Durmuş MUTLU
Tarih boyunca stratejik konumu ve jeopolitik önemiyle dünyanın en dikkat çeken ülkelerinden biri olan Türkiye, bugün de uluslararası güç dengelerinde belirleyici bir aktör olarak varlığını sürdürüyor. Öyle ki, küresel istihbarat teşkilatlarının en kritik isimleri dahi Türkiye’de görev yapmış ve buradaki tecrübeleriyle kendi ülkelerinde en üst kademelere yükselmişlerdir.
Amerikan istihbaratının başına geçen isimlerden biri Türkiye’de uzun yıllar görev yaptı. Benzer şekilde, İngiliz istihbarat servislerinin en önemli isimleri de Türkiye’de bulunmuş, burada edindikleri bilgi ve deneyimlerle ülkelerine döndüklerinde istihbaratın zirvesine çıkmışlardır. Bu örnekler, Türkiye’nin sadece bölgesel değil, küresel anlamda da bir güç merkezi olduğunu gösteren önemli işaretlerdir.
Tarih tekerrürden ibarettir derler. Bizans döneminde de, Osmanlı döneminde de Türkiye’yi kontrol eden güçler, dünyada söz sahibi olmuşlardır. Roma İmparatorluğu, Doğu ve Batı’yı birleştiren en stratejik noktalardan biri olan İstanbul’u kaybedince zayıflamış, Osmanlı bu toprakları ele geçirerek dünya siyasetinde en önemli aktörlerden biri haline gelmiştir. Bugün de benzer bir süreç yaşanmaktadır. Türkler, tarih sahnesinde yeniden yükselişe geçmektedir.
Türkiye’ye sahip çıkan, dünyayı kontrol eder. Bu sadece bir söz değil, tarihsel bir gerçekliktir. Türkiye’nin ekonomik, askeri ve diplomatik olarak güçlenmesi, küresel dengeleri de doğrudan etkileyen bir faktör haline gelmiştir. Son yıllarda savunma sanayisindeki atılımlar, uluslararası ilişkilerdeki bağımsız politikalar ve bölgesel liderlik, bu yükselişin en önemli göstergelerindendir.
Bugün Türkiye sadece kendi bölgesinde değil, Afrika’dan Asya’ya, Orta Doğu’dan Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyada etkisini hissettiren bir ülke konumundadır. Türk savunma sanayisi, yerli üretimleriyle küresel pazarın en önemli aktörlerinden biri haline gelirken, enerji politikalarıyla da dünyanın enerji rotalarını belirleyen bir güç olmuştur.
Tarihin dönüm noktalarında olduğu gibi, bugün de dünya yeniden şekillenirken Türkiye masada güçlü bir şekilde yer almaktadır. Türkiye’ye yatırım yapan, Türkiye ile ittifak kuran güçlenir; karşısında duran ise er ya da geç bu stratejik hatanın bedelini öder. Tarih boyunca değişmeyen bu gerçek, bugünün dünyasında da geçerliliğini korumaktadır.
Türklerin geri dönüşü sadece bölgesel değil, küresel bir olaydır. Ve bu dönüş, dünya siyasetinin gidişatını yeniden belirlemeye adaydır.
