Yılbaşı Batı geleneği mi?

 

Yılbaşını kutlamalı mıyız kutlamamalı mıyız tartışması ülkemizde hep yapılagelmiştir. Gerçi artık ülkemizdeki Şeriatçı akımlar da bu konuda pek ses çıkartmıyor, yılbaşı kavgasına girişip de laik kesimi ürkütmek istemiyorlar. Ama yine de yılbaşına karşı tavırları sürüyor.

Geçmişe döndüğümüzde de benzeri bir tartışmayı görürüz. Mesela 1934 yılında Akşam gazetesindeki makalesinde Orhan Selim şöyle yazıyordu:

“Ben bizde yılbaşını kutlulamak diye bir görenek olduğunu bilmiyorum. Bu bir frenk göreneği olsa gerek.

“Yılbaşını ben niye kutlulayım? Yılbaşı ile öteki günlerin bence bir ayrılığı yok ki… Yılbaşında ne olmuş? Emperyalizm o gün mü denize dökülmüş, yoksa halifeliğin kaldırılması böyle bir yılbaşı gününe mi rastlar?

“Belki de büyük bir bilgili adam bundan şu kadar yıl önce, böyle bir yılbaşında, adam oğullarına sağlık verecek bir nesne bulmuştur. Öyle mi? Hayır mı? Öyleyse yılbaşı neyime gerek?”

Makalenin yazarı Orhan Selim, Nâzım Hikmet’ten başkası değildi…

Yani o dönemlerde sol kesimler de bu yılbaşı geleneğine farklı bakıyordu. Ve genel olarak yılbaşı bir Batı geleneği olarak o günlerden bu yana hep tartışılmıştır.

Yılbaşı elbette bir Batı geleneği. Daha doğrusu 1 Ocak günü kutlanan yılbaşı Batı toplumlarının geleneği.

Fakat her toplum, 1 Ocak günü olmasa da yılbaşı kutlar, bu ise neredeyse insanlıkla yaşıt bir gelenek.

Batı kültürü Hıristiyanlıkla birleştikten sonra ise yılbaşı aynı zamanda dini bir tören halini de almıştır. Gerçi 1 Ocak aslında Hz. İsa’nın doğum günü değildir ama 1 Ocak ile başlayan milat, Hz. İsa’nın doğum günü olarak kabul edilir.

Bizim asıl üzerinde durmak istediğimiz ise bambaşka bir şey.

1 Ocak gerçekten yılın başı mı?

Sorumuz şu: Yılın başı 1 Ocak mıdır?

Bu soru, elbette ki dinlerin, kültürlerin cevaplayabileceği bir soru değil.

Bir defa “Yıl nedir? Gün nedir?” gibi kavramların ortaya çıkması ve bunların cevaplandırılması gerekir ki, bu da bilimin alanına girer.

Yılbaşı aslında insanoğlunun zamanı sınıflandırma ihtiyacından doğan bir gerçekliktir. Çok eski çağlardan beri insanlar, gündüz ile geceyi yaşamışlar, sürekli tekrarlanan bu gündüz ve gecenin sırrını çözmeye uğraşmışlardır. Bu uğraş bugünkü modern astronomi biliminin de temelini atmıştır.

Güneşin bir doğumundan diğer doğumuna kadar geçen süre, bir gün olarak adlandırılmıştır.

Ama birbirini takip eden her gün aynı değildir. Kimi günlerde gündüz (aydınlık) daha uzun, gece (karanlık) ise daha kısadır.

Bu kavrayış insanoğlunu bir süre sonra mevsimleri kavrama gerçeğine ulaştırmıştır.

Mevsimlerin birbirini takip etmesi ise şaşırtıcı derecede aynıdır, böylelikle yıl denilen kavramın da ilk hali ortaya çıkacaktır.

Galile’den çok çok önce

Tüm bu olayların iki sebebi olabilirdi; ay ve güneşin varlığı. Çünkü dünyayı geceleri ay aydınlatıyordu gündüzleri ise güneş. O halde dünyanın gece ve gündüz olmasının, sıcak ve soğuk olmasının da temel nedeni ay ya da güneş olabilirdi.

Ayın hareketlerini izlemek çok daha kolaydı. Çünkü bu hareketler her gün tekrarlanıyordu ve izlemesi kolaydı. Ay’ın hareketlerinin izlenmesi insanlara zamanı ölçmek açısından önemli bir yardımcı oldu.

Fakat asıl mesele güneşi izlemekti.

Kimileri dünyanın güneş etrafında döndüğünü ancak Galile’nin keşfettiğini iddia etse de insanlık en eski çağlarda bile bu bilgiye sahipti. Ve dünyanın güneş etrafındaki dönüş süresi de hesaplanmıştı. Basit olarak dört mevsim geçince bir tur tamamlanıyordu. Bu ise zaman olarak 365 güne denk geliyordu. 365 gün demekse tam bir yıl demekti.

Yılın başı 21 Mart

Astronominin bu gözlemleri elbette doğruydu ama bazı hesap hataları da vardı. Çünkü dünyanın bir eğimi vardı ve bu eğim dolayısıyla da gün ışınları dünyaya dik bir açıyla gelmiyordu.

İşte bu gözlem insanlara günü ve yılı çok daha net olarak gözlemleme ve bilme yolunu açtı.

Böyle bir gözlemden çıkan sonuç yeryüzünde güneş ışınlarının dünyaya dik açı ile geldiği bir gün olduğunu gösteriyordu.

Bu gün, kuzey yarımkürede 21 Mart tarihiydi.

21 Mart günü gün ile gece eşitleniyordu ve aslında yeni bir yıl da o tarihte başlıyordu.

Bugün modern astronominin takviminde yıl 1 Ocak günü başlar ama daha bilimdışı denilen burçlarda da ilk burç Koç burcudur ve 21 Mart günü başlar.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir