Yorum

Korkuyoruz, bizimle hesaplaşırlar! Bizi de götürün!

Şakir ASLANTAŞ
24 Ağustos 2021

Şu Afganistan faciası başlayalı, Nasrettin Hocanın “Yorgan gitti, Kavga bitti!” masalı takıldı aklıma.

Hoca ile karısı tatlı tatlı uyurken, dışardan gelen bir gürültüyle uyanırlar. Hoca yatakta yatan karısına, sokakta kavga olduğunu söyler ve mumu getirmesini ister. Aklından geçen, aşağı inip bir bakmaktır ne var ne yok diye.

Hanımı gece gece kavgadan sana ne dese de, faydası olmaz. Hoca yorganı sırtına çektiği gibi dışarı fırlar. Hoca sokağa iner inmez kavga aniden azalır. Hoca bu duruma anlam veremez. Hoca ne olduğunu anlamaya çalışırken biri sırtından yorganı kaptığı gibi kaçar. Kavga bitter. Kalabalık dağılır.

Odaya dönen Hocaya karısı sorar.


Kavga ne içinmiş?

Yorgan içinmiş, der hoca ve Yorgan gitti kavga bitti, demesiyle  Masal da noktalanır.

            Aslında bu büyükler için yazılmış bir masal.

Afganistan’a çok uyuyor. Amerikan emperyalizmi bu kardeş ülkeyi soydu ve benimle kavganız bitti dedi. Ama arkada kalan zavallı halkın hayat kavgası bitmedi. Amerikaya çalışan uşaklar uçağın kanatlarında kaldı içeri bile almadılar. Almanya’ya çalışanlar ise dışarıda kaldılar çünkü bira şişeleri ile doldurmuşlardı uçağın yarısını. Bunları iyi görmeli dünyada uşaklık yapanların sonu bu…

Afganistan havaalanında Amerikan uçağının tekerlerine sarılmış kaçmak isteyen insancıkların param parça oluşu gözlerimin önünden gitmiyor evet her şeye rağmen onlar insan.


Bende 1985 yılı Şubatında karlı ve fırtınalı bir gecede Bulgar diktatör Todor Jivkov rejiminin 3 500 tankından bir birliğin İslimye (Sliven) ilinin Kazan (Kotel) Belediyesinin Ablanlar (Yablanovo köyünü bastığı anlar geliyor aklıma. Köylüler, yol kesmek niyetiyle,  karın üzerine tankların önüne yattılar, tanklar durmadı ve Türk isimlerimiz için mücadele eden kardeşlerimizden bazılarını dişli paletlerin arasında kıyarak, kafatası patlamış, kemikleri çatır çutur kırılmış ve ince ve kalın barsak ince kıyılmış halde etrafa saçılmış, arkalarında bırakmışlardı. Olay zifiri karanlık gecede, elektrikleri kesilmiş bir köy yolunda, gözleri şakıyan tilki ve uğuldayan kurtlardan başka şahidi olmasa da unutuldu mu? Unutulur mu? Bulgaristan’da yaşanan züllümden doğan bu korku her gün büyüyor ve ülkeyi adım adım esir alıyor. Bu, dağ başında 4 çam ağcının yanması, taşan bir derenin seli değil, topraktan gece gündüz yükselen bir uğultunun esir eden dehşetidir.

Korkuyoruz, bizimle hesaplaşırlar! Bizi de götürün!” diye avaz avaz bağıran, dünyayı ayağa kaldıranlar Amerikan emperyalizmine Afgan halkının yeraltı ve yer üstü zenginliklerini peşkeş çektiren, Afgan halkının % 90’nını cahil, aç susuz bırakanlara yaltaklık yapan ve yardım edenlerdir.

Korku” hafta sonu Kazanlık ve Gabrovo kentleri arasında yükselen ve 1877-78 Rusya ve Osmanlı imparatorlukları arası tarihsel savaşta ağır çarpışmaların yürütüldüğü Koca Balkan tepelerinden biri olan “Şipka” Doruğunda düzenlenen anma töreninde Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in, Rusya Federasyonu Büyükelçisi Bayan Eleonora Valentinovna MİTROFANOVA huzurunda yaptığı konuşmada ağızından hiç düşmedi.

Cumhurbaşkanı Radev’in “Ruslar bir defa daha gelirse!” korkusunu mu yoksa “Bulgaristan Türklerinin hepsi giderse ne yaparız!” korkusunu mu anlatmaya çalıştığı pek anlaşılmadı. Şu da var geçen sene aynı yerde daha küçük bir kalabalık önünde konuşurken de 3-4 defa “Korkuyu aşacağız!” sloganı yükselten R. Radev’e göre Bulgaristan’da bu yıl korku daha da kararmış, koyulaşmış ve dehşetli olmuş benziyor.

Afganlılar gelir ve bir daha gitmemek üzere yerleşirse!”


Bildiniz gibi Vicdanı Körelmiş İnsanlarla Bir arada Yaşamak Ağır Gelir Merhametli İnsanlara. Hayattaki Adaletsizliklere, Kötülüklere aşırı Duyarlı bu İnsanlar her kötülükte biraz daha Yalnızlaşır. Hatta bu Dünyanın bir parçası olmaktan o kadar Utanç ve Üzüntü duyarlar ki; bazıları dayanamaz bizim de Cumhurbaşkanı Radev’in vicdanı uyanmış olabilir mi?

Bir ara, “Afganlılar gelir ve bir daha gitmemek üzere yerleşirse!” korkusu da olabilir bu. Akla daha yakın, çünkü Afganistan’dan 10 milyon kişi çıkmak ve Avrupa Birliği ülkelerine yerleşmek istiyormuş. Biz de, AB ülkelerinden biri ve toprakları en boş olanı değil miyiz? Zaten Avrupa Birliği yönetiminin boşaldıkça boşalan ve boş köylerinin sayısı 2 bini aşan Bulgaristan’a 10 milyon yabancı yerleştirme planı proje olarak vardı. O zaman Hıristiyan, Müslüman ya da hangi renk ve kültürden olacakları konuşulmamışlardı. Radev’in korkusu bu da olabilir!?. Yoksa bir an merhameti, vicdanı uyandı Afganistanlılara acıyarak onları bize verin biz bakalım demeyi mi düşünüyor acaba…?

İşte bu korkudur ki, Bulgaristan köy ve kasabalarında, belediyelerde, halk meclisinde, bakanlar kurulunca, Cumhurbaşkanlığında, Rusya Federasyonu Büyük Elçiliğinde anormal bir durum yaratmıştır. Bu anormalliğe, kurala aykırı olan, alışılmamış, kusurlu olan ya da normal olmayan da diyebiliriz.  5 dakika önce NOVA TV’den Bulgaristan haberleri dinledim, sanki “geçici bir normalleşme” esintisi sezildi. Sevindirici bir haber alınmış…

Bakın, bakın yeni hırsızlar neye seviniyorlar?

Kanada vatandaşı olan, 13 yaşından sonra Birleşik Amerikan kolejlerinde sürünerek yetişen, hangi okuldan diploması olduğu ve bu diplomanın Bulgar Eğitim ve Teknolojiler Bakanlığına bağlı Yüksek Denklik Komisyonu tarafından onaylanıp olmadığı henüz bilinmeyen ve GERB partisi tarafından, Anayasa Mahkemesine taşınan bir durum vardı. Bulgaristan Anayasasına göre, yabancılar ve çifte vatandaş olanlar başbakan, bakan ve milletvekili olamaz!  Kime gönül verdiği, kaderini kimlere bağladığı, kimlerden cesaret aldığı bilinmeyen ve gökten düşer gibi ansızın Sofya’da beliren ve Birleşik Amerika Büyük Elçiliğinin önerisiyle Cumhurbaşkanı Radev tarafından 12 Mayıs 2021’de erken seçim hükümetinde Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı olarak atanan Kiril Petkov’un Kanada vatandaşlığından ihraç edildiği belgesi nihayet gelmiş. Evet sevincimiz bu…
Şimdi de yeni bir parti oluşturup halkın karşısına çıkıyorlar. Bu size akıl ve para verenler Bulgaristan’da yaşayan halkı pek tanıdıklarını söyleyemiyorum. Hayırlısı 14 kasımda hepimiz göreceğiz, ak koyun kara koyun ortaya çıkacak.


Kuşkusuz bu olay burada bitmez. GERB partisi bu defa da Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı atandığı an çifte vatandaş olan K. Petkov’un bir anayasa ihlali olduğunu iddia ederek, Cumhurbaşkanı Radev’i anayasayı ihlal ediyor gerekçesiyle 2. Defa Yüksek Mahkemeye verdi. Yüksek Mahkeme ne yapsın. Yolsuzluklara kapı açan Cumhurbaşkanının kendisi…

Cumhurbaşkanı Radev’in aldığı kararların hiç birinde sorumluluk yok.

ilki; Örneği tek başına karar alarak 18 ay Yüksek Güvenlik Konseyini toplamadı.

İki, hiçbir hakkı yokken, bütçeyi görüşmek için Yüksek Güvenlik Konseyi topladı. Anayasaya göre devlet bütçesi Cumhurbaşkanlığında değil, halk meclisi komisyon ve bileşiminde görüşülür.

Üç, Hak ve Özgürlükler Partisi Genel Başkanı Mustafa Karadayı Cumhurbaşkanlığındaki “bütçe görüşme toplantısında” Bulgar vatandaşı olmayan Kiril Petkov’u Konsey Toplantısında görüşçe “sen Bulgaristan vatandaşı değilsin, bu toplantıda ne işin var. Kim saldı seni buraya?” deyip toplantıyı terk edince de büyük skandal çıktı. Bütçe tasarısının içinde 1 milyar 200 milyonluk “açık çek” olduğu anlaşıldı. Ve daha birçok olay, seçime giden Cumhurbaşkanını her gün daha fazla korkutuyor.


Bu arada K. Petkov’un gözü yükseklerde, protestocu partilerden biri olan “Demokratik Bulgaristan” üyesi olmuş, hemen 100 kişilik parti konseyine seçilmiş ve bu konseydeki genç kızlardan birini 8 bin avro aylık maaşla bir devlet bankası olan BBVR bankasının dış gözlemci avukatı olarak tayin etmiştir. Unutmayalım Bulgaristan’da Başbakanın maaşı 7 bin (3.5 bin avro) levadır. Söz konusu olan Bulgaristan’ın tek devlet bankasıdır. Yolsuzluk yapanlarla, yeni, yeni yolsuzluklar yaparak başarılı olacağımızı düşünmüyorum.

Burada birbirine bağlı, birbirine kilitlenmiş anormallikler görüyoruz. Sanki bu Bulgar gençler Amerika’da okuma hevesiyle sürünürken İstihbarat organları tarafından tuzağa düşürülmüş, yeminli ajan olmayı kabul etmişler ve Sofya’daki ABD Büyükelçiliği emriyle Cumhurbaşkanı Radev tarafından “bakan” tayin ediliyorlar ve ülkede her an biraz daha ay arsızlaşan, düzensizleşen bir keşmekeş ortamı yaratılmaya çalışılıyor. Rusya bunu mu istiyor bilemem ve Batılı anarşistlerin karşısına, Moskova ajanları dikiliyor mu dikilmiyor mu o da meçhul ve olan halkımıza oluyor.

TV ekranlarına çıkan yeni nesil düşünürler, hatta Alfa Rıçars Ajansının Bulgaristan Müdürü Bayan Boryana Dimitrova “Cumhuriyet rejimi” kapısı açılıyor sözlerini ağızından kaçırmadı, bastıra bastıra söyledi ve “2. erken seçimde oy veren seçmenlerin % 1’e düştüğünü gördüğünüzde şaşırmayınız. Seçmen yoruldu,” dedi.

Bilinen deneyimli sosyolog ve politikacılardan Ognyan Minçev ise, “Çok yakında Boyko Borisov’u karanlık gecede mumla arayacaksınız” başlıklı bir yazısını “Faktor”medyasında yayınladı.

Bulgaristan’da 40 yıl deneyimli sosyolog Andrey Rajçev, “Kasım ayında yapılması muhtemel olan seçimlerde katılım oranı % 20’yi aşmaz” açıklamasında bulundu.


Söz konusu olan Cumhurbaşkanlığı ve erken meclis seçimlerinin aynı günde yapılmasıdır. 24 Ekim ile Kasım 2021 sonuna kadar bu olursa, en çok korkan ise Radev’in kendisidir. Seçmen sandığı tekmelerse Cumhurbaşkanlığı rejimi mı kurulacak, bu konuyu başka bir yazımızda yorumlayalım.

Bulgaristan’da politik krizin yolunu kesecek formülü Cumhurbaşkanı bulamıyor, çünkü sorumluluk taşımaya kendisinde cesareti yok. “Su akar, yolunu bulur” atasözüne göre açılmasını bekliyor. Ama halk öyle düşünmüyor. Bu gün Sofya Plovdiv (Filibe) hızlı tren raylarına yatan 60 yaşında bir vatandaş, hem treni 5 saat durdurdu, hem de Bulgaristan vatandaşlarının hepsinin nefesini kesti.

Memleketimizin güçlü kişilere ve güçlü kararlara ihtiyacı var.

Sorumluluk taşımak istemeyen politikacılar güçlü karar alamazlar. Bulgaristan’da akıntıya karşı yüzmeye çalışan politikacılar güçlüklerle boğuşuyorlar.

Afganistan’dan istenmeyenler ve dış güçlerle çalışanlar kovuluyor. Bulgarlar da kovuluyorlar. 10 milyon kişi dışarı akmadan ülkenin damarlarının açılmayacağı, milli ruhun zafer kutlayamayacağı haberleri yayılıyor.


Afgan gençlerin emperyalist devi ABD ve yandaşlarını yenmesi tarihsel bir olaydır. Taliban da olsa bu toprakların bir evladıdır, her şartta ABD’den daha iyi bir yaşantı sağlayacaktır bu insanlara. Büyük büyük gazeteler TV’ler yazıyor konuşuyorlar, Afganistan’a ŞERİYAT geliyor diye. Halbuki burada yaşayanlar ŞERİATTAN DEĞİL ALLAHSIZLARDAN KORKUYORLAR. Bunu bu koca koca adamlar hala öğrenememişler yazık…

Böyle bir atılım ancak çok güçlü kişilerin çok güçlü ve kesin kararları sonucu gerçekleşebilirdi ve gerçekleşti. Bu gerçekler, bir toplumun etnik topluluklara, dini cemaat Lara, silahlı gruplara ve bölünmüşlüğünden, Amerikan askeri üslerinden kurtuluşunun ne kadar zor olduğunu ve olacağını kanıtlıyor. Afganistan trajedisi bir ders kuyusudur. Avrupa Birliği ülkelerinde yargı değerleri değişiyor.

Bu değer ve derslerden biri 3 trilyon ABD Dolarının Afganistan kimliğini değiştiremediğini ve değiştiremeyeceğini dünyaya gösterdi.

İnsan kimliği değeri olmayan bir nimettir. Karakter belirleyen özdür. Afganistan emperyalizme, insan düşmanlığına, totalitarizme, korkanlara ve sorumsuzlara mezar oldu. Dünyada oluşan yeni anormal durumun mimarı oldular. İlk dersi emperyalizm, totalitarizm, etniklerin düşmanları, dil, din, milli kimlik, kültür düşmanları ve kararsızlar almak zorundadır. Bilgisiz, deneyimsiz, öngörüsüz kişiler isabetli ve güçlü karar alamazlar.

Bulgaristan’daki anormalliği ancak biz Türkler kurallı düzenle değiştirebiliriz. Bu işler irade, şuur, vicdan ve ruhsal yücelik, deneyimli milli geçmiş sorunudur. Bulgaristan’da korkmayan millet Türklerdir. Bu ülkeyi ayağı kaldırcak olan da Türklerdir.


Bizim için “yorgan gitti, kavga bitti” yalnızca ders alınacak bir masalımızdır.

Kavga bitmemiştir.

Bizi izlemeye devam ediniz.

Paylaşınız.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ten − ten =