Rafet ULUTÜRK

Bugün takvim yaprakları bir dönüm noktasına tanıklık ediyor.

Bugün, silahların sustuğu, karanlık tünelin ucunda bir ışığın yandığı gündür.
Bugün, yıllardır Türkiye’ye karşı vekâlet savaşı yürüten PKK’nın elindeki silahları, bizzat
Türkiye Cumhuriyeti Millî İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) teslim ettiği gündür.
Bu bir teslimiyet değil sadece, aynı zamanda bir zihniyetin
çöküşüdür.

Süleymaniye’de Yeni Bir Sayfa Açılıyor

Dünyanın dört bir yanından gazeteciler, uluslararası medya mensupları Süleymaniye’ye akın etti.
Dünyada hiçbir ülke, başka bir ülkede yıllardır süren bir terör örgütüne kendi istihbaratını sahaya indirerek
silah bıraktırma operasyonu gerçekleştirmemiştir.

Bu dünyada sadece Türkiye’ye ait bir başarıdır.

MİT burada sadece bir masa kurmadı, bütün oyunu kurdu ve kazandı.
Amerika, Avrupa, Birleşmiş Milletler, NATO yıllarca konuştu, rapor yazdı ama kalıcı çözüm üretmedi.
Bugün Türkiye, bölgesel krizi küresel çözüme dönüştürüyor. Hem de tek başına.

Türkiye Neden Kimseye Güvenmiyor?

Çünkü bu milletin defterinde aldatılmışlık çok, ihanete uğramışlık boldur.
Silah verdiler, istihbarat verdiler, eğitim verdiler; sonra da dönüp “barış elçisiyiz” dediler.
Ama bugün artık o oyunlar sahnelenemiyor.
Türkiye kendi gözüyle görüyor, kendi kulağıyla dinliyor, kendi aklıyla karar veriyor.

MİT: Bir Devlet Aklı, Bir Milletin Hafızası

PKK’nın doğrudan MİT’e silah bırakması, bu örgütün artık hiçbir güç tarafından sahiplenmediğini, bir çıkmazda olduğunu gösteriyor.
Bu tablo aynı zamanda Türk istihbaratının ne kadar
derin, kararlı ve etkili çalıştığını gözler önüne seriyor.

Bu bir diplomatik başarı değil sadece, aynı zamanda devlet aklının cihanı sarsan bir örneğidir.

Dünya Bu Aklı Hayretle İzliyor

Bugün dünya bu devleti seyrediyor.
Bakın etrafınıza:
Üçüncü bir ülke yok ki kendi sınırlarının dışında, başka bir ülkede yıllardır süren bir terör sürecini
tek başına, hiçbir dış aktöre ihtiyaç duymadan sona erdirsin.

Yok böyle bir örnek.

Sadece Türk devleti bunu başardı.
Bu operasyonun tamamı Türk Devleti tarafından planlandı, yürütüldü ve tamamlandı.
Kontrolde MİT, sahada Özel Kuvvetler, iradede Cumhurbaşkanlığı ve karar aklında Türk Milleti vardı.

Bu, Türk Derin Aklının Zaferidir

Bunu başaran ordu kadar, akıldır.
Bu, masa başında strateji çizen, sabırla çalışan, zamanı gelince yıldırım gibi vuran
Türk Derin Devleti’nin başarısıdır.
Bu başarının adı “Türk Modeli”dir.
Bu modelin formülü ise:
İrade + Akıl + Vatan Sevgisi + Sabır = Zafer

Bugün sadece silahlar bırakılmadı.
Bugün bir terör örgütü değil, onu kuran akıl da diz çöktü.
Bugün bölge halkına sadece umut değil,
gelecek taşındı.

Ve dünya bir kez daha şunu gördü:
Türkiye, artık eski Türkiye değildir.
Bu topraklarda son sözü, her zaman Türk milleti söyler.
Ve bu millet bir kez karar verdiyse, ne silah, ne örgüt, ne de emperyal akıl bu yürüyüşü durduramaz.

Reklamlar