Yorum

Öfke ve Düşmanlık Öldürür Mü?

İbrahim SOYTÜRK
Tarih: 24 Eylül 2020

23 Eylül günü Sofya’da Adalet Sarayı (şehir mahkemesi, savcılık ve yüksek mahkeme) basamaklarına yığılmış kadınlı erkekli protestocu genç kalabalık ellerindeki pankart ve bayraklarla somut bir istek yükseltti. Başsavcı İvan Geşev’in istifasından başka istekleri yoktu. 4 saat süren eylem dağılmazdan önce 2 haber geldi.

Birincisi, Romanya Parlamentosunun emekli maaşlarını % 40 oranında yükselttiğini duyurdu. Şimdiye kadar bu paralar iktidar güçleri tarafından çalınmış ve halka ödenmemiş. Bulgaristan’daki emekli maaşları Avrupa Birliği (AB) sosyal sisteminde en düşük. Haberi işiten kalabalık üstüne benzin dömülmüş gibi parladı, kükredi, hırslı nefret ve öfke alev alev yükseldi.

İkincisi, Bulgar ordusunun modernleşme çabalarını, askeri fabrikalarda ne üretildiğini ve Bulgar Askeri Hava güçlerindeki uçakların kaç saat uçuş ömrü kaldığını öğrenmeye çalışan, Sofya’daki Rusya Federasyonu Büyükelçiliğinde görevli 2 diplomat-istihbaratçının tutuklanıp sınır dışı edildiğine ilişkindi. Yılbaşında da 2 Rus diplomat tutuklanmış ve sınır dışı edilmişti. Bu haber de lanetlerle karşılandı. Rus parasına karşı casusluk yapan Bulgarlara “hainler” diyenler tempo tuttular.

Göstericilerin pankart, bayrak ve duvarlara yapıştırdıkları afişlerden başka kullandıkları silahlar arasında bir de sepet sepet yumurtalar vardı. Adalet Sarayı kapısından yumurta aktı, mahalle köpek ve kedileri bayram etti.

Bulgar protesto gösterilerinin özelliği

Bulgaristan’da Başbakanlık önüne yürüyen göstericiler papaz eşliğinde “haçlı tabut” taşıyorlar. Papaz duasını ettikten ve öteye beriye biraz su serptikten sonra, şeridinde “Boyko Borisov İyi Biriydi” yazan çelenk üzerine konunca, kalabalık dağılıyor.

Ahmet Doğan ve Delyan Peevski’ye karşı protestolarda, bu ikisi ya çevirme kazığına dizilmiş ana domuz gibi ateş üzerinde kızartılıyor ya da maketlerinin boynunda ip darağacında sallanıyorlar.

A.Doğan “Bulgaristan Müslümanlarının garantörlüğünden” düştüğü hallere bakınız!

Fransa, İngiltere, Birleşik Amerika ve Livan ve başka ülkelerde “eşafon” ve darağacı dikiyorlar gösterilerde. Fransızca yazılımı “echafaud” şeklinde olan ve Victor Hugo’nun eserlerinde “şehir merkezinde suçluların halkın gözü önünde idam edildiği yer” olarak anlatılan bu olaya Türkçemizde “idam kütüğü” de diyebiliriz. Amerika’da iç savaş var, kölelik devri anıtları yıkılıyor, Cumhurbaşkanı Donald Trump’a postadan mektupla zehir gönderiyorlar. Abraham Lincoln ile John F. Kennedy gibi ABD Başkanlarının kurşunlandığı unutulmamalıdır.

Üçüncü Yüce Halk Ayaklanması

22 Eylül akşamı Sofya’da düzenlenen ve başkent dışından gelenlerle 140 000 (yüz kırk bin) kişinin katıldığı miting ve gösteri yürüyüşlerinde Bulgaristan sosyal devriminin moral çıtayı aşıp artık ekonomik ve politik niteliklerle güç topladığını görebildik. Henüz lider çıkaramayan bu halk hareketlenmesinin hükümeti sarstığı, devlet kurumlarını birbirine düşürdüğü, aynı gün kutlanan Bulgaristan bağımsızlık gününde Veliko Tırnovo kentinde Meclis Başkanı Bayan Karayançeva’nın, Plovdiv (Filibe) şehir merkezinde de Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in yuhalandığını gördük. Bunun dışında, fazlasıyla sıkışmış olan Bakanlar kurulundan da çatlak sesler çıktı. Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı, hükümet ortağı VMRO – İç Makedon Devrim Örgütü Partisi lideri Krasimir Karakaçanov, muhalefetin seçime kadar “uzmanlar hükümeti – eksper hükümet” kurulması isteğine katıldı. Bu hafta Bakanlar Kurulunu toplantıya çağırdı. Bu konuda, Hak ve Özgürlükler Partisi (DPS) milletvekili hukukçu Hamid Hamid de hükümetin istifasını ve şöyle bir formülle “eksper (bilirkişi) hükümet” kurulmasını önerdi. Başbakanın mecliste en fazla sandalyesi olan GERP partisinden, Başbakan yardımcısının da mecliste 2. Parti olan sosyalistlerden (BSP) gösterilmesini önerdi.

Cumhurbaşkanı Rumen Radev ile Başbakan Boyko Borisov arasında temasın kesilmiş olduğundan ve diyalog kurulamayacağı için ikisinin de görevlerinden çekilmesi ve seçime gidilmesi kulak verilen öneriler arasındadır. Bulgaristan battı batacak bir durumda, hakim siyasi görüş, hedef ve politik proje olmadığından kargaşa ortamı olduğu görülüyor. Bulgaristan’da karanlık bir darboğaz olduğunu belirtirken, bu olayları derin analiz yapan, pamuk gibi didik didik eden ve sonuç çıkaran, olur ile olmazı günışığına çıkaran bir gazetecilik de yok. Basın özgürlüğü işinde dünyada 111 yerde olan ülke, birinci yerde olsa ne gezer, eli kalem tutan adam kalmamış, cebinde kalem olan da henüz yazmaya korkuyor ve bu korku hem Todor Jivkov’un totaliter baskı döneminden kaldı, hem de sözde demokrasi ortamında kalkmadı. Mafya basınında çalışanlar ekmek parası kolluyorlar. Ton veren “Amerika’nın Sesi” ve “Almanya’nın Sesi” gibi radyolar. 3 aydan beri dünya basını da gelişmeleri, protesto gecelerini izliyor.

Protesto gösterilerinden sonuç alınır mı?

1989 Nisanında patlak veren ve 72 bin kişinin katıldığı Bulgaristan Türklerinin azınlık hakları ve insan hakları ve kültürel otonomi ayaklanması 10 Kasım 1989’da Todor Jivkov diktatörlüğünü devirmişti. 29 Aralık 1989’da isimlerini ve din haklarını elde eden Bulgaristan Müslümanları, bir sonraki ayaklanması Lübomir Berov (1992-1994)  hükümeti zamanında Bulgar devlet okullarında Türkçe okumak ve Türk kültürünü yaşatmak ve Müslüman gelenekleriyle yaşamak için patladı. 114 bin aile katılmıştı. Kısmı başarı elde edilebildi.

Son 30 yılda işsizliğe karşı ve “ekmek teknemiz” olan tütün üretimini korumak için direnişler gösteren Türkler ulusal politik ayaklanma ateşi yakmadı ve Bulgarların direniş ve isyanlarına da katılmadılar.

Bulgar nüfus 1990 Mayısında Sofya’da 1 200 000 (bir milyon iki yüz bin) kişinin katıldığı demokrasi mitinginden sonra, 1997’de halkın protesto mitingleri sonucu Sosyalistlerin iflas eden J. Videnov kabinesi yıkıldı. Bir Dolar 3 bin leva olmuştu. O zaman Demokratik güçlerin (CDC) İvan Kostov  hükümeti kuruldu. Üçüncü dalga 1913’te Plamen Oreşarski başbakanlığında BSP-DPS ortak hükümetinin DPS milletvekili DelyanPeevski’nin milli istihbarat örgütü olan (DANS) başkanlığına atanmasına karşı başladı ve başarıyla sonuçlanmıştı.

2020’de dördüncü dalganın yükseldiğini izliyoruz.

2013 halk hareketlenmesinin lideri yoktu, hareket kendi hedefini belirlemiş ve amaca yönelik çığ gibi yuvarlanıyordu. Bu hedef devlet istihbaratını Ruslardan korumaktı. Direnişler 6 aydan uzun sürmüştü. Plamen Oreşarski hükümetinin istifa etmesiyle sonuçlanmıştı. GERB lideri Borisov şimdiye kadar 2 defa istifa etti. O da halk tepkisine dayanamamıştı. Bulgar seçmen bu partiye meclis çoğunluğu kurdurmadı. Şöyle bir ilavede bulunmak istiyorum. Şimdiki Borisov hükümeti, tek kişilik yönetime yöneliyor ve koltuklarını ısıtan bakanların hiçbir konuda sesi çıkmadığı yıllardan beri dikkat çekiyor.

Dünyadan örnekler:

2017’den beri dünyada 100 hükümet aleyhinde protesto gösterisi düzenlenmiştir. Bu gösteriler sonucu 30 hükümet ve devlet lideri istifa etmiştir. Bulgaristan’da 1997’de hükümetin istifası istendi ve başarılı oldu. 2013’te D. Peevski’nin istifası istendi başarılı oldu. 2020’de Başbakan Borisov ile hükümetin istifası; Başsavcı İvan Geşev’in istifası isteniyor. Bunlara bir de Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in istifası katıldı. Bu istekler dijital haberleşme araçlarıyla anında milyonlara ulaşıyor. Bu defa gösterilerin bütün devlet makamlarını yıkıp yerine yenisini kurması söz konusudur.

23 Eylül 2020 tarihinde 3. Yüce Halk Ayaklanmasına katılan 140 bin kişinin önünde yapılan konuşmalarda ifade edilen yeni siyasi platform paketinden okuyoruz:

“Borisov’un iktidarı döneminde Emekli sandığından ve sağlık fonlarından 50 milyar çekilmiştir. Emekli maaşlarının yükseltilmesi, sağlık ve eğitim reformu yapılması başta geliyor. Devlet yönetimi elektronikleştirilmelidir. Azınlık temsilcileri de devlet yönetimine davet edilmelidir.”

Günümüzde medya üzerinden yapılan sosyolojik araştırmalar olaylara ışık tutuyor.

Googole üzerinden yapılan araştırmalar Bulgaristan Başbakanı  Borisov hakkında “Bay Ganü”, “mutra” (suratsız) ve “yalancı” sözleri üzerinden yapılan aramadan alınan sonuçlar gazetelere manşet olmuştur. Sosyal medyada “Boyko Borisov” aramasından Bulgar dilinde alınan sonuçlar şöyledir:

“Borisov Bay Ganü’dur” 153 bin kişi;

“Borisov yalancının biridir.” 12 400 kişi;
“Borisov suratsızın biridir” 8 500 kişi;
“Borisov diktatördür” 4 550 kişi;
“Borisov ruh hastasıdır” 3 350 kişi;
“Borisov bir eşkıyadır” 1 310 kişidir;
“Borisov işten anlamayan biridir” 927 kişi;
“Borisov bir faşisttir” 422 kişi;

Devam eden gösterilerde bu sözler binlerce kişi tarafından yüz binlerce defa tekrar edilirken her defasından daha yüksek bir haykırışla yankılanmıştır. Bulgaristan’da direniş dalgası yükselip düşmeye devam ederken ülkede 1989’da başlayan sosyal devrim devam ediyor ve politik birikimle doluyor.

Bizi izleyenlere teşekkürler.

“Covid -19” bizi terk etmedi, sevmesine izin vermeyelim, ellerinizi yıkayın ve 2-3 metrelik sosyal ara isteklerine uyalım. Çocuklarımıza dikkat edelim.

Paylaşanlara özel selamlar.

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 + seven =