Yorum

Birbiriyle Bağdaşmayan Bayramlar

Tekirdağlı Ertaş ÇAKIR
Tarih: 10 Eylül 2021

Tarihten sayfalar

Eylül’ün ilk 9 gününde Bulgaristan 3 bayram kutluyor.
Bunlar birbiriyle tamamen çelişkili 3 anma günüdür.
1)- 6 Eylül 1885’te Bulgar Prensliğinin Doğu Rumeli’yi işgal günüdür.
2)- 6 Eylül 1916’de Tutrakan Savaşında
3)- 9 Eylül 1944 törenleri Bulgaristan’da 46 yıl Milli Bayram günü

6 Eylül 1885’te Bulgar Prensliğinin Doğu Rumeli’yi işgal günüdür. Silah patlamadan, kansız gerçekleştirilen bir ilhakla, Bulgar prensi Aleksandır Batenberg 1878 Berlin Anlaşması sınırlarını ayak altına almış ve Doğu Rumeli’yi gasp ederek Prenslik topraklarını Karadeniz’den Tatar Pazarcık’a (Pazarcık) kadar genişletmiştir.

Bu yıl 6 Eylül 136. kez “Birleşme Günü” olarak anıldı. Cumhurbaşkanı Rumen Radev anma törenlerinde Kriçim, Çırpan ve Rakovski’de konuşma yaptı. 14 Kasım 2021’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine vurguda bulundu. O, üç ay önce ikinci kez Cumhurbaşkanı seçimine katılacağını açıklamıştı.  Bulgaristan’ın çok derin ekonomik ve mali bunalımlarına çözüm bulamadı.


İkinci anma günü yine 6 Eylül 1916’de Tutrakan Savaşında Romanya, Sırbistan ve Rusya Ordularına karşı Bulgar, Osmanlı ve Almanya silahlı güçlerinin ortak zafer günüdür. 1913’te işgal edilen Güney Dobruca Romen ve Rusya işgalinden kurtarılmıştır. Bu çarpışmalarda Bulgar, Osmanlı ve Alman güçleri 210 subay ve 7 806 şehit vermiştir. Dobruca ve Deliormanlı Türk askerler bu çarpışmalara Osmanlı bayrağı ve komutanları emrinde katılmışlar ve zafere büyük katkı sağlamışlardır. Barış antlaşması 1918’de Bresk Litovsk’ta imzalanmıştır. Birinci Dünya Savaşında yenilen ülkeler listesinde olan Bulgaristan Güney Dobruca’yı hemen geri alıp prenslik topraklarına katamasa da, 1938’de Krayova Antlaşmasından ve 1940 Bükreş Konferansından sonra emellerine kavuşmuştur.

Cumhurbaşkanı Radev, Tutrakan Zaferinin 105. Yıldönümünü anma törenlerine katılmamıştır.  Rus imparatorluğu ordularına karşı Dobruca’da yürütülen sert çarpışmalar, Bulgar halkının Rusların “kurtarıcı” falan olmadığını anlaşılmasında önemli rol oynamış. Rusların Bulgaristan’ı bir eyalet ve sömürü alanı bir askeri üs olarak gördüğünü ortaya koymuştur. Bu açıdan 1913’te 5 bin Rus askerinin Makedonya “Doyran Cephesinde” Bulgar ordularına karşı savaşması, aynı yıl Dobriç şehri için verilen çarpışmalarda Rus kazaklarının Romanya ve Sırp birlikleriyle birlikte Bulgarlara sert saldırıları halkın uyanmasında çok önemli bir aşama olmuştur.

9 Eylül 1944 törenleri Bulgaristan’da 46 yıl Milli Bayram günü olarak kutlanmıştır. Oysa bu tarih, 5 Eylül 1944 tarihinde “Kızıl Ordunun” Bulgar Krallığına savaş ilan etmesinden sonra, Albay Kimon Georgiev yönetiminde birkaç Bulgar subayının askeri darbe gerçekleştirdiği gündür. Kimon Georgiev 1934’te birinci askeri darbesi Çar III. Boris lehinde hükümet kurmuş, demokratik hareketleri ezmiş, Türklerin  TURAN derneklerinde ve Öğretmen birliklerinde birleşen Türk aydınlara şiddet uygulamış, tutuklamalar ve yargılamadan hesaplaşmalar sürerken, daha büyük kısmı yurttan kovulmuştur. Daha sonra Kimon Georgiev’in bir Rus ajanı olduğu açıklanmıştır. O, 1942 “Vatan Cephesi” adı altında anti-faşist güçleri birleştirmiş ve “Kızıl Ordu” Tuna’ya dayandıktan sonra bir askeri darbe yaparak, iktidarı ele geçirmiş ve 1944-1948 yıllar arasında 3 defa başbakan olmuş ve 30 bin kişinin imha edilmesi ve 162  toplama kampının kurulmasıyla tamamlanan monarşi-faşist güçlerle hesaplaşma operasyonlarını yönetmiştir. Aynı dönemde “Halk Mahkemeleri” kurulmuş ve toplam 25 bin kişi yargılanmıştır. Bu uygulama Moskova yönetiminde gerçekleşirken, yarım milyondan fazla Bulgar vatandaşı Nazilere karşı cephelere sürülmüş ve bu işlere 13 milyar leva harcanmıştır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında Bulgaristan 2 felaket yaşamış, Sovyetler Birliği etki alanında kalmıştır.

Ne kadar anlatırsak anlatalım, 20. Yüzyıl Bulgaristan tarihini doğru dürüst kaleme alacak durumda değiliz.Çünkü 1945 yılında Sovyet Orduları Bulgaristan’dan çekilirken Tuna nehri limanlarından LOM rıhtımından bir Rus savaş teknesine 130 çuval resmi belge yüklemişlerdir. Bulgar tarihini anlatan bu evraklar bugün de Moskova’dadır ve birkaç defa talep edilse de Bulgar Devlet Arşivlerinde korunarak  kullanılmalarına izin verilmemiştir.  Moskova,  ancak 1919 Paris Barış Anlaşması gereği, Bulgar devletinin Birinci Dünya Savaşından sonra galip ülkelere ödemesi gereken savaş tazminatlarına ilişkin belgeleri görebilirsiniz, cevabını vermiştir.  Resmi açıklamalara göre, Ruslar İkinci Dünya Savaşı esnasında, kendi itiraflarına göre, Bulgaristan’dan yan yana konulduğunda toplam 93 kilometre uzun arşiv malzemesi çalmıştır. Bulgar devleti Sovyetler Birliğinden defalarca olmak üzere 1944 yılından önce Çar politik polisinin arşivinin kopyasını talep etmiş ama alamamıştır.

Bugün Bulgaristan’da 180 Rus ve Sovyet anıtı, türbe, panorama, kilise ve başka var. 2021 yılında Bulgaristan Sosyalist Partisi BSP Sofya şehir komitesi üyeleri dışında Sovyet askeri anıtlarına çelenk ve çiçek götüren olmamıştır. Moskova, Bulgar hükümetlerini bu anıtların bakımından ve korunmasından sorumlu tutmaktadır.


1944’te Bulgaristan’a giren Sovyet Ordusu ülkemizi “Kurtardı mı?, İşgal mi etti?” sorusu bugün 77 yıl sonra tartışılmaya devam ediyor. Bulgaristan’ın Rusya tarafından 1878’de ve 1944’te işgal edildiği gerçeğini artık herkes görebiliyor. Fakat bu işgal dönemlerinden kalan yara o kadar derin ki, kapanabilmesi tarihçilerin görevi olmaktan fazla, artık politik psikologların vazifesi oldu. Okullarda bu konuda konferanslar veriliyor. Bu gerçekler Bulgaristan Türklerine ana dillerinde anlatılmıyor. Gerçek tarih kitapları Türkçeye tercüme edilmiyor. Bilmeyenler Rusları “kurtarıcı” olarak algılamaya zorlanılıyorlar.

Son 70 yılda Rusların Bulgar tarihindeki rolü üstüne Bulgarca birçok kitap yazıldı, askeri darbeler devrim olarak anlatıldı, işgalci ve soygunculara hep kurtarıcı dendi. Söz konusu olan her defasında ülkemizin bağımsızlık ve egemenliği oldu. Rusya esaretinde bağımsızlığımızı ve egemenliğimizi o denli yitirdik ki, 1923 ve 1971 yıllarında T. Jivkov 2 defa SSCB’ne 16. Cumhuriyet olarak katılmamızı önerdi.

Bulgaristan’daki Rus baskısı gerçek bağımsızlık ve egemenli için, SSCB’den kopmak için mücadeleyi tamamen ezmişti. 1956 Macaristan ve 1968 Çek Baharı hareketleri bizde yaşanmadı.

Tarihçiler Birinci ve İkinci Dünya savaşından sonra milli kazalar yaşandığını yazdı. Demokrasiye doğru geçiş ise, ancak  1989 Mayısında Milli Türk Ayaklanmasıyla başladı. Büyük sayıda kurban vererek ve 360 bini birden Vatanı terk ederek komünist rejimi deviren Bulgaristan Türkleri kooperatifleştirilen ve devletleştirilen mülklerin iade edilmesinde, yeni alt yapının inşa edilmesinde, Bulgaristan Cumhuriyetinin NATO’ya ve Avrupa Birliği üyeliğinde olağanüstü büyük rol oynadı ve oynamaya devam ediyor. Türkler ve Müslümanlar 2021 yılı itibarıyla Bulgaristan’ı ve halkını savunan en adil, dürüst, yapıcı ve düzen kurucu partisini kurmuş ve politik yaşamda orta direk rolü görmeye güçlenerek devam ediyor. 4 Nisan ve 11 Temmuz seçimlerinde Türk partisi DİRİLME VE KALKINMA programıyla sahnedeydi.

Hak ve Özgürlük Partisi kadroları 31 yıldan beri Bulgaristan’daki Rus ve Sovyet anıtlarından hiç birine hiçbir vesileyle çiçek veya çelenk koymamış, Rus ve Sovyet işgalini öven törenlere katılmamıştır. 3 Mart Milli Bayram gününün de değiştirilmesinde direnmiştir.


2000 yılından beri Moskova yönetiminin Bulgaristan’da gerçekleştirmek istediği “Burgaz Aleksandropolis (Dedeağaç) Petrol Boru Hattı”, “Güney Avrupa Gaz Boru Hattı”  veya “Belene” Nükleer Elektrik Santrali gibi projelerin hiç biri tamamlanmamıştır.

Bulgaristan Ekonomisini, turizmini ve kültürünü Batıya bağlamaya çalışan ülkelerin arasında önde gelenlerden biridir.

Bu yıl 9 Eylül törenlerinde Sovyet Ordusu ve komünist teröre kurban giden kahramanlar anılmış, geçmişi ve tarihi olmayan halkların geleceği olmaz, inancı dile getirmiştir. Bulgaristan tarihinin her sayfasında Bulgaristan Türklerinin de şanlı izleri ve kahramanlıkları vardır. Birinci ve İkinci Balkan Savaşlarında, Birinci Dünya Savaşında ve Güney Dobruca için savaşlarda Bulgaristan Türkleri ve Müslümanlarımız toptan 9 965 şehit vermiştir.  Onlardan birçoğu Tutrakan ve Varna şehitliklerinde yatmaktadır.

Şu asla unutulmamaktadır. Bu topraklar, Vatan için Bulgarlarla omuz omuza savaşarak şehit düşen hiçbir etnik topluk veya halk kahramanı yoktur. Dış “kurtarıcılar” hepsi işgal amaçlı gelmiş ve geleceğimizi köreltmeye çalışmıştır.

Arkada kalan yıllar komünizm, sosyalizm, halk iktidarı, demokrasi, özgürlük vb bol bol kullanılan sözlerin Bulgaristan koşullarında anlam taşımadığını, halkı uyutmak için icat edildiğini ve kullanıldığını kanıtlamıştır. Bir örnek, 3 Mart 1861 Rusya’da toprak köleliğine son veren fermanın yayınlandığı gündür. Çar II. Aleksandır’ın imza ve mührünü taşır. O tarihte kölelikten kurtulanlar II. Aleksandır’a “Kurtarıcı Çar”lakabını takmıştır. “Kurtarıcı Çar”Bulgarlara da dayatılmıştır, oysa 3 Mart’ın Bulgaristan’ın kurtuluşuyla yakından uzaktan ilgisi yoktur. O tarihte, ancak Rusya Çarlığı ile Osmanlı imparatorluğu arasında san Stefano’da bir barış kes protokolü imzalanmıştır.


Hele “öze dönüş” yalanlarıyla zehirlenip soykırıma itilen Bulgaristan Türkleri gibi olağanüstü birikimli, deneyimli ve zeki bir halkın benzer yalanlarla kandırılmasının asla mümkün olmadığını da hayat kendisi doğrulamıştır.
20 yüzyıl yalanlarını görebilmemize, Bulgar milletinin minnettar bir halk topluluğu olmadığını, 1878’den beri tek dilli, tek dinli ve tek milletli devlet kurma çabalarını gerçekleştiremediğini ve Türklerle ve tüm Müslümanlarla birlik olmadan gerçekleştiremeyeceğini artık anlamaları gerekir.
Hele 2021 yılı siyasi ve ekonomik bunalımları tüm halka ders olmalıdır. Bu yol birlikte yürünecekse, önce hangi bayramı birlikte kutlayacağımıza karar verelim. Halen tüm bayramlar birbiriyle çelişkilidir. Bir de Bulgar devletinin Türklerle birlik olmadan hiçbir cepheden zaferle döndüğü görülmemiştir.
6 Eylül 1885’te Doğu Rumeli’nin ilhak edilmesine ve Bulgarları ezmesi için Rusya Çarı’ı Osmanlı devletini savaşa kışkırtsa bile, Osmanlı sabırlı ve barışçı davranmış ve Bulgarların birlik olma özlemine olumlu bakmıştır. Biz de bugün bir halk oylaması yapıp kamuoyu görüşünü alalım ve birlik olma yolunu açalım. Bu çalışmalarla ilgili ayrıntılı bilgiyi BGSAM ve BULTÜRK yayınlarında bulabilirsiniz.

Okuyanlara teşekkürler.

Paylaşınız lütfen.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

20 − 7 =