Yorum

Politik Faşizm

Tarih:  15 Ekim 2019
Yazan: Ertaş ÇAKIR
Konu:   Bulgaristan İnsan Düşmanlığı ve Vahşet kokuyor.

Politik Faşizm”  değimini biz kullansak, Sofya’da, Polovdiv’de (Filibe)  ve başka Bulgaristan şekillerinde dayak da yiyebiliriz. Fakat bu sözü bugün İngiltere milli Futbol takımı yöneticileri Garat Salgeyt tarafından Softa televizyonlarının hepsinde ifade ediyor.

Gardiyan” gazetesi “Sofya Utan”, “Zavallılar” diye yazdı.
Tayms”  “ırkçı faşistler” “Gruptan atmamız iyi oldu.” dedi.
Deyli Telegraf”  bunlarda utanma diye bir şey kalmamış, diye başlık attı.
Bulgar milli takımının kaptanı İvelkin Popov, faşistleri gemleyemedi.
Biz “Bulgaristan’da ırkçı faşizm” var diye yazdığımızda, bıyık altından bize gülenler olduğunu, “Hadi be!” diyenleri biliyoruz.
Bakanlar Kurulu 6:0 mağlubiyeti görüştü ve, Bulgar Futbol Birliği Başkanı Borislav Mihaylov’un istifasını, futbol birliğine devlet yardımları kesildi.

Bu olaylar şöyle gelişti:

14 Ekim 2019 akşamı, tam da Fransa-Türkiye milli takımları Paris’te karşılaşırken, Sofya  “Vasil Levski” Milli Stadyumunda 2020 yılı Avrupa Futbol Birinciliği elemelerinde İngiltere – Bulgaristan Milli takımları karşılaştı.  Bulgar millilerin 6: 0 kaybettiği maçı seyretmek için Londra’dan 4 bin İngiliz taraflar gelmişti. Tribünlerde 15 bin kişi vardı.

Skandal olaylar Sofya’nın gözde ticaret ve eğlence caddesi “Vitoşka” lokantalarında daha öğlende başladı. Masalar devrildi, yumruklar oynadı, bira şişeleri uçmaya başladı, sandalyeler kırılırken yaralılar arttı ve İngiliz fenlerden biri hastanelik oldu ve cankurtaranda hayata gözlerini yumdu. Polis duruma hakim olmaya çalışadursun, başkentin normal sakinleri maç için aldıkları biletleri geri çevirmek için Stadyum gişelerine yığıldılar.

Daha maça saatler varken Bulgar polisler 10 İngiliz ve Bulgar taraftar tutukladı. İç işleri Bakanlığı açıklamalarında “bu taraftarların yüksek derecede alkollü olduğu” duyuruldu.

Tribünlerde siyah giyinmiş ve ırkçı slogan atan bir azgın grup dikkati çekti. Bu saldırgan taraftarlara alkollü ve uyuşturucu haplarının önceden almış hareketli büyük bir kitle daha katıldı ve konuk takıma karşı aşırı şiddetli ve iğrenç saldırı başladı.  Bu gelişme 4 bin yabancı taraftarın da katıldığı bir ortamda Bulgaristan’da ırkçı faşist gelişmelerin büyük birikim yaptığı ve tamamen taştığı dikkatleri çektiği kimsenin gözünden taşmadı.

Maçın hakemi 2 defa oyunu durdurmak zorunda kaldı.

Bulgaristan’ı vahşi holigan kükremeler ve ırkçı saldırılar yüzünden cezalandırma ve gruptan atma fırsatı belirdi. Bulgaristan Futbol Federasyonu Başkanı Mihaylov olayları protesto ederek 70. dakikada stadyumu terk etti. Gazetecilere “kükreyen ırkçı-faşizmdir” dedi. Fakat İngiliz oyuncular maçı sonuna kadar oynama kararlılığında birleşince karşılaşma 90 dakika oynandı ve Bulgar takım 6,0 yenildi.

Kavga başlamazdan önce Sofya “Vitoşa” caddesi БГНЕС

Yüzkarası sahnelere ve 6,0 yenilgiye rağmen Bulgar takımının antrenörü istifa etmeyeceğini bildirirken sosyal medyada çok farklı yorumlar çıktı ve ortak görüş şudur: Bulgar Futbol Birliği yönetimi istifa etmelidir. Devlet bütçesinden futbol kulüplerine para verilmesin!

Biz Bulgaristan Türkleri ve ülkemizde yaşayan azınlıklar için bu gelişmeler çok anlamlıdır.

Bu dünden bugünden gelen bir olay değildir. Bulgar ırkçı milliyetçiliğinin Bulgaristan Türklerine, Türk Kimliğimize, Türk yüceliğimize karşı her gün patlayıp kültür kirliliğine ve zehir saçtığına tanık oluyoruz.

Bu olayın ardından “Biz Yunan ve Türk olmadığımız için Bulgar’ız” tartışması başladı. Bulgar ırkçı milliyetçiliği yeniden kükredi. Bulgarlar futbolda yenilseler bile cankurtaran simidi olarak hemen “ırkçı milliyetçiliğe” sarılıyorlar. “Bulgaristan’da futbol yok!” diyenler, ama “ırkçı milliyetçilik var!” diye haykırıyorlar.

Aynı sarhoş, uyuşturucu alan motorlu ve motorsuz ama kanı zehirli ırkçıların Bulgaristan Türklerinin Türkçe okumasına, Türkçe konuşmasına, Türk köy ve kasabalarında futbol takımı kurmasına, bunların tesciline ve yarışlara katılmasına imkan tanımazken, Türk kimliği ve gelenekleriyle yaşamasına engel olan hep aynı vahşiler sürüsü olduğunu biliyoruz. Camilerimizin, okullarımızın, vakıf mülkilerimizin iade edilmesine ilişkin kazandığımız tüm davaları protesto eden, lehimizde çıkan mahkeme kararlarının hepsinin suya düşürülmesine sevinen, çığlıklarla ve toplardan maytap patlatarak bayram edenler onlardır.

Türkçe okuma hevesimizi bu ders yılında da kursağımızda bırakabildikleri için bayram ediyorlar. TV programlarının hepsinde vurgu yapılan ana konu Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Dr. Hasan ULUSOY’un görevini sözde 2,5 yılda kesmesi ve Bulgaristan’ı terk etmeye hazırlanması haberleridir. Gerekçe sözde Bulgaristan’da açılan Türk fabrikalarında,  şirketlerinde çalışacak kişiler için Türkçe kursları açılması, işlerin daha kolay ve verimli örgütlenebilmesi için olanakların genişletilmesi önerisidir. Büyük Elçiyi Bulgaristan’ı terk etmeye “zorlayabildik”, hiçbir ödün vermeden saldırıya devam, sözleri bTV programında ırkçı milliyetçilerin yüzünü güldürüyor.

15 Ekim 2019 sabahı BG’nin eski Edirne Büyükelçisi Georgi Dimov,  “Türkiye Cumhuriyetinin zayıf düşmesi bizim milli çıkarlarımıza uygundur. Ah şu Volkswagen anlaşması bozulsa da bu yatırım İzmir’e yapılmasa” sözlerini gizleyemediği  heyecanla söylüyor. Bulgar ırkçı milliyetçilerinde öyle bir tabaka oluştu ki,Türkiye Cumhuriyeti’nin “Barış Pınarı” operasyonunda insan başına gelmesin bir “sakatlık” meydana gelse eminim, Bulgaristan’ın milli bayram olan “3 Mart’tan”,  Türkiye’nin başına gelecek muhtemel yeni güne değiştirmeye hazır olduklarını  gizlemiyorlar.

Bulgaristan Türklerinin “Türkçe okumalarına asla izin vermeyeceğiz”, Türkiye söz  “zor durumda ve asla ödün vermeyeceğiz kıymık kıymık Türkiye’nin özünü oyacağız” diyorlar. Bu düşmanlığın adı İngiliz antrenörün dediği gibi ancak “politik ırkçılıktır.” Bir devlet politikası haline gelmiştir ve “Ataka”, “NFSB” ve VMRO faşist güçlerinin iktidara ortak olmasıyla kükremeye devam etmektedir.

77 yıl önce Yahudi ve Romen çocuklarını evlerinden toplayıp Üsküp tütün monopolü (tütün deposu) önünde bekleyen Bulgar yük treni vagonlarına kamçılayarak tıkan ve Nazilerin Polonya’daki “Treplika” kampına gönderenlerin torunları, bugün ülkemizdeki azınlık çocuklarını kaçırıp her gece rüyaları gören ırkçı milliyetçiler düşmanlık bilemekte bir dakika boş durmuyorlar. Halkımız, tüm azınlıklar o derece ağır şartlarda yaşıyor ki, Sosyal İşler Bakanı Biser Petrov  14 Ekim 2018 tarihinde “Nova” TV sabah yayınında, “2018 yılında  1053 (bin elli üç) azınlık evladının ana babalarının, ailelerinin (gelirsizlik, işsizlik ve evsizlik)  bakamadığı nedeniyle doğum evlerinde, cami kapısı önünde, mescit duvarı kenarında ya da Müftülüklerin duvarına dayalı bıraktığını”  anlattı. Bu çocuklarla birlikte yine 2018 yılında Sofya hükümeti, doğurdukları çocuklara bakacak olanakları olmadığından dolayı 3 300 çocuğu da sosyal işler müdürlükleri aracılığıyla toplattığını açıkladı. Dolayısıyla 4 358 azınlık çocuğunu devlet almış ve ne yaptığını, kime verdiğini açıklamıyor. Bu 2018 yılında dünyaya gelen çocukların % 12’sidir. Halkımız tedirgindir. Devlete güven biçmiştir. Hükümetin futbolculara güvenmediği gibi, genç aileler, halkımız da hükümete ve devlete güvenmiyor.

“Gardıan” gazetesinin “Sofya ırkçı milliyetten utan” sözlerine hepimiz katılıyor.

Bizi izleyiniz.

Paylaşanlara teşekkürler.

Ertaş Çakır

Ertaş Çakır

Fizyoterapist
Ertaş Çakır

Latest posts by Ertaş Çakır (see all)

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ten + nineteen =