Yorum

  Cahil Dehalar

osman buyukkaya Dr. Osman BÜYÜKKAYA

Konu:   Doğuştan Cinlik Merkezi Gelişmiş  Tipler.

Ben bir doktorum ve okuduğum kitaplardan insanın kafasında akıl ve cinlik (kurnazlık) merkezlerinin farklı yerlerde bulunduğunu bilirim. Bulunduğumuz yerlerde, okuma imkanı olduğu halde ilkokuldan sonra okula gitmemiş, daha sonra da hiç kitap gazete falan okumamış, ancak  köy muhtarı hep seçilen örnekleri siz de bilirsiniz. Bu tipler neredeyse en basit toplama ve çarpma işlemi bile yapamaz.

Fakat bu dünya düzeni öyle kurulmuştur ki, bir adamın gerçek yüzü görününce, kirli çamaşırları ipe serildiğinde, halkta merhamet duygusu uyanır ve olaylar beklenenin tersi sonuçlar verir. Böyle örneklere çok sık rastlanmasa da, ara sıra rastlanır.

Adını yazmak istemiyorum, herkesin bildiği, sahte diploma davası Ruse Mahkemesi’nde devam eden, gazetelere düşen, lise diplomasını satın almış HÖH-DPS’li ve Deliormanlı Türk  Belediye başkanı örneği iyi bilirsiniz.

Doğan’ın okula gitmeden aldığı diplomalar, çalışmadan kazandığı paralar istihbarat arşivinden dosya dosya çıkmaya devam ediyor.

Burada dikkat çeken, “varmış vermiş, al demişler almış, gavurun parasına acımak sana mı kaldı” dendiği ya da deneceği değildir. Halk psikolojisi böyledir.

Son zamanda, HÖH yeni başkanı M. Karadayı’nın da “cahil defa” olduğu ortaya çıktı. Yatıp kalkıp “Atatürk” diyor. Bir çamur karıyor da, neresini sıvayacak belli değil. İnsanın bilmediği konuları halk önünde, kürsüden, kalabalık toplantılarda konu etmemesi iyi olur. Çünkü bilmemek suç değildir.

Fakat bilginin azı tehlikelidir. İnsanlar güzel sözler dinlerken yakalanırlar, yanlış yola yönlendirirler.  Bilirsiniz, “40 defa söylenen bir yalana” 41. defa söyleyen bile inanır. Büyük Türkiye ve Türkiye Başkanı Erdoğan aleyhtarlığı sızan HÖH partisinin çöplüğünü şu dönem Karadayı’ya “Atatürk literatürü” ile temizletmek istiyorlar. Bu propagandanın halkımızı etkileme gücü yoktur ve olamaz, çünkü insanlarımız yediden yetmişe 20.yy lideri Mustafa Kemal Atatürk ile 21. yy önderi Recep Tayip Erdoğan’ı çok yakından tanır. Atatürk ile Erdoğan bu Cumhuriyetin en büyükleridir, geçmişi ve geleceğidir. Türk halkının gururlarıdır.

Kurnazlık konumuza devam ederken şu iki noktayı unutmanızı öğüt vermek istiyorum:

* İnsan beynindeki akıl merkezinin gelişmesi  ve seviyesinin yükselmesinin sonu fazilettir. Akıllı insanlar kendine ve halkına faydalıdır. Herkes tarafından sevilen kişilerdir.  Akıl yaşta değil baştadır, diyenlere de hak veriyoruz. Fakat bilgi ve deneyim birikimi çalışmakla, öğrenmekle, izlemekle olur ve sınırsızdır. İyilik yapmanın sınırsız olduğu gibi…

* Cinlik merkezinin kötü yönde gelişmesi ve seviyesinin gelişmesinin sonu  rezallettir. Hele bir de buna mizacından gelen kıskançlık , böbürlenme, cahillik, fitnecilik eklenmişse artık  bu şahsın akıl merkezi kapanmış, cinlik merkezi tam kapasite ile çalışır haldedir. Bunun arkasından da şeytanca amaçlarına hizmet gelir ki, bu vasıfların sahibi sürekli kendisinden korkulan, her an yeni bir bela getirmesinden şüphe edilen iki ayaklı şeytan çarpıntısı biri gibi bir mahlüktur. Onun ne sözüne inanılır ne de dostluğuna güvenilir. O, kale içinde bir sarayda bulunsa ve o sarayın 4 kapısı olsa, bakarsın hiç birinden çıkmaz, fakat bir yolunu yordamını bulur her birinden çıkar gibi görünürdü. Onlar her zaman bir hille düşünür.

Bunları yazmamın sebebine gelince, 24 Nisan Pazar gün saat 10,15’te Sofya’da HÖH-DPS 9. Olağan Kurultayına 15 dakika giren kişinin Ahmet Doğan değil bir mumyası, bir maskelisi, kloğunu olduğunu öğrenmiş olmamdır.

Haber kaynağı da, Nevrekop “Gotse Delçev” belediyesine bağlı “Kornitsa” köyü  Pomaklarından olan ve Doğan’ın değişik kurnazlıklarla defalarca kullandığı Hayruş’tur.

1989’un karşı gecelerinde isimlerimiz geri verilecek, BKP MK Politik Borosu para istiyor gerekçesiyle Hayruş ve arkadaşları 16 çuval para toplamışlar ve Sofya’ya getirmişlerdir. Kuşkusuz ben  bunları  bir dalaverecilik olarak kabul ediyorum, kurnazlık olarak değil. Daha sonraki yıllarda Doğan, ömründe Kuran açmamış, camiye girmemiş, Mevlit dinlememiş biri olan Hayruş’u Bulgar Hükümeti (Diyanetinde) Din İşleri Ajansında İslam Dini Baş Uzmanı olarak atamıştı.

Bu da az geldi, gizli polis ajanı dosyaları açılmaya başlayınca Hayruş “Dosya Amirliği” Genel Merkezinde Türk ve Pomak ajan dosyalarından sorumlu kişi olarak görev aldığı ve okuyup da kafasında tutabildiği gizli bilgilerle soydaşlarını sıkıştırarak susturma ve zorlama işlerine devam etti ve ediyor.  Bunun adı devlet imkanlarından yararlanarak şeytanlık yapmak değil de nedir?

Bunun atasözü de : “Çekirge bir sıçrar iki sıçrar, sonra düşer” olmalı.

Bu son örnek aklımı bir Doğulu komutanın savaş meydanında çevirdiği bir dalavereye sapladı. Hikaye şöyledir:

“Düşmanın saldırısına uğrayacağını haber alan Hükümdar bir hile düşünür. Arpayı suda haşlayıp zakkum ağacıyla karıştırarak bir hayvana yedirir ve öldüğünü görür. Sonra da ordusunu alıp savaş meydanına çıkar. Düşman ordusu göründüğünde bu şekilde hazırladığı  hayvan yiyeceklerini bırakıp  geri çekilir.  Böylece bu zehirli arpalardan yiyen düşmanın tüm atları nalları diker.”

Bu örnek Ahmet Doğan’na aşılanan bir kurnazlığı hatırlatmadı mı size? Türklüğünden vazgeçen birkaç dönek örnek gösterilerek, Bulgar zehri tüm Türklere ve diğer Müslümanlara gün be gün yediriliyor.

Bizim burada gördüğümüz kişisel kurnazlık değil, bir devlet uygulamasıdır. Hem de öyle ki, bize karşı bu hileli durum tırmandırılıyor. Her konuda kurnazlık ve şeytanlığa baş vurularak sonuca ulaşılmaya çalışılıyor. Bu durum genellikle cesaret eksikliğiyle karıştırılıyor.

Bizde son büyük göçten beri adam gibi adam kalmamasından faydalanmaya çalışılıyor. Çünkü gerçeği görebilmek yalnız göz değil bir uyanıklık ve bilgi ister.

Şimdiki durumda, uygulanan kurnazlık  Karadayı’nın “Atatürkçülüğü”, Hayruş’un “Demokratlığı ve Müslümanlığı” gibi bir şey.

Pek tabii ki kurnazlık ve hile olumlu yönde kullanılırsa faydalı olur. Karmaşık ve zor konulara çözüm bulmak, örneğin Cebel Belediye Başkanı Bahri Ömer’in 19 Mayıs şehitlerimizi anma törenlerinde halkımızın siyasi bilincini daha da köreltmek amacıyla meydanda siyasi konuşmaları yasaklaması, sözde kendisinin de üyesi olduğu DOST partisi yöneticilerini halk kürsüsüne çıkartmaması vb. gibi uygulamalar örnek gösterilebilir.

Kuşkusuz bu da olumsuz bir örnektir. Kurnazlık olayları istenilen yöne çevirme işinde de kullanılır. Mesela HÖH partisi Mayıs törenlerinde şehit anıtlarına çelen koymak ve toplantı yapmak için belediyelere dilekçe verdiğini açıklayınca DOST partisinin hemen sızıp bu işlerden vazgeçtiği gibi…

Kurnazlık büyük işleri basite indirgemeyi sağlayan iyi bir araç olabilir.

19 Mayıs Cebel’de politik bir olaydır, İsyan Gününü Anma Yıldönümüdür, bu işi çarşı pazara, tenis, satranç ve futbol turnuvasına  gibi olaylara indirgemek, İsyan Marşını söylemeden, şehitlerin isimlerini anmadan, bir mezar başında bir Fatiha okumadan geçiştirmek, tam bir basitleştirmeye örnek olabilir. 

Sonuca kolayca ulaşma yolu “bu gibi “tilki zekasıyla” açılır. Aslında yalan söyleyen, kurnazlık yapmadan edemeyen insanlar bu işi alışırlar ve bazı balıkların yan gittiği gibi ömür boyu yan giderek toplumu zehirleyip, düşmana hizmet ederler ve bunun en bilinen ismi “hainlik” tir.

Şunu da ilave edeyim. Bulgaristan gibi bazı ülkelerde jurnalcilik, muhbirlik, yalan söyleme, dalkavukluk, rüşvetçilik, tefecilik, kemik yalama, tabak yalama, ele verme, kumar oynama, adamın imanını gevretme, göç etmeye zorlama ve hainliklerin daha bin bir türünün Ceza Kanununda ceza öngören madde ve fıkrası yoktur.

İt ürür kervan yürür.

Cevap aradığımız ödev:

            1) Gizli polis bir adamda cinlik geliştirebilir mi yoksa bu özellik hakikatten anadan doğma bir ayrıcalık mı?

            2) Tanıdığınız “cahil deha” var mı?

Siz sorularım üzerinde düşünün lütfen!

Yeni konumuz:  Hoşt desen köpek kaçar mı?

Share
Reklamlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

8 − two =