Rafet ULUTÜRK
Tarih:28 Temmuz 2021

Bulgaristan’da Generallerin, atanmış başbakan ve bakanlar artık olabileceklerin farkına varabildiler gibi. Bilen zaten bilir, sokak gevezeliği, tutukla salıver, ceza kes, tekmele, kakala, vur şeklindeki gelişmelerden sonra bir de volkan patlaması var. Korkunç bir şey. Hele iktidarda olanlar için. Biz Bulgaristan’da şimdi sanki fasıl arasındayız…

Erken seçim hükümeti olarak 12 Mayıs tarihinde atanan ve hala görev başında bulunan ve yeni hükümet güven oyu alana kadar, anayasa gereği iktidarda kalacak olan Başbakan General Yanev hükümeti, beklemekten kararmış ve buruşmuş yüzlere biraz neşe, azdan az tebessüm ve ümit parlaklığı serpti. Kimse kendisinden bir şey beklemezken sürpriz olarak bir zam paketi açıkladı. Bu sürpriz kime derseniz? Türkiye Cumhuriyetindeki soydaşlarımızı da direk olarak ilgilendirdiğinden hemen anlatalım.

EMEKLİ MAAŞLARINA, ENGELLİLERİN SOSYAL YARDIM ALANLARA VE YALNIZ SOSYAL YARDIMLARLA GEÇİNMEYE ÇALIŞANLARIN HEPİNİZİN GELİRİNE ZAM GELİYOR. EVET İLK DEFA HALKIN FAYDASINA BİR HAREKET

Evet bu kanun onaylandıktan sonra Bulgaristan’da yoksulluk sınırı 390 leva olarak belirlendi. Bulgaristan’da bu emekli maaşını alanların tamamına aylık 390 leva (195 avro) olacak.
Emeklilik maaşı alamayan ve yalnız sosyal yardımla geçinmeye çalışanların aylık geliri ise 170 leva (85 avro) olacak.
Hiçbir yerde çalışmayan yardım maaşı alanların sınırı da 150 leva (750 avro) olacak.
Evet bu iş Ekim ayına kadar çözülecektir inşallah. Çünkü Ekim 2021’de Bulgaristan’da Cumhurbaşkanı seçimi geliyor.

Şimdilik tüm emekli maaşı alanlara her ay 50 leva (25 avro) “Covid-19” salgını için yardımı alanlar bu 50 levayı almaya da devam edecekler. Bu yardımlar da kesilmeyecektir. (Bu bilgiler Türkiye’de yaşayan Bulgaristan’da emekli olanlar için de geçerlidir.) bilginize…

Ayrıca en düşük emekli maaşı üzerinde emekli geliri olan yaşlıların hepsinin emekli maaşlarına Ekim 2021 tarihinden başlayarak % 12.5 zam yapılacaktır.

Türkiye’de, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde veya Avrupa’da herhangi bir ülkede ikamet eden Bulgaristan vatandaşları şu yaz-güz günlerinde fırsat bulup köy veya kasabalarına bir uğrasınlar. Emeklilik, özgürlük yardımı, TELK belgesi ya da hiç geliri olmayan ve sosyal yardımla geçinmeye çalışan soydaş vatandaşlarımız sorunlarını yerinde çözsünler. İşi Bulgaristan’da hal edip, bir Banka hesabı açtırıp master kartınızı alıp Türkiye’de veya herhangi bir ülkeden de çekmenizi ve kullanmanız da serbesttir. Bu sorunu çözülmemiş Bulgaristan vatandaşlarından 150 bin civarında soydaşımız olduğu biliniyor.

2007’den beri Avrupa Birliği ülkesi olan ve sürekli emekliler için Brüksel’den sürekli yardımlar alan, engellilerle yardım alan, fakirlere el uzatılan Bulgaristan’da gelen paraların hepsinin hükümetler tarafından el konularak, iktidarda bulunan zengin dostlar arasında paylaşıldığı ve zenginler daha da zengin edildi. Mafya oligarşi oldu. Bulgaristan vatandaşlarının çoğunluğunun oyları ile 3 defa Başbakan seçilen GERB lideri Boyko Borisov kendi adamlarından başka kimseyi görmedi ve kendi adamlarını tıka basa beslerken kendisi de sonunda balon gibi patladı.

Fakat en ilginç olanı Bulgaristan nüfusunun 2 milyonu emekli, engelli, TELK-li, kimsesiz yaşlı, aldığı parayla ilaçlarını alamayan, huzur evlerinde sürünen, dünya değiştirse cenaze parası olmayanlar vs emektarlarımızın yürekler acısı durumunu hemen gören erken seçim hükümeti BAŞBAKAN YARDIMCISI, EKONOMİ VE SOSYAL SORUNLAR POLİTİKASI SORUMLUSU, ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI Sn. Gılıp DОNEV bu konuda şöyle dedi:

“Avrupa Birliği ülkeleri arasında en fakir olan biz Bulgaristanız. Bunun sebebi, Brüksel’den gelen sosyal yardımların (paraların) şimdiye kadar halka ulaşmamasıdır. Yoksulluk kader olamaz! Avrupa Birliği en yoksul ülkelere en fazla sosyal yardım gönderilmiş ama gönderilen paralar halka ulaşmamıştır. Bu durum, her 6 vatandaştan birinin ruh hastalıkları doktorlarının kapısını çalmasına sebep olmuştur. Burada da durum felakettir. Bu hastanelere son 3 yılda onarım ve araç gereç alınması için devlet bütçesinden bir leva ayrılmamıştır. Sağlık Bakanlığının seyirci durumunda olduğu biliniyor. Ruh hastalıklarından hastaneye girip çıkanların evde tedaviye devam etmesi gerektiği bilinse de, devlet olarak hiçbir şey yapılmadı. Bu arada, Bulgaristan’da toplam 609 ruh hastalıkları hekimi var ve bu sayı da yeterli sayılamaz. Ülkede 16 çocuk ruh hastalıkları merkezi var, ihtiyaç duyulan merkezlerin sayısı 42’dir. Bu konuda 2009’dan beri ülkemizde Bulgaristan’da hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir. Brüksel’den gelen paraların altından girip üstünden çıkılmış, mecliste konuyu açan bile olmamıştır.

Bunlardan sorumlu olan Başbakan Borisov ve hükümettir. Paralar ihtiyacı olan sağlık merkezlerine gönderilmediğinden, ihtiyacı olan vatandaşlara ulaşmadığından, hükümet içinde ve zenginler arasında dağıtıldığından yıldan yıla daha toplum olarak daha da fakirleştik ve yoksullaştık, sağlık durumumuz ve ruh halimiz hırpalandı. Borisov hükümeti yıllarında, Bulgaristan vatandaşları insan gibi yaşamanın adını unuttu. Bu gün okula giden çocukların % 47’si okuma yazma öğrenmeden diploma alıyor, okuduklarını anlamıyorlar, okul yılları boşa gidiyor. Bulgar hükümetlerinin Türk çocuklara anadilde eğitime izin vermemesi, okullarımızı kapatması, memleket nüfusunun yarısını direk olarak etkiliyor. Üst üste toplanan olumsuz nedenler Borisov hükümetine yoksulların güveni tamamen sıfırladı. İç İşleri Bakanı Boyan Raşkov’un ağzından; “bu yılın şubat ayında, Başbakan Borisov’un eş dost şirketlerine 8 milyar 680 milyon leva dağıttığı açıklandı. Bu gerçek doğrudan seçimlere yansıdı. Yoksul kesimden 600 bin kişi oy vermedi. GERB partisi 200 bin oy kaybederken 48 bin oy da Hak ve Özgürlükler Partisi kaybetti. Bu yeni durumda yoksul tabaka HÖH partisini de sefaletten sorumlu tutuyor anlamına geliyor. Hele 2009 yılından beri HÖH milletvekili Dr. Hasan Ademov’un 2 defa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olduğu aylarda, AB’den gelen emekli maaşlarına zamların talan edildiğini görmesine rağmen, susması, gerçekleri yoksullardan gizlemesi, anlaşılır ve sindirilebilir gibi değildir.
Ayrıca her konuda susan HÖH Genel Başkanı M. Karadayı’ya 10 milyon levayı peşin verdikleri de yazıldı çizildi. Yurtdışına 680 milyon avro kaçıran HÖH milletvekili D. Peevski mafya çetesinden biri olan Y. Tsonev “para kokmaz” dese de azdan az da olsa, koku aldığı, aynı grubun gizli üyelerinden daha çok milletvekili olduğu desteklemeleri ile belli oluyor gibi…

Soru: 12 yıllık bu günahları kim ödeyecek?

Bulgaristan’da Adalet kapısı açıldıkça bu konu derinleşecektir. Çünkü bütün Kralların, Prenslerin, Başbakan, Bakan, General ve Komutanların korktuğu bir gerçek vardır. Ezildikçe ezilen, acıktıkça yutkunan, açlıktan midesi sırtına yapışan, nefesi kokan, ısınmak için ancak sırt sırta verip kendi kendine sarılanların uyanışı, ayağa kalkışı ve dirilerek harekete geçmesi çok yakındır. Bunun adına ister evrim, ister devrim, ister dönüşüm deyiniz, ekmek kavgası da diyebilirsiniz, tarihte dünyayı değiştiren her zaman bu dev dava olmuştur. Adına adalet, özgürlük, eşitlik de katabilirsiniz, bu, bir halk davasıdır ve vicdan ışığından güç alıp kendi yol ve yönünü belirleyendir.

Değerli Soydaşlarım,

Yine bu hafta, Sofya Halk Meclise giren 6 siyasi partiden beşi kendi aralarında sözde hükümet kurma konusunda görüş değiş tokuşu yaparken, sizin, bizim ve hepimiz için çok önemli bir gelişme oldu.

11 Temmuz’da 2021 tarihinde kimi seksiyonlarda eski usul, bazı yerlerde seçim makinasıyla, toplam 112 yerde oy verdik, oylarımızı ve Bulgaristan siyasetin katkımızı da % 50 artırdık. Türkiye ile birlikte seçimler 68 ülkede yapıldı. Kalın raporlar yazılmış olacak ki, Bulgaristan Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanlığı ve Sofya Milli Seçim Komisyonu, topu topu 2 milyon 800 bin seçmenin (seçime katılım oranı % 38) oyunu 5 kıtadan toplamak ve hileye meyal vermeden değerlendirmek zor tabii. Bu nedenle bu 2 yüksek devlet kurumu, 46. Meclise başvurarak Seçim Kanununda değişikler yapılmasını, eski usulden vaz geçerek posta usulü ve internet üzerinden oy kullanılmasını – seçim yapılmasını- istediler.

Bunun için çifte vatandaş olup oy kullanma hakkı olan 700 bin civarında soydaşımızın göğsünü gere gere seçime katılmasına kapı aralandı yani ufuk açılıyor. Gerçek demokrasiyi inşallah Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşları da görebilecektir. Bu vatandaşlar da hem oy kullanma hem de aday olma yolları da açılacaktır inşallah.

Önce Bulgaristan Başkentinde veya Türkiye gibi 1 milyondan fazla soydaşımızın ikamet ettiği ve seçme ve seçilme hakkı kısıtlı olduğundan dolayı oyunu kullanamadığı ülkelerde devlet olarak ilk kez YURTDIŞI SEÇİM MERKEZİLERİ açılacak.

Hatırlarsınız BULTÜRK toplantılarında ve yayınlarında böyle bir merkezin kurulmasını www.bghaber.org sitemizde yazarlarımız çok defa yazmıştır. Posta ve internet üzerinden oy kullanılmasını ise defalarca istek olarak Sofya Büyükelçiliği başta olmak üzre Sofya Meclisine kadar iletti.

Demek istediğim bu değişiklik yapılırsa Türkiye’deki oyların tümü, 32 seneden beri olduğu gibi HÖH seçim listesini bu seçimde de yapmaya devam ederse hain Doğan’ın listesine oy gitmeyecektir. Hem gitmeyecek, hem o hiç tanımadığımız milletvekillerini sözde bizim menfaatlerimizi “koruması” için mebus yapamayacaktır. Artık halk gözünü açtı, halkımız www.bghaber.org sitesinden gerçekleri okuyabiliyor. Artık gerçekleri yazabilen halkın haklarını gözeten medya oluştu. Bu medyayı hiç kimse susturamaz, buna kimsenin gücü yetmez.

Bulgaristan’da bu halkın oyları ile çok kötüye kullananlar oldu;
Evet şimdiye kadar her oy için her sene 11 leva,

son 2 yıldan beri de 8 leva olmak üzere çuval dolusu paraları alıp
içki sofrası kuramayacaklardır,

denizde çifter çifter yat alamayacaklar,
52 dairelik Deniz Köşkünden de usul usul çıkmak zorunda kalacaklardır.

Toplum gücünü hissettirecektir ve karşısında olan herkesi cezalandıracaktır. Hiç kimse eskisi gibi at koşturamayacaktır. Bunların hepsini önceden buradan www.bghaber.org sitesinden duyurulacaktır. Halkın sesi hakkın sesi olduğunu hepiniz göreceksiniz.

Bizim soydaş dernekleri ise, seçim önü bir federasyonda veya Konfederasyonda, Türkiye devletinin kanadı altında olan STK’lar bir araya gelerek birleşerek, Sofya’daki YURTDIŞI SEÇİM BÜROSUNA göndereceğimiz oylarımızla hem kendi seçtiğimiz ve bizim sorunlarımızı izleyecek ve çözecek milletvekillerimizi SOFYA PARLAMENTOSUNA EN ŞEREFLİ KOLTUKLARINA oturtacaklardır.

Ayrıca oy başı Bulgaristan devletinden verdiği (örneğin 700 bin oyumuzu posta ve internet üzerinden Sofya’ya gönderebilsek) oy başı 8 leva üzerinden her sene 5 milyon 600 bin levayı Bulgaristan Türkleri için kullanılacaktır.

Bu paralarla Türk anaokulları, ilkokullar, ortaokul ve liseleri, Kültür evleri, sanat merkezleri kurulacak, Türkçe radyo yayınları açacak, haftalık dergi ve gazete çıkartılacak. Hastamızın, mağdurumuzun, engellilerimizin ve muhtaç olanların vs yanında oluruz.

Geleceğimizi örs ve çekiç arasında yeniden döveriz.

Türk kimliğimizi yeniden üretip kanatlandırarak uçurabilmek için en az 500 yeni nesil gençlerimizi üniversitelerde okutup devlete ve topluma katmak zorundayız.

Evet değerli soydaşlar bu fırsat her gün gelmez!

Uyanmak, birleşmek, kenetlenmek ve hakkımızı gelecek neslimizi kurtarmak zorundayız. Bunu yapmak için çok bir şeye değil sadece birlikte hareket etmek yeterli olacaktır. En önemlisi doğru hedefi bulup oraya yürümek yeterli olacaktır. Hedefimiz de gelecek neslimizin çıkarı üzerinde olacaktır…

Bunun için önümüzde bir fırsat var;

İlk hamleyi, birinci turda,

17 Ekim 2021 Pazar gün yapılacak olan, Bulgaristan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımı seçimlerinde atmak zorundayız. Bir Cumhurbaşkanı adayı çıkarmak hakkımızdır. Bu mutlu ve kutlu öz davamızda bir kendimiz öncü olamazsak, kimse bize bir bardak su vermez. Biz dernekler, federasyonlar olarak, özellikle gençlerimizin atılıma hazır halkımızın öncüsü bayrağı olmalıyız.

Bu büyük şahlanışı anavatanımızda gerçekleştirme fırsatı doğuyor ve biz bu fırsatı birlikte kucaklamak ve değerlendirmek zorundayız.

Birinci ödevimiz birbirimizi, tüm seçmenleri bilgilendirmemizdir. Eski hesapları, uğruna masa yumrukladığımız sorunları bir yana bırakıp özellikle bize bir faydası dokunmayan sözde Türk liderlerin sevdasını bir yana bırakıp, daha doğrusu tekmeleyip BÜYÜK DAVAMIZIN yeni sayfasını kendimiz açmalıyız. Açacağız! Açmak zorundayız!

BİRLİK VE BERABERLİĞİN KARŞISINDA ÖLÜMDEN BAŞKA HERŞEYİ YENER.

Özgürlük ve demokrasi kardeştir. Seçme ve seçilme hakkı da bir bütünün iki yanıdır. Bize şimdiye kadar özgürlük verilse demokrasi koklatmadı bile, seçme hakkı tanındı ama seçilemezsiniz dendi. Biz de sabrettik bekledik. Bekleye bekleye özgürlüğün doğarken parladığı güne yaklaştık. Demokrasi hamlelerimiz de beklerken bağrımızda olgunlaştı.

Şimdiye kadar zafer kutlayamamamızın nedeni döneklerin, hainlerin, küstahların, ruhsuzların ve satılmışların arasına düşmemizdir.

Kısaca istediğimi bir örnekle hepinize daha iyi anlatmaya çalışacağım.

Yakın tarihimizde hatırlayacaksınız Demokratik Güçler Birliği (CDC) hareketinin çelimsiz, 11 yıl eşinin köyünde sürgün kalırken soğan çapalayan, sözde bilim adamı Doktor Jelü Jelev vardı. Onu neden sürgün ettiklerini de hala anlayabilmiş değilim. Bir defa “Lenin’in madde tanımında eksik buldum!” demişti. Ardından Lenin’i unuttu. 1985’te çıkan “Faşizm” eserinde, Bulgar totalitarizminin Nazi faşizmine “benzediğini” yazdı ve çok meşhur olmuştu. Bir bilim adamının “insan hakları ve azınlık hakları” konusunda birkaç söz söylemesi ya da yazması gerekmez mi? Amma yapmadı yapamadı.

Ne var ki belki de yüreği cesaretsiz olduğundan dolayı o yazamadı. Oysa aç kaldığında, öfkesi kabarmış, kanı zehirli komünistlerin saldırılarına uğradığında sahiplenen kim di? Evet hep Müslüman Çingenelerin ve Türklerin evlerine saklanmıştı ve bağdaş kurup sofralarına oturmuştu. Neyse geçmiş günler! Fakat onun kurduğu CDC hareketi daha 1991’de sökülmeye, dağılmaya, dönmeye başlamıştı ve 2017’den beri GERB Partisine yapışmış seçim ortaklığı içinde burun buruna nefes alıyorlar.

Ne kadar acı ve utanası bir gerçek değil mi! O yukarıda emekli maaşlarından çalınan 8 milyar 680 milyon leva yolsuzluğunun içinde CDC ileri gelenleri de var. Adamlar “demokrattan liberal” daha sonra da milliyetçi, ırkçı vs oluveriyorlar. Evet görün para ne yaptırıyor adama!

Bu gün ise Parlamentoda hem HÖH partisine karşı konuşuyorlar, hem Deliorman’dan 60 bin Türk oyu aldık diye göbek atıyorlar. Bir türlü anımsayamadım, şu bizim J. Jelev’in CDC “demokratları” Avrupa’nın hangi enternasyonal parti kulübüne katılıyorlar acaba? Bu konuda Avrupa da Arap saçı! Dünyayı Bulgaristan’ı şarlatanlar ve ikiyüzlüler mi yönetiyor? Bilemiyoruz…

Konumuza dönersek, CDC partisinin GERB partisinin koynuna yuvalanması Bulgaristan demokratları için bir ihanet ve dönekliktir.

GERB dağılıyor, sökülüyor ve kendi mezarını kazmaya devam ediyorsa, birinci sebebi yolsuzluklar değildir. Asıl neden halkı ve davayı terslemesi, Türkler başta olmak üzere tüm azınlıkları yalandırması, parti olarak haraç toplayanlar başı olmasıdır. Birlikte yaşama ortamlarını oluşturmaya çalışmamalarıdır. Bu affedilemez. GERB ile CDC de dünya değiştirmek zorundadır! Dünyayı okuyamayan siyasetçiler artık parlamentoya yaklaşmamalıdırlar…

Son günlerde, yeni parti olan “Demokratik Bulgaristan” partisi de balık gibi yan yattı. Bir defa hukuk reformu, anayasa değişikliği, hukukun üstünlüğü, Başsavcı İvan Geşev’in istifaya zorlanması gibi konularda kendi dediklerini kendisi az az ama sürekli değiştirmeye başladı.

Bu partinin yeni usulünün içine Türk düşmanlığı da ekti ve her gün HÖH partisine karşı konuşuyor, Türklerin hükümete katılmasını, yeni kabineyi desteklemesini ve Bulgaristan’ın geleceğinde yapıcı ve olumlu rol oynamalarını istemediğini vurgulayarak belirtiyor.

Bunun nedenlerine inmeye çalıştık ve ne görelim.

11 Temmuz seçimlerinde “Demokratik Bulgaristan” seçime katılan ama meclise giremeyen üçlü faşist popülist güçler sürüsünü oluşturan “VMROBND, NDSB ve Volya” ortaklığını yöneten Karakaçanov, Simyonov ve Mareşki üçlüsünden 80 bin oy almış ve iplerini faşistlere kaptırmış mı bilemiyoruz…

Cumhurbaşkanı Radev, 2021 Bulgaristan’ına “bataklık” demekle haklı, İnşallah bizde de sel olur, batağın bentti yıkılır ve etraf da biraz temizlenir. Olaylara bu açıdan bakıldığında, hiçbir siyasi güçle ortaklık, yakınlık, işbirliği ve kabine kardeşliği istemeyen “Var, Böyle Bir Halk!” partisi yönetimini sanki anlıyorum. Onlarda bataklığa batmadan, denizin üzerinde bir beyaz dalga olmak ve rüzgârın yönüne ve deryanın akıntılarına göre yüzmek istiyorlar. Hayal olarak güzel. Bulgaristan’da şimdiye kadar böyle bir açılım olmamıştı. Denizin kapısı olmasa da belki bir ufuk açar…

Değerli okuyucularım hayat nefes aldığımız kadardır, gerçek olan güzellikler yaşandıkça anlaşılır bu güzel günde birlikte yaşamanın ümidi ile

Kurban Bayramınızı Kutlarız.

Saygılarımla,

 Rafet ULUTÜRK
Reklamlar