oligarhlar arası amansız mücadeledir. Bu savaşım “Kooperatif Ticaret Bankası” (KTB) çökertilmesiyle başlamıştı. Bir grup oligarh suçlanıp içeri atıldılar.
Bazıları da Dubay’a sığındı. Tutukluları daha sonra saldılar. Onlar yeniden birleşerek devlete deprem yaşatmaya ve adına sözüm ona  “tasarım” dediğimiz partilere yatırım yapmaya koyuldular. Protesto hareketi onların parasıyla oluştu. Milletvekillerinin, seçmen tarafından seçilerek değil,  direk olarak meclise gönderilmesini mümkün kılan partili politik sistem içinde güçlendiler.
Bugün islediğimiz mücadeleden bir parçadır şu olanlar. Sözü edilen kişilerin davaları özelleştirilmiş mahkeme ve savcılıklarda görüldüğünden dolayı, onlar bu iki yargı kurumunun kapatılmasını istiyorlar. Yargılanan kişiler haklı da olabilirler, haksız da, bu henüz bilinmiyor.”Anlaşılan bu muhalif grup artık üstün geliyor.
ABD Sofya Büyükelçiliğine gelen bir mektupla Başsavcı İvan Geşev’ın görevine son verileceği haberi alındığı, Bulgaristan’a yayıldı. Başsavcı İv. Geşev görevinden uzaklaştırılmasıyla, eski Başbakan Boyko Borisov’un yolsuzluklar gerekçeli davaları milli konu olabilir.
Son 77 yılda Bulgaristan’da Başbakan yargılanmamıştı…

Bu konularda genç seçmen bilgilendirilmezse, Kasım ayına kadar kargaşa ortamı yeniden oluşurken, toplum karışır. Bunun için Cumhurbaşkanı adaylarının hemen açıklanması gerekiyor. 2016 Cumhurbaşkanı seçimde 23 aday vardı. Bunlardan biri olan Plamen Oreşarski Hak ve Özgürlükler Partisi tarafından yükseltilmişti. Daha sonra oylar bugünkü Cumhurbaşkanı Rumen Radev’e aktı. Dolayısıyla Bulgaristan Müslümanlarının ve Türkiye’deki soydaşların oylarıyla seçilen R. Radev görev süresinde, Rusya yandaşı bir devlet adamı olduğunu gizleyemedi. O, toplumu ikiye böldü.
Bağımsız orta direk olamadı, protestoculara karıştı. Son 5 yılda azınlıklara karşı saldırılar şiddetlendi. Birçok mahallede Romenlerin evleri yıkıldı, Türklerin Vatan sorunu gündem oldu.
Memlekette halen süren nüfus sayımında azınlıkların anadillerini, etnik kimliklerini, dinlerini ve kültürlerini işaretlerken yaşadıkları sıkıntıları ve özellikle de “Bulgaristan Türklerinin İslamlaştırılmış Bulgarlar olduğu” saçmalıklarıyla yeniden gündem olduk.
Fakat insanlarımızda artık çok büyük bir uyanma var. Tepki büyük oldu.

Önümüzdeki seçimlerde, (14 Kasım 2021) ben Bulgaristan’daki durumun artık değişmesini arzu ediyoruz.
Hiçbir kimse kusur görmesin, fakat Bulgar milletvekilleri parlamento köleleri gibi hareket ediyorlar. Bir defa TV-de izliyorum, erkeklerin pantolonları parça parça deliklilerden, en son moda olabilir, ama meclis gibi resmi bir kamu makamı için uygun değildir. Parlamento bir gece kulübü değildir.
Hele de Bulgaristan Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı’ndan sonra ikinci resmi devlet yöneticisi olan tüm halkı temsil eden Halk Meclisi Başkanı Bayan İva Miteva’nın 12 yamalı pantolonla işe gelmesi, “Ayağa Kalk BG. Biz Geliyoruz!” partisinin lideri Bayan Maya Manolova’nın meclis kulislerinde yalın ayak gezmesi vs vs açı kovalamadan kadroya düştü, politik parti liderleri ve meclis başkanının “köpeğe”, “kediye” vs vs benzetilmesi, birbirlerine “çarık” diye hitap etmeleri tüm moral kurallarına aykırıdır.
Demokrasi düşmanlarının milletvekillerini “kırmızı fesli” alayla karşılaması, 1879’da toplanan Yüze Halk Meclisi üyelerinden % 80’inin aba poturlu, kuşak, yelek ve kalpaklı, ayakları çarıklı olduğunu unuttuklarına kanıttır.
Ne var ki şekil değişiklikleri, hiç birisinin düşünme tarzını ve beceriksizliğini etkilememiştir.
Ne yazık değil mi?

Burada üzücü başka bir olay milletvekillerinin politik parti başkanlarının (patronun) kölesi olması gerçeğidir. Bu sözlerim yalnız Hak ve Özgürlük Partisi “fahri başkanı” için geçerli olmakla kalmıyor, 11 Temmuz seçimlerinden önce milletvekili adaylarından hepsine DEKLARASYON imzalatılmıştır.
Milletvekilinin farklı düşünmeye, kendi görüşünü savunmaya, her hangi bir konuda parti grubundan farklı oy kullanmaya, öneride bulunmaya hakkı yoktur.
Ayrıca bu bütün partiler ve milletvekilleri için geçerlidir.
Bu durumda diyalog, anlaşma ve hükümet beklenemez.

Devam edecek.


Okuyanlara ve paylaşanlara teşekkürler.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seven + fourteen =