Filibeli Abdullah EFENDİ

Tarih boyunca ölüye karşı tüm toplum ve inançlarda saygı vardır. Bunun en bariz örneği Dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi inanç ve topluma gidersek ölüye karşı bir saygının var olduğunu görürüz. Aslında bu ölüye olan saygıdan daha ziyade ölen kişinin toplum nezdinde ve ailesi tarafından sağlığında duyulan saygıdan ötürü, kişi öldükten sonra da ona değer verilir. Ve kişinin arkasından cenaze merasimi yapılır. Bunun ilk örneğini İlk insan ve ilk peygamber olan Hazreti Adem (as)’ın oğullarından Habil ve Kabil’in ilk kavga ve öldürme olayından sonra yaşandığı kutsal kitaplarda anlatılmaktadır. Yine de burada anlatmak ve bilgi tazelemek açısından tekrarlamakta bir sakınca görmüyorum.

Hazreti Adem oğulları Kabil ve Habil’e Allah (cc)’a adak olarak yetiştirdikleri mahsullerden seçip kutsal Tur Dağı’na bırakmalarını söyler. Kabil çobandır. Hayvanlarının içinden en çelimsizini, en zayıfını, en güçsüzünü seçer ve adak olarak Tur Dağı’na bırakır. Habil ise çiftçidir. Yetiştirdiği meyvelerden en irisini, en gösterişlisini, en tatlısını seçer ve Tur Dağı’na bırakır. Allah (cc) gönülden sunulan bu dileklerden Habil’in sunduklarını kabul eder, beğenir. Kabil’in gönülsüz olarak sunmuş olduğu hayvanı kabul etmez. Bu sefer Kabil, Hazreti Adem (as)’a “sen Habil için dua ettin, ayrımcılık yaptın. Onun sunduklarının kabul edilmesini istedin” diyerek sitem eder ve Habil’e kin beslemeye başlar. Ve onu öldürmek, ondan kurtulmak için fırsat kollamaya başlar. İlk fırsatta da öldürür. Lakin Dünyada ilk kez insanoğlu kan dökmüştür. Pişman olmuştur, Kabil. Kardeşi Habil’i öldürdüğüne ne yapacağını bilemez. Bir müddet onu sırtında taşır, saklamak için uğraşır. Lakin yorulmuştur, dinlenmek için oturduğunda bir de görür ki; iki karga kavga etmektedir. Biri diğerini öldürmüştür. Öldüren, yeri kazmaya başlar, gagası ve ayaklarıyla. Öldürdüğü kargayı gömer ve üstünü kapatır. Bunu gören Kabil de aynısını yapar kardeşi Habil’e ondan sonra gelen tüm insanlar ölen kardeş ve yakınlarını cenaze töreni ile gömerler.

Buraya kadar insan oğlunun neden gömüldüğünü din bakımından anlatmaya çalıştık dilimiz döndüğünce. Şimdi de nasıl ve ne şekilde gömülmemiz gerektiğini anlatmaya çalışalım. Gönderilen Tüm semavi dinlerde ölünün yıkanıp, kefenlenip defin işlemi gerçekleştirilir. Müslümanlar cenazelerini daha çok kefenleyerek gömerler. Yahudiler de de yaklaşık olarak aynıdır. Lakin Hristiyanlar cenazenin yani ölen kişinin sağlığında en çok kendisine yakıştırdığı giysilerle uğurlarlar. Bu da onların kendi inançlarıdır.

Sıra onların mezara konulma şeklinde geldiğinde de durum yine aynıdır. Müslüman mezarları baş kısmı güneydoğuyu yani Kıble’yi gösterir. Kıble Mekke’de bulunan Beytullah’dır. Hristiyanların ise baş kısmı güneybatıyı yani Kudüs’ü gösterir. Aralarında yaklaşık 20 derecelik fark vardır. Lakin Bulgaristan’da bulunan Türk ve Bulgar mezarlarının hepsinin yönü Kudüs’e dönüktür. Burada çok büyük bir çelişki ve bariz hata vardır. Bu eğer hata ise bir an önce düzeltilmeli, yok eğer hata değil de kasıt varsa Müslüman-Türklerden özür dilenmeli ve bir an önce Müslüman mezarları gerçek yönlerine çevrilmelidir.

Ayrıca Türk-İslam toplumlarında hiçbir zaman Hristiyan, Yahudi ve Mecusiler Müslüman mezarlıklarına gömülmemişlerdir. Türk-İslam toplumlarında Müslümanların mezarlıklarına “Kabristan” Hristiyan, Yahudi ve diğer inanışta olan insanların mezarlıklarına da “maşatlık” denilmiş ve ayrı mezarlıklara defnedilmişlerdir.

Dünyanın hiçbir yerinde ki Müslüman mezarlıklarında mezar taşlarında “resim, şekil” gibi süsler bulunmamış. Sadece ve sadece güzel anlamlı sözlerle, ayet ve dualar bulunmaktadır. Son zamanlarda Bulgaristan’da ki Türk-Müslüman mezarlarında Hristiyanların mezarlarında bile ender şekilde rastlanan resim olayları baş göstermiştir ki; bu Türk-İslam çizgisine uymamaktadır.

Bulgaristan’da bulunan Müslümanların bir an önce bu hatadan döneceklerine tüm kalbimle inanıyor. Bulgaristan Türkleri’nin geçmiş Ramazan Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum.

Esenlikle kalın. Allah’a emanet olun.

Paylaşınız

Reklamlar