Yorum

Cumhurbaşkanı Radev son umut testisini de kırdı.

İbrahim SOYTÜRK
Tarih: 5 Ekim 2021

Oylarımızla Bulgaristan’a Cumhurbaşkanı seçilen, ordusu olmayan memleketin Generali olan Cumhurbaşkanı Rumen Radev son umut testisini de kırdı.

Altıncı defa olmak üzere, hükümet kurmakla görevlendirilen, Var böyle bir halk ve ardından eski komünist yeni Bulgar sosyalist partisi de “senin tayfanla iş olmaz deyip hükümet kurma görevini iade eti.” Yedinci deneme de boşa çıktı.

Bu olayı, 90 dakikada yenişemeyen, ek sürede de başı kesilmiş tavuk gibi futbol sahasında boş boş koşan bir takımın penaltıların beşini de kaçırdığı benzetmeli bir durum yaşıyoruz. Memlekette tartışılan konu:
Bu durumda teknik direktör mü istifa eder? Yoksa takım mı?
Cevap her ikisi de… Elimizden gelen bir şey yok, “Eden kendine eder!” Cumhurbaşkanı Radev’e de yol göründü. Türklerle zıtlaşan hep kaybetmiştir ve kaybetmeye de mahkûmdur. Sayın Cumhurbaşkanı bu işler Amerika Büyük Elçiliğinin işaret ettiği ipsiz sapsız kişilerle olmayacak. Besbelli biz henüz tamamen köle bir ülke olmamışız. İş Allah olmayız.

5 milyon nüfusu olan, son 10 yılda 17 milyar vergi kaçıran ve 19 milyar avroyu da yurtdışına saklayan Bulgaristan’da, Rus yapımı “Mig-19” uçağından inip 2016’da karısına üç kez “Boşadım!” dedikten sonra “Yukarısı, Doğu ve Batı ile görüştüm, anlaştım, iş bende”  yalanıyla Cumhurbaşkanı Koltuğuna oturan R. Radev boş teneke çıktı.


Bizler, Büyük Türkiye’den ve Bulgaristan’a gelip yerleşmeden önce 16 devlet kuranlarız.

Boyundan utanmadan, Bulgaristan Türkleri politik nüvesi olan Hak ve Özgürlükler Partisi Genel Başkanı Mustafa Karadayı’ya “Senin vatanın neresi?” sorusunu soran Radev’in, Turan’dan, Türk Dünyası’ndan, Büyük Türkiye’den ve Bulgaristan’a gelip yerleşmeden önce 16 devlet kuran, yöneten ve hepsini imparatorluğa ve yeni uygarlıklara taşıyan Bulgaristan Müslüman Türklerini tanımadığı ortaya çıktı. Üstelik Bulgaristan’ın NATO’ya kimin garantörlüğünde girdiğini de bilmiyor. Şöyle ki, 1000 yıldan beri bu topraklarda yaşayan ve boz yamaç ve çalılıklarından cennet Vatan yapan bu alicenap ve çalışkan insanların, bir milenyum boyunca bir Bulgar kapısını çalıp  “Komşu bir bardak su!” demediği büyük bir gerçektir. Hiçbir zaman hiçbir kimseye muhtaç olmadan aynı topraklar üzerinde yaşayan Bulgaristan Türkleri “tuzu kuru bir millettir.

Son 142 yılda Bulgaristan Müslüman Türkleri VATANLARI için 5 savaşa girmiş, binlerce şehit vermiş ve on binlerce yara sarmıştır. Bugün halk kültürleri, çocuklarının okula gitmesi, anadilini öğrenmesi, Türk yazı, edebiyat ve tarihi bilmesi, anadillerinde özgürce okuması ve yetişmesi, Türk kimliği ve Türk bilinçleri üzerinde yüzlerce yasak olsa da, Bulgaristan’da onlardan daha zeki, aydın kafalı ve ufku açık tek kişi yoktur. Bulgar toprağında patlayan ayaklanmaların hepsine katılmış ve işlerin gerçekten sarpa sardığını görünce 1989 Mayısında kendileri ayaklanmış, 72 bin Türk Bulgar tarihinin en vahşi ve barbar, ikiyüzlü diktatör hükümdarını komünist partisi ve sosyalist devletiyle birlikte çöp deresine itmiştir.

Zafer kazanmış, bayrak dalgalandırmış, ordusu olmayan bir millet Cumhuriyet olamaz, dolayısıyla Cumhurbaşkanı da olamaz. Kökleri yalana dayanan sahte bir devletin Cumhurbaşkanı sahtedir. Bu memleketin olmazsa olmazı olan, tüm azınlıkların orta direği, yönlendirici ve esinlendiricisi, saat ayarı, etnik azınlıkların şafak yıldızı olan HÖH partisi Başkanı’na “Senin Vatanın neresi?” sorusunu soran, ordusu olmayan ülkenin dengesiz Generali, artık Sofya’da tutunamıyor.

Dedesinin köyünün yakınındaki Topolovgrad kasabasına uzamış ve toplanıp hatır için hemşeri derdi dinleyen yaşlılara, “meclis beni dinlemiyor, hükümet kurdum kulak veren yok, sıkıştım kaldım, ne yapayım? Sorusuyla danışmaya gitmiş.


Koyun kuzu meleşir, ot koparır, tuz yalar süt verir, sürü bir defa dağılırsa, kendiliğinden asla toplanmaz. Sen sürüyü dağıtın, bu iş olmaz! Türklere vatan sorulmaz!” demişler.

Bulgar Cumhurbaşkanlığına son birkaç günde olağanüstü büyük sayıda mektup gitmiş. Bu mektupları gece gündüz okumaya çalışıp gerçek haberi iletmeye zaman tüketenlerin vardığı sonuç şu. Bulgaristan Türklerinin türküleri değişti, “İçten Türküler” söylüyorlar.

  • Ne! Osman Paşa’yı mı? diye soran olmuş.
  • Hayır, hayır makam değişti. Bilirsiniz Türklerin şifresi makamdadır. Sözlerini söktük ama makam farklı! Ama bu türküyü Bulgaristan Müslüman Türklerinin hepsi biliyor, yalnız Bulgar istihbarat ajanları bilmiyor. Bu bir Vatan türküsü’ Sözleri ve makamı biliyorlar ve birkaç günden beri toplanıp kafa kafaya verip söylüyorlar, haberleri gidip geliyor.

Cumhurbaşkanı Radev Türklere ne kadar öfkeliyse, Türkler de ona o kadar öfkeliler ve işte o içten söyledikleri türkülerin türküsü:

Bil Oğlum

Gün gidende ay gelende gel oğlum
Cihan yanar sen gülende gül oğlum
Bir yol vardır, Hakk yoludur bul oğlum
Yeri bilmek göğü bilmek bil oğlum


Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
Çakal gezen şu dağlarda gez oğlum
Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
Hain gezen şu dağlarda gez oğlum

Gez oğlum
Vatanına göz dikeni ez oğlum!
Dostun kim düşmanın kim sez oğlum
Tarihini şerefinle yaz oğlum

Yaz oğlum!
Gez oğlum

Vatanına göz dikeni ez oğlum!
Dostun kim düşmanın kim sez oğlum
Tarihini şerefinle yaz oğlum

Yaz oğlum!
Senden gider sonsuzluğa yol oğlum
Dört bir yana salmalısın kol oğlum
Ekmeğini aç olanla böl oğlum
Haram yeme, Hakk uğruna öl oğlum!


Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
Çakal gezen şu dağlarda gez oğlum
Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
Hain gezen şu dağlarda gez oğlum

Gez oğlum
Vatanına göz dikeni ez oğlum!
Dostun kim düşmanın kim sez oğlum
Tarihini şerefinle yaz oğlum

Yaz oğlum!
Gez oğlum

Vatanına göz dikeni ez oğlum!
Dostun kim düşmanın kim sez oğlum
Tarihini şerefinle yaz oğlum

Yaz oğlum!
Zulüm dolu saltanattan in oğlum
Zalimlere duymalısın kin oğlum
Nefis kibir mantık yutan dev oğlum
Mağrur olma insanları sev oğlum


Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
Çakal gezen şu dağlarda gez oğlum
Çabuk büyü çabuk yetiş tez oğlum
Hain gezen şu dağlarda gez oğlum

Gez oğlum
Vatanına göz dikeni ez oğlum!
Dostun kim düşmanın kim sez oğlum
Tarihini şerefinle yaz oğlum

Gez oğlum
Vatanına göz dikeni ez oğlum
Dostun kim düşmanın kim sez oğlum
Tarihini şerefinle yaz oğlum
Yaz oğlum
Sen bunları bir kenara yaz oğlum

Bu türkümüz öfkeden ancak öfke doğduğunu bilmeyenlere
Kinden kin doğacağını bilmeyenlere ve
Son hesaplaşmada artık özür dilemek ya da unutmaya
Yer kalmayacağına cevabımızdır.

Bir köylü Cumhurbaşkanı halk meclisindeki en şerefli, en namuslu ve saygıya değer partinin başkanına “Senin Vatanın neresidir?” sorusunu soruyorsa, alacağı cevap başka olamaz ve olmamalıdır.


600 bin Türk oyuyla seçildiğini çok çabuk unuttu.
Bakalım yeni seçimde ne yapacak ve kime el açacak?
Okuyanlara teşekkürler.
Paylaşanlara teşekkürler.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

one × two =