ismail cingoz  İsmail Cingöz

 

Genel olarak Arap Baharı adı verilen olayların Suriye’ye sıçramasıyla birlikte yıllardır uyutulmuş olarak bekleyen toplumsal dinamikler harekete geçmiş, Dünya ve Türkiye kamuoyu tarafından unutulan Suriye Türkmenleri de diğer topluluklarla birlikte gündeme gelmeye başlamıştır.[1] Peki, Türkler Suriye ve bu bölgeye ne zaman yerleşmişlerdi?

751 yılında yaşanan Talas Savaşı’nda Çinlilere karşı Arapları destekleyen Türkler, hem savaşın seyrini değiştirdiler, hem de kendi geleceklerini kökten etkileyecek olan İslamiyet’le tanıştılar[2] ve ardından Abbasi ordularında görevler alarak bu coğrafyaya yerleşmeye başladılar. Suriye’de ilk Türk hâkimiyeti ise 9. Yüzyılda Mısır’da kurulmuş bir Türk devleti olan Tolunoğulları ile başlamıştır. 905 yılında Tolunoğulları’nın yıkılması sonrası sırası ile yine Türk devletleri olan; Büyük Selçuklu, Memluk ve Osmanlı ile Türk hâkimiyeti 1918 yılına kadar devam etmiştir.[3] Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkması sonucu birçok toprakları ile Ortadoğu’yu da kaybetmiş, Suriye, Fransa tarafından işgale uğramış ve 1946 yılında bağımsızlığını elde edene kadar Fransız Mandası idaresinde kalmıştır.

Türk Kurtuluş Savaşı devam ederken Fransa ile imzalanan 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması ve savaş sonrası 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması ile Fransa’ya bırakılan Suriye’de, Anadolu’ya göç edemeyen binlerce Türk kalmıştır. 1939 yılında Hatay’ın anavatana katılması ile bir kısmı Türkiye’ye dahil olabilmiş fakat Suriye’nin diğer bölgelerinde kalan ve çoğu Hatay, Adana, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa ve Kayseri şehirleri ile akraba olan Suriye Türkmenleriyle irtibat kesilmiş ve kaderleri ile baş başa kalmışlardır.

Halep, Lazkiye, Hama, Humus ve Rakka şehirleri başta olmak üzere Suriye’nin farklı şehir ve köylerinde yaşayan Türklerinin, Hatay’ın Türkiye’ye katılımı sonrasında Arap sosyalizmi asimilasyon programları ile Türkçe öğrenimleri, sosyal ve kültürel gelişimleri engellenmiş, köy isimleri de değiştirilmiştir. Türkmenleri kendi gayretleriyle dillerini ve kültürlerini yaşatmaya çalışmışlar[4] fakat zamanla kısmen de olsa Araplaşarak asimile olma veya Türkçeyi unutmaları kaçınılmaz sonları olmuştur.

Fransız mandası dönemi ve sonrasında devam uzun yıllar baskı altında kalan Suriye Türkmenleri içerisinde, Türkmen’in ne anlama geldiğini bilmeyen, tarihinden kopartılarak asimile olanlar azımsanmayacak kadar fazladır. Suriye siyasi hayatında etkin olarak yer alamamalarının nedeni de işte bu asimilasyonda aranmalıdır. Suriye Türkmenlerinin bilimsel araştırmalara dayalı olarak yapılmış bir nüfus araştırması bulunmamaktadır. Yaklaşık 23 milyon nüfusu olan Suriye’de Türkmen nüfusu hakkında net bir bilgi olmamakla beraber, Türkmenlerin beyanlarına göre bir buçuk milyon civarında Türkçe konuşan olmak üzere, Türkçeyi unutanlarla birlikte 3,5 milyon oldukları tahmin edilmektedir.[5]

Türkiye kamuoyu son dönemde soykırım ve asimilasyon denilince genel manada Bulgaristan’da yaşanan acı olayları hatırlar. Fakat Suriye ve Irak’ta Türkmen kardeşlerimizin yaşadığı acı olaylar, soykırım ve asimilasyon Türkiye kamuoyu tarafından pek bilinmemektedir.

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Türkmen Milli Hareket Partisi Gn. Başkanı Dr. Muhammed Vecih Cuma ve Türkmen Kitlesi Partisi Gn. Başkanı Yusuf Molla Türkiye’de ne kadar tanınmaktadır?[6] Ama Barzani’yi, Talabani’yi bilmeyen yoktur herhalde.

Suriye Türkmenleri, Tunus’tan yayılan bağımsızlık ateşi ile harekete geçen Suriye’nin etnik grupları içerisinde etkin rol alma ve yeni oluşumda kendine yer edinme gayreti içerisindedirler. Bu amaçla Suriye Muhalifleri safında yer alan Türkmenler, Albay Ebu Bekir Muhammed Abbas komutası altında silahlı oluşumunu tamamlayarak 7 Ağustos 2012 tarihinde “Suriye Türkmen Ordusu” nu kurmuşlardır. 3 bin civarında silahlı gücü bulunan Türkmen Ordusu, yeni katılımlarla her geçen gün sayısını arttırarak, Türkmen bölgelerini kurtarmaya çalışmaktadır. [7]

Suriye iç savaşı nedeniyle ağır kayıplar veren Suriye Türkmenleri, yaşanan olayların değerlendirilmesi ve yeni yol haritasının tespiti için Dışişleri Bakanlığı’nca 15 Aralık 2012’de İstanbul’da geniş katılımla Suriye Türkmenleri Platformu 1. Toplantısı[8] ve 28-31 Mart 2013 tarihinde de Ankara’da Suriye Türkmen Meclisi’nin kurularak gerekli seçimlerin yapılması için Suriye Türkmenleri Meclisi Kuruluş Toplantısı yapılmıştır.[9]

Suriye ile ilgili olarak BM’nin düzenlemiş olduğu raporlarda Suriye Türkmenleri yeterince ve hak ettiği oranda yer almamıştır. Aralık 2013’te Suriyeli Türkmenler Hareketi Başkanı Abdülkerim Ağa’nın açıklamalarında; “Türkmenler, Suriye’de yalnızca Beşar Esad kuvvetleri ile değil, diğer Suriyeli muhalif hareketlere karşı da mücadele veriyor. Bağırıyoruz, sesimizi duyurmaya çalışıyoruz ama muhalifler bizi muhatap bile almıyor. Muhalifler oluşturduğu anayasa taslağında Kürtlere 17 sandalye verdiler, diğer tüm unsurları yazdılar ama Araplardan sonra ikinci unsur olan Türkmenler yer almadı” diyerek durumu özetlemiştir. [10]

            Mevcut Suriye siyasi yapısı içerisinde örgütlenemeyen Türkmenler, oluşturulacak yeni Suriye Anayasasında; Suriye halklarından birisi olarak Türkmen kimlikleriyle yer almayı, haklarının korunmasını, örgütlenme haklarının verilmesini istemektedirler. Bu isteklerinin yerine gelebilmesi için Türkiye’nin etkin bir rol almasını beklemekte ve Türkiye’ye güven duymaktadırlar. Hatta bir kısım Araplar da Türkiye’ye güven duymaktadırlar. Zira bazı toplumsal gösterilerde Türkmenler dışında bir kısım Araplar da Türk Bayrağı ve Türkçe sloganlar kullanılarak bu güveni ortaya koymaktadırlar.[11]

Türkiye kamuoyu Suriye Türkmenlerinin sosyo-ekonomik durumundan, yaşanan iç savaşta hayatta kalma mücadelesinden yeterince bilgi sahibi değildir. Yapılan Türkmen etkinliklerinden haberdar değildir. Burada en büyük sorumluluk basında ve dış politika yapıcılarında değil midir?

Suriye iç karışıklıklarından etkilenmeyen etnik unsur neredeyse yoktur. Her unsur acılar yaşadı ve yaşıyor. Her çocuğun gözyaşı aynı renk, her açlık aynı ıstıraptır. Komşuda yanan ateş bizi de etkilemektedir. Burada amaç ırkçılık veya taraf tutmak değil, Türkmenler dışında bütün unsurlar yeterince öne çıkartılırken, yeni oluşturulacak olan Suriye Anayasasında yer edinirken, Suriye’de Araplardan sonra nüfus olarak ikinci sırada olan Türkmen kardeşlerimizin çok daha geri plana atılmış olmasına ve yok sayılmalarına dikkat çekmektedir.

Ayrıca Türkiye açısından Suriye Türkmenleri, Türkiye’nin güney sınırlarının ve milli güvenliğinin sigortasıdır.

 

Suriye Türkmenleri Ne Durumda Bilen Var Mı?* 2

İsmail Cingöz**

 

Suriye, 1517 yılında Yavuz Sultan Selim Han’ın fethi ile Osmanlı Devleti yönetimi altına girmiştir. Bu sırada Suriye başka bir Türk Devleti olan Memluk Devleti’nin bir vilayetiydi. Memluk ve Osmanlı yönetimi altında kaldığı süre içerisinde doğal olarak bu bölgeye yerleşen Türkler olmuştur. Hatta 1071 Malazgirt Zaferi sonrası Orta Asya’dan Anadolu’ya Türk göçleri de ağırlıkla bu bölgeden olmuştur.

Birinci Dünya Harbinin sonuna kadar Osmanlı idaresinde kalmış olan Suriye, Mondros Mütarekesi gereğince işgal edilmiş ve 1936 yılına kadar Fransız Manda yönetimi altında kalmıştır.

Bu tarihe kadar Suriye ile ilgili ilişkiler doğal olarak Fransa üzerinden yürütülmüştür[1]. Resmi adı ile Suriye Arap Cumhuriyeti[2] ile resmi ilişkiler 1936 yılında Fransa’dan bağımsızlığını elde etmeleri ile başlamış olup daha ilk günden Hatay Meselesi nedeniyle gergin olarak devam etmiştir.

1945 sonrası dünyada yaşanan Soğuk Savaş döneminde Türkiye’nin NATO bünyesinde yerini almasına karşılık Suriye’nin SSCB (Rusya) yanında yer alması da gergin bir ilişki yaşanmasında ayrıca etkili olmuştur. Bu arada “Su Sorunu” ve “PKK terör örgütü” konularında da gerginlikler yaşandığı kamuoyu tarafından bilinmektedir.

1990’da Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve 1998’de PKK elebaşının Suriye’yi terk etmesi ile Türkiye-Suriye ilişkilerinde bahar havası yaşanmasına vesile olmuşken, 2010’da Arap Baharı ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika ile birlikte Suriye’de yaşanan iç karışıklıklar ve isyanlarda Türkiye’nin muhalifleri desteklemesi neticesi bir kez daha iki ülkenin karşı karşıya gelmesine sebep olmuştur.

Suriye’de yaşanan iç savaş boyutundaki karışıklıklar ister istemez Türkiye’yi de etkilemektedir. O bölgedeki insanların akrabalık bağları, sınır vilayetlerinin ticari ilişkileri, Suriye’den Türkiye’ye doğru yaşanan mülteci sorunları doğal olarak Türkiye’yi olayların tarafı yapmaktadır.

Peki, Türkiye’de karışıklıklar çıkartanların gerekçeleri neydi? Suriye’nin Ayn El Arab diğer adı ile Kobani’de yaşayan Kürtlerin IŞİD örgütünün katliamına maruz kalındığını ve Türkiye’nin oraya yardım etmediği/yardımı engellediğini iddia ediyorlardı.

Türkiye’de karışıklıklar çıkartanların bilmesi gereken çok önemli bir husus vardır:

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup kendisini Kürt olarak tanımlayan veya kendisini Kürt hisseden vatandaşlarımız şunu bilsinler ki, Suriye Devleti sınırları içerisinde bulunan ve Suriye vatandaşı olan Kürt halkına nüfus cüzdanı yani kimlik bile verilmiyorken[3] Türkiye’de ise Cumhurbaşkanlığı dahil devlet kademesinin her kademesinde yer alabilmektedirler. Özel sektörü ve özel teşebbüsü ise söylemeye gerek bile yoktur. Çünkü her sektörde önleri açıktır.

Bu arada Mondros Mütarekesi sonrası Suriye’de kalan Türkler diğer bir tabirle Suriye Türkmenleri konusu basında ne kadar yer alıyor ya da istenildiği kadar yer alıyor mu?

Suriye’de Esad rejimi döneminde yaşadıkları zulümlerin ardından Arap Baharı sonrasında yaşanan iç karışıklıklarda IŞİD’in katliamlarına maruz kalan Türkmenler ne durumda, Türkmen köyleri ne alemde hiç bilen var mı?

Şu bilinmelidir ki, Türkmenler de en az Kobani Kürtleri kadar mağdur ve biçaredirler.

 

 

Dipnotlar

1) Alper Turhan, (2012) Türkiye Suriye İlişkilerinde Süreklilik: Çatışma-Yumuşama Dönemleri ve Arap Baharı Süreci, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi.

2) Zişan Şirin Ayrancı (2006) Türkiye-Suriye İlişkileri, Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi.

3) Nihal Bengisu Karaca, Şeyh Said’e Karşı da ‘Seküler Güçler Göreve’ der miydin?, Haber Türk Gazetesi, 05.11.2014.

* 06.11.2014 Tarihinde; Uluslararası Strateji ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi USGAM’da yayınlanmıştır. (Erişim) http://www.usgam.com/tr/index.php?l=807&cid=2421&konu=0&bolge=5, 06.11.2014.

** Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı, BULTÜRK Ankara Temsilcisi.

 

[1] Alper Turhan, Türkiye Suriye İlişkilerinde Süreklilik: Çatışma-Yumuşama Dönemleri ve Arap Baharı Süreci.

[2] Zişan Şirin Ayrancı, Türkiye-Suriye İlişkileri.

[3] Nihal Bengisu Karaca, Şeyh Said’e Karşı da ‘Seküler Güçler Göreve’ der miydin?

* 20.11.2014 Tarihinde; Uluslararası Strateji ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi USGAM’da yayınlanmıştır. (Erişim) http://www.usgam.com/tr/index.php?l=807&cid=2430&konu=0&bolge=5

** Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı, BULTÜRK Ankara Temsilcisi.

 

[1] Ali Öztürkmen, Bilgay Duman, Oytun Orhan, (2011) Suriye’de Değişimin Ortaya Çıkardığı Toplum: Suriye Türkmenleri, ORSAM-Ortadoğu Türkmenleri Programı, Rapor No:14, Kasım.

[2] Halil Cin ve Gül Akyılmaz (2012) Türk Hukuk Tarihi, Sayram Yayınları, 5. Baskı, s.s.41-43, Konya.

[3] Celalettin Yavuz, (2014) Suriye İç Savaşında Sıkışan Suriye Türkmenleri, Devlet Dergisi, Yıl:11, S.451, Ocak, Şubat, Mart, Ankara.

[4] wikipedia (a), Suriye Türkleri, (Erişim), http://tr.wikipedia.org/wiki/Suriye_T%C3%BCrkleri, 15.11.2014.

[5] Ali Öztürkmen, Bilgay Duman, Oytun Orhan, (2011) Suriye’de Değişimin Ortaya Çıkardığı Toplum: Suriye Türkmenleri, ORSAM-Ortadoğu Türkmenleri Programı, Rapor No:14, Kasım.

[6] Mahmut Çetin, Suriye Türkmenleri Örgütleniyor,

(Erişim), https://dirilissevdasi.wordpress.com/2014/09/29/suriye-turkmenleri-orgutleniyor/, 18.11.2014.

[7] Wikipedia (b), Suriye Türkmen Ordusu,

(Erişim,) http://tr.wikipedia.org/wiki/Suriye_T%C3%BCrkmen_Ordusu, 12.11.2014.

[8] Yeni Çağ Gazetesi, (15.12.2012), Suriye Türkleri İstanbul’da,

(Erişim), http://www.yenicaggazetesi.com.tr/suriye-turkleri-istanbulda-77157h.htm, 18.11.2014.

[9] Mahmut Çetin, agy.

[10] Celalettin Yavuz, (2014)  Suriye İç Savaşında Sıkışan Suriye Türkmenleri, Devlet Dergisi, Yıl:11, S.451, Ocak, Şubat, Mart, Ankara.

[11] Ali Öztürkmen, Bilgay Duman, Oytun Orhan, (2011) Suriye’de Değişimin Ortaya Çıkardığı Toplum: Suriye Türkmenleri, ORSAM-Ortadoğu Türkmenleri Programı, Rapor No:14, Kasım.

Reklamlar