Gerçeğin Yaşı 146

Tarih 30 Mart 2019
Tercume: Raziye ÇAKIR
Alıntı: Ognyan Stanboliev
Konu:  Vasil Levski’nin ölümünden suçlu olan Rus diplomat İgnatiev

Not: Son yıllarda Bulgaristan’da sık sık halk oylamasından ve önemli konularda imza toplama kampanyasından söz ediliyor. Bu girişimler şimdiye kadar başarı getirmiş olmasa da,  durum aktüel nitelik alınca kamuoyu ve toplum her defasında ikiye bölünüyor.

Can alıcı konulardan birisi Bulgaristan Osmanlı devletindeyken İstanbul’da bir Rus diplomat olan Prens İgnatiev’le ilgilidir. Her defasında bu konunun ucunda halk kahramanı Vasil Levski’nin ölümü, 3 Mart 1878 San Stefano barış protokolü, 1878 Berlin Konferansı, Bulgaristan Ruslar tarafından “kurtarıldı mı yoksa işgal miedildi?” gibi sorunlar sivriliyor. Komitacı Levski’nin halktan topladığı altınlarla ilgili gizem artık kitaplara girince çözüldü. Levski toplam 4.5 kg altın toplamış, bunlar 1 340 akçe imiş, o bunları eritip iri saçmaların içine akıtmış. 1972 yılında Lofça’nın (Loveç) bir köyünde toprak altında 30 sm derinde bir kutu içinde Tsanka Petkova adında bir Bayan tarafından bulunan bu servet, şimdiye kadar halka açıklanmamıştı.

***

Bulgaristan Milli Diriliş ve Örgütlenme Devri Önderi komitacı Vasil Levski’nin Ölümünden Sorumlu Olan Kişinin, O Dönem İstanbul’da Rusya Diplomatı Olan Prens İgnatiev olduğu artık belgenmiş bulunuyor.

Rus Diplomat İgnatiev, Osmanlı Sultanını Levski’nin sözde düşman ve suçlu olduğuna ikna etmiştir.

***

Yeni dönemde Sofya merkezindeki “Graf İgnatiev” sokağının adının değiştirilmesi için imza toplama kampanyası başladı.

Şu bir gerçektir. Varna ilinde Prens İgnatievo şehri ve Filibe (Plovdiv) ilinde “Graf İgnatievo” köyü bu bu sinsi ve hilekâr Rus diplomatın adını taşıyor. Haskovo, Panagürişte, Pomorye ve Şumen şehirlerinde bu kişinin adı sokaklara verilmiştir. Sofya’da bir okul da onun adını taşıyor.

Öyleyse bu adam neden sinsi bir haindir?

İmza toplama kampanyasının yazılı gerekçesinde, Sofya’da “onarılan yolun yeni onarımını yaparken” bilinen bir sokak olan “Graf İgnatiev”in adını da değiştirelim, yazıyor. Kampanyayı yürütenlerin kesin kanısına göre, hürriyet havarisi V. Levski’nin ölümünden direk olarak sorumlu bulunan bu kişi, bir Bulgaristan düşmanıdır ve bir sokağımızın onun adını taşımasını kabul edemeyiz, sözlerine yer verilmiştir.  Rus diplomatın bir Bulgar düşmanı olduğu gerçek olsa da, halkımız tarafından henüz gerçek bütünüyle bilinmiyor.

Rus İmparatorluğunun ve özellikle de diplomasisinin Bulgaristan kaderinde ikiyüzlü rol gördüğünü kavramak için, “Bulgaristan’da Rus-Tuna Eyaleti oluşturulması için tescil edilen, İstila Vakfı” kurulduğunu duyuran ve son aylarda ikinci baskısı yapılan bir belgesel eserin bazı sayfalarına göz atmamız yeterli olabilir. Sözünü ettiğimiz ünlü diplomat Prens Nikolay İgnatiev’dir (1832-1908). İstanbul’da çok büyük etkiye sahip olduğundan dolayı Rusya’da ona İmparator Vekili dendiği bilinir.

Vefasız ve acımasız bir rol üstlenen ve oynayan bu şahıstır.

Daha Osmanlı Sultan’ının Bulgar Piskoposluğu kurulmasına yol veren, Kilise bağımsızlığını tanıyan Ferman’ını yayınladığı 1970’te hemen sonra, 1972’de o Bulgar papazların  “imparatorluk düşmanları” olarak Anadolu’ya sürülmeleri için hükümdarı ikna edebilmiştir. Büyük bir şanstır ki,  Petko Raçev Slaveykov ile Nikola İkonomov öncülüğünde Osmanlı hükümetinin bu kararı aleyhinde 3000 İstanbullu Bulgar’ın gösteri yürüyüşüne  geçmesi etkili olmuştur. Başbakan Nedim Mahmud Paşa sürülen papazların serbest bırakılmasına ve başkente dönmelerine onay vermiştir.

Ne var ki, Prens İgnatiev Bulgarlara karşı hınçlı etkinliklerine bir an bile ara vermemiştir. 1872’de Rus Kilisesi ve Fener Patrikliği onun etkisi altında kalarak Bulgar Kilisesine dinsel uzlaşmazlık ilan etmiştir. Osmanlı Başbakanı Fener Patrikliğine bir ültimatom göndererek, Bulgar Doğu Ortodoks Kilisesini tanımasını istemiş ve bunun sonucunda Bulgarlara Baş Piskoposu kendilerinin seçmelerine hak tanınmıştır. Bir ay sonra Rus diplomatı İgnatiev Başbakan Nedim Paşayı Sultan katında kötülemeyi de başarmış ve Baş Vezir Paşa görevinden alınmıştır.

XIX. yüzyılın 70’li yıllarında Bulgaristan’da milli kurtuluş hareketi ateşlenmiştir. Komitacıların önderi Vasil Levski örneği, çağın önemli direniş yöneticileri Rusya’ya inanmadıklarından ve güvenmediklerinden dolayı “Bulgaristan’ın Osmanlı’dan ayrılmasının kendi milli güçleriyle, dış müdahalesiz olmasını” istemişlerdir. Onlar “İvan Dede” hakkında anlatılanların bir efsane olduğunu biliyordu.  Rusya’nın gerçek hedeflerinin ardından duranın “İslav Kardeşleri Kurtarmak” olmadığını görüyordu. XVII ve XIX. Yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğuna karşı, hiç birinin hedefinde asil bir yön olmayan,  toplam 11 savaş yürüten Rusya’nın daha Büyük Petre zamanında stratejik amaç olarak Boğazları ele geçirip, sıcak denizlere inmeyi hedef olarak benimsediklerini de biliyorlardı.

Rusya hakkında  anlatılanlara asla inanç yoktu.  Osmanlı İmparatorluğu ve özellikle de Bulgaristan’daki durum üstüne bol bilgi sahibi olan Prens İgnatiev, Bulgarların kurtuluş mücadelesini yöneten önderin Vasil Levski olduğunu öğrenmişti. Rusya’nın hedefi ve diplomat İgnatiev’in ise ödevi, Vasil Levski’yi öldürmeye ve Bulgar milli kurtuluş hareketini başsız bırakmak ve tarafsızlaştırmak noktasında düğümlenmişti.

Diplomat İgnatiev, Osmanlı Sultanına “Levski çok tehlikeli bir düşman ve suçludur” fikrini telkin etmeyi başardı. “Onun idamı için” elinden geleni ardına bırakmadı. Sofya’da görülen davanın örgütleyicilerinden biri odur. Mahkeme heyetini kendisi belirlemiştir. Levski’nin yargılandığı davada mahkeme heyeti üyelerinden biri olan, Rusçuk (Ruse) zenginlerinden hukukçu, Paris’in Sarbon Üniversitesinde hocalık yapmış İvanço Hacı Pençeviş şu iftirada bulunmuştur: “Baksanıza ne oldu. Prens İgnatiev bize basit bir hırsız yargılanacak dedi, oysa işin içinde iş varmış.

1876 Aralığında, Bulgar Nisan Ayaklanmasından sonra, Bosna ve Hersek’te (1975) Ayaklanması vesilesiyle, ayrıca da Sırbistan ve Kara Dağ’ın Osmanlıya açtığı savaşla ile ilgili olarak Büyük Güçlerin İstanbul Konferansında Prens İgnatiev çok feci bir rol oynamıştır. Haritacılara göre, Balkan Yarımadasının daha büyük kısmında  (yüzölçümü 220 000 metre kare üzerinde) 4.5 milyon Bulgar nüfus yaşıyordu. Rusya bu gerçeği tanımak istemedi. Rusya’yı temsil eden diplomat, Petersburg’a bağlı küçük bir eyalet kurulmasında direndi. Makedonya, Trakya, Rodopları, Ege Bölgesini olmak üzere gelecekte kurulacak olan Büyük Bulgaristan’a verilmesine karşı çıktı ve bu toprakların Osmanlı’ya bırakılmasını sağlamaya çaba göstermeyi seçti. Bu, Prens İgnatiev tarafından Osmanlı Sultanına iletilen Rusya teklifidir. Bulgaristan’ın Prenslik ve Doğu Rumeli olmak üzere parçalanmasından Prens İgnatiev memnundu.

Bütün bunlar, bir Bulgar Fob olan Rus diplomatın Not Defterinden alınmıştır. Kuşkusuz o, yıllar sonra Osmanlı arşivinden bir bölümün bir Alman Kâğıt Fabrikasında eritilmek üzere vagonlarla Bulgaristan’a gönderileceğini ve Osmanlı İmparatorluğu arşivinden Bulgaristan’ı ilgilendiren bir bölümün ve bu arada Rus diplomatın özel notları ve yazışmaları da içinde olan vagonun, Bulgar askeri istihbaratının eline geçeceğini nereden bilebilirdi.

Prens İgnatiev arşivinden bir bölümde şunlar yazmıştı: “Yaklaşan savaştan sonra Bulgarların kaderi bağımlı  (vasal) tebaa durumunda olacaktır. Rusların idaresinin güçlü olması için ve Ruslar tarafından her defasında o bölgelerin olağanüstü müdahale gerektiren durumlar yaşanmasını önlemek amacıyla, komşu bölgelerde ikamet edenlerin sert ahlaki baskı altında bulundurulması gerekecektir. Bulgar nüfus Rus siyasetinin asla itiraz etmeyen bir aracı ve emin müttefik durumuna getirilip, Avrupa’da herhangi bir düşman kampa geçmesine hiçbir zaman imkân tanınmamalıdır.”  Yazan: Ognyan Stanboliev

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir