Levent RASİM

Tarih:     16 Mayıs 2017

Konu: Siyasetin ve siyasetçilerin tükenme sınırları.

Aramızda işi bilen ve bilmeyenler var. Şu günler Deliorman’da akasyalar açıyor. Bu sene salkımlar kokmuyor, diyenlerimiz var. Oysa akasyanın önce erkeği açar. Dişi çiçekleri beklerken koku salmaz. Bu koncaları süzülen ıhlamurlar için de geçerlidir. Doğayı okuyamayan siyaseti de okuyamaz.

Şöyle başlamak istiyorum. Bizde, Boyko Borisov üçüncü kez Bulgaristan başbakanı oldu. Seçmenimiz, Avrupa Birliği Fonlarının son dilimlerinden birkaç parça daha koparıp yararlanmak için son seçimde oyunu büyük ölçüde GERB partisine verdi. GERB partisi Deliorman’dan Türk asılı bir milletvekili çıkarmasa da, yerli liderlerden Hüsmen Güney yeni dönem Razgrat valisi atandı. Kendisini kutluyor ve başarılar diliyoruz.

Siyasi gözlemciler, GERB partisi, Avrupa Birliği Fonlarının başarılı bir şekilde kullanılmasını örgütlemek için Birleşik Amerika ve Avrupa Birliği ortak iradesiyle 2009’da iktidar olmuştu. Yeni kurulan hükümette sanki Bulgaristan toplum çevrelerinden hepsinin “senedi” var ve Borisov bunlar arasında denge sağlamaya çalışıyor. Başka bir değişle, Bulgaristan’ın siyasi, ekonomik ve kitle haberleşme çevrelerinden hepsinin bu hükümette adamı ve nüfusu olduğu, havada dolaşan bir iddia olmaktan fazla, bir gerçektir. Örneklerse, seçim esnasında, tüm vurucu gücünü Türkiye Bulgaristan sınırına toplayan ve seçmenlerimizin otobüslerden indirildiğini, yaşlı kadınların tartaklandığını üzüntüyle yaşadık. Bu arada, Hak ve Özgürlükler Hareketi (DPS) seçmenlerinin 845 araç ve 52 otobüsle sınır kapısından girerken, kıllarına dokunan olmaması dikkat çekti. Aynı dönemde çıkan “Peevski basını” analiz edildiğinde, büyün seçim kampanyasını Türk ve azınlık düşmanlığına oturtan aşırı sağcı, ırkçı, faşizan siyasetçilerden hiç birinin tavrını eleştiren iki satır yazmadı. DPS ile o düşman güçler arasında bir gizli sözleşme olduğu kuşkusu belirdi. Seçimden sonra durum değişti. DPS yönetimi ırkçı partilerin iktidara girmesini sert eleştirdi ve eleştirmeye devam ediyor. Parti başkanı Karadayı, Başkan Yardımcısı Tsonev ve milletvekili Hamid’in demeçleri ilgi çekti.

Bu arada partinin Deliorman milletvekili ve eski Sosyal İşler Bakanı D-r Hasan Adem’in “fakti.bg” de yayınlanan, yeni kabinenin sosyal siyasetini eleştiren ve emekli maaşlarına zam geleceği konusunda yalanları ortaya koyan cümleleri büyük ilgi uyandırdı. Bu bakıma,  Borisov kabinesinde sosyal siyaset boşluğu var. Kabine düşürecek çelişki ise, daha şimdiden aşırı milliyetçilerin Başbakan Yardımcısı V. Simyonov’un Çingene nüfusun üremesine, sosyal pastadan pay istemesine, sağlık, eğitim ve mahalli sorunların çözümüne sert bakması ve şiddet içeren tavır alması olarak ortaya çıktı. Nüfusu sürekli azalan, gençleri dış ülkelere kaçan ve Bulgaristan’da üremek istemeyen bir durum gündem belirlerken, geleceğe ışık tutan bir program da ortaya çıkmadı.

44.mecliste ve üçüncü GERB hükümetinde sağ liberal yönelimli ve reformlar yapılmasını isteyen güçler temsil edilmiyor. Seçimler öncesi Reformcu Blok güçleri Deliorman ve Dobruca’da da parçalandılar. Birlik korunabilseydi, bu güçler yüzde yüz mecliste olacaklardı. Bunlardan üçü kendi başlarına % 3 gibi oy alıp % 4 barajını aşamayarak meclis dışında kalsalar da, özellikle köklü bir adalet reformu yapılması, anayasa değişikliği yapılması, seçim sisteminin değiştirilmesi gibi konularda ısrarlı dik duruşunu sürdürüyor.

Son günlerde Bulgaristan siyasi arenasında sanki kimin kime karşı olduğunu çözmek biraz zor oldu. Çünkü bir yandan, bir hükümet partisi gibi hareket eden Borisov kabinesi kimseyi karşıma almıyorum gibi sözler ederken, 6 Kasım 2016’da yapılan halk oylamasında 2.5 milyon seçmenin desteğini bulan reformcu Shoumen  Slavi Trifonov’un tepkisini kırmak amacıyla olacak, seçim sistemindeki değişiklik isteklerini tartışılıp onaylanmak üzere meclise sundu. Başbakan Borisov, reform isteyenlerin öncüsü sanatçı Slavi Trifonov’u evcilleştirmek ve uslandırmak istiyor sanki. Çünkü gerginliğin sertleşmesi ve halk dalgasının hareketlenmesi hükümeti sürebilir. Burada sosyal istikrarsızlık, yalancılık ve sözünde durmama şeklinde renklenmeler de derin popülist çizgiler taşıyor. Bütün halkı kucaklamaya çalışan ve ana muhalefet güç olarak kök salan  Slavi Trihonov referandumundan çıkan tabloda “sol yok, sağ yok, siyasi elit sınıfa karşı duran halk var” tablosu çiziliyor ki, bu tabloda Trifonov’un rakibi GERB partisidir.

Slavi Trifonov’un sesini işiten kitle, majoriter seçim sistemine geçilmesini istiyor. Bu konuda da halkı aldatma dalgası o kadar yükseldi ki, seçim konusunda kendisini ulusal uzman olarak kabul ettirmeye çalışan Prof Konstantinov bile, majoriter sistemde, GERB 160, BSP 50 ve DPS de 30 milletvekili çıkarır diyerek, seçmenin kafasını iyice karıştırdı. Bir defa majoriter oylamada meclise giren partilerin sayısının azaldığı iddiası kanıtlanamıyor. 1990’da bizdeki ilk demokratik seçim % 50 majoriter  (en fazla oy alan kazanır) ve % 50 proporsyonel (çoğulcu – parti listelerine göre) yapılmıştı ve meclise 6 parti girmişti. Bizde muhtar, belediye başkanı ve Cumhurbaşkanı seçimleri iki turlu majoriter sisteme göre yapılıyor. Prof. Konstantinov’un iddiaları asılsızdır, çünkü başka uzmanlar böyle bir seçimde mecliste çok değişik bir tablo olacağını yazıp çiziyorlar. Şöyle de bir durum var. İkinci tura yalnız 2 adayın kalacağı iddiası da diğer ülkelerdeki uygulamaya uymuyor. Örneğin Fransa2da ikinci tura 5 aday da kalabiliyor. Başkan Emmanuel Macron’un ikinci tur örneği ilginçtir. Basın konuyu açıklamaya çalışırken, siyasi partiler var olan durumun korunmasında ısrarlı görünüyor. 2013 seçimlerinden sonra Bulgaristan’da derinleşen siyasi ve parlamenter bunalımın temelinde seçim sistemi ve meclis bileşimi bulunduğu reddedilemez. Türk seçmen majoriter sistemden yana olduğunu defalarca dile getirdi. Ayrıca bütün seçmenlerin, ülke içinde ve dışında serbest oy kullanma hakkından mutlaka yararlanma imkanı bulmalıdır. Bu, devletin temel görevlerinden biridir.

Şimdi tüm boşlukları ve umutları dolduran gerginliği herkes hissetse de, seçim sonrası kalkışmalar henüz başlamamış olduğundan, sanki her yerde Bahar Havası hakim. Fakat yazımın başında da belirttiğim gibi, açan akasyanın erkeği, ıhlamurun da erkeği, arılar henüz çal toplamıyor, etraf akasya ve ıhlamur kokmuyor. Bekliyoruz yanı.

Bir sonraki yazımda, 1989 Mayıs Ayaklanmamızın da yıldönümü olan şu günlerde, Hak ve Özgürlükler Partisi /DPS/ , diğer Türk partileri ve özellikle de Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP)  aldığı yeni tutumu ele almak istiyorum.

Orman Denizinden ve yeşillikler denizi Dobruca’dan hepinize selam eder, zaman ayırıp okuduğunuz için de teşekkür ederim.

Reklamlar