Bulturk-İstanbul

Bulgaristan’ın önemli liman şehirlerinden olan Varna belediyesi geçtiğimiz günlerde İl sınırları içinde bulunan Türkçe isimli yer ve yerleşim yerlerinin isimlerini değiştirerek Bulgarca isimler verilmesine kararı almış.

Varna İli nüfusunun önemli bir kısmını Türk-Müslümanlardan oluşmaktadır.  Dikkat  edilecek olursa sadece Türkçe yer ve yerleşim adlarının isimleri değiştirilecek.

Yani Yunanca, Almanca, Rusça s.s.y. olması onlar için “sakıncalı” değil.

Çünkü Bulgaristan da 130 yıldan beri akıllara durgunluk veren bir Türk düşmanlığı yaşanmakta ve hızla devam etmektedir. Şöyle geçmişe bir baktığımızda yapmadıkları (işkence, kültürel soykırım) pislikler kalmadı. En adi ve şerefsizce davranışlarını hep Türklere karşı sergilediler.

Doğu Blokunun çökmesinden sonra Bulgaristan demokratik bir ülke olacak zannettik.

Hatta AB üyesi olduklarında İnsan Hakları, demokrasi gibi kavramlar söylemde kalmayıp hayata geçirilecek zannettik. Ama nafile. Varna belediyesinin son kararı açıkça göstermektedir ki, Bulgaristan da  Türk düşmanlığı hiç azalmamış aksine daha şiddetlenmiştir. Bulgaristan da Türk düşmanlığını hayatın her sahasında görmek mümkündür.
Bulgaristan da Türklerin oylarını alan ve hiç bir şey yapmadan iktidar olmanın nimetlerinden yararlanan HÖH Bulgar Gladio-sunun elinde oyuncak olmaktan başka bir işe yaramaz.

Her seferinde Türkler ile ilgili her meselede takoz görevini gören (Sozde Türk Partisi) HÖH’tür ve Bulgaristan Türkleri artık bu partiyi terk etmelidirler. Türklerin asimilasyonu için var gücüyle çalışan HÖH  daha dün Sosyalist Parti ile Sofya’da ortak bir miting düzenlediler ve bu mitingde Sosyalist Parti lideri geçmişte Türklere yapılanlarla ilgili özür diledi. Boş sözlerden öteye geçmeyen sadece Türk-Müslüman topluluğunu kandırmaya yönelik söylemler üretebilmiştir. 1989 demokrasiye geçişten bu yana, halkı ilgilendiren gerçek tek bir dava dahi görülmedi. Suçlulara ödüller bol bol verildi ve Türk-Müslüman halkı ise hep alkışlattırıldı.
Açıkça görülmektedir ki Bulgar Gladio-su hala ülkede söz sahibidir ve yapmak istediklerini çeşitli partilere yaptırmaktadır.

Bulgaristan da son yapılanlar aynı zamanda AB’nin ayıbıdır. Çünkü AB üyesi olan Bulgaristan eskiden Rusya’ya sırtını dayadığı gibi AB ye sırtını dayayarak ve AB den cesaret alarak bu gibi uygulamalara gitmektedir.  AB Türkiye ile ilgili olduğunda anında kararlar alıyor kınamalar yayınlıyor, İnsan Haklarından dem vuruyor mangalda kül bırakmıyor. Bu da açıkça AB’nin ne kadar ikiyüzlü hatta üç yüzlü olduğunu göstermektedir.

Önümüzdeki yıl Bulgaristan da seçimler olacak. Bulgaristan Türklerinin bu seçimlerde (Sözde Türk Partisini) HÖH’ü tarih sahnesine gömmeli ve oyunlarına daha fazla devam edemeyeceklerini göstermelidir. Türkiye’deki göçmen dernek ve sivil kuruluşları da en aktif bir şekilde faaliyet göstermeli ve tepkilerini ortaya koyabilmelidirler.

Bulgaristan Böyle boş işlerle uğraşacağına halkına nasıl istihdam sağlayabilir, fakirlikten nasıl kurtulabilir onu düşünmelidir. Bulgar halkı da artık uyanmalıdır ATAKA ve BSP gibi partileri artık siyasi sahneden silmelidirler. Bunlar var oldukça Bulgaristan’a demokrasi özgürlük veya bunun gibi laflar sadece azlarda dolaşacak. Biz Türkiye’ye gelenler işte sadece bunun için geldik özgür ve hür yaşayabilmek için.

 

Reklamlar