Yorum

Saatleri gece yarısına kurup annemin tarhana kokusuyla uyanmak

Her Ramazan Ayı girince gönüller cız eder.
Hatıralarım beni küçüklüğüme götürürü hep.
Gizli bir köşecikte evcilik oynarım çocukluğumla.Doyumuna ulaşılmamış bir çocukluk, hasret kalmış sıcak bir anne kucağı.
Ne de güzeldi o Ramazan davulcusuna her gece camın dibinden kulak vermek.
Saatleri gece yarısına kurup, annemin tarhana kokusuyla uyanmak.
Renkli yer soframızda,gece karanlığında türlü türlü leziz yemekleri tatmak.
Anne ve babamız, çocuklar yarım gün oruç tutar derdi.
İnanırdık onlara ve öğleye kadar bir lokma yemez,hiç su içmezdik, eğer orucumuzu bozarsak,yüce Allah’ımız günah yazmasından çok korkardık.

Müzeyyen Avcıoğlu
Müzeyyen Avcıoğlu

Bizim hocamız köyümüzde kalırdı. Her sahur ve iftarda, sırasıyla komşular hocamıza ve ihtiyar heyetine çeşit çeşit, tepsiler dolusu yemekler götürüyorduk. Bazı geceler ise camiimizde mevlütler okunurdu ve iftar vakti geldiğinde bütün köylü halkı camii hareminde kurulan o büyük ve zengin sofralara diz çökerdi.Bu sofralar çocuklar için adeta bayram sayılırdı,böylece yetişkinlerle beraber aynı saflarda, o çok tatlı ciğer çorbalarına büyük iştahla kaşık sallıyorduk.
Benim melek annem her zaman derdi ki;
“Oruçluyken kimseyi kırmayın, üzmeyin, orucunuz bozulur. İçinizde kin ve öfke barındırmayın, atınız tüm kıskançlıkları, güzellikler serpiştirin gönüllerinize!”
Özlüyorum ve gizlice göz yaşı döküyorum ben o günler için.
Kış ortasında odanın bir ucunda çıtır çıtır sobanın ses çıkararak ateş tutuşunu,
etrafında kalın minderlere birer çömlek gibi dizilmiş biz çocuklar,
sabırla iftar saatini beklemekteyiz…
O eski zamanlarda öyle hopör filan yoktu camilerde,ezan sesini ilk duymak bizim görevimizdi ve sonra koşar adımlarla ev ahalisine müjdeyi veriyorduk.
Hiç unutmam,rahmetli babacığım,en küçüğüm diye, hep benden istiyordu orucunu salmak için dolu su bardağını.Annem de çok sevap kazanıyorsun kızım diye beni öğütlüyordu.
İlk annem öğreti bana, babam orucunu bozunca;
” Allah kabul etsin, babacığım!” demeyi.
Bu güzelim,neşeli ve huzurlu yıllar artık dönüşümü olmayan mazilerde kaldı.
Günümüzü sanal teknojiler esir aldı,ruhlarımızı talan edildi.
İnsana karşı beslenen sevgi ve saygı yok oldu diyebilirim.
Ben ise yine o eski günlerimizi adeta mumla arıyorum.
Köy camiisinin minaresinden sevimli hocamızın ezan sesi kulağıma erişmiyor,çünkü artık çok uzaklardayım…
Tüm müslüman aleminine hayırlı Ramazanlar diliyorum!

Müzeyyen Avcıoğlu – dombira.eu

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

five × three =