Oleg GARİZAN
Tarakliya Kültürel Miras Müzesi, Mayıs ayının son 10 gününde Bulgar halk kıyafetlerini gözler önüne seren üç farklı teşhir tertip etti.

Müze Müdürü Tatyana Nekit, Bulgaristan Radyosu’na konuşurken “Bulgarlar’a özgü çanak çömlekler ve saire günlük hayat nesneleri, müzede büyük yer tuttuğu için bu sefer halk kıyafetlerini sergilemek istedik” dedi.

Teşhirlerin birinde kadın ve erkeklerin giydiği 90 çeşit otantik halk kıyafeti modelinin resimleri görülebilir. 1950 yılında baskıdan çıkan model koleksiyonu, Petar Kostin’in özel müzesine teslim edildi.

İkinci teşhir ise 2018 yılında “Halkın Uyanışı – Bulgar halk kıyafetleri” adı iel düzenlenen yarışmayı yansıtıyor. Yarışmaya katılmak isteyenler, halk kıyafeti giyip çektirdikleri fotoğrafları gönderdi.

Üçüncü ve en değerli olan teşhirde ise Moldova’da yaşayan Bulgarlar’ın otantik kıyafetleri sergilendi. En eskisinin 1958 yılından kalma olduğunu söyleyen Tatyana Nekit, Besarabiya’nın farklı köylerinde yaşayan Bulgarlar’ın geleneksel giyiminin bazı özelliklerini anlattı:

“Tvarditsa şehrinde sarı renk hakim olurken bizde kırmızı renk rağbette. Kökenlerimiz Sofya iline daha yakın olduğu için bize Şop-Tarakliyalılar derler. Bulgaristan’ı daha Osmanlı hakimiyeti döneminde terkeden atalarımız, beraberinde getirdikleri hayat tarzı, kültür, din, dil, gelenek ve folkloru, günümüze kadar korunmaktadır” diyen müze müdürü, bugün bile bayram ve şenliklerde meydanda çekilen halaya katılan Tarakliyalı Bulgarlar’ın 7’den 70’e hepsinin mutlaka Bulgar halk kıyafeti giydiklerini anlattı. Bazıları daha çağdaş olanlarını tercih ederken, bazıları otantik kıyafetlerden vazgeçmiyor. Dahası da – daha yaşlı olanlar otantik giyimini günlük hayatta kullanmaya devam ediyor.

“Büyükanne ve büyükbabam, daha Sovyetler zamanında XX. yüzyılın 80’lı yıllarında bu kıyafetleri giyerdi. Büyükannem şimdi bile otantik kıyafetini giyiyor. Şimdi sık sık Lazarovden ve Gergövden yortularında giymek için Bulgar halk kıyafeti diktiren insanların olduğunu görüyorum”.

Halk giysilerinin ihtişamı kendini en iyi meydanda gösterir. Tarakliya gençleri Bulgar korolarını sever, hatta koro oynamayı öğrenmek için bazıları özellikle Bulgaristan’a gelir.

“Burada “Rodolyubiye” adlı topluluğumuz ve çocuklara daha 6-7 yaşındayken koro oynamayı öğreten çok sayıda halk oyunu grubumuz var” diyen Tatyana Nekit, kutlama ve şenliklerde gençlerin Bulgar halk müziğinin dinletilmesinde ısrar ettiklerini paylaştı.

Tarakliya Kültürel Miras Müzesi, Besarabiya’da yaşayan Bulgarlar ve anavatanları arasındaki bağları özenle koruyup devam ettiriyor. Müzede teşhir edilen dokuma tezgahı, çocuk beşiği ve halılar gibi günlük yaşam eşyası aracılığı ile ziyaretçilere Tarakliya’daki Bulgarlar’ın 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında nasıl yaşadıkları, ekmeğini nasıl yoğurdukları, ununu nasıl öğüttüklerine ilişkin izlenim edindiriyor. Bulgaristan’ın hediyesi olan Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’ndan askeri formaların da sergilendiği müzede, Bulgaristan topraklarından buraya göç hikayeleri de anlatılır.

“Atalarımızın Bulgaristan’dan kaçtıklarını söyleyenler var” diyen Tatyana Nekit, buna hemen itiraz etti:

“Bense Bulgaristan’ı terketmiş olduklarını söylüyorum, çünkü onlar bizim şimdi sahip olduklarımızı, dinimizi, dilimizi ve mirasımızı korumak üzere yurdunu terkettiler. Biz de bu mirası müzemizde muhafaza ediyor ve büyük bir devlet olan Bulgaristan’ın evlatları olmaktan gurur duyuyoruz.

Reklamlar