Yorum

Bulgaristan’da Liderlik -9-

Türk Komünistlerin Konferansı

1946’nın 9-10 Şubat günlerinde 93 Türk komünist Sofya’ya toplanarak bir milli konferans gerçekleştirdi. O zaman Komünist Partisi MK “Azınlıklar Şubesi” başkanlığına Radko Vidinskiyi atanmıştı. Konferansta yaptığı konuşmada o şöyle demişti: “Türk ahalisinin kendisini tamamıyla hür hissetmesi, ulusal bakımdan gelişmesi, milli mensubiyetini, kültürünü, dinini kaybetmeden ülkemizde rahat yaşaması için gerekli şartları yaratacağız.” Delegeler, Türkçe milli gazete çıkarılması, işçi kursları açılması, Türkçe kitap basılması vb önerilerde bulundu.

BİP (k) Türklerle ilgili kararları.

Değişikliklerin başında Bulgaristan İşçi Partisi (komünistler) Türk azınlıkla çalışmalara ilişkin şu kararları almıştır.

  • BIP (k) Türk teşkilatları kurulmamalıdır.
  • VC komitelerinde Türk şubeleri açılmalıdır.
  • VC Ulusal Konseyi Türkçe gazete çıkarmalıdır. (“Işık” gazetesi çıktı.)
  • Devlet Türk okullarının masraflarını üstüne almalı. Okullarda devlet ders programı uygulanmalıdır.
  • Türk okullarına atanacak Bulgar öğretmen kadrosu hazırlanmalıdır.
  • “Nüvvap” okulu düz liseye çevrilmelidir.
  • “Faşist” müftüler azledilip tevkif edilmelidir.
  • Türkler arasında devlet organlarının çalışmaları iyileştirilmelidir.

Aynı ruhta hazırlanan ve 4 Aralık 1947 tarihinde Büyük Halk Meclisi tarafından kabul edilen yeni Anayasa’dan Türk kimliğimizi ve Türk azınlığı olduğumuzu tanıyan birkaç alıntı vermek istiyorum:


“Bulgaristan parlamenter bir Halk Cumhuriyetidir. Ülkedeki azınlıklar halk cumhuriyetinde yaşamaktan mutluluk ve kıvanç duyduklarını dile getirmektedirler. BHC’nin bütün vatandaşları kanun önünde eşittir. Milliyete, menşee, dine, maddi duruma dayanan hiçbir ayrıcalık tanınmaz. Irkçılık, ulusal veya dini düşmanlık yaratma çabaları kanunlarca cezalandırılır. (Bu madde bizim için çok önemlidir. Hiçbir kimse Türk’e Türk’sün diye kötü bakamaz, medeni ve siyasi haklarını sınırlandıramaz, biz de bir Bulgar kadar hakka ve yetkiye sahip olabileceğiz.)

Azınlıklara özel haklar tanınmıştır. Madde 79:

“Vatandaşların anadillerinde eğitim hakları vardır. Eğitim dünyevidir, demokratik ve ilerici bir ruh taşır. Milli azınlıkların, anadilinde okuma, ulusal kültürlerini geliştirmeye hakları vardır. İlköğretim zorunlu ve parasızdır. Okullar devletindir. Sadece ayrı bir kanun ile özel okullar açılabilir. Bu okullar da devletin denetimi altında bulunurlar. Eğitim hakkı, okullar, öğretim-eğitim kurumları, üniversiteler vasıtasıyla, öğrencilere burs vermek, yurt sağlamak, yeteneklere yardım etmek ve özellikle de teşvik etmek suretiyle teminat altına alınır.”

1947 Anayasası Bulgaristan Türklerini “milli azınlık” olarak tanımıştı.

Bu gibi olumlu gelişmeleri kaydetsek de, Bulgar devlet makamlarının Bulgaristan Türkleriyle ilgili ikiyüzlü siyaset uyguladığını yakın ve uzak geçmişimiz hepimize defalarca kanıtlamıştır. O yılların lideri ve Moskova’nın Bulgaristan’daki bir no’lu yetkilisi Georgi Demirtok’un BİP’nin 18 – 25 Aralık 1948’de yapılan tarihsel V. Kongresi’nin kapanış konuşmasından şu alıntı Türkler tarafından asla unutulmamıştır:


“Sizlere aramızda kalmak şartıyla bir şey söylemek isterim. Önümüzde büyük bir mesele var. Mesele Güney sınırımızda aslında Bulgar olmayan bir ahalinin bulunmasıdır. Bu memleketimiz için daima bir yaradır. Parti ve hükumet olarak bizim önümüzde bu halkı oradan atmak, başka yere değiştirmek, sınır boylarına ise bizim kendi halkımızı, Bulgarları yerleştirme vazifesi durmaktadır.”

Kuşkusuz bu zihniyetle 1946-1949 yılları arasında Bulgaristan’ı yöneten G.Dimitrov, 1950 yılında 156 bin 410 kardeşimizin Türkiye’ye kovulmasına neden olduğunu açıkça söyleyebiliriz.

Daha önce de defalarca taşa vuran Bulgar hükumetlerinin Türklerden kurtulma politikası, 1951’de de duvara toslayınca, Türk azınlığı siyaseti kökten değişerek, Türk azınlığının eğitim-öğretim, kültürel düzeyini yükseltme kapısı aralanıyor. Türkleri yönetme siyaseti ilk kez strateji oluyor ve BKP, gençlik örgütü DKGT, VC gibi üst düzey siyaset kurumlarında “Türkler Arasında Çalışma Şubeleri” açılıyor. Haskovo, Şumen, Rusçuk, Razgrad BKP İl komitelerinde de böyle şubeler açılıyor. Başkentte ve illerde Türkçe gazete ve kitaplar çıkarılıyor. 5-10 Türk genci askeri akademilere dahi alınıyor.

1951-1952 yılından başlayarak Türk gençler için üniversitelerde özel kontenjan ayrılıyor. Türk okullarının sayısı 987’ye yükseliyor, 2 437 öğretmen 88.600 Türk öğrenciye ders veriyor. 5 yıl sonra Türk okullarının sayısı 1 144’e ve öğrenci sayısı da 94.343’e çıkıyor. Aynı zamanda 6 bağımsız Türk Lisesi ve Bulgar liselerinin bünyesinde 9 Türk şubesi açılmıştı. Türk lise öğrencilerinin sayısı 2 690’dı. Yüzlerce Türk öğrenci 3 bağımsız Türk pedagoji okuluna ve üniversitelerde çeşitli fakültelere yazıldı. Her yıl 350 genç öğretmen diploması alırken, 400 genç de Sofya üniversitesinin Türk Şubelerinde okuyordu. Sofya, Stara Zagora ve Varna radyoları Türkçe yayına başlamış, Şumen, Rusçuk ve Haskovo’da Türk tiyatroları sahne açmış, ekonomi, sağlık ve diğer alanlarda da köklü değişikliklerle Türkler Bulgar devletinde değişik görevlere katılıyordu.

İşte böyle bir ortamda Bulgaristan Türklerinin bu uyanış ve dirilişini yönetecek bir lider ihtiyacı belirdi. Azınlıklar Bakanlığı kurulsa da olurdu. BKP MK’sinde “Azınlıklar Şubesi” milli çapta yönetimi ele aldı.


AZINLIK ŞUBESİNİN İLKİ ALİ RAFİEV’Dİ

Bu şubede 1951’de göreve atanan ilk “önder” Ali Rafiev’tir. 1926 doğumlu Silistre’li olan A. Rafiev, Moskova’da SBKP MK Akademisinde okumuş, Marksist Leninci teoriyi ve Sovyet pratiğini iyi bilen saygın bir yöneticidir. Bulgaristan’da Türk kimlikli aydın yetiştirilmesine, Türk olarak uyanışımıza, kültürel dirilişimize ve geleneklerimize dönerek örgütlenmemize öncülük ederken halkımızın takdirini de kazanmıştır.

Türklere kimlik ve azınlık haklarını tanıyan önder Vılko Çervenkov’un 23 Nisan 1956’da görevlerinden uzaklaştırılması ve Todor Jivkov’un parti, hükümet ve devlet yönetimini elinde toplamasıyla Türk azınlık içinde büyük hayal kırıklığı yaşandı.

Ali Rafiev’ten Türk ahalisi arasında parti çalışmaları konulu tezler istendi, fakat hazırlanan tez kabul edilmedi. Öne konulan yeni savda, Bulgaristan Türklerinin Anadolu’da yaşayan Türklerin bir parçası değil, Bulgaristan halkının kopmaz bir parçası olduğu, Vatanının da Türkiye değil, Bulgaristan olduğu vurgulanıyordu. Partinin Türklerin fikrini almadan hazırladığı tezler uygulamaya konunca, Türk okulları süratle kapandı. Türk liseleri ve pedagoji okullarından sonra 1959/1960/1961 ders yıllarında Türk ilkokulları ve rüştiyeleri de Bulgar okullarıyla birleştirilmek suretiyle kapatılmış oldu.

Türk İlkokulları ve rüştiye ortadan kaldırıldı. Bir hamlede 1156 Türk İlkokulu ve rüştiyesi ortadan kaldırıldı. 105 000 Türk çocuğu, 6 337 pedagoji ve liseli genç tüm dersleri Bulgarca okumaya zorlandı. Sofya Üniversitesi Fakültelerindeki Türk Şubeleri kapandı. Birkaç yıl sonra Türk dili programdan atıldı. Bu duruma isyan eden Ali Rafiyev “milliyetçi” ilan edildi, partiden atıldı, tarım kooperatiflerinde işe sürüldü. Mahkemeye verilmeden idam cezasına çarptırılan bir halk önderiydi. İyi ki 1969’da SSCB Yüksek Şura Başkanı (Cumhurbaşkanı) Nikolay Podgorni Bulgaristan’ı resmi ziyarete geldi de, Moskova SBKP Akademisinde birlikte okudukları dostu Ali Rafiyev’i sordu, görüşmek istedi ve gerçekleri öğrenince müdahale ederek Rafiev’i görevine iade ettirdi. Görevine iade ettirseler de ona artık güven kalmamıştı.


Fakat komünist partisinin Türk kimliğine, dil, din, kültür ve geleneklerine, yaşam tarzına saldırıları arasız devam ederken, A. Rafiev dayanamadı. Sofya’da vefat etti ve mezarı Sofya “Bakırena Fabrika” kabristanlığının 6. Paftasında bulunuyor. Fakat Ak Kadınlar (Dulovo) köylerinde yaşayan kız kardeşinin eşi ve oğlu zulümden Türkiye’ye kaçarken yakalandıktan sonra Sofya Merkez Hapishanesinde yargısız idam edildiler ve küllerinin nereye savrulduğu kimseler bilinmiyor.

Ali Rafiev, Bulgaristan Türkleri liderleri arasında ne ilk ne de son şehidimizdir. Totaliter zulüm koşullarında özündeki hedefte lider olmak olan büyüklerimize böyle kıyılmışlardır.

Mezar taşlarını okuyunuz. Hepsinde “El Fatiha” yazar. Yani, “Buradan geçerken Fatiha’yı ihmal etmeyiniz, bir Fatiha okumayı çok görmeyiniz”,derler..

Bundan 5 yıl önce, Ali Rafiev’in ölümünün 10. Yılında, “BULTÜRK” derneğinin Sofya temsilcimiz Hikmet Efendiev’in önderliğinde Sabri Alagöz ve Albay Şevket Feyzullov birkaç arkadaş kabrine ziyarete gitmişlerdi. Bundan sonra her sene de bunu yapmaktalar. Mezarı başında kuran okutmuşlardı ve ruhuna Fatiha okumuşlardı. Ayrıca da Bulgaristan Türk aydınları adına ebedi saygı çelengi de koymuşlardı. Ölüm elbet bir gün hepimizin kapısını çalacak. Allah’ın takdiri nasıl uygun görmüş ise öyle göçüp gideceğiz buralardan. Büyümüze dualarımızla her zaman onun yanında olacağız.Bizler de kendisine ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet dileriz. Rabbim tüm şehitlerimizin mekânını cennet eylesin.

Devam edecek. Ellerinizi yıkama ve mesafe koruma kurallarına lütfen uyalım.


Yeni 2022 yılınız kutlu olsun. Tüm okuyucularıma sağlık ve bol kazançlar dilerim. Teşekkürler.

Devam edecek

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

two + six =