Yorum

Baştan Sona Yalan Anlatıyorlar

Tarih: 31 Temmuz 2019
Tercüme. Raziye ÇAKIR
Kaynak: “Dnevnik” gazetesi
Konu:  Türklere zulüm ve Bulgar tarihindeki yeri – ders kitapları

2019/20 ders yılı Tarih ve Uygarlık Ders kitaplarında “Yeniden Doğuş/SoyaDönüş” adlı asimilasyon projesinde Todor Jivkov ve gizli polis (DS) nasıl değerlendirildi, bir görseniz!

 S K A N D A L

Diktatör Todor Jivkov döneminde Bulgaristan Müslüman Topluluğu ve komünist partisinin ve devletin bu topluluğa karşı izlediği kıyım siyasetini yakından tanıyan Bulgar bilim adamlarından biri olan Prof. Dr. Bayan Evgeniya İVANOVA Eğitim ve Öğretim Bakanına bir mektup göndererek, ders kitaplarındaki saçmalıkları protesto etti.1989 göç ile ilgili görsel sonucuVatanlarından kovulan Bulgaristan Türkleri “Kapıkule” – Yıl 19891989 göç ile ilgili görsel sonucu

Ders kitaplarına işlenmiş olan ayrıntılar şunlardır:
Komünist rejimin Bulgaristan Türklerini topraklarından ve vatanlarından silah zoruyla amansız baskılarla kovduğu 29 Mayıs 1989 tarihli diktatör Todor Jivkov’un  mesajı.

Devlet Güvenlik Örgütü (DS) tarafından toplanan ihbarlar ve  “İç İşleri Bakanlığı” (MVR)  ve Sınır Askerleri Güçleri’ne” sözde Türklerin saldırılarına ilişkin gizli polis “DS” subayı Bonço Asenov’un yazdığı uydurma  bir kitaptan alıntılar.

Türklere yapılan zulümle ilgili öğrencilerin değerlendirmede bulunacakları, “Domino” yayın evi tarafından basılan, 10. Sınıf Tarih ve Uygarlık Kitabı’nda yer alan kaynaklar şunlardır.

Bu vesileyle ilgili Öğretim ve Bilim Bakanı Krasimir Vılçev’e Prof. Dr. Bayan  Evgeniya İvanova’nın gönderdi mektupta “Etnik ve inanç asimilasyonu ile ilgili değerlendirmenin, tartışma götürmez bir biçimde, yalnız olumsuz olacağını düşünmüştüm” deniyor.

Prof. İvanova’nın gönderdiği mektubun metni:
Sayın Bay Vılçev

Tarih kitaplarında da tekrarlamaya devam ettiğimiz, sözüm ona “soya dönüş süreci” dediğimiz – Müslümanların asimile edilmesi zorbalığı – 10. Sınıf Tarih Ve Uygarlık Kitaplarında yer alan 1944-1989 döneminin yorumlanmasını kapsayan problemlerden biri ile ilgili görüşümü bildirmek istiyorum.  Bu benim konumdur, üzerinde ve ayrıca onun bıraktığı yaralı hafıza üzerinde birçok araştırma yaptığımdan bilirkişi olduğum bir alandır.

İlgili dönemde, Bulgaristan Müslümanlarının asimilasyonu – rejimin en büyük suçlarından biridir – kitaplarda farklı ve birçok yerde de yetersiz yansıtılmıştır. Pomak ve Romenlerin, Müslüman Tatarların isimlerinin (çok küçük istisnalarla)  periyodik olarak değiştirilmesinden söz bile edilmeden, ancak Türklerinin isimlerinin değiştirildiği 1984-1985 yılları ele alınmıştır.

“Soya Dönüş Süreci” adıyla anlatılan, yalnızca üç sayfada (267-269) yine (Türkleri ele alan)  “Domino” yayınevi tarafından basılan kitap üzerinde özellikle durmak istiyorum. “Çağdaş Bulgar tarihinde üzerinde en fazla tartışılan” bir konu olan “olaylarla ilgili değerlendirmeyi” kitapta sunulan belgelere dayanarak öğrencilerin bir alıştırma destinde kendilerinin yapması isteniyor. Ben şimdiye kadar evrakların değerlendirilmesinden isim ve din değiştirmeye zorlama konusunda ancak olumsuz bir değerlendirme sonucu çıkarılabileceğine inanıyordum. Ve bunun bir tartışılmaz gerçek olduğuna inanmıştım.

Ders kitabının yazarları, 1984-1987 yılları arasında Bulgaristan’da Türkler tarafından 4 suikastın yapıldığını ayrıntılı bir şekilde anlattıktan sonra, aynı dönemde sözde olmuş olan ve kamuoyu tarafından o zamanlar olduğu gibi, şimdi de bilinmeyen, “42 illegal Türk grup” tarafından işlenmiş olan bir sıra “saldırı, kundaklama, ölüm ve yanıltma“ olayından söz ediyorlar.  Bu bilgilerin kaynağı olarak sivil polis (DS)  ihbar kaynakları ve asimilasyon siyasetini gerçekleştirenlerin anıları gösteriliyor. Burada izlenen hedefte, aynı dönemi huzur ve güvenlik cenneti olarak bilen öğrencilere, ana babalarının maruz kaldıkları,   ürpertici bir terör ortamı hayal ettirmek olmalı.

Eklenen belgeler:
Bulgaristan’ın Türk asıllı vatandaşlarını kovduğu 29 Mayıs 1989 tarihli T. Jivkov’un mesajı. Öğrenciler bu belgeden, Müslümanların Osmanlı İmparatorlunun onları içine attığı “adaletsizlik ve yoksulluk karanlığından” ancak “sosyalist devrimin zaferinden sonra”  kurtulduğunu anlamalıdır. (Birkaç sayfa sonda – s. 273. – yazanlar bu görüşü kendileri de kabul ediyor.

Öğrenciler “her yerde terör ve diversiyon” ve “aktif düşmanca yalanlayıcı etkinlikler” olduğu yolundaki bilgilerini gizli polis DS’nin topladığı ihbarlardan öğrenerek pekiştirecektir.  Saldırı olayları hazırlayanlara Türkiye ve ABD  yardım ederken, Gorbaçov ise, onlara engel olacağına, tarafsız kalmayı seçmiştir.

Gizli polis DS subayı Bonço Asenov’un kitabından bir alıntı seçilmiştir. İsim, din, dil ve kimlik değiştirme, yaşam şekli yasaklayıcısı bu gizli polisin kitabından alınan alıntıdan öğrenciler, protesto eden, silahsı Türkler İç İşleri Bakanlığı MVR güçlerine ve Sınır askeri birliklerine çılgınca saldırdıklarını, şehitlere yalnız sakan kurşunlar isabet ettiğini, Türkan Bebenin ise, “anası elinden düşürünce” kalabalık tarafından ezildiğini anlamalıdır. Başka belge yoktur.

Bu kitapta öğrencilerden istenenler arasında şu da vardır.
O günün rejimi isim ve din değiştirme olayına neden “soya dönüş süreci” adını vermişken, Türkiye ve diğer Batı devletleri aynı olaya bir “cinayet” demişlerdir?

Bu kitabı yazanlar, editörler ve basanlar, büyük bir gecikmeyle de olsa, Bulgar Devletinde işlenen suçlara ve isim ve din değiştirme zulmüne  “cinayet” dediğini bilmeleri gerekir.

Yazılmasına değil, düşünülmesine bile imkân tanınmaması gereken bu saçmalıkların sonunda (s. 274)  29 Aralık 1989 tarihinde İsimlerin ve din haklarının iade edilmesine ilişkin kararın bir kompromis  (taviz) – (hak edilmemiş bir hakkı tanıma)  olduğu kaydedilmiştir.

“Domino” yayın evince hazırlanan bu kitapta birçok başka esas yanlış var. Bana gülünç gelenlerin kimisine yer vermek istiyorum.

Osmanlılardan  ötürü Bulgarlar “kapalı ve tecrit” durumda yaşıyordu. Bu nedenle “Bulgar halkının konuştuğu lehçeler, kullandığı giysiler ve geçimleri” arasında büyük farklar belirmiştir. (S.106).

Osmanlı devri yaşamamış olan diğer halklar sanki lehçe, giysi ve geçim farkları yaşamamıştır.

Sayın Bakanım,
Ben bu fikirlerin ve iddiaların Bulgar öğrencilere erişmeyeceğine samimiyetle inanmak istiyorum.

29 Temmuz 2019
Saygılarımla: Evgeniya İvanova

Hak ve Özgürlükler Hareketi, Şeref Halk ve Hürriyet Partisi ve Demokrasi İçin Sorumluluk, Hoşgörü ve Özgürlük Partisi, dernekler, federasyonlar, İl Müftülükleri ve Başmüftülük, Bulgaristan Diyaneti Müslümanları İslam Konseyi Başkanı ve diğer politik eylemcilerimiz, belediye başkanları ve valilerimiz, aydınlarımız ne günlere duruyor???

Bizi izleyiniz.
Paylaşanlara teşekkürler.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

three × 5 =