Rafet Ulutürk
Umut…
Hayata kök salan bir fidan gibidir. Sessizce toprağa bırakılır, zamanla yeşerir, filiz verir, göğe uzanır. Ve bir gün, gölgesinde nefes alan bir çocuğun gülüşüyle anlam kazanır.
Ankara Kent Konseyi’nin hayata geçirdiği “Umut Ormanı” projesi, bu sade ama güçlü gerçeği bize bir kez daha hatırlattı. Adıma dikilen bir fidanın sertifikasını bugün 24 Ekim de elime aldığımda, bunun bir kâğıt parçasından çok daha fazlası olduğunu hissettim. Bu, bir sorumluluktu. Toprağa verilen bir söz, geleceğe uzanan bir selamdı.
Günümüz dünyasında beton yükselirken toprağın sesi giderek kısılıyor. Oysa bir fidan, bir toplumun vicdanıdır. Umudu toprağa ekenler, yalnız bugünü değil yarını da inşa eder. Ağaçlar sadece oksijen üretmez; güven, sevgi, dayanışma üretir.
Çünkü ormanlar, bir ülkenin sessiz ama en güçlü mirasıdır.
Bu anlamlı projede yer almaktan büyük bir onur duydum. TÜMBİR (Türk İnternet Medya Birliği) Genel Başkanı Sayın Süleyman Basa’nın elinden aldığım bu sertifika, kişisel bir takdirden çok daha fazlasını ifade ediyor. Çünkü Sayın Basa, sadece bir belge takdim etmedi; bir farkındalık, bir ortak değer, bir toplumsal sorumluluk çağrısı sundu.
Onun öncülüğünde verilen bu destek, umut ormanının filizlenmesinde çok önemli bir rol oynuyor. Süleyman Basa’nın çevre bilincine, doğaya ve toplumsal dayanışmaya verdiği önem, örnek alınması gereken bir duruş.
Bir gün bu ormanın gölgesinde çocukların oynadığını, kuşların cıvıldadığını, insanların huzurla nefes aldığını hayal ediyorum. Bu, bir fidanın ötesinde bir umudun hikâyesidir.
Geliniz…
Hep birlikte geleceği yeşertelim.
Çünkü umut, toprağa düştüğü yerde filizlenir, filizlendiği yerde hayatı yeşertir.
